Knockemstiff, Ohio…
Bu kasabanın hiçbir ferdi bu kasabada yaşamak istemez…bir an önce kaçmak kurtulmak isterler ancak kimse bunu başaramaz. Knockemstiff mıknatıs gibi tekrar kendine çeker tüm kaçmak isteyenleri. İnsanlar bu kasabadan kaçmak ister zira mutsuzdurlar dahası geleceğe dair umutsuzlukları da yoktur. Hiçbir dekorasyonu olmayan bir akvaryumda yaşamaya zorlanan Japon balıkları gibi hissetmektedirler kendilerini.
Bu içine kapanıklık, bu bunalım insanları tasvip edilmeyen yollara iter; alkol, uyuşturucu, şiddet, nefret, öfke…Kitapta anlatılan tüm hikayelerde bu şiddetin hem failleri hem de kurbanları anlatılmakta. Fail gibi gözükenler aslında kurbanken, kurban gibi aksedilenler de fail olabiliyor bu hikayelerde.
Bir boşluk var…Knockemstiff sakinlerinin hayatlarında…din ve iman bir alternatif değil bu boşluğu doldurmak için. Zira kasaba sakinleri dindar değiller. Ama dinin yerine koyacak bir şey de bulmakta zorluk çekiyorlar. Kendilerini herhangi bir konuda geliştirmek isteseler tüm yollar kapalı. Ne ileri eğitim imkanı var ne de o vizyon. Sanat, spor da yok…Geriye bir tek şey kalıyor bu boşluğu doldurmanın: alkol, uyuşturucu ve seks…Bunlar da aslında geçici bir tatmin sağladığı için sürekli alkol almanın ya da uyuşturucu kullanmanın derdindeler. Zira etkileri çok kısa sürmekte ve Knockemstiff’de yaşadıkları boşlukla, amaçsızlıkla baş etmenin başka bir yolu yok. Amerikan rüyası ile kandırılan ama yaşadıkları dar kalıp hayatların yüzlerine tokat gibi inmesiyle sarsılıp, ne yapacağını bilmez bir şekilde çürümüşlüğün dibine vuran insaların hikayeleri anlatılmakta. Yaptıkları tüm ahlaksızlıklar aslında palyatif kaçışlar. Ne yapsalar mutsuzlar, ne yapsalar çıkamıyorlar. Bu sebeple nefretlerini kasabaya yönelitmişler. Ona “Çukur” diyolar, kendileri de bu çukurun