Kurtuluş, Mehmet Rauf'un 1928 yılında yazmış olduğu romanıdır. Bu roman, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ithaf edilmiştir. Kurtuluş, Milli Mücadele döneminin ilk yıllarının, Teğmen Nihat karakterinin ağzından anlatıldığı istiklal harbi konulu romandır. Bu romanda Milli Mücadele yıllarında İzmir, İstanbul ve Anadolu'da yaşananlar gerçekçi bir yaklaşımla anlatılmaktadır. Kurtuluş romanında, Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal'in ve Kuva-yi Milliye'nin düşman devletlerin askerlerine karşı büyük zorluklarla kazandıkları zaferlere; İstanbul hükümetinin Ankara hükümetine karşı çıkarmış oldukları engellere de ayrıca yer verilmektedir.
KurtuluşMehmet Rauf · Antik Kitap Yayınları · 2010975 okunma
Bir İstiklal mucadelesinin hikayesi bir mülazımın gözünden ve ruh dünyasından ,politik karmaşa ve hiyanet hallerinin tasviri.Diğer taraftan aşk ilişkileri ve iniş çıkışlı duygular.Okumalı mı,evet.
‘‘Türk vatanı bir bütündür parçalanamaz.’’
‘‘Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.’’
‘‘Yurt toprağı sana her şey feda olsun.Kutlu olan sensin.’’
Mustafa Kemal Atatürk
Yöreme ait bir türküde, çok sevdiğim bir söz dizesi var:
‘‘Burası kenarımış
Ayrılan yanarımış
Bülbülün yuvasına
Şahinler konarımış’’
diyor.
Hudut namustur ! Ben de bu namusun bekçisiyim. Ülkenin ekonomisini bahane edip hükümetle vatan mantığını karıştırıp ülkesini satan giden vatan hainlerinden olmayacağım. Çünkü benim atalarım burası için savaştı. Kemikleri sızlar.
Neler mi yaptı? Gelin birlikte inceleyelim.
II. Mehmed (Osmanlıca: محمد ثانى) veya Fatih Sultan Mehmed (kısaca فاتح Fatih, d. 30 Mart 1432[1] – ö. 3 Mayıs 1481),[2][3] Osmanlı İmparatorluğu'nun 7. padişahıdır. İlk olarak 1444-1446 yılları arasında kısa bir dönem, daha sonra 1451'den 1481 yılında ölümüne kadar 30 yıl boyunca hüküm sürdü. 29 Mayıs 1453'te İstanbul'u fethetti. İslam peygamberi Muhammed'in "Konstantiniyye elbet fetholunacaktır. Onu fethedecek komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur." hadisine nâil olduğu için günümüzde Türkiye'nin ve Müslüman dünyasının bir kesiminde "kahraman" olarak kabul edilmektedir.[4] Osmanlıcanın yanında Yunanca, Latince, İbranice, Arapça ve Farsça olmak üzere beş tane yabancı dil bildiği söylenmektedir.[5][6]
Doğu'ya yaptığı fetihlerle ve kişiliğiyle Osmanlı Devleti'nin en önemli padişahlarından biriydi Yavuz Sultan Selim. Çok iyi at biner ve kılıç kullanırdı. Ok atmada ve yay çekmede ise adeta ustaydı. Şehzadelik yıllarında çok iyi eğitimlerden geçen Yavuz, "geçilemez" denilen Sina Çölü'nü 13 günde aştı!
I. Süleyman (Osmanlıca: سلطان سليمان اول Sultân Süleymân-ı Evvel, divan edebiyatındaki mahlasıyla Muhibbi;[3] 6 Kasım 1494[a], Trabzon - 7 Eylül
Osmanlı Türkçesinde ‘Kurtuluş’ anlamına gelen ‘Halâs’, 1918-1921 yılları arasındaki Cumhuriyet öncesi dönemi tasvir eder, kitap ise 1929 yılında yayınlanmıştır.
Yazar Mehmet Rauf’un son romanı ve Gazi Mustafa Kemal’e ithaf edilmiş. Kitabın Ön Sözünde Ona ithaf edilen mektubu sevdim. Atatürk sevgisini dilinden düşürmeyen Mehmet Rauf, vücudunun sağ kısmına inen felç sebebiyle kitabın birçok yerini eşine dikte ettirerek yazmış, zor şartlarda tamamlamış bu kitabı..
Gözünüzü bir sabah açtığınızda kıyıya bir düşman gemisinin geldiğini ve çaresizce evinizi, iş yerinizi terk etmeye zorlandığınızı düşünün. Düşününce bile ne huzursuz eden bir durum. Ve böyle bir durumda tek başıma ben ne yapabilirim, benim gibi bundan rahatsız olan birileri var mı, diye çırpınan bir genç düşünün. İşte kitabın kahramanı Nihat da bu gençlerden biri; Vatansever genç bir subay. Türk olduğu için evinden, dükkanından, kapı komşusundan olan insanların yaşadıkları çok iyi anlatılmış..
Kitap, İzmir’in Yunan işgaline uğramasıyla birlikte başlayan olayları ve ülkemizin adım adım Kurtuluş Savaşı’na doğru gittiği günleri anlatıyor. Romanı okuduktan sonra yıkılmak üzere olan Osmanlıyı, bu devrim hakkında asker ve aydınların ne düşündüğünü daha iyi anlıyoruz. Okurken milli duyguların sakin kalabilmesi mümkün değil. Yazarın bilinen ‘Eylül’ romanının yanında biraz gölgede kalmış bu eseri, o dönemi anlamak adına okumalıyız…
türkçükarakterüzerinden, türkçükaraktergözüyleyazılmışbiristiklalharbiromanı..
çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır..
mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz..
bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır..
1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar..
mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir..
mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize