Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 39 dk.
Sayfa Sayısı:
482
Basım Tarihi:
Ağustos 2020
İlk Yayın Tarihi:
Eylül 1964
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Orijinal Adı:
Herzog
ISBN:
9789750505348
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·482 syf.··
2021 51. kitabı
Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Saul Bellow’un başyapıtı kabul edilen Herzog, okuması pek kolay olmayan ancak özellikle felsefeyle harmanlanmış kurgulardan hoşlanan okurları fazlasıyla tatmin edecek bir roman. Bellow, oldukça zeki ve donanımlı bir yazar, bunu kitabın her satırında hissediyorsunuz ve bu satırları sindirmek için okurun da belli bir birikime sahip olması gerekiyor zira kitapta Heidegger’dan Comte’a, Rousseau’dan Kant’a birçok düşün insanından ve teorilerinden bahsediyor. Herzog, eşi tarafından yakın zamanda terk edilmiş, toplumla da uyum sorunu yaşayan bir entelektüelin hezeyanlarını anlatıyor. Oldukça öfkeli, başta eşi olmak üzere dünya düzenine, topluma, çarpık adalet sistemine, kısacası her şeye ve herkese öfkeli bir entelektüelin zihninde kayboluyorsunuz kitabı okurken. Bu öfkesini, göndermediği ama çeşitli insanlara ya da makamlara yazdığı mektuplara kusuyor Herzog metin boyunca. Bu açmazlarından bir akademisyen olarak mesleki donanımı ve bilimsel bilgi birikimiyle çıkamaması, 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyada bilime şüpheyle bakılmasının yaygınlaşması konusuyla Homo Faber’i anımsattı bana. Ne kadar entelektüel olursa olsun, insani dertlerin sıradanlığını ve aynılığını fark edip, gündelik hayatını bildiği bilimsel doğrularla yönetemeyen Herzog’u anlatırken elbette Heidegger’a da selam göndermiş Bellow. Herzog’un bu ‘kaybolmuşluğu’ biraz Bellow’un Yahudilerin tarihine de göndermesi. Zaman zaman yorsa da özellikle okuduktan sonra beni daha çok etkisi altına aldığını fark ettiğim, önemli bir eser Herzog. Kafanızın sakin olduğu bir zamanda okumanızı öneririm.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
9/10
·482 syf.·
Beğendi
·
2021 129. kitabı
Herzog, yoğun, çok katmanlı ama okuyucuya çok şey vadeden bir roman. Entelektüel bir adamın içine düştüğü bunalımı, çaresizliği ve debelenmeyi çok iyi anlatmış yazar. Ağır kitaplar sevenlere önerimdir. Selamlar saygılar...
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
Bizler bu çağın felaketzedeleriyiz...
8/10
·482 syf.·
2024 135. kitabı
~~~Aynı anda hissetmek ve hissetmemek, olmak ve olmamak zorundasın. Hem varsın hem de yoksun. Ve hayatındaki insanlar bir bir gelip sana bakıyorlar. Annen. Baban. Sevdiğin ya da nefret ettiğin herkes~~~ Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Saul Bellow 'un romanı "Herzog" yitirmek, davranış ve düşünceler üzerine bir komedi sayılmaktadır. Bu roman bütün açık düşünselliğine rağmen formülleştirilmiş anlamlar sunmaz. Bunun yerine Herzog, bir bütün olarak işlev görür, Herzog karakterinin hem iç sıkıntılarını hem de mizahi yolculuğunu insanın özgür iradesinin sınırlarına dair daha büyük bir incelemenin parçası olarak görmemiz gerekir. ~~~bütün insanlara aradıkları şeyin onda olduğunu hissettiriyor. Kurmaz olanlar için kurnazlık. Sıcakkanlı olanlar için sıcaklık. Kaba tipler için kabalık. Üçkâğıtçılar için ikiyüzlülük. Zalimler için zulüm. Yüreğin ne arzuluyorsa. Bütün sistemlerde dolaşabilen duygusal plazma~~~ Aldatılmış akademisyen Moses Herzog nevrotik derecede huzursuzdur, bu durumu, bugünün ve geçmişin büyük ve iyi insanlarına yazdığı gönderilmeyen mektuplarda ortaya çıkar. Hayatı etrafında giderek parçalansada- bir yazar ve öğretmen olarak, bir baba olarak başarısız olmuş Herzog kendini hem kendi özel felaketlerinin hem de çağının felaketlerinin kurtulanı olarak görmektedir. Arkadaşlarına ve düşmanlarına, meslektaşlarına ve ünlü kişilere gönderilmemiş mektuplar yazarak, etrafındaki dünyaya dair alaycı algısını ve kalbinin en derin sırlarını ortaya koymaktadır. Okur olarak Herzog'un kendisini bu hale getiren olaylar üzerine düşüncelerini takip ederiz. Herzog'u, kanlı bir intikam almaya yönelik beyhude girişimi için Chicago'ya giderken fiziksel olarak da takip ederiz. Kendisinden bekleneceği gibi, intikam almak yerine ruhsatsız silah taşımaktan tutuklanır. Ancak bu arada hayatında bir
1001KitapOkumalarım
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
Puan vermedi·482 syf.··
2022 133. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2022 17:03
Herzog, kendi varlığıyla varolma telaşında ama bir avuç başarısızlıklarla hayatını devam etmeye çalışan biridir. Boşandığı eşi Madeleine ile boşanması, içinde halen söyleyemediği sözcükleri, aile bağları, Yahudi bir Amerikan vatandaşı olmanın verdiği ağırlık (ki çokta dindar demesek yerinde olur), özgür olma sorunsalı ve ölü ya da dirilere yazdığı olanca mektubu ile pek duyulmamış ama bana göre okunmalı dediğim bir kitap oldu. Kitabın bir kilit noktası mahkemede tanıklıktı. Bütün bu bütünlüğü düşündüğümde aklıma bildungsroman (oluşum romanı) tadımı geldi. Ne derece doğru düşünüyorum bilmiyorum ama beklentisiz başlayıp bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Yazarı biraz araştırdığımızda Herzog'a ne derece benzediğini görebiliyoruz. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. #herzog #saulbellow #iletişimyayınları
Dünya Klasikleri
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
Puan vermedi·482 syf.·
2023 40. kitabı
Kitabın bir kilit noktası mahkemede tanıklıktı. Bütün bu bütünlüğü düşündüğümde aklıma bildungsroman (oluşum romanı) tadımı geldi. Ne derece doğru düşünüyorum bilmiyorum ama beklentisiz başlayıp bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Yazarı biraz araştırdığımızda Herzog'a ne derece benzediğini görebiliyoruz. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
Edebiyat
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
Herzog
9/10
·482 syf.··
Beğendi
·
2021 308. kitabı
Öğrenciyken ileride iyi roman okuma kıtlığı çekerim diye bazı yazarları rafa kaldırıp doğru zamanın gelmesini beklemiştim. Saul Bellow da bu yazarlardan biriydi. Sanırım 30'lu yaşlarım başında okumak için şartlar olgunlaştı. *** Kahramanımız Herzog İkinci Dünya savaşı sonrası insanların yaralarını yeni yeni sarmaya başladığı bir dünyada ama aynı zamanda altın çağın da yaşandığı bir dönemde kendinden vazgeçmiş bir adamdır. Kısacık anlık mutluluklar dışında ki; onların değerini pek bildiği söylenemez. Genellikle kendi iç dünyasında yazdığı mektuplarla meşgul. Mükemmel bir kariyeri bırakıp taşraya yerleşecek kadar umursamaz. İyi baba ve iyi bir eş olmak potansiyeli varken; gerek kader, gerek şansızlıklar ve gerekse de beceriksizliğinden dolayı hayatı sarpasarmış bir adam. Lakin tüm bunlara rağmen hâlâ tutunacak bir dalı olan, kendisini sevecek insanları bulabilen bir adam. *** Evet okurken bazı yerlerde kendi iç dünyamda yaşadığım çelişkileri gördüm. Beraber olduğu kadınlarla yaşadığı diyaloglar çok tanıdık geldi. Aslında her şey güzel olabilirdi ya da her şey daha da beter olabilirdi. Herzog, mutlulukla ve hüznün, acıyla sevincin, yalnızlıkla göz alıcı bir ilişkinin ortasında ince bir çizgide yürüyen Don Kişotvari bir adam. Ah bir de yel değirmenleri ile savaşmayı bırakabilse...
Edebiyat
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
20. yy Hastalığı – Yabancılaştırma
9/10
·482 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2020 01:28
Günümüzde hala daha varlığını devam ettiren bu hastalıklı “kavram”, diğer bir deyişle “yabancılaştırma” Saul Bellow’un “Herzog”unda ziyadesiyle mevcut. Hastalık desem de, bu gerçek manada biyolojik bir hastalık değil. Biyolojik bir hastalık olmasa da, biyolojik bir hastalık kadar etkili. Herzog’un “saçlarının dökülmesi” gibi kendisine kasti veya bilinçdışı olarak bunu uyguladığını görebiliyoruz. Ama bu sadece bireyin kendisine yapabileceği bir şey değil, aynı zamanda toplumun da senin için uygulayabileceği bir durumdur. 20. yy Amerika’sının “kitlesel kültürü” de tam olarak buna müsaittir. Yabancılaştırmayı dört katagoriye ayırabiliriz. Bireysel İzolasyon, Sosyal(Mekanik) İzolasyon, Düşünce İzolasyonu, Duygu İzolasyonu. Bunlarla beraber de yabancılaştırmayı hastalık saydığımız gibi daha alt diğer hastalık olarak sayabileceğimiz hastalıklara ulaşabiliriz. Herzog’un hastalığa düşkünlüğünü de göz önünde bulundurursak bunlar da eylemsizlik, aşağılık kompleksi, üstünlük kompleksi, duygu-durum ifade korkusu olarak sıralanabilir. Herzog’un izolasyonu kitabın başında bize gösterilir. İkinci evliliğinden sonra kendisini uzak bir köye atan Herzog, kelimenin tam anlamıyla bir izolasyon yaşamaktadır. İzole bir yaşam süren Herzog, delirmiş olup olmadığını sorgular. “Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş” Bunu söyleyerek anca delirmiş biri kendisini böyle bir duruma sokar diye düşünür. Çünkü delirmediyse durum vahimdir. Ölü insanlara dahi yarım kalmış mektuplar yazması bunu kanıtlar niteliktedir. Dış dünyayı algılamakta güçlük çeken Herzog “her şeye dikkatle bakmasına rağmen kendini yarı kör gibi hissediyordu.” Zihninde oluşturduğu mektuplarla heyecana kapılan Herzog bunları fragman fragman bir araya getirmekte güçlük çeker. Bunlar da onun kendini ifade etmekteki yaşadığı
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
9/10
·482 syf.··
2017 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2017 03:07
Herzog daha fazla okuyucuyla buluşmalı. Hiç duymadığım bir yazar olmasına rağmen sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı. 9 puan verdim; çünkü sonunu güzel bağlayamadığını, birşeylerin havada kaldığını düşünüyorum. Onun dışında tavsiye ederim herkese :) İyi okumalar.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
Herzog, unutulmayacak bir karakter
Puan vermedi·482 syf.··
2022 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2022 23:22
Herzog, depresif, edilgen ve oğul, kardeş, baba, koca, sevgili, profesör, Amerikalı ve Yahudi olarak da başarısız (diyebileceğimiz) biri, kült bir karakter. Daha önce duymamış olduğuma şaşırdığım ve üzüldüğüm bir kitap oldu. Felsefe (özellikle varoluşçuluk ama Sartre'sız) ve kurgunun bir arada olduğu, sürekli o kimmiş bu neymiş diye aramalar yaptıran bir kitap, çok çok sevdim. Kitap tezlere, yayınlara konu olmuş. Öykü, yazarı Saul Bellow'un hayatı ile epey parallelik taşıyor. Yukarıda belirttiğim başarısızlıklarını düşünüp, tanıdığı tanımadığı herkese, ölülere (Nietsczhe, Heidegger) ve hatta tanrıya bile mektup yazarken bize hayatını anlatıyor Herzog. Bunu yaparken de gerçekliği dil aracılığıyla yakalamaya çalışıyor. Bir yandan da dalga geçiyor, mesela filozofların soyut teorileri ile, kardeşlerinin materyalizmi ile ve modernliğin getirdikleri ile. Beni epey de güldüren bir karakter oldu. Boşandığı eşi Madeleine ile yaşadıkları kitabın odağında, oraya takılmış. Madeleine'i tam bir canavar gibi betimliyor, amacının entellektüel ve akademik dünyada kendi yerini almak olduğunu söylüyor. Mahkemede bir davaya tanıklık ediyor ve bu nokta öyküde bir dönüşüm yaratıyor, heyecan artıyor ve sonra özgürleşme geliyor. Bu açıdan bir bildungsroman mıdır tartışmaları da varmış. Kitapta bolca William Blake alıntıları var. Sayfa 47'de "Arabanı ve sabanını ölülerin kemikleri üzerinden sür" cümlesini görünce Olga Tokarczuk'un Sür Pulluğu'nu Ölülerin Kemikleri Üzerinde" kitabını ve oradaki Blake tutkusunu hatırladım, sevindim. Bellow, kitabı editörü Pat Covici'ye ithaf etmiş. Covici Steinbeck'in de editörüymüş.
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma
8/10
·482 syf.··
2021 4. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2021 23:41
Yanlış zamanda okuduğum bir şaheser... Kesinlikle sakin bir zamanınızda okumanız gereken bir eser. Hastaysanız ya da tempolu bir dönem yaşıyorsanız biraz daha beklemenizde fayda var. Aksi halde çok yavaş ilerleyen bir kitap oluyor. İlk 50 sayfa kitabı anlamıyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz , ancak sonrasında konular toparlanıyor ve taşlar yerine oturuyor. Karakterimiz Herzog son derece kültürlü bir adam ve çok farklı kişilere mektuplar yazıyor. Mektup yazdığı kişiler arasında düşünürler, siyasetçiler, liderler, ölmüş kişiler , akrabaları, arkadaşları, eski eşleri , sevgilileri gibi bir çok farklı insan var. Tarihten, siysetten biraz uzaksanız; bu kimdi şimdi diyip kendinizi araştırırken bulabilirsiniz. Ciddi bir psikolojik roman olduğunu düşünüyorum. Eğer durum romanlarını seviyorsanız hemen okumaya başlayın. Ancak sürekli bir atraksiyon arıyorsanız sizi yoracaktır. Hem bedenen hem de psikolojik olarak yanlış zamanda bu kitabı okuduğum için , sanırım birkaç yıl sonra tekrar okuyacağım. Bunca duruma rağmen bıraktığı tat çok güzel. İzi kalan, kaliteli kitaplardan.
Edebiyat
HerzogSaul Bellow · İletişim Yayıncılık · 2020215 okunma

Yazar Hakkında

Saul BellowYazar · 12 kitap
10 Haziran 1915'te, ailesinin kısa bir süre önce Rusya'dan göçerek yerleştiği Kanada'nın Quebec şehrinde doğdu. Dokuz yaşındayken ailesiyle beraber bu sefer Amerika'ya, hayatının büyük bölümünü geçireceği ve roman ile hikayelerinin büyük kısmının ana mekanı olan Chicago'ya göç etti. Babası soğan ithalatçılığı yapıyordu. Çok küçük yaştan itibaren kitap okumaya meraklı olan Bellow, bir röportajında söylediğine göre, Tom Amca'nın Kulübesi'ni okuduğunda yazar olmaya karar verdi. Chicago Üniversitesi'nde başladığı İngiliz Edebiyatı eğitimini iki sene sonra yarıda bırakarak, Northwestern Üniversitesi'nin antropoloji bölümüne geçti. Antropoloji eğitiminin edebiyatı üzerindeki etkisi pek çok eleştirmen tarafından vurgulanmıştır. Bellow romancılık kariyerinden önce geçimini bir süre gazete ve dergilere kitap eleştirileri yazarak sağladı. İlk romanı Boşlukta Sallanan Adam 1944'te, ikinci romanı Kurban ise 1947'de yayımlandı. 1948'de aldığı Guggenheim bursuyla iki sene Paris'te ve başka Avrupa şehirlerinde kaldı. Asıl başarı ve ünü bu iki yıl içinde yazmaya başlayıp 1953'te yayımladığı ve yayımlanır yayımlanmaz prestijli Ulusal Kitap Ödülü'ne değer bulunan Augie March'ın Maceraları ile elde etti. Bu renkli, dopdolu ve grotesk roman, teknik anlamda olduğu kadar "Amerikalılık" kavramına getirdiği yeni yorumla da birkaç nesil Amerikan yazarını derinden etkilemiştir. Bellow'un en önemli edebi mirasçılarından, İngiliz romancı Martin Amis'e göre Augie March o hep sözü edilmiş ama bir türlü kimse tarafından yazılamamış olan "büyük Amerikan romanı"dır. Philip Roth'a göreyse Bellow kendisinden sonraki "göçmen" Amerikalı yazarlar için "edebi Kristof Kolomb"dur ve Augie March'la "Amerikan edebiyatı nasıl yapılır" sorusunun cevabını keşfetmiştir. Bellow Augie March'ın Maceraları'nın ardından, 1956'da çok daha farklı, çok daha kısa ama bir o kadar güçlü olan dördüncü romanı Günü Yaşa'yı yayımladı. Bu kitapta Augie March'ın tam zıddı karakterde bir kahraman olan Tommy Wilhelm'in bir gün içinde yaşadığı ruhsal çöküntü anlatılır. 1959 tarihli Yağmur Kral Henderson Bellow'un 1960'lardan 2000'lere kadar yazacağı kitapların tema ve yapılarının habercisi olarak görülebilir. Bellow'un "hayatın anlamını arayan erkek entelektüel kahraman"larının ilki olan Eugene Henderson, içinde bulunduğu ruhsal bunalımdan çıkış yolunu Afrika'ya gitmekte bulan çılgın ve mutsuz bir milyonerdir ve aralarına katıldığı yerli kabilelerinden biri tarafından "Yağmur Kral" ilan edilir. Bellow'un beş senede yazdığı ve 1964'te yayımladığı en büyük kitabı Herzog'un kahramanı Moses Herzog da tıpkı Eugene Henderson gibi bir orta yaş krizinin, entelektüel ve psikolojik bir bunalımın içinden hitap eder okuyucuya. Ailesi darmadağın olmuş, akademik hayatı çıkmaza girmiş Herzog, ailesine, arkadaşlarına ve ölmüş ya da yaşayan ünlülere hiç göndermeyeceği mektuplar yazar ve dünyayla, tarihle, kendi hayatıyla ve hayal kırıklıklarıyla ilgili sorular sorar, özürler diler, şikayet eder. Bu kitapla Bellow ikinci defa Ulusal Kitap Ödülü'nü kazanmıştır. Bellow 1970 yılında Bay Sammler'ın Gezegeni'ni yayımladı ve bu kitapla beraber üst üste üç Ulusal Kitap Ödülü kazanan ilk Amerikan yazarı oldu. 1975'te de Pulitzer Ödülü'nü kazanacak olan Humboldt'un Hediyesi'ni yazdı. 1976'da İsveç Akademisi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Akademi ödülü verirken Bellow'un "derin bir insanlık kavrayışıyla çağdaş kültürün incelikli bir çözümlemesini eserlerinde birleştirmesine" dikkat çekti. Bellow'un bu tarihten sonra yazdığı kitaplar, sırayla Dean'in Aralığı (1982), Daha Fazla Kalp Kırıklığı Ölümü (1987), Bir Hırsızlık (1989), Belarus Bağlantısı (1989), Beni Hatırlatacak Bir Şey: Üç Hikaye (1991), İşin Aslı (1997), Ravelstein (2000) ve Toplu Hikayeler (2001)'dir. 20. yüzyılın en büyük romancılarından biri sayılan Saul Bellow, 5 Nisan 2005'te, doksan yaşında Chicago'da öldü.