Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 8 dk.
Sayfa Sayısı:
428
Basım Tarihi:
2022
İlk Yayın Tarihi:
Eylül 1964
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Orijinal Adı:
Herzog
ISBN:
9789750533839
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·428 syf.··
2025 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 13:19
Bellow, hikayesine Berkshires’de bir yaz ortasında başlıyor. Kahramanımız Herzog evliliği dağılmış ( birden fazla evlilik) insanlara ve içinde bulunduğu hezeyanlarla baş edemeyen orta yaşlı, Don Kişotvari 1960’ların Amerika’sında bir Yahudi adamın hayal kırıklıklarıdır. Kahramanımız hakkında farkına varmamız gereken onun toplum karşısında yabancılaşmış bir birey olmasıdır. Huzursuzdur, sürekli bir yerden bir yerlere durmadan taşınır. Romandaki aksiyonun çoğu kahramanımızın rahatsız bilincinde gerçekleşir. Bitmek bilmeyen mektuplar yazar arkadaşlarına akrabalarına ve devlet başkanlarına. Mektuplarında düşüncelerini , endişelerini dile getirken yer yer dönemin siyasilerine akıl verecek kadar da entelektüel ve altmışların aydın ve politik bir adamıdır. Herzog’un mektupları ve notları sorunlarını açıklama çabalarını ayırt etmeleri açısından son derece önemlidir. Bazıları Polonyalı metresi Wanda, Dr. Emmerich ve Dr. Edving gibi tanıdığı insanlara yazdığı uzun mektuplardır; diğer notlar ise tüm romanın perspektifinde bazen anlamlı bazen de anlamsız ifadeler ve alıntılardır. Böyle bir ifade TUTTO FA BRODO’dur. Yani her şey çorbaya dönüşür ifadesinin de ima ettiği gibi, insan hayatı korkunç bir güveçtir. Saul BELLOW’un Moses HERZOG’u “keder, efendim, bir tür tembelliktir” ve yine de tüm kederin ortasında entelektüel bir umutla varolma çabasının savaşını veriyor yel değirmenlerine karşı savaşarak
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
Puan vermedi·428 syf.·
2025 17. kitabı
Aileniz, İş arkadaşlarınız, patronunuz, eşiniz.. hepsi size bir rol biçiyor, onu oynamanızı istiyor. Eğer bu rolü hakkıyla oynarsanız ne âlâ, oynayamazsanız “başarısız” damgasını yiyorsunuz. Herzog da o rolü oynamayanlardan. İki kere evlenip boşanmış başarısız bir eş o, çocuklarının velayetini alamayan başarısız bir baba. Çalışmalarını tamamlayamamış başarısız bir profesör. Kendine biçilmiş rolleri oynayacağım diye çabalarken kim olduğunu unutmuş binlerce parçaya bölünmüş bir benlik onunkisi. Zihni karmakarışık. Önce sonra şimdi yok. Bir zihnin girdabında sürükleniyorsunuz. Evet o karadelik gibi sizi içine çeken tüm o düşüncenin tam ortasındasınız. Demem o ki yazarımız bilinç akışı tekniğinin hakkını vermiş :) Dönelim Herzog’a. Herzog’unki bir bulantı. Her şeye yabancılaşmış, yıkılmış bir birey o. Filozofları okuyor onlara mektuplar yazıyor, belki böylece kendini var etmeye çalışıyor. Zygmunt Berman postmodern birey için “parçalanmış birey” tanımını yapar. Ona göre zaman hiç bu kadar muğlak olmamıştır. İşte Herzog kendini tekrar inşâ etmeye çalışan o parçalanmış, yıkılmış inanç değerlerini kaybetmiş bir birey. Bu yozlaşmış dünyada, ikiyüzlü ahlak anlayışının hüküm sürdüğü toplumda, kendini tekrar inşa edebilecek mi? Bu yalnızlığına çare bulacak mı? Okuyup görünüz efendim :)
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
errrrrrkeklik ve mektuplar
Puan vermedi·
yüz elli sayfa kadar okudum. gerçek hayatta sürekli dinlemiyormuş gibi kitap olarak da seks manyağı entel erkeklerin sinik düşüncelerini okumak istemediğimden bir noktada bırakabilirim gibi görünüyor. içeriğine rağmen biçimi ise tek kelime ile muazzam. mektup yazma işini hiç deneyimlememiş bir kuşağın çocuğu olmama rağmen canım oturup, herkese mektup yazıp, hiç göndermemek çekti.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
Herzog
Puan vermedi·428 syf.··
2025 20. kitabı
Bellow’un en çarpıcı tarafı, düşüncelerin akışını olduğu gibi bırakması. Herzog bir anda felsefeye dalıyor, sonra kırgınlıklarına, ardından çocukluğuna… Bu sıçrayışların hepsi bir bütünün parçaları gibi insan zihninin gerçek hali zaten böyle değil mi? Roman tam da bu yüzden sahici Düzenli değil, ama dürüst. Herzog’un hayatındaki kırılmalar düş kırıklıkları, yanlış seçimler, kaybedilmiş ilişkiler romanın dramasını değil, onun insanlığını kuruyor. Okurken bazen kızıyorsun, bazen üzülüyorsun, bazen de “ben de böyle hissetmiştim” diyorsun. Çünkü Herzog’un karmaşası bize çok tanıdık. Kitabı benim için özel yapan şey şu: Herzog büyük bir hikaye anlatmıyor, büyük bir zihin gösteriyor. İnsanın kendi içinden geçirdiği her cümlenin aslında bir mektup olabileceğini, çoğunun da asla gönderilmeyeceğini hatırlatıyor. Son sayfayı kapattığımda hissettiğim şey, bir insanın kendi iç sesini affetmeye başladığı o hafiflikti. Herzog, tam olarak bunu anlatıyor Dağınık olsak da, kırılmış olsak da düşüncelerimizin karması bile yaşadığımızın kanıtı. 10/10
1000Kitap
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
Puan vermedi
Sırf "sıkı okur" olmak için gereken 3 inceleme şartından dolayı yazıyorum bu incelemeyi. Kestirmeden kitaba gelecek olursam. Kitabın konusu: Boşanmış ve aldatılmış bir adamın hezeyanlarını ve sorgulamalarını görüyoruz. Bu sorgulamalar hayatını bu noktaya getiren eski anlayışlarına ve inançlarına dönük. Hayatını belirlediği idealler doğrultusunda, idealist temellere dayandırarak anlamlandıran bir adamın, hayatın gerçekleriyle yüzleştiğinde ideallerini sorgulamasıda diyebiliriz yaşadığına. Bu sorgulamalar neticesinde çıkardığı sonuçlar şunlar: *İnsan grotesk bir varlık ve gerçeğin ancak kötülüğü görünür kıldığında, kötü olduğunda gerçek olduğu. *İnsanın iyimserliğini korumasını sağlayacak her tesellinin, nasihatin anlamsız ve faydasız oluşu. İnsanın ancak anlamsız ve kötü olan dünyada, kötümserliğini iyimserliğine baskın tutarak ve kötülüğe katlanma ölçüsünün büyüklüğü ile yaşayabileceği. *Böyle anlamasız bir yaşama anlam verebilmenin tek yolunun, topluma faydalı olmak, toplum için bir şeyler yapmakla mümkün olduğu... Gibi... Kitabı okuyalı çok oldu ama bitirdikten sonra yaşadığım his hala aklımda. Okumayı düşünenlere şunu söyleyebilirim, bitirince dolu dolu bir kitap bitirdiğinizi hissediyor, tatmin oluyorsunuz. Ben böyle hissetmiştim, belkide abartıyorum, bilemiyorum :)
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
Puan vermedi·428 syf.··
2026 12. kitabı
Eşinden ayrılmış, bunalımlardan bunalım beğenen akademisyen Moses Herzog’un hikâyesini; yazıp göndermediği mektuplardan, sitemlerden, bazen bir felsefe dersinden, bazen de insanın kendi kendine açtığı yaralara tutulmuş bir aynadan dinliyoruz. Roman, ihanetin bıraktığı boşluğu yalnızlıkla değil, düşüncenin kıvrımlarında gezinerek doldurmaya çalışan bir ruhun portresini çiziyor diyebiliriz. Herzog'un kırgınlıklarını abartısız ama derin bir sıcaklıkla dinlerken, okur bu çalkantının içinde boğulmak yerine tuhaf bir yakınlık hissedebiliyor adamımıza. Madeleine’in bıraktığı gölgeyle Ramona’nın sunduğu ışık arasındaki salınım, Herzog’un hayatı yeniden anlamlandırma çabasına ince bir gerilim de katmıyor değil. Roman için; sitemden anlayışa, öfkeden sükûta doğru ağır ağır ilerleyen bir sağaltma çabası diyebilirim.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
Spolier içermeyen bir inceleme
5/10
·428 syf.··
2024 21. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2024 23:05
Kitaba webde gezinirken kısa bir videoda rastladım. Konusu ilgimi çekmişti, nitekim aldım ve başladım okumaya. Bu kitabın zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Senaryo olarak akıcı değil ancak benim için temel zorluk bu değildi. -Zaten kitapta olay akışı olarak pek bir şey olmuyor.- Kitapta sık sık ortalama bir insanın hakim olamayacağı konulardan bahsediliyor. Karakter belirli bir bunalım seviyesine ulaştıktan sonra haliyle bir patlama yaşıyor ve habire aklına esene -içinde birikmişlerle veya anlık düşüncelerle- mektup yazıyor. Örneğin bir anda bir akademisyene yazdığı hiçbir fikrim olmayan konular hakkında mektuplar beni bunalttı bu kitapta. Yer yer araştırmaya girişsem de bir süre sonra atlamakla yetindim. Bu eleştirim asla kitabın kalitesine yönelik değil. Modern zamanın gündem konularında, felsefik ve sosyolojik konularda yüklü olmayan sıradan bir edebiyatsever iseniz Herzog size ağır gelebilir. Bunun dışında genel itibariyle beğendim. Modern yaşamın konuşulması pek tercih edilmeyen çirkin ayrıntılarına cesurca değinilmiş. Amerikan edebiyatı hissini ilk andan itibaren hissettim. Beni güldüren kısımlar oldu. Sonuç olarak benim için çok verimli bir okuma deneyimi değildi. Değerli bir eser ancak benlik değilmiş.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2022215 okunma
Puan vermedi·482 syf.··
2021 51. kitabı
Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Saul Bellow’un başyapıtı kabul edilen Herzog, okuması pek kolay olmayan ancak özellikle felsefeyle harmanlanmış kurgulardan hoşlanan okurları fazlasıyla tatmin edecek bir roman. Bellow, oldukça zeki ve donanımlı bir yazar, bunu kitabın her satırında hissediyorsunuz ve bu satırları sindirmek için okurun da belli bir birikime sahip olması gerekiyor zira kitapta Heidegger’dan Comte’a, Rousseau’dan Kant’a birçok düşün insanından ve teorilerinden bahsediyor. Herzog, eşi tarafından yakın zamanda terk edilmiş, toplumla da uyum sorunu yaşayan bir entelektüelin hezeyanlarını anlatıyor. Oldukça öfkeli, başta eşi olmak üzere dünya düzenine, topluma, çarpık adalet sistemine, kısacası her şeye ve herkese öfkeli bir entelektüelin zihninde kayboluyorsunuz kitabı okurken. Bu öfkesini, göndermediği ama çeşitli insanlara ya da makamlara yazdığı mektuplara kusuyor Herzog metin boyunca. Bu açmazlarından bir akademisyen olarak mesleki donanımı ve bilimsel bilgi birikimiyle çıkamaması, 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyada bilime şüpheyle bakılmasının yaygınlaşması konusuyla Homo Faber’i anımsattı bana. Ne kadar entelektüel olursa olsun, insani dertlerin sıradanlığını ve aynılığını fark edip, gündelik hayatını bildiği bilimsel doğrularla yönetemeyen Herzog’u anlatırken elbette Heidegger’a da selam göndermiş Bellow. Herzog’un bu ‘kaybolmuşluğu’ biraz Bellow’un Yahudilerin tarihine de göndermesi. Zaman zaman yorsa da özellikle okuduktan sonra beni daha çok etkisi altına aldığını fark ettiğim, önemli bir eser Herzog. Kafanızın sakin olduğu bir zamanda okumanızı öneririm.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
9/10
·482 syf.·
Beğendi
·
2021 129. kitabı
Herzog, yoğun, çok katmanlı ama okuyucuya çok şey vadeden bir roman. Entelektüel bir adamın içine düştüğü bunalımı, çaresizliği ve debelenmeyi çok iyi anlatmış yazar. Ağır kitaplar sevenlere önerimdir. Selamlar saygılar...
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
Bizler bu çağın felaketzedeleriyiz...
8/10
·482 syf.·
2024 135. kitabı
~~~Aynı anda hissetmek ve hissetmemek, olmak ve olmamak zorundasın. Hem varsın hem de yoksun. Ve hayatındaki insanlar bir bir gelip sana bakıyorlar. Annen. Baban. Sevdiğin ya da nefret ettiğin herkes~~~ Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Saul Bellow 'un romanı "Herzog" yitirmek, davranış ve düşünceler üzerine bir komedi sayılmaktadır. Bu roman bütün açık düşünselliğine rağmen formülleştirilmiş anlamlar sunmaz. Bunun yerine Herzog, bir bütün olarak işlev görür, Herzog karakterinin hem iç sıkıntılarını hem de mizahi yolculuğunu insanın özgür iradesinin sınırlarına dair daha büyük bir incelemenin parçası olarak görmemiz gerekir. ~~~bütün insanlara aradıkları şeyin onda olduğunu hissettiriyor. Kurmaz olanlar için kurnazlık. Sıcakkanlı olanlar için sıcaklık. Kaba tipler için kabalık. Üçkâğıtçılar için ikiyüzlülük. Zalimler için zulüm. Yüreğin ne arzuluyorsa. Bütün sistemlerde dolaşabilen duygusal plazma~~~ Aldatılmış akademisyen Moses Herzog nevrotik derecede huzursuzdur, bu durumu, bugünün ve geçmişin büyük ve iyi insanlarına yazdığı gönderilmeyen mektuplarda ortaya çıkar. Hayatı etrafında giderek parçalansada- bir yazar ve öğretmen olarak, bir baba olarak başarısız olmuş Herzog kendini hem kendi özel felaketlerinin hem de çağının felaketlerinin kurtulanı olarak görmektedir. Arkadaşlarına ve düşmanlarına, meslektaşlarına ve ünlü kişilere gönderilmemiş mektuplar yazarak, etrafındaki dünyaya dair alaycı algısını ve kalbinin en derin sırlarını ortaya koymaktadır. Okur olarak Herzog'un kendisini bu hale getiren olaylar üzerine düşüncelerini takip ederiz. Herzog'u, kanlı bir intikam almaya yönelik beyhude girişimi için Chicago'ya giderken fiziksel olarak da takip ederiz. Kendisinden bekleneceği gibi, intikam almak yerine ruhsatsız silah taşımaktan tutuklanır. Ancak bu arada hayatında bir
1001KitapOkumalarım
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma

Yazar Hakkında

Saul BellowYazar · 12 kitap
10 Haziran 1915'te, ailesinin kısa bir süre önce Rusya'dan göçerek yerleştiği Kanada'nın Quebec şehrinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle beraber bu sefer Amerika'ya, hayatının büyük bölümünü geçireceği ve roman ile hikayelerinin büyük kısmının ana mekanı olan Chicago'ya göç etti. Babası soğan ithalatçılığı yapıyordu. Çok küçük yaştan itibaren kitap okumaya meraklı olan Bellow, bir röportajında söylediğine göre, Tom Amca'nın Kulübesi'ni okuduğunda yazar olmaya karar verdi. Chicago Üniversitesi'nde başladığı İngiliz Edebiyatı eğitimini iki sene sonra yarıda bırakarak, Northwestern Üniversitesi'nin antropoloji bölümüne geçti. Antropoloji eğitiminin edebiyatı üzerindeki etkisi pek çok eleştirmen tarafından vurgulanmıştır. Bellow romancılık kariyerinden önce geçimini bir süre gazete ve dergilere kitap eleştirileri yazarak sağladı. İlk romanı Boşlukta Sallanan Adam 1944'te, ikinci romanı Kurban ise 1947'de yayımlandı. 1948'de aldığı Guggenheim bursuyla iki sene Paris'te ve başka Avrupa şehirlerinde kaldı. Asıl başarı ve ünü bu iki yıl içinde yazmaya başlayıp 1953'te yayımladığı ve yayımlanır yayımlanmaz prestijli Ulusal Kitap Ödülü'ne değer bulunan Augie March'ın Maceraları ile elde etti. Bu renkli, dopdolu ve grotesk roman, teknik anlamda olduğu kadar "Amerikalılık" kavramına getirdiği yeni yorumla da birkaç nesil Amerikan yazarını derinden etkilemiştir. Bellow'un en önemli edebi mirasçılarından, İngiliz romancı Martin Amis'e göre Augie March o hep sözü edilmiş ama bir türlü kimse tarafından yazılamamış olan "büyük Amerikan romanı"dır. Philip Roth'a göreyse Bellow kendisinden sonraki "göçmen" Amerikalı yazarlar için "edebi Kristof Kolomb"dur ve Augie March'la "Amerikan edebiyatı nasıl yapılır" sorusunun cevabını keşfetmiştir. Bellow Augie March'ın Maceraları'nın ardından, 1956'da çok daha farklı, çok daha kısa ama bir o kadar güçlü olan dördüncü romanı Günü Yaşa'yı yayımladı. Bu kitapta Augie March'ın tam zıddı karakterde bir kahraman olan Tommy Wilhelm'in bir gün içinde yaşadığı ruhsal çöküntü anlatılır. 1959 tarihli Yağmur Kral Henderson Bellow'un 1960'lardan 2000'lere kadar yazacağı kitapların tema ve yapılarının habercisi olarak görülebilir. Bellow'un "hayatın anlamını arayan erkek entelektüel kahraman"larının ilki olan Eugene Henderson, içinde bulunduğu ruhsal bunalımdan çıkış yolunu Afrika'ya gitmekte bulan çılgın ve mutsuz bir milyonerdir ve aralarına katıldığı yerli kabilelerinden biri tarafından "Yağmur Kral" ilan edilir. Bellow'un beş senede yazdığı ve 1964'te yayımladığı en büyük kitabı Herzog'un kahramanı Moses Herzog da tıpkı Eugene Henderson gibi bir orta yaş krizinin, entelektüel ve psikolojik bir bunalımın içinden hitap eder okuyucuya. Ailesi darmadağın olmuş, akademik hayatı çıkmaza girmiş Herzog, ailesine, arkadaşlarına ve ölmüş ya da yaşayan ünlülere hiç göndermeyeceği mektuplar yazar ve dünyayla, tarihle, kendi hayatıyla ve hayal kırıklıklarıyla ilgili sorular sorar, özürler diler, şikayet eder. Bu kitapla Bellow ikinci defa Ulusal Kitap Ödülü'nü kazanmıştır. Bellow 1970 yılında Bay Sammler'ın Gezegeni'ni yayımladı ve bu kitapla beraber üst üste üç Ulusal Kitap Ödülü kazanan ilk Amerikan yazarı oldu. 1975'te de Pulitzer Ödülü'nü kazanacak olan Humboldt'un Hediyesi'ni yazdı. 1976'da İsveç Akademisi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Akademi ödülü verirken Bellow'un "derin bir insanlık kavrayışıyla çağdaş kültürün incelikli bir çözümlemesini eserlerinde birleştirmesine" dikkat çekti. Bellow'un bu tarihten sonra yazdığı kitaplar, sırayla Dean'in Aralığı (1982), Daha Fazla Kalp Kırıklığı Ölümü (1987), Bir Hırsızlık (1989), Belarus Bağlantısı (1989), Beni Hatırlatacak Bir Şey: Üç Hikaye (1991), İşin Aslı (1997), Ravelstein (2000) ve Toplu Hikayeler (2001)'dir. 20. yüzyılın en büyük romancılarından biri sayılan Saul Bellow, 5 Nisan 2005'te, doksan yaşında Chicago'da öldü.