"Dünyayı, gizli bir pencereden bakar gibi dikizler ve sıkıldığımız zaman televizyonu kapatırız. Bu kadar yirminci yüzyıl yeter, deriz, yukarı odamıza çıkarken. Ama uzakta bir uğultu var, kıyıya hücum eden bir med cezir dalgası gibi. Yirmi birinci yüzyıl geliyor, kertenkele gözlü zalim uzay yaratıkları ya da uçan metal sürüngenlerle dolu bir uzay gemisi gibi tepemizde beliriyor. Er ya da geç kokumuzu alacak, dayanıksız barınaklarımızın çatılarını demir pençesiyle parçalayacak ve o zaman biz de bütün diğerleri gibi çıplak, titrek, aç, hasta ve umutsuz kalacağız. (...) Orada durabilirdim. bilmemeyi seçebilirdim ama sizin de yapacağınız şeyi, buraya kadar okuduktan sonra sizin de yaptığınız şeyi yapmayı seçtim. Bilmeyi seçtim. Çoğumuz böyle yaparız. Ne olursa olsun, bilmeyi seçeriz ve bu sürçte kendimizi yaralarız. Ne olursa olsun, bilmeyi seçeriz ve bu süreçte kendimizi yaralarız. Gerekiyorsa, bunun için ellerimizi ateşe sokarız. Tek dürtümüz merak değildir. Sevgi ya da acı ya da umutsuzluk ya da nefret de bizi harekete geçirir. Ölmüş olanın peşinden casusluk yaparız azimle: Mektuplarını açar, günlüklerini okur, çöplerini karıştırırız. Bir ipucu, son bir söz, bir açıklama arayarak, bizi terk etmiş olanlardan. Bizi bir çantayla, çoğu kez sandığımızdan daha boş bir çantayla başbaşa bırakmış olanlardan."
Yazar bu kitabında, yüzyılın başında varlıklı bir ailenin kızı olarak doğan Iris'in, yoksul bir kadın olarak yaşarken geçmişine dönük olarak hatırladıklarını ve yaşlılık günlerini, eski gazete haberlerini bile kullanarak mükemmel bir kurguyla aktarıyor. Bu arada genç yaşta intihar eden kızkardeşi Laura'nın, öldükten sonra yayımlanan ve yayımlanır yayımlanmaz da ‘kült' haline gelen, o günler için hayli erotik bir üslupla yazılmış ‘Kör Suikastçı' adlı romanı da bu mükemmel kurgulamanın içinde ve paralel bir aşkla birlikte yer alıyor. Margaret Atwood'un en son ve en çarpıcı romanı. Büyük bir edebiyat... Savaşa karş ıolmanın, aşkın yanını tutmanın, barışa özlem duymanın, hatta olağanüstü bir bilimkurgunun doruğu: ‘Kör Suikastçı'.
(Arka Kapak'tan)