Artık yazamaz olmuş sözü yakalayamayan ünlü yazar Ömer, kendini bilimsel çalışmalar için laboratuvarına adamış Elif ve bu anne babanın başarı ölçülerini reddedip herşeyden kaçan kayıp oğul Deniz.
Bu üçlüyle başlayan hikaye Ömer'in otogarda karşılaştığı Mahmut ve Zelal'le coğrafyanın doğusuna akıp ; ezilmişliğin isyanı , töre ve daha birçok toplumsal sorunla buluşturuyor bizi.
Hayatta şiddet nerde başlıyordu ? Labaratuvarda deneylerde mi, çocuklarımıza kendi değerlerimizi dayanırken mi , savaşlarda ölür ve öldürürken mi ?
" Çocuk öldü. " cümlesi yazarı bu çığlığın peşinden sürüklüyor , insanı ve sözü yeniden bulacağı serüven başlıyor.
Kitap " Bütün kayıp çocuklar dönecek . " diye bitiyor. Bu mümkün değil ama dilerim bundan böyle hiç bir çocuğunu kaybetmez bu ülke...
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2007435 okunma
ÖNCE SÖZ VARDI !!
Güzel İnsanlar Merhaba
Oya Baydar 1940 doğumlu (yani 80. yaşında yazarımız)
ilk gençlik yıllarından beri sol/sosyalist cenahta yol almış ve insanların çoğunun fikir olarak yaşadığı savrulmayı yaşamamış nadir kalemlerden biri kendisi..
Oya Baydar'ın ülke gündemi ile ilgili yazdığı günlük köşe yazılarını yıllardır beğenerek takip ederim.
Baydar'ın edebiyatçı yüzü ile tanışmak bugüne kısmetmiş...
KAYIP SÖZ; ülkemizin sürekli gündemde olan konuları işlemiş..
Kürt sorunu, Türk aydınının olaya bakış açısı kendine ve ülkesine yabancı aydın sorunu kendince romanda anlatmış.
Romanda ülkede ünlü çok satan yazar Ömer Eren (bana biraz Ahmet Ümit hatırlattı :)) ) ve eşi Elif Eren var. Ömer, gençliğinde sosyalist olmuş ama ileri yaşlarda ülkenin en popüler bilindik siması olmuş, Eşi elif Eren ise fareler üzerinde deneyler yapan uluslararası toplantılara katılan başarılı bir akademisyen, başarılı olmayı hayatın merkezine alan hırslı bir insan. bu iki popüler insanın karizması altında ezilen bir şey olmak, etiket almak için değilde daha çok iyi bir insan olmayı kendine amaç edinen hümanist güzel insan oğulları Deniz Eren (Deniz Gezmişten dolayı bu isim verilmiş!!)
Mahmut İse Doğuda Tıp Okurken gerillaya katılmış hayatı kendince sorgulayan bir Kürt genci . Zelal ise kırsalda eli silahlı karanlık insanlar tarafından tecavüze uğramış hayatın kaybedeni bir insan. Mahmut ile yolları kesişir. İki mağlup insan ortak bir dünya inşa etmeye çalışırlar.
Jiyan (yaşam), ismi zikredilmese de Hakkari olduğunu tahmin ettiğim şehirde Eczacı güçlü, bilinçli bir Kürt kadını.
Ömer Eren, Elif Eren,Deniz, Mahmut, Zelal, Jiyan hepsi hayatlarını daha anlamlı kılmak için bir şeyleri arıyor. Kayıp ettikleri kendi seslerinin, kendi sözlerinin peşinde her biri,
Kim ne kadar kayıp sözünü
"Bir söz arıyordum, bir ses duydum...
Sözün peşindeydim. Hoyratça kullandığım, hovardaca harcadığım, sabun köpüklerine üfleyip tükettiğim sözün; hikâyeyi başlatacak, sürükleyecek, sonlandıracak o ilk cümlenin. Bir türlü yazıya dökülemeyen, tam yakaladığımı sandığım anda düşüncenin bulutsu hafifliğine karışıp kaybolup giden cümle... Yitik söz...
O sesi duydum, sözü unuttum, sesin peşinden gittim."
Kayıp Söz başladığı noktaya varmak için yola çıkıp hayatın çemberini tamamlama hikayesi. Yitik bir söz arayan onu kendinde bulur, başkasında buldum sanan aynadaki aksini görür. Kitabı okuduğumda aklıma yer eden metaforumsu cümle buydu:) Keyifle okudum sonunda hüzün bıraktı. Yol bittiğinde başlangıç noktası varış noktası oluyorsa ardında kalan tüm yolların toplamı ediyor insan...
Hem artık yazamayan bir yazar hemde bir anne...Kendi hayatında bulduğu sözlerdir yazamadıkları... Nefes kesen , heyecanlı bir hikaye.. Aslında insanla vicdanın çelişkili hikayesi ...
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2007435 okunma
Bir söz arıyordum, bir ses duydum...
Sözün peşindeydim. Hoyratça kullandığım, hovardaca harcadığım, sabun köpüklerine üfleyip tükettiğim sözün...
Kayıp Söz
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2007435 okunma
Çok satsın ya da çok beğenilsin kaygısıyla tüm hassas konulara değinilmiş gibi geldi bana açıkçası. Savaş, terör, hayvan hakları, darbe… Bu tarz kitaplardan hoşlanmıyorum. Allahtan storytelden dinledim de satın almadım. Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Bir süre tekrar okuyacağımı sanmıyorum.
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2020435 okunma
Ilk sayfasından son sayfasına kadar çok büyük bir keyifle okudum, hiç bitmesin istedim. Sayfaları cevirdikçe şiddetten kaçarak kurtulmaya çalışan Zelal ve Mahmutun , Deniz ve Norveçli karısının bu haklı kaçışlarının içinizi yakan hikayelerine tanık olacaksınız. Zaten başkahramanimiz yazar Ömer de Zelal ve Mahmutun hikayesi yüzünden yollara düştü. Ve tabii ki Kürt meselesi, o coğrafyayı bize anlatma başarısı. Jiyan kitapta beni en cok etkileyen karakter. Zaten kahramanımız Ömer de söyle diyor " karım benim gerçeğim, anı defterim, parçam. Jiyan efsanem, masalım, kayıp sözler çölündeki serap " . Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2007435 okunma
Bu kitabı bitirdikten sonra ilk söylemem gereken şey şu:
Oya Baydar’ın dili çok sade, akıcı ve anlaşılır. Karmaşık karakterlerle dolu, yorucu bir kurgu değil. Aksine; az karakterle, derin duygularla ve güçlü bir mesajla ilerliyor. Bu da kitabı çok daha etkileyici kılıyor.
Kayıp Söz’ün beni en çok etkileyen yönü ise Türk-Kürt meselesine yaklaşımı oldu. Konuyu ne bağırarak ne de kaçınarak işliyor. Sessiz ama çok şey anlatan bir dille, yaşanan acıları, ayrılıkları, çaresizlikleri ve umutları gözler önüne seriyor.
Bir yanda hiçbir şeyin olmadığı bir coğrafyada kurulan hayaller…
Diğer yanda her şeyin içinde yalnızlığa sürüklenen insanlar.
Tüm bu karşıtlıklar öyle güzel anlatılmış ki, hikâye sadece karakterlerin değil, bizim de iç dünyamıza dokunuyor.
Kısacası Kayıp Söz, sadece okunup geçilecek bir roman değil.
İnsanın kendi iç sesini, toplumsal belleği ve kelimelerin değerini yeniden düşünmesini sağlayan bir kitap.
Ve bence her okuyana mutlaka bir şey katıyor.
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2020435 okunma
türk-kürt çatışmasını irdelese de daha çok insan olmakla ilgili bir kitap. Almadan önce internetten araştırdığım bir kitap bu kitap Kürtçe yede çevrilmiş. Okunur mu bence zaman verilecek güzel bir kitap
Başarmaya odaklı bir kadın Prof.'la, ünlü bir yazar olan eşinin ilişkileri gün günden zayıflamaktadır. Çocukları da onlardan kaçarcasına dünyanın bir ucuna gitmiştir. Bu kaçışın altında, başarılı ve ünlü olup, güzel şeylere imza atması yönünde anne babasının gizliden gizliye yaptığı baskılar yatmaktadır.
Anne Avrupa'ya yayılan ününün bir ödülle taçlandırılmasını beklerken; baba eskisi gibi güzel kitaplar yazabilmenin peşindedir. Evlat da ıssız bir ada da sade bir yaşam sürdürebilmenin savaşını vermektedir... Gelgelelim hayat sürprizlerle doludur. Geceler de gebe...
Oya Baydar'ın olaylara girerken 'Bu kurgu da olabilir. Gerçek de olabilir.' diyerek okuru devreye sokması ilk kez karşılaştığım bir yazım tarzı olarak göründü bana...
Güzel bir kitap. Tavsiye ederim..
Kayıp SözOya Baydar · Can Yayınları · 2020435 okunma
Oya Baydar (1940, İstanbul), Türk yazar, sosyolog. Uzun zaman sosyalist siyasetin içerisinde yer almıştır. T24 internet gazetesinde yazarlık yapmaktadır.
Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde okudu. Lise öğrencisi iken Fransız yazar Françoise Sagan'dan etkilenerek ilk romanını yayımladı. Lise son sınıfta iken yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı gençlik romanını hem Hürriyet gazetesinde tefrika oldu hem de kitap olarak yayımlandı. Bu roman yüzünden neredeyse okuldan atılıyordu. Lise yıllarında yazdığı ilk romanlarından sonra yazmaya ara verdi, uzun zaman siyasetle uğraştı, olgunluk çağında yeniden edebiyata döndü.
1964'te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi ve bu bölüme asistan olarak girdi. "Türkiye'de İşçi Sınıfı'nın Doğuşu ve Yapısı" konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine, öğrenciler olayı protesto için üniversiteyi işgal ettiler. Bu olay ilk üniversite işgali eylemi oldu. Baydar, daha sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi'nde asistanlık yaptı.
1971'deki 12 Mart Darbesi sırasında, Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyesi olarak, sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı ve üniversiteden ayrıldı. 1972-1974 arasında Yeni Ortam, 1976-1979 arasında Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Eşi Aydın Engin ve Yusuf Ziya Bahadınlı ile birlikte İlke dergisini kurdu. Sosyalist yazar, araştırmacı ve eylem kadını olarak tanındı.
12 Eylül Darbesi sırasında yurtdışına çıktı ve 12 yıl boyunca Almanya'da sürgünde kaldı. Burada, sosyalist sistemin çöküş sürecini yakından yaşadı. Bu süreci 1991'de yayımladığı Elveda Alyoşa adlı öykü kitabında anlattı.
1992'de Türkiye'ye döndü. Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı'nın ortak yayınları olan İstanbul Ansiklopedisi'nde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi'nde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra ardı ardına yayınladığı öykü ve romanları ile çok sayıda ödül kazandı ve sevilen bir yazar oldu.
Ödülleri
- Elveda Alyoşa ile 1991 Sait Faik Hikaye Armağanı
- Kedi Mektupları ile 1992 Yunus Nadi Roman Ödülü
- Sıcak Külleri Kaldı ile 2001 Orhan Kemal Roman Ödülü
- Erguvan Kapısı ile 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü
- Hiçbir Yere Dönüş ile 2011 Akdeniz Kültür Ödülü