Kan ve İnanç - PKK ve Kürt Hareketi

·
Okunma
·
Beğeni
·
672
Gösterim
Adı:
Kan ve İnanç - PKK ve Kürt Hareketi
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
428
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750506451
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Blood and Belief
Çeviri:
Ayten Alkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
2007'de Abd'de yayımlandığında büyük ilgi gören ve Pkk konusunda bugüne dek yazılmış en nesnel ve kapsamlı çalışma olarak nitelenen Kan ve İnanç, Aliza Marcus'un yıllara dayanan emeğinin ürünü. Pkk militanlarıyla görüşen ilk Batılı gazetecilerden biri olan Marcus, 1989'dan beri Güneydoğu'daki gelişmeler, Kürt sorunu ve Pkk hareketi hakkında haberler yapmış, makaleler yazmış ve hatta bunlardan biri dolayısıyla yargılanmış bir isim. Marcus'un eski Pkk üyeleri, bölge halkı ve süreci yakından takip eden politikacılar ve hukukçularla yaptığı röportajların yanı sıra, resmî kaynaklardan, dönemin komutanlarının yazdıkları metinlerden, köşe yazılarından ve gazete haberlerinden yararlanarak ortaya çıkardığı Kan ve İnanç, Türkiye'de yepyeni bir tartışma alanı açmaya aday bir kitap.

'Yeni çareler bulmayanlar, yeni kötülükler beklesin.' Amerikalı meslektaşım Aliza Marcus'un yeni çıkan Pkk ile ilgili güzel kitabını okurken Bacon'ın bu sözü aklıma takılıyor."
-Hasan Cemal, Milliyet-

"Marcus, kolay okunan, çok iyi yazılmış, sağlam bir araştırmaya dayalı ve etkileyici bir metin sunuyor. Kan ve İnanç, Pkk'yı anlamak için mutlaka başvurulması gereken kişilere ve konulara odaklanıyor... Araştırmacılar, siyaset üretenler ve Pkk meselesiyle ilgilenen herkes için paha biçilmez bir kitap."
-Middle East Journal-

Marcus'un kitabı, Pkk'ya soğukkanlı yaklaşıyor. Taraf tutmuyor, terörü de yüceltmiyor. Örgütü didik didik araştırıyor ve her aşamasını, gerekçeleriyle anlatıyor. Ben şimdiye kadar Pkk'nın bu kadar ayrıntılı bir yol haritasını görmedim.
-Mehmet Ali Birand, Posta-
(Tanıtım Bülteninden)
Kaan
Kaan Kan ve İnanç - PKK ve Kürt Hareketi'yi inceledi.
428 syf.
Yazar kitabı yazarken, çoğunlukla eski PKK'li teröristlerle yaptığı görüşmelerden faydalanmis. Bununla beraber Pkk ile ilgili yapılan araştırma ve yazılan kitaplardan, Türkiye'deki yazar ve gazetelerden de faydalanmis.

*

Kitapta, Kürt sorunun Cumhuriyet'ten sonraki perdesi verilmiş ve özellikle bu sorunda PKK'nin konumunun ne olduğu üzerinde durulmus. 1923 Cumhuriyet'in ilanından sonraki Kürt ayaklanmalarindan sonraki devlet politikasının Kürtlere yönelik baskıcı ve asimile edici bir tutumda bulunuldugu ifade edilmiş. Bu politikaların uzun yıllar Kürtleri sindirdigi vurgulanmis.

60'li yıllarda ihtilalden sonra hazırlanan özgürlükçü Anayasanın derneklesme, sendikalasma gibi insanların sosyal ve siyasi hayata aktif katılımını sağlayacak etmenleri beraberinde getirmesinin yarattığı ortam, aynı dönemlerde dünyada da artan devrimci hareketlerle de birleşince ülkede kaos durumunu oluşturduğu ve 71'de askeri darbenin yapıldığı belirtilmiş. Bu darbe ile 60 Anayasanın özgürlükçü hali değişime uğratılmis, ancak devam eden senelerde kaosun artarak devam ettiği ifade edilmiş.

70li yılların ortasında ülkede sağ ve islami hareketler birlikte, öte yanda da sol kesim bulunmakta ve ülkede kaos devam etmekte, her yıl siyasi cinayetlerin sayısı da artmaktaydi. Bu esnada Kürt hareketinde ise durum dağınık ve birbirleriyle kavgalı veya birleşemeyen bir görüntünün varlığının olduğu, daha çok da sol kesimin yanında duruldugu takdirde kazanımlar edinilecegi düşüncesi hakim olduğu ifade edilmiş. 78 yılında Bucak suikastı ile PKK'nın kuruluşunun resmi ilanı verildiği söyleniyor. 79'da Apo, Suriye'ye geçiyor. Bu olay, 80 darbesinde ülkede sağ, sol kesimlerle beraber diğer Kürt oluşumlarınin önde gelen isimlerinin içeri alınıp bu oluşumların büyük darbe almasi nedeniyle Pkk açısından hayati bir önem teşkil ettiği vurgulanmis. Bu noktada 70'lerin ortalarında PKK'nın gelişimini kolaylaştıran etmenler olarak şunlar gösteriliyor: Siyasal belirsizlik ve tıkanıklık, ekonomik sorunlar(79'da enflasyon %90), işsizlik vb.

84'te demokrasiye tekrar dönüş sağlanır ülkede ancak bu tam manasıyla bir demokrasi değildir. Ayrıca PKK'lılar Filistin'de askeri ve stratejik eğitimlerden geçmisler. Onların Filistin'de eğitim alabilmelerine bu durumu yadsiyarak destek veren ise Suriye'dir. Suriye, Hatay, GAP ve Türkiye'nin Müslüman Kardeşleri desteklemesi(öyle iddia ediyorlarmis) nedeniyle Türkiye'ye zarar vermek için PKK'ya sonuna kadar destek verdiği ifade ediliyor. Bununla birlikte PKK'nın Avrupa'da ilk örgütlenmesinin yogun Türk ve Kürt nufusundan ve başka nedenlerden dolayı Almanya'da başladığı ifade edilmiş.

84- Eruh saldırısı ile PKK ilk silahlı saldırısını yapmış. Bu saldırı devlette şok etkisi yarattığı vurgulanmis. Yazarın burada yorumu şu olmuş: "Kürt kimliğine baskı ve yasaklamalar devlete bir Kürt sorunu olduğunu unutturmustu."

Örgüt içinde Öcalan'ın kendi iktidarını korumak ve saglamlastirmak adına birçok infaz yaptırdığı ve akabinde de örgütte diktatörlüğe varan bir yönetim oluşturduğu söylenmiş.

Barzani yalnız ve güçsüz olduğu vakitte PKK'nın Kuzey Irak'ta yapılanmasına izin vermiş. 91 yılında Körfez savaşı ile bölgeden Irak güçleri çekilince yeni bir dönemin başladığı söylenilmis. Bununla birlikte cezaevlerinde PKK'nın iyi bir taban bulduğu not düsülmüs. Bununla beraber Türkiye'nin köy korucu sisteminin PKK'ya büyük zarar vermesi nedeniyle PKK'nın köy baskınları duzenlemesine neden olmuş, bunlarda sivillerin de ölmesi Pkk içinde ve bölge hakkında soru işaretleri yaratmış.(Pinarcik Katliamında 16 çocuk ve 6 kadın öldürülmüs) Ancak bu gibi saldırılardan sonra dahi örgüte katılımın arttığı belirtilmiş. Bunda bölge halkının Türk basinindaki haberlere güvenmemesinin de katkısı olduğu belirtilmiş. Nihayetinde ise gerek sivillere yönelik saldırılar ve köyden insan kacirmalar örgüte zarar vermiş ve bundan vazgecilmis.

Yazar, PKK'nin yürüttüğü mücadelede ilk aşamanin halkın güvenini ve saygısını kazanmak olduğu yani propaganda aşaması olduğunu belirtmiş ve bunda da başarılı olduğunu ifade etmiş.

*

90'da ilk Kürt partisi HEP kurulmuş. PKK'nın bu yıllarda çok güçlü olması nedeniyle bu partinin örgüt ve bölge tarafından ciddiye alınmadıgi belirtilmiş. PKK güçlenirken devletin olaya bakışı, sorunun ekonomik ve dış etkenler olduğu yönünde olduğunu ancak sorunun temelinde Kürt ulusalciliginin olduğunu söyleyen yazar, yaptığı görüşmelerde eski örgüte üyelerinden edindiği ve genel olarak bölgeden edindiği izlenimin bu sorunun temelinde devletin uzun yıllardır sürdürdüğünü, temelinde tek bir ulusal kimliğin olduğunu ve onun da Türklük olduğu, geri kalan kimliklerin inkari politikası olduğu, hatta bu politikanın getirdiği noktanın yer yer "sen kürt değilsin, Türk'sun","Kürtçe aslında Türkçe'nin bozulmuş bir halidir", "Kürt dağda yaşayan Türk'tur" gibi bir anlayışın hakim olmasına neden olduğunu ve bu anlayışın da devletin, sorunun asıl nedenlerini gözden kaçırmasina neden olduğunu belirtmis.

Örgüte diğer destek veren ülkeler olarak İran ve Yunanistan da gösterilmis. İran, teröristlerin geçişini sağladığını ve Yunanistan'ın ise durumu yadsiyarak pasif destek verdiği söylenilmis. Bunların hepsini göz önüne alınca sorunun ne kadar komplike hale geldiği de anlaşılıyor.

Özal zamanında(91) sorunun diplomatik çözümüne yavaş yavaş yeşil ışık yakildigi ve Öcalan'ın da Özal'den umutlu olduğu belirtilmis ancak Özal'ın beklenmedik ölümü ve ardından da PKK'nin terhis olmuş 35 Türk askerini katletmesi olayı, kırılma etkisi yaratmış ve devlet askeri operasyonları artırıyor ve örgüt gerileme sürecine giriyor. (Ayrica PKK'nın bölgede vergi toplaması, mahkeme kurması gibi kendini devlet gibi gösterme çabalarının da olduğu belirtilmis.) Bu durumun oluşmasında Öcalan'ın yanlış yönetiminin de büyük katkısı olduğu belirtilmis. Öcalan için öncelik kendi iktidarı ve gücü olduğu vurgulanmis. Türkiye'nin Suriye'ye baskısı ile Öcalan, Suriye'den ayrılmak zorunda kalır ve soluğu Yunanistan, İtalya, Rusya derken en son Kenya'ya yol alırken Türkiye'nin eline geçiyor. Dava sürecinde Öcalan'ın kürt bağımsızlığını savunan çizgiden uzaklaşıp Atatürk'ün ilkeleri doğrultusunda Kürt ve Türklerin bir arada olacağı bir çözümün olabileceği çizgisine geldiği ve bunun örgütte olumsuz ve moral bozucu karşılandığı belirtilmiş.

Devam eden süreçte Kürtlere yönelik kimi düzenlemelerin(Kürtçe kanal vb) yapıldığı belirtilmis. Bunlarla beraber diğer önemli noktanın bu tüm süreç esnasında kurulan Kürt partilerinin sürekli kapatılmasının da olumsuz etkisine de değinilmis.

*

Sonuç olarak yazar, PKK'nin ve Öcalan'ın uzun süren eylemlerinin ve hem Türkiye'nin ve hem de Avrupa'nın, Kürtlerin sorunlarına yönelik dikkati çekmeleri gibi etmenlerden dolayi Kürtler için bir simge haline geldiğini belirtmis. Kürt sorunun çözümünün diyalog olduğunu vurgulamis.
428 syf.
pkk hakkında iyi bir özet diyebilirim. halihazırda örgütten ayrılmış kişilerin tanıklıklarına çokça başvurulmuş ve bu da kitaptaki bazı bilgilere kuşkuyla bakılmasına yol açmış olsa da her şeye rağmen başlangıcından bugüne pkk'yi tanıyıp kavramakta iyi bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum. nihayetinde daha spesifik ve detaylı kaynaklar da mevcut. bunlara yönelmeden önce bir başlangıç, bir çeşit giriş sayılabilir.
428 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Bir gazetecinin dikkatli çalışması, her söylediğini kabul etmek mümkün değil ancak önemli bir çalışma olduğunu belirtmek gerek.
“Solcular için Avrupa emperya­listti, bu nedenle Avrupa’yı lanetlerlerdi, ama bir ülkeye iltica etmeleri gerektiğinde, hepsi Avrupa’yı tercih ediyordu,”
PKK ayakta kalabiliyor, çünkü Türkiye’deki Kürtler arasında tutuluyor. Tutuluyor, çünkü çok uzun bir süre savaştı ve PKK’nin mücadelesi insanları parti­ye bağladı, Kürtlerin saygısını kazandı. Türkiye’deki Kürtlerin PKK’ya arkalarını dönmeleri artık pek mümkün değil; çünkü bu, hayallerine ihanet etmek anlamına geliyor. Öcalan, Kürtlerin isteklerinin bir simgesi haline geldi. Ne söylediği ya da ne yaptı­ğı o kadar da önemli değil, çünkü o bir simge. PKK da öyle.

PKK’nın mücadelesi, bu mücadelenin “iyi”liği ya da “kötü”lüğü bir yana, Kürt sorununu Türkiye ve dünya gün­demine yerleştirdi. Kürtlerin kendilerini Kürt kimliği içinde ifade etmelerine ve bunu bir onur sorunu olarak algılamaları­na yol açtı. Bu, Hüseyin Topgider ve bu kitap için görüşülen eski militanların çoğu için yeterli.
“Dahası, Türkiye’de bir ‘Kürt azınlık’ mevcut değil,” diye yazıyordu Oktay Ekşi. “Mevcut olan, Kürt olarak bilinen bir etnik gruptan geldiklerini kabul eden ya da düşünen kimi Türkler."[28]
Son olarak, Suriye’nin iddiasına göre Türkiye, -Öcalan ve öteki firarilerin Suriye’ye geçmeye başlamasıyla aynı dönemde- Suriye hükümetine karşı aralıksız saldırılar düzenleyen Müslüman Kardeş­ler isimli militan muhalif gücün üyelerini barındırıyordu.
Öcalan’ın savaş başlatma niyeti­nin (bu plan, partinin Almanya’da yayınlanan Serxwebutı gaze­tesinde her ay dile getiriliyordu) ordu tarafından bilindiği var­sayılsa da, devletin yönetim kademesi, PKK’nın tehditlerini hayata geçirme kabiliyetini kesinlikle hafife almıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kan ve İnanç - PKK ve Kürt Hareketi
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
428
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750506451
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Blood and Belief
Çeviri:
Ayten Alkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
2007'de Abd'de yayımlandığında büyük ilgi gören ve Pkk konusunda bugüne dek yazılmış en nesnel ve kapsamlı çalışma olarak nitelenen Kan ve İnanç, Aliza Marcus'un yıllara dayanan emeğinin ürünü. Pkk militanlarıyla görüşen ilk Batılı gazetecilerden biri olan Marcus, 1989'dan beri Güneydoğu'daki gelişmeler, Kürt sorunu ve Pkk hareketi hakkında haberler yapmış, makaleler yazmış ve hatta bunlardan biri dolayısıyla yargılanmış bir isim. Marcus'un eski Pkk üyeleri, bölge halkı ve süreci yakından takip eden politikacılar ve hukukçularla yaptığı röportajların yanı sıra, resmî kaynaklardan, dönemin komutanlarının yazdıkları metinlerden, köşe yazılarından ve gazete haberlerinden yararlanarak ortaya çıkardığı Kan ve İnanç, Türkiye'de yepyeni bir tartışma alanı açmaya aday bir kitap.

'Yeni çareler bulmayanlar, yeni kötülükler beklesin.' Amerikalı meslektaşım Aliza Marcus'un yeni çıkan Pkk ile ilgili güzel kitabını okurken Bacon'ın bu sözü aklıma takılıyor."
-Hasan Cemal, Milliyet-

"Marcus, kolay okunan, çok iyi yazılmış, sağlam bir araştırmaya dayalı ve etkileyici bir metin sunuyor. Kan ve İnanç, Pkk'yı anlamak için mutlaka başvurulması gereken kişilere ve konulara odaklanıyor... Araştırmacılar, siyaset üretenler ve Pkk meselesiyle ilgilenen herkes için paha biçilmez bir kitap."
-Middle East Journal-

Marcus'un kitabı, Pkk'ya soğukkanlı yaklaşıyor. Taraf tutmuyor, terörü de yüceltmiyor. Örgütü didik didik araştırıyor ve her aşamasını, gerekçeleriyle anlatıyor. Ben şimdiye kadar Pkk'nın bu kadar ayrıntılı bir yol haritasını görmedim.
-Mehmet Ali Birand, Posta-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Müslime Üstek
  • Serhat baran
  • BURHAN KEBABCI
  • Kaan
  • Luzefrow
  • HOMO FABER...
  • .:A:.
  • Yusuf Yargıcı
  • Baver Ok
  • Mustafa Talha Güneş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%25 (1)
8
%0
7
%75 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0