Cormoran Strike serisinin dördüncü kitabı Ölümcül Beyaz'dan selamlar. Bu kitap, serinin ilk üç kitabının nerdeyse toplam sayfa sayısına eşit. Ayrıca her şeyden önce serinin dördüncü kitabı olduğu için yorumlarda biraz spoiler olacak uyarmış olayım.
Önceki kitabın soru işaretleriyle biten sonundan kısa bir girişle kitaba başlıyoruz. Bu giriş bölümünden sonra ise bir yıl sonraya gidip olaylara oradan geçiyor ve bu bir yıl süresinde yaşanan olayları Robin ve Cormoran'ın düşüncelerinden öğreniyoruz. İkisi de tabii ki çok farklı şeyler düşünüyor olaylar hakkında. Tabii bir de bunları okurken büroya gelen hırpani genç ve anlattığı hikayeyle başlayan soruşturmamız var. Aslında ortada başlayabilecek en ufak bir soruşturma olmasa da önceki kitaplardan da alıştığımız şekliyle Cormoran kendisine macera arayıp yeni bir aksiyon yaratıyor.
Kitaptaki ana olay ise şantaja uğrayan Kültür Bakanı'nın bunu çözmesi için Cormoran'a yaptığı iş teklifi ve bunun hırpani gencin anlattıklarıyla bir noktada birleşerek ortaya çıkardığı yeni durumlar oluyor. Üstelik bir de bakan öldürülünce Strike'ın araştırmaları ve soruşturmaları iyice derinleşiyor.
Yani aslında kitaba daha başlamadan bile yapacağım bir eleştiri çok açık ve netti; hiç kimse muazzam bile olsa bu kadar kalın bir polisiye okumaktan hoşlanmaz. Hele kitabı okurken fazlaca uzatılmış, hatta gereksiz yere yazılmış birçok bölüm olduğunu da görürse biraz daha fazla rahatsız olur. Ben de kitapta bunu çok sık yaşadım.
Kitabın içindeki yoğun ilişkiler örüntüsü de beni ayrıca yordu. İlk üç kitapta da bu durum vardı ama bu kitapta gereğinden de uzun ve fazla yer almıştı. Yani Robin, Matthew, Sarah, Cormoran, Lorelei, Charlotte.. bu kadar karakterin karmaşık aşk durumlarını uzun uzadıya okumak bana polisiye dışına fazla kaçılmış gibi