1920’li yıllarda, ülkeniz ekonomik olarak çok zor durumda olduğu için, Amerika’ya göç ediyorsunuz. Japonsunuz. İki çocuğunuz göç ettikten on yıldan fazla bir zaman sonra, Amerika’da doğuyor. Evin babası, maddi olarak güçlü, iş yeri var, mal varlığı var, Avrupa’ya sık sık seyahatlere çıkıyor. Evin annesi çalışmak zorunda kalmadan, mutlu yaşıyor. Sonra birdenbire ikinci Dünya Savaşı başlıyor, ve sizin ana vatanınız olan Japonya, 20 yıldır yaşamakta olduğunuz Amerika ile savaşmaya başlıyor.yetmiyormuş gibi bir gece, ansızın Pearl Harbour’a baskın yapıyor ve çok büyük zarar veriyor. Bu durumda Amerika ne yapar?
İşte kitap, bu olayın ardından Amerika’nın, Amerika’da yaşamakta olan tüm Japonlara karşı uyguladığı tavırları, bizim okuduğumuz ailenin de, bu davranışa nasıl tepki verdiği ya da nasıl uyum sağladığını anlatıyor. Amerika’nın tavrı, hitler’in Yahudilere karşı uyguladığı tavırdan çok da farklı değil. Ya da Japonlar öldürmek dışında, neredeyse her uygulaması aynı. Onları kendi yaşadıkları yerlerden koparıp, çölün ortasında gettolara’a yerleştiriyor, aç susuz yaşatıyor; savaş bittikten sonra da hiçbir şey olmamış gibi evlerine geri gönderiyor. Ama japonların yeniden kendi ortamlarına kabul edilmeleri, çok zaman aldığı gibi, parası pulu tamamen yok edilmiş olan ailenin ayakta kalma/yaşama yöntemleri çok değişiyor.
Julie Otsuka’dan okuduğum ilk metindi bu. Genelde bir başka kitabının daha iyi olduğu söyleniyor, ama ben bu metinden de çok etkilendim. Bir kere durup dururken babalarini kaybetmiş iki küçük çocuğun, evlerinden koparılmalarına, hayatlarının bambaşka bir yöne döndürülmesini verdikleri tepkiyi okumak son derece ilginçti. 7-10 yaşlarındaki iki küçük çocuğun, böyle bir olayı bu şekilde kabullenmeleri, hem kültürel bir farkı çok net yansıtıyor, hem de çok