Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 00:00
__“Ama mutlaka bir aşk suçlamasıyla suçlanacaksam bari benim seveceğim veya sevdiğim bir adam olsun ki hiç olmazsa başkalarının istek ve arzusuna kurban olmayayım da kendi istek ve arzum yolunda
Alıntı
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
Yanlış batılılaşma üzerine bir hikaye
Puan vermedi·328 syf.··
2025 32. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 22:08
Ahmet Mithat Efendi’nin daha önce Felâtun Bey ile Râkım efendi kitabını okumuştum. İkisi de sanırım yanlış batılılaşmayı eleştirdiği için bana çok benzer geldi. Bu kitabında ilk bölüm karnaval nedir, kimler katılır, nasıl davranılır, nasıl giyinilir tarzı genel bir anlatım sunuyor. Sonrasında bir aşk hikayesi üzerinden dönemin sosyoekonomik yapısını, “yanlış” batılılaşmanın üzerimizdeki etkisini, toplumsal yozlaşma gibi konuları bize aktarıyor. Son bölüm dışında genel anlamıyla sevdim baya akıcıydı son bölümü sevmememin sebebi ortalama 80 sayfanın birbirini tekrar etmesi ve bir türlü sonuca bağlanmamasıydı onun dışında kitabı tavsiye ederim Tanzimat Dönemi romanlarından iyi bir tanesi.
Roman
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
6/10
·328 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:40
Uzun zamandır rs den çıkıp okuduğum ilk kitap. Türk edebiyatına ağırlık vermek istediğim bir dönem almıştım ve bugün bitirdim. Osmanlı döneminde İstanbulun üst tabaklarında birkaç ailenin etrafında yaşanan olaylar konu alınmış. Kitaptaki karakter yoğunluğu isimlerin eski isimler ve yabancı isimler olması odaklanmamı zorlaştırdı. Eğer ilk kez başlayacaksınız böyle bir kitap sizi yorabilir. Bencil,kıskanç ve kibirli olan Zekai ve iyi niyetli saygılı biri olan arkadaşı Resminin dostları Madam Hampursuna aşık olmalarıyla olaylar başlar. Zekai ukalaca bir tavırla madama ilanı aşk eder ve aldığı cevap sonrasında arkadaşıyla madamın yasak aşkını ortaya çıkarıp onları rezil etmek için uğraşır. Kitapta kadın karakterlerden çoğu zaman karı,yosma,aşufte gibi bahsedilmesi hoşuma gitmedi ancak dönem romanı olduğu için üzerinde durmamaya çalışacağım. Karnaval yani balodaki diyaloglar saçma ve anlamsız geldi. Kitabın sonu beklemediğim bir şekilde bitti bu konuları olan kitaplara kıyasla daha farklı bir sonu vardı. Bir yerden sonra sardı ancak o karakter yoğunluğu ve isimlerin zorluğu başta sıkabilir.
1000Kitap
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
Puan vermedi·355 syf.··
2023 21. kitabı
Ahmet Midhat Efendi Tanzimat dönemi romancılığının önemli isimlerinden biridir. Yazdığı roman ve hikâyelerde bir milletin yaşadığı kültür ve medeniyet değişiminin izlerini yansıtmaya ve insanları bu değişime hazırlamaya çalışmıştır. Bu amaçla yazdığı romanlardan biri de Karnaval’dır. Yazar bu romanda öncelikle karnavalın ne olduğunu, nasıl yapıldığını, karnavala kimlerin katıldığını, insanların nasıl giyindikleri anlatır. Sonrasında da sosyal hayatın içinden manzaraları anlatır. Aşk, kıskançlık, ihanet, sadakat gibi duyguların çatışması altında değişen değerler anlatılır. Roman; zihniyet, yapı(olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân), tema, dil ve anlatım başlıkları altında incelenmiştir.
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Elips Kitapları · 2007100 okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 15:14
Ahmet Mithat Efendi'nin Karnaval romanı, 1881 yılında yayımlanmış bir eser ve Tanzimat dönemi edebiyatının önemli örneklerinden biridir. Eser, yazarın bir kaç eserinde olduğu gibi Osmanlı toplumunun Batı medeniyetine yönelik yüzeysel taklitçiliğini eleştirmektedir. Doğu-Batı çatışmasını merkeze alarak, Batı'nın eğlence anlayışı, aile yapısı ve ahlaki değerler üzerinden toplumun yozlaşmasını hicveder. Ahmet Mithat Efendi, Karnaval romanında alafranga tipleri; kıyafet, eğlence ve kadın-erkek ilişkileri gibi unsurlarda Avrupa taklitçiliğiyle şekilsel Batılılaşmayı Zekai bey üzerinden eleştirirken, bu kavramların karşısına Resmi Efendi gibi çalışkan, becerikli Doğu temsilcisini koymuştur. Bu tipler aracılığıyla Batı’nın tüketim odaklı, ahlakı yozlaştıran anlayışını eleştirir; Doğu’nun ilim, kültür ve ahlaki üstünlüğünü savunur. Batılılaşmanın gündelik hayatta taklide dönüşerek Osmanlı’yı tüketim toplumuna sürüklediğini özellikle karnaval eğlenceleri üzerinden vurgular. Karnaval romanındaki Zekai bey Felatun Bey ile Rakım Efendi romanındaki Felatun Bey'e, Resmi efendi ise Rakım Efendi'ye denk gelmektedir. Konu olarak iki kitap farklı olsa da aynı amaca hizmet eder: Batı’yı taklit ederken kendini kaybetmemek.
Edebiyat
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
9/10
·328 syf.··
2026 7. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 00:00
KarnavalKarnaval Ahmet Mithat EfendiAhmet Mithat Efendi Yazardan okudugum guzel eserlerden biri oldu. 3 kitap olarak bolumlere ayrilmis;1.kitap kisminda olaylar biraz yavas, agir aksak gitse de 2.kitap kisminda hersey hareketleniyor ve daha eglenceli bir hale geliyor. Resmi efendiden beklenmeyecek entrikalar, oyunlar… Zekai Bey’in bahtsizliklari.. ve artik 3.kitapta olaylar neticeleniyor ama hic de tahmin edemedigim yonde ilerleyip, sonuclaniyor. Ben kitabi gercekten cok begendim, herkese tavsiyemdir. KarnavalKarnaval Ahmet Mithat EfendiAhmet Mithat Efendi KarnavalKarnaval
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
İnceleme
5/10
·328 syf.··
2026 2. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 12:14
KarnavalKarnaval Ahmet mithat efendinin Karnaval isimli kitabını bugün bitirdim. Bu kitap benim yazardan okuduğum 2.kitap ilki felatun bey ve rakım efendiydi ve bence bu iki kitap cok benzer kitaplar zaten ikiside doğu, batı çatışması üzerine kurulu kitaplar ve vermek istedigi mesaj ayni sadece olay örgüleri farklı ama felatun bey ve rakım efendide felatun beyin bu kitaptaki zekaiye rakım efendinin ise bu kitaptaki resmi efendiye denk geldigi acik bir sekilde ortada. Kitaptan bahsedecek olursam kitap 3 bolumden olusuyor Karnaval baslamadan once Karnaval zamani Karnaval bittikten sonra Ve kitap anan karakterlerimiz olan resmi efendi ve zekayi beyin catismalari,farklari üzerine kuruluyor. Dogrusu ben cok begenmedim,kitap beni icine cekmedi.
Duygu ve Düşünce
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 13:07
Karnaval, Türk yazar, gazeteci ve yayıncı Ahmet Mithat Efendi'ye ait bir eserdir. Karnaval, Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika halinde yayımlandıktan sonra bağımsız bir şekilde kitap olarak
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2025 392. kitabı
Modernleşme ve yozlaşma arasında ince bir çizgi vardır Zekai Bey ve Resmi Efendi iki Osmanlı beyzadesidir. Ama ne beyzade! Çok iyi terbiye görmüş bu beyzadeler batılılaşmayı tamamen yanlış anlamış, hayatlarını da ona göre yaşamışlardır. Bir de aynı kadına aşık olmasınlar mı? Olaylar da ardı ardına gelir. Aşk, ihanet, entrikalar, balolar ve sabahlara kadar süren eğlenceler. Kısacası kitabımız, balolar ve karnavallarda kendini kaybeden, aile yapısına önem göstermeyen ve dünyanın zevkine dalan karakterler aracılığıyla yanlış batılılaşmanın Osmanlı aile geleneğini nasıl zedelediğini gösteriyor. Anlatımına gelirsek, dili gayet basit ve anlaşılır. Kalemi de hiç sıkmadı yazarın. Sadece 3. kişi anlatmasa güzel olabilirdi ama Türk Edebiyatı'nda hep var bu. Önyargılı yaklaşmamak lazım, esas olan kalemdir bana göre. Kalemini de sevdim. İlk kez okuyorum Ahmet Mithat. Umarım diğer kitaplarını da severim. Türk Edebiyatı severlere tavsiyemdir. KarnavalKarnaval
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma
6/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
-------------- Spoi olabilir dikkat--------- Akıcı bir kitap ancak çok sevmedim yine de. Bunun belli başlı sebepleri şöyle, Öncelikle karakterlerin hepsine sinir oldum, ahlaksız ve karaktersizler. Yazar doğu batı kavramı üzerinden karakterlerini ayrıştırmış ama bence Resmi adlı karakter de en az Zekai kadar alçaktı. Evine girip çıktığı birinin karısı ile yasak ilişki yaşaması ne olursa olsun kabul edilemez. Ayrıca iyilik adı altında hareket etmesi aslında sadece kendi kabahatlerini kapatmak içindi. Aslında akıcı bir kitap ve ne olacağını merak ederek okudum ama sevdiğim hiçbir karakter veya olay yoktu. Önerir miyim evet ama çok boş vaktiniz varsa. Bu arada ben yazarın kalemini çok severim ama yine de kitabı sevemedim.
KarnavalAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025100 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.