Kyoto , Japon kültür ve geleneklerinin bolca bulunduğu bir kitap , eminim okuduktan sonra pişman olmazsınız . Eski kentin yeni sevgilileri çok kibar ve saygılıydı. ben şuan niye bitti ki diyorum .
(Ayrıca dipnot olarak kitabın yazarı 1968 Nobel edebiyat ödüllü )
Nobel ödüllü Japon yazar, ana karakter Çieko etrafında, Kyoto şehrindeki tapınakları, çiçek bahçelerini, şenlikleri öykü içersinde aktarmaya çalışmış.Bolca doğa tasvirlerinin yer aldığı öyküler, bunlar.Japon kültür ve edebiyatına meraklı olanları cezbedebilir.Sıkıcı bulanlarımız da çok olacaktır.
Bu kitabı Japonya'yı çok seven biri olarak okuduğum için midir bilemem ama çok sevmiştim.. Hafif bir tempoda yormadan ilerliyor, kültürüne has özellikler barındırıyor.. Tamamı gözümün önünde canlanmıştı.. Kitaba dair çok sevdiğim bir kısım vardı.. "Ağaç, çiçek seyri" Japonlar ağaç seyrine çıkıyorlar.. "Hadi ağaç seyrine çıkalım." diyor baba.. Çok hoşuma gitmişti.. Bizler ne zaman doğayı izlemeye çıkmıştık ki?!
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
Japon edebiyatından okuduğum ilk kitap Yasunari Kavabata’nın ‘Kiyoto’ ya da diğer adıyla ‘Kiraz Çicekleri’.
️ “Çieko, ihtiyar akçaağacın gövdesinde menekşelerin açtığını gördü. Bu yıl da çicekler açıyor diye düşündü ve o zaman sevgili ilkbaharı selamladı.
Evlerin karmakarışık yığını ortasında uzanan daracık bahçedeki bu akçaağaç bir dev gibi yükselmekteydi. Gövdesi genç kızın vücudundan daha kalındı, ama yer yer kuruyarak dökülmüş, yosunlarla kaplı sert kabuğu Çieko’nun genç vücuduyla pek tabii karşılatırılamazdı.”
diye bahçedeki akçaağaca ve gövdesindeki menekşelere odaklanarak başlar roman. Ve zamanla bu akçaağacın ve gövdesindeki menekşelerin yüklendiği anlam derinleşir. Yasunari ağaca ve menekşelere anlamyükledikçe onlar kendi dillerinden anlatırlar hikayeyi.
Yasunari Çieko’nun hikayesini anlatırken yanında Kiyoto şehrini ve Japon geleneğini de anlatır. Yani Japon Kültürüyle çizilmiş Kiyoto tablosundan anlatır Çieko’nun hikayesini.
Yine kiyoto’yu anlattığı bir yerde :
️ “Ağaçların güzelliğinin nedeni böylesine temiz tutulan bu şehrin güzelliğinin de nedenidir. Karanlık, eski ve göze çarpmayan evlerin sıralandığı Gion semtinin daracık sokakları bile çoğu zaman pırıl pırıldır.” -s.51-
diye bahseder yazar.
İnsan romanı okudukça, Japonya gidip bir bahar günü Kyoto'nun sokaklarında adımlama hevesi dolduruyor insanın içini. Sakuranın süslediği sokaklardan şehrin antik eski mabetlerine doğru yürümek ...
Bundan seneler evvel okudum bu kitabı.Daha ben küçük liseli bir kızdım yaklaşık üzerinden 15 sene geçmiştir hala o mükemmel anlatılan doğa tasvirleri aklımda aynı canlılığıyla durmakta.
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
-Spoiler-
En sevdiğim karakter, Kyoto’nun mağrur ve tatlı başkahramanı Çieko’nun bilmediği köylü ikiz kızkardeşi Naeko. Çieko ve Naeko daha bebekken birbirinden koparıldılar. Çieko zengin bir aile tarafından evlat edinildi. Naeko ise köy yaşamının acımasız kollarına bırakıldı. Bu yüzden (hayalimde tasvir ettim) bakışlarında yaşam mücadelesi, kırgınlık ve aynı zamanda ümit var.
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
Bu kitabı burada bulacağıma emin değildim ama buradaymış :) kitaba dair hatırladığım tek şey huzur evet huzur. Adının sadece kiyoto olmasını hatırlayarak bulduğum kitap. (Meğerse yazarı intihar etmiş.) Ortaokul yıllarında okuduğum bu kitap çok farklı bir dünyayı size hissettirecek cinsten, mutlaka okuyun derim ^^
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
Instagram uygulamasında başlatmış olduğumuz her ayın ikinci haftası #dünyaedebiyatıokuyoruz etkinliğimizin Temmuz ayını Japon Edebiyatı'na ayırdık ve benim ilk seçimim "Uykuda Sevilen Kızlar" kitabını da severek okuduğum Kawabata oldu. Kiyoto'da, bebekliklerinden beri ayrı yetişmiş ikiz kızkardeşlerin bir şenlikte karşılaşması anlatılıyor. Tekstil mağazası sahibi bir aile tarafından yetiştirilen Çieko ve sedir ağaçlarının yetiştirilip kesildiği bir köyde işçi olarak çalışan Naeko'nun duygu dolu hikayesini okuyoruz. Hikayeye güzelce sarmalanmış romantizm öğesi, bana Japon usulü Yeşilçam filmlerini anımsatsa da, finalde elbette Türk-Japon farkı ortaya çıktı. Kawabata'nın Nobel almış olması, her okuduğum kitabıyla daha akla yatkın geliyor. Okumanızı tavsiye ederim. =)
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
Belli nedenlerden dolayı ayrılmış ikizlerin bir kesitidir. Hayatımda okuduğum en sakin kitaplardan biri.
Japon kültürüne ait bilgilerin daha detaylı olduğu, sevilen bir şehrin ince ayrıntılarına takılıp kalmış yazar. Cümlelerinde özlem ve sevgi var. Karakterler daha çok küçük kesitlerle veriliyor. Günlük sade bir yaşam içinde varolmuşlar. Olaylar yok, birbirine kovalayan olay örgüleri yok. Karakterlerin hisleri çok net verilmiyor fakat kendiniz belli yorumlara varabiliyorsunuz. Sanırım Japon Edebiyatı 'da oldukça iyi. (Animeleri seven ben için çok çok iyi )
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
Japon edebiyatına başlangıç için biçilmiş kaftan. Şiirsel dili yanında gezi yazısı sayılabilecek kadar bilgiye yer verilmiş. Japon inanışı tarihi ve sosyal yaşamı hakkında birçok bilgiye yer verilmiş.Doğa betimlemeleri romantik.
KyotoYasunari Kawabata · Bordo Siyah Yayınları · 20051,054 okunma
Yasunari Kavabata (Japonca: 川端 康成; d. 14 Haziran 1899 - ö. 16 Nisan 1972) önemli Japon romancılarından. Onun duygu yüklü düz yazı tarzı Japonya'ya ilk Nobel Edebiyat ödülünü getirmişti. Önemli eserlerinden bazıları İzu Dansözü (1926) ve Kardan Ülke (1934)'dir.
Kavabata Osaka'da doğdu ve iki yaşında yetim kaldığından büyükbaba ve büyükannesi yanında yaşadı. Teyzesi tarafından büyütülen bir kızkardeşi vardı. Kavabata'nın büyükannesi, o yedi yaşındayken öldü ve büyükbabası da, o on beş yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Ebeveynlerinin ölümünden beri sadece bir kez kızkardeşini gördü. Tüm akrabalarını yitirdikten sonra annesinin ailesi yanına taşındı. On sekiz yaşından önce Tokyo'ya gitti ve Tokyo İmparatorluk Üniversitesi yönetimi altındaki liseye kaydını yaptırdı. 1920'de liseyi bitirip Tokyo İmparatorluk Üniversitesinde okumaya başladı.
Gazeteci olarak çalışmaya başladığında yazmaya da devam ediyordu. II. Dünya Savaşı'nın ateşli askeri ortamına katılmayı reddetti. Savaş ortamının etkileri yazılarında görülmektedir.
Kavabata 1972'de gazla intihar etti. İntiharıyla ilgili pek çok gerekçe öne sürülmüştür. Bunlar arasında zayıf sağlığı, gayri meşru bir aşk hikayesi veya arkadaşı Yukio Mişima'nın intiharının üzerindeki etkisi gibi pek çok teori bulunmaktadır. Mişima'dan farklı olarak Kavabata ardında not bırakmadığı için intiharının tam nedeni gizli kalmaya devam etti.
Karlar Ülkesi adlı kitabını 12 senede tamamladı.
Eserleri
The Dancing Girl of Izu (Izu no Odoriko 1926, İngilizce tercümeler 1997)
Snow Country (Yukiguni, 1935-1937, 1947)
The Master of Go (Meijin, 1951-4; İngilizce tercümesi 1972)
Thousand Cranes (Senbazuru, 1949-52)
The Sound of the Mountain ( Yama no Oto, 1949-54)
The Lake Mizuumi, 1954)
The House of Sleeping Beauties (1961)
The Old Capital (Koto, 1962; English translation 1987, 2006)
Palm-of-the-Hand Stories
Beauty and Sadness (Utsukushisa to Kanashimi to, 1964)
Türkçede Yasunari Kavabata
Bin Beyaz Turna
Go Ustası
Kiyoto (Kiraz Çiçekleri)
Karlar Ülkesi
Uykuda Sevilen Kızlar