Bazı kitap sitelerinde "kişisel gelişimimiz için okumalıyız" şeklinde yorumlar gördüm İçsel Çatışmalarımız ile ilgili. Bana kalırsa kişisel gelişim mantığıyla okunacak bir kitap değil. Gündelik hayatta işlevi olacağını sanmıyorum. Herkesin yaşadıklarından değil nevroz çatışmalarından bahsediyor. Akademik bir dili olduğu için de alanla ilgisi olmayanlar anlamakta zorlanabilir. Ancak bu alanda çalışan/okuyan kişiler için oldukça faydalı bir kaynak. Nevrotik çatışmalar, bunun sonucunda ortaya çıkan rahatsızlıklar, çözüm girişiminde bulunma aşamaları ve çatışmalar çözümlenmezse neler olur gibi konuların üzerinde oldukça detaylı durulmuş. Küçük bir kitap olmasına rağmen verdiği bilgi fazla, kazandırdığı bakış açısı oldukça güzel. Özellikle de terapist olarak çalışanlar/çalışmak isteyenler için çatışmaları ve nevrozları anlamlandırma konusunda faydalı olacaktır. Horney, Freud'la aynı çizgide olmadığını yazsa da oluşturduğu fikirler oldukça fazla psikanaliz kokuyor, kendisi de bunu bazı yerlerde itiraf etmiş.
Ek olarak kitapta çok fazla yazım hatası ve anlatım bozukluğu var, üslubu da biraz sıkıcı dolayısıyla çevirisi iyi olmadığı için okunması bir hayli zor maalesef.
"Psikanalizin ilerlemesine adanmış bir kitap." Evet yazar daha doğrusu psikanalist Horney, kitabı psikanalistlere yardımcı olması amacıyla hazırlamış. Bu yüzden kişisel gelişim tarzı bir kitap değil. Ya da "hadi içsel çatışmaları çözeyim" mantığıyla alınabilecek bir kitap da değil. Yıne de alınır mi? Evet alınıp, okunabilir. Belki tam verim alınamaz ama yine de bazı konularda bilgilendirici hatta yapıcı olabilir.
Peki hangi konularda;
Kitap iki kısım, ilk kısımda nevrozlara yer verilmiş. Nevrozlar bilindiği gibi, iç çatışmaların toplumsal hayata uymayı engellediği durumlardır. Aslında toplumsal hayata uymak daha büyük bir problem ama neyse, politik mizah yapmayacağım. Ilk kısımdan devam edersek, nevrotik çatışmaların yakıcılığından bahsederek başlanmış. Devamında ise insanlara yaklaşma, insanların aksıne gitme, insanlardan uzaklaşma gibi nevrotik durumları konu almış. Bu 3 konu da belki nevrotik düzeyde olmasa dahi bir çoğumuza hitap ediyor. O yüzden insan, problem yaşadığında bunun olası sebeplerini ya da sonuçlarını öngörmek için okuyabilir.
Bu yüzden de fazlasıyla alıntı yaptım. Ikinci kısım ise "Çözümlenmemiş Çatışmaların Sonucları" üzerine odaklanmış ve burada da korkulara, kişiliğin fakirlesmesine, umutsuzluğa ve sadizme değinilmiş. Kitabı okursanız şayet, semptomlardan ya da verilen örneklemlerden ötürü kendinizi bir şekilde özdeşleştirebilirsiniz. Ancak bu durum çoğu zaman yanılgıdan ibarettir. Bir hastalık ya da olumsuzluk olduğunda, "aaa aynı ben" diyerek otomotik özdeşim kurmaktan sakının. Evet, dünyada nevrotik binlerce insan vardır ancak bu siz olmak zorunda değilsiniz :)
Öncelikle şunları eklemek istiyorum.
1) Kitabın tamamı nevrotiklerin içsel çatışmalarıyla ilgili ve "normal" insanların içsel çatışmalarına nevrotiklerden farkını anlatmak istediğinde "sadece değiniyor".
Bu yüzden de eğer "normal" insan olduğunuzu düşünüyor ve kendi içsel çatışmalarınızla ilgileniyorsanız, nevrotiklerle iç içe geçmiş bilgileri okumaktansa, tamamen "normal" bireylerin içsel çatışmalarından bahseden içerikler okumanız daha makul olacaktır. Bunu okuyup kafa karıştırmaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Nevrotikler derken eğer yanlış anlamadıysam yazar bunun sadece bir derece meselesi olduğunu ve keskin bir sınır çizmenin zor olduğunu söylüyordu.
2) Birde bence kitap psikanalistler için yazılmasına rağmen, konunun uzmanı olmayanların da bir roman kadar rahat okumasa da, kendini azcık zorlayarak anlaya bileceği türden bir kitap. En azından ben anladığımı düşünüyorum.
İçeriğinde öyle çok terim yok, eğer varsa da zaten metnin içinde ne anlama geldiğini tahmin ede biliyorsunuz. Anlaşılması zor, devrik cümleler yok. Kitabın bence tek zorluğu üzerine düşünerek okumanız gerektiği.
En sevdiğim özelliği ise çok sistemli olmasıydı. Matruşka gibi konunun içinden konu çıkıp insanın hem kitabın içeriğinde, hemde kendi duygu, düşüncelerinde kaybolmasına neden olmuyor.
Tam tersine okudukça "ee peki şunu şundan nasıl ayıracağız" gibi kafamda beliren her soruya ben unutmadan hemen sonraki kısımda açıklık getirmesi ve ek olarak akıl edemediğim diğer soruların da cevabına yer vermesi çok hoşuma gitti.
Kitabın bence tek eksik tarafı çatışmaların sadece farkına varılarak çözülemeyeceğinin altını özellikle çizse de, kitapta çözümlere çok yer verilmemiş olmasıydı.
Kitap genel olarak psikolog olan veya psikoloji okuyan kişilere bir ders kitabı niteliği taşıyan bir kitap. Fakat ister psikolog olun , ister benim gibi psikolojiye ilgisi olan biri olun kesinlikle tavsiye ederim. Bilinçaltında olan çatışmalarımız ve sebeplerini anlayabilirsiniz. Mesela neden bazı insanlar asla yalnız kalmak istemez? Veya bazı insanlar, diğer insanlardan hep uzak durma eğilimindedir ? Bu tarz psikolojik soruların cevaplarını bulabilirsiniz.
Gözlemlediğim duygu, durum, davranışların altını çizdim ama sanıyorum sıkıntılı ruh hali henüz altı çizili olmayan satırlarda gizli ve etkisini sürdürüyor.
Karen Horney nevroz olgusunu derinlemesine inceleyen ve kuramını da bunun üzerine inşa eden psikanalist. Karen Horney bu kitabında ilk olarak nevrotik çatışmaların insanlarda ne şekillerde ortaya çıktığından (insanlara yaklaşma, insanlardan uzaklaşma, insanların aksine gitme) daha sonra da nevrotik çatışmaların nasıl çözümleneceğinden bahsetmiş. Karen Horney Freud'un aksine katı bir biçimde nevrozlara yaklaşmıyor. Freud çatışmaların çözümlenemeyeceğini ileri sürerken Horney bu konuda farklı olarak sosyal çevrenin etkisini göz ardı etmeyip kolay olmamakla birlikte nevrotik çatışmaların çözümlenebileceğini ileri sürüyor. Nevrozlara yapıcı bakışından dolayı bu kitabı sevdiğimi söyleyebilirim. Akademik bir kitap olduğu için biraz altyapı gerekebilir okurken diye düşünüyorum. Psikolojiye ilgisi olanlar için gayet güzel bir kitap.
Okurken yer yer kendinizden birşeyler bulacağınız, çevrenizdeki insanlarla bağdaştıracağınız bazı semptomlar olacak "..bu durum x kişinin sergilediği tavırla örtüşüyor" şeklinde sizi yorum yapmaya itecek bir kitap diyebilirim. Çevirisi bence gayet başarılı fakat yazım hataları vardı bazı yerlerinde.(4.baskı benim okuduğum) Altı çizilecek çok ilginç bilgiler barındırdığını söyleyebilirim. Nevrotik Kişilik tipini İnsanlara Yaklaşma, İnsanların Aksine Gitme ve İnsanlardan Uzaklaşma olarak 3 kısımda temellendirerek anlatıyor. Bu üç tip üzerine diğer Nevrotik semptomlar kitabın diğer bölümlerinde irdeleniyor. Kişisel gelişim kitabı olmadığını belirteyim. Psikoloji ve psikanalize ilginiz varsa okurken daha da verim alırsınız.
Kendimize ve çevremizdeki insanlara yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Ruhumuzdaki çatışmaların nasıl yansıdığı ve nasıl kimliğimizi oluşturduğunu gösteriyor.
Özellikle bu kitabın psikologlar açısından çok faydalı olabileceğini düşünüyorum.
İçsel Çatışmalarımız bir kendine yardım rehberi olmaktan çok klinisyenler için hazırlanmış bir kitap. Ancak kitabı okumak için ruh sağlığı uzmanı olmaya gerek yok. Zira yazarın dili diğer psikanaliz araştırmacılarına göre daha anlaşılabilir ve açık. Kitap okuyucuya, öncelikle çatışmaların sadece nevrotik kişilere özgü olmadığını, her insanın içinde zorlantılı ikilemler, kararsızlıklar ve yıkıcı deneyimlerin sebep olduğu açmazların yer alabileceğini gösteriyor. Elbette nevrotik ve normal çatışmaların farkları bulunmakta. Yazar bunları kıyaslamalı bir dille aktarıyor. Horney çatışmaların yarattığı farklı kişilik tipleri (insanlara yaklaşan-uyumlu tip, insanlardan uzaklaşan-mesafeli, insanların aksine giden-saldırgan tip) ve bu tiplerin yarattığı idealleştirilmiş imgelerden bahsederken kendi klinik deneyimlerinden sık sık yararlanmakta.
Kitabın son bölümü ise klinisyenler için yol gösterme amacı taşıyor. Analizin amacının ne olduğu, çatışmaların analizde nasıl çözümlenebileceği, hastaların analiz süresi boyunca ne tür dirençler gösterebileceği aktarılmakta. Horney, bu açıdan iyimser bir yaklaşıma sahip. Bir çatışma kişiliği esir aldığında, kişiyi çatışmanın sebep olduğu bölünmeden kurtarmak, bilinçdışı baş etme yollarındaki dikenleri ayıklamak konusunda okuyucuya umut veriyor.
İntihar söz konusu Olduğunda da bu geçerlidir akut bir kederin Üzüntünün meydan okumanın ve intikam isteği gibi etkenlerin intihar dürtülerine yolaçtığını biliyoruz ancak bu dürtü açığa çıktıktan sonra intiharı önlemek için çoğu zaman geç kalınmıştır umutsuzluğun daha az dramatik belirtilerine biraz dikkat etsek ve sorunu hastayla doğru zamanda çalışmaya başlasaydık bir çok intihar muhtemelen engellenirdi (sayfa 143)
Alman asıllı ABD’li tıp doktoru. Yeni-Freudcu akımın öncülerindendir. 16 Eylül 1885’de Hamburg’da doğdu, 14 Aralık 1952’de New York’ta öldü. 1912’de Berlin Üniversitesinde tıp öğrenimini tamamladı. S.Freud’un izleyicilerinden psikanalist Kari Abraham’ın yanında eğitim gördü. 1915’i izleyen yıllarda çeşitli Berlin hastanelerinde çalıştıktan sonra özel muayenehane açtı, bir yandan da Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nde ders verdi. 1932’de ABD’ye gitti. İki yıl Chicago Psikanaliz Enstitüsü’nde yönetmen yardımcısı olarak çalıştıktan sonra 1934’de New York’a yerleşti. Freud’un psikanaliz kuramının yeterli olmadığını görerek kendi gibi düşünenlerle birlikte Psikanalizi Geliştirme Derneği ve Amerikan Psikanaliz Enstitüsü’nü kurdu ve ölene değin bu enstitünün başkanlığını yürüttü. Horney’nin ileri sürdüğü kişilik kuramı Freud’un görüşlerinden kaynaklanır. Ne var ki hem psikanalitik kuramı toplumsal açıdan yetersiz bulmuş, hem de bir kadın olarak Freud’un görüşüne yenilikler getirmeyi amaçlamıştır.