Bazı kitaplar yalnızca bilgi vermez; insanın kendine ve çevresine bakışını da değiştirir. Philip Zimbardo'nun Şeytan Etkisi benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfalar ilerledikçe kötülüğün yalnızca "kötü" insanlara ait olmadığını, bazen içinde bulunulan koşulların sıradan insanları bile bambaşka birine dönüştürebileceğini görmek hem düşündürücü hem de rahatsız ediciydi. Kitabı okurken sık sık "Ben aynı durumda olsaydım nasıl davranırdım?" diye kendime sormadan edemedim.
En beğendiğim yönü, insan davranışlarını tek boyutlu değerlendirmemeyi öğretmesi oldu. Stanford Hapishane Deneyi üzerinden yapılan anlatımlar, otoritenin, rollerin ve içinde bulunduğumuz ortamın üzerimizde sandığımızdan çok daha büyük bir etkisi olduğunu gösteriyor. Kitap sadece psikoloji anlatmıyor; aynı zamanda toplumu, sistemi ve bireyin sorumluluğunu da sorgulatıyor. Bu yüzden okurken yalnızca yeni bilgiler edinmedim, birçok konuda kendi düşüncelerimi de yeniden gözden geçirdim.
Bununla birlikte kitap benim için her zaman kolay ilerlemedi. Bazı bölümlerde ayrıntılar ve akademik açıklamalar gereğinden fazla uzadığı için okuma temposu düştü. Ayrıca Zimbardo'nun kendi deneyini anlatırken zaman zaman kendisini savunuyor gibi hissettirmesi de dikkatimi çekti. Üstelik Stanford Hapishane Deneyi'nin günümüzde bilimsel açıdan çeşitli eleştirilere maruz kaldığını bilmek, kitabı daha sorgulayıcı bir gözle okumamı sağladı. Bu yüzden kitabın anlattıklarını kesin doğrular olarak değil, üzerine düşünülmesi gereken önemli fikirler olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Sonuç olarak Şeytan Etkisi, kolay okunan ama etkisi uzun süren kitaplardan biri. Beni en çok etkileyen şey, kötülüğün dışımızdaki insanlardan çok, uygun koşullar oluştuğunda hepimizin içinde ortaya çıkabilecek bir potansiyel olduğunu
Stanford Deneyi'nin Mimarı Philip Zimbardo'nun, Kötülüğün Psikolojisini ele aldığı harika ve uzun kitabından herkese merhabalar. :)
İnsanlar mı kötüdür yoksa sistem mi insanları kötülüğe yöneltir?
Bir lider, nasıl olur da bütün bir halkını soykırım yapmaya ikna eder?
Evinde bıçak kullanamayan bir genç, nasıl olur da askere gidince seri katile dönüşür?
Sıradan hatta iyi insanların kötülük yapmasının gerçek sebebi neydi?
Suçu toplum mu yaratır yoksa suçlu mu?
İnsanlar ya da ülkeler neden sürekli uğraşacak, alt edecek bir düşman arayışı içindedirler?
İçerisinde, yukarıdaki soruların göreece cevaplarını ve diğer birçok sosyal psikoloji davranışlarını barındıran, aynı zamanda tarihi olayları ve olayların başrollerinin de görüşlerine yer verildiği bu güzel kitapta, bazı fotoğraflar bana bile ağır geldi.
Kitap hakkındaki tek yorumumu Sebahattin Ali'den çalmak istiyorum;
"İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."
Düzeltme: Zimbardo'nun deneyine ilişkin eleştirel bir eser okumak için : Çoğu İnsan İyidir
EÜZU BİLLAHİ MİNEŞ-ŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRAHMANİRRAHİM diyerek, ne olur ne olmaz Şeytan'ın etkisini en asgari düzeye indirmek için Besmele çektikten sonra...
En yüzeysel haliyle, ABD'li psikolog Philip Zimbardo'nun bir grup öğrenciyle yaptığı Stanford hapishane deneyini ve bu deneyle ilgili ortaya çıkan insana dair bulgulardan, tespitlerden yola çıkarak Irak'taki Ebu Gureyb hapishanesinde yaşanan olayları, tutuklulara yapılan işkence ve insanlık dışı uygulamalara dair neden sonuç ilişkisini kurmaya, orada yaşananları anlamaya çalışan bir kitap diyebilirim.
Bu çok yüzeysel oldu... O zaman kitabın içinde geçen yazarın kitabın amacına dair yazdığı bir alıntıdan başlayarak anlatmaya çalışayım kitabı.
"Bu kitabın temel savlarından biri kendi hakkımızdaki bildiklerimizi; bizi kısıtlayan kuralları, yasaları, uygulamaları içeren alıştığımız durumlardan, sınırlı deneyimlerimizden edindiğimizdir."
Bir okulda psikoloji profosörü olanPhilip Zimbardo, 1971 yılında, iyi ya da kötü eylemleri yapmaya kişiliğimizin mi neden olduğunu ya da şartların, durumların mı iyi ya da kötü eylemlerimizi ortaya çıkaran nedenler olduğunu test etmek için, ortalama kişilik özelliklerine sahip bir grup üniversite öğrencisi arasında bir grubun gardiyan, bir grubun tutuklu olduğu bir hapishane ortamı yaratarak, gardiyanların güç ve yetkeyle donatılıp tutuklularında özgürlük hakları ve hürriyetleri kısıtlandığında ortaya çıkacak davranışların, nasıl değiştiğine dair bir deneyin ve bu deney sonucunda ortaya çıkan bulguların anlatıldığı, bu bulgulardan yola çıkarak dünyaca ünlü ve hemen hemen hepimizin duyduğu, orada yaşananların herkesin tüylerini ürperttiği Irak'taki Ebu Gureyb hapishanesinde ABD'lİ askerlerin Irak'lı tutuklulara yaptıkları işkence ve kötü uygulamaların neden yapıldığını, hangi
Şeytan EtkisiPhilip Zimbardo · Say Yayınları · 2017235 okunma
Sosyal psikolojinin en önemli temsilcilerinden olan Philip Zimbardo’nun 1971 yılında yaptığı Stanford Hapishane deneyinin en ince ayrıntılarına kadar anlatılması ile başlayan kitap, toplumsal normlara, iyi ve kötünün belirlenmesindeki kıstaslara, Ebu Gureyb hapishanedeki olayların açıklanmasına kadar pek çok konuya değinmekte.
Kitapta kötü yönetilen kurumların insanların davranışları üzerindeki etkisi hem bu deneyle hem de pek çok farklı psikoloğun yaptığı deney ile detaylıca anlatılmış.
Meslekten olmasanız bile kitabı çok rahat bir şekilde okuyup, anlayabilirsiniz. Çok fazla mesleki terim kullanmadan, herkesin anlayabileceği bir şekilde yazmış Zimbardo.
Kötü olan davranışların, insanların karakterlerinden ziyade içinde bulundukları fıçıdan kaynaklandığını detaylıca anlatmakta.
Psikoloji okumaları yapanlar veya bölümden olanlar bu kitabı severek okuyacaklardır.
Herkese şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Şeytan EtkisiPhilip Zimbardo · Say Yayınları · 2017235 okunma
"Şeytan Etkisi", insan doğasının derinliklerine inen ve toplumsal etkileşimlerin gücünü gösteren çarpıcı bir kitap. Phil Zimbardo'nun Stanford Hapishane Deneyi'nde elde ettiği bulgular, insanların toplumsal roller ve çevresel koşullar altında nasıl davrandıklarını anlamamıza yardımcı oluyor. Kitap, bireylerin nasıl "iyi" veya "kötü" olarak etiketlendiğine dair önyargılarımızı sorgulamamıza neden oluyor ve insanların davranışlarının ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Zimbardo'nun çalışması, sadece psikoloji alanında değil, aynı zamanda sosyoloji, etik ve insan hakları gibi farklı disiplinlerde de derinlemesine düşünmeye teşvik ediyor. Kitapta ele alınan deneyler ve sonuçlar aracılığıyla insan davranışlarını daha iyi anlamak için güçlü bir temel elde ederken, aynı zamanda toplumsal yapıların bireyler üzerindeki etkilerini de gözlemleme fırsatı sağlıyor.
Kitabı okuma listesine alanlara tavsiyem, sadece Zimbardo'nun deneylerini ve sonuçlarını değil, aynı zamanda kendi çevrelerindeki toplumsal etkileşimleri ve insan davranışlarını da gözlemlemeleri. Kendi yaşantılarımızı ve toplumsal rollerimizi sorgulamak, kitapta tartışılan konuları daha derinlemesine anlamamıza yardımcı olabilir.
"Şeytan Etkisi", insan doğasının karmaşıklığını anlamak ve toplumsal etkileşimlerin gücünü kavramak isteyen herkes için vazgeçilmez bir kaynak. Bu kitap, sadece psikoloji meraklılarına değil, aynı zamanda insan ilişkileri ve toplumsal dinamiklerle ilgilenen herkese ilham verecek nitelikte.
Philip Zimbardo’nun "Şeytan Etkisi" (The Lucifer Effect) kitabı, sıradan insanların nasıl ve neden "kötü" eylemlerde bulunabileceğini inceleyen, sosyal psikolojinin en sarsıcı eserlerinden biridir. Kitabın temel tezi şudur: Kötülük sadece "kötü insanların" işi değil, yanlış kurgulanmış "kötü sistemlerin" ve "durumların" bir sonucudur.
Şeytan EtkisiPhilip Zimbardo · Say Yayınları · 2017235 okunma
Merhaba dostlar
"Şeytan Etkisi, iyi ya da sıradan insanların kötü ya da şeytani şeyler yaparken ortaya çıkan başkalaşım süreçlerini anlatmaya yönelik bir girişimdir," demiş yazar. "Kötülük" de, "daha iyi olanı bilip daha kötü olanı yapmaktır," diye tanımlanmış.
Kitabın temel savlarından biri, kendi hakkımızda bildiklerimizin belli durumlar ve öğretilerle sınırlı olduğu. Bu kitapta, iyi insanların başkalarına karşı ne kadar kolay zalimleşebileceği deneylerle açıklanmaya çalışılıyor.
Kötülük yapmayı meşrulaştırmak için kendimizi kandırıyor, başkalarını ötekileştirip insandışılaştırıyoruz. Başkalarını insan olarak görmediğimizde onlara zarar vermek "o kadar" önemli bir şey olmaktan çıkıyor. Yakın ve uzak tarihte gördüğümüz tüm katliamların, soykırımların temelinde bu psikoloji yatıyor.
"Olanlara bakıp, ben bunu yapmazdım, diyorsunuz. Fakat o durumun içinde hiç kalmadıysanız o durumdayken ne yapıp ne yapmayacağınızı nereden bilebilirsiniz? Bilemezsiniz," demiş yazar.
Mahkûm ve gardiyan olmanın psikolojik etkilerini ölçmek amacıyla Stanford Hapishane Deneyi isimli bir çalışma yürütülüyor (1971). Üniversite öğrencileri ve normal vatandaşlar arasındaki gönüllülerden seçilen kişiler, tesadüfi olarak gardiyan ve mahkûm olarak ayrılıyorlar. Bir hafta sürmesi planlanan deney, hem gardiyanların hem mahkûmların psikolojisindeki olağanüstü değişimler nedeniyle dördüncü günde bitiriliyor. "Stanford ılımlı bir hapishaneydi ama gardiyanlar sadist, tutuklular histerik hale geldi," diye açıklıyor deneyi.
Kitapta daha sonra Amerikan askerlerinin Ebu Gureyb'deki esirlere yaptıkları insanlık dışı davranışlar inceleniyor ve açıklama getiriliyor.
Konu çok ilgi çekici. Kitap, notlar hariç 750 sayfa. Büyük kısmını ilgiyle okudum. Fakat hem hapishane deneyi hem de Ebu Gureyb'le ilgili
Şeytan EtkisiPhilip Zimbardo · Say Yayınları · 2017235 okunma
816 sayfalık kitap.. Stanford Hapishane Deneyi' nin mimarının kendi kaleminden çıkma başarılı bir araştırma kitabı..
Kitabın size vadettiğine giriş olarak kabaca:
“ Birey, davranışsal özgürlüğü genetik, biyolojik, fiziksel ve psikolojik özelliklerle açıklanan aktördür. Durum, ödül ve normatif fonksiyonlar üzerinden aktörün rol ve statüsüne anlam ve kimlik yükleme gücüne sahip davranışsal bağlamdır. Sistem ise ideolojisi, değerleri ve gücüyle durumları yaratan, etki alanı içerisindeki aktörlerin davranış beklentilerini belirleyen ve onaylanmış davranış rollerini dikte eden birimleri ve kurumları içerir.”
Bu paragraftaki durum üzerine oldukça fazlaca durulmuş.
Koşulların insanları nasıl değiştirdiğine, deformasyona uğratıp, bireyin o sisteme nasıl kolayca adapte olduğunu şaşkınlıkla okuyacaksınız.
Sosyologların, psikologların ve adli bilimlerle ilgilenenler için kütüphanelerinde olması gereken kitap..
Fiziki olarak bir müdahele de bulunmadan sadece empoze ederek... Insanlarin eline kotulugun iradesini verin ve geri cekilip izleyin ! Bakalim kendini durdurabilecek mi ?
Şeytan EtkisiPhilip Zimbardo · Say Yayınları · 2017235 okunma
Philip Zimbardo’nun Şeytan Etkisi, insan doğasının karanlık tarafını ve sıradan bireylerin nasıl kötülüğe sürüklenebileceğini inceleyen çarpıcı ve sarsıcı bir eserdir. Kitap, Philip Zimbardo’nun ünlü Stanford Hapishane Deneyi’nden yola çıkarak, insanların belirli sosyal koşullar altında nasıl zalimleşebileceğini, otoritenin etkisiyle nasıl acımasız hale gelebildiğini derinlemesine analiz eder.
Stanford Hapishane Deneyi ve İnsan Psikolojisi Üzerine: Philip Zimbardo, kitabın büyük bir kısmını Stanford Hapishane Deneyi’nin detaylarına ayırarak, sıradan insanların otorite, güç ve grup dinamikleri karşısında nasıl hızla değişebildiğini gözler önüne seriyor. Bu deney, sağlıklı ve normal bireylerin sadece birkaç gün içinde gardiyan ve mahkûm rollerine büründüğünde nasıl acımasızlaşabileceğini kanıtlamıştı.
"Kötülük Doğuştan mı Gelir, Yoksa Koşullar mı Belirler?": Philip Zimbardo, bireysel kötülüğün kişisel bir tercih değil, genellikle sosyal faktörlerin ve otoritenin yönlendirdiği bir süreç olduğunu savunuyor. İnsanların içlerinde hem iyi hem de kötü potansiyelin bulunduğunu, ancak belirli çevresel faktörler ve baskılar altında zalimliğe yönelebileceklerini gösteriyor.
Tarihsel Örnekler: Savaşlar, İşkenceler ve Toplumsal Şiddet: Kitap, Stanford deneyi dışında Abu Ghraib hapishanesindeki işkenceler, Nazi Almanyası, Ruanda Soykırımı ve Milgram’ın itaat deneyleri gibi tarihsel olayları da analiz ederek, kötülüğün nasıl sistematik hale gelebileceğini inceliyor. Otoriteye körü körüne itaatin, sıradan insanları nasıl zalim hale getirdiğini çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor.
Birey Kötülüğe Karşı Koyabilir mi?: Kitabın son bölümleri, kötülüğe karşı nasıl direnilebileceği üzerine odaklanıyor. Philip Zimbardo, sosyal baskılara karşı bilinçli olmanın ve eleştirel düşünmenin, bireyin etik değerlerini korumasına
Philip G. Zimbardo, Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nün onursal profesörü olan, Zimbardo Yale Üniversitesi, New York Üniversitesi ve Kolombiya Üniversitesi’nde de öğretim üyesi olarak çalışmıştır. Yürütücüsü olduğu Stanford Hapishane Deneyi (1971) ile hem akademik dünyayı hem de popüler kültürü etkilemiştir. Yaratım sürecinde yer aldığı ve sunuculuğunu üstlendiği “Discovering Psychology” adlı 20 bölümlük belgesel serisinin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde pek çok lise ve üniversitede ilgi görmesinden dolayı “Psikolojinin Yüzü ve Sesi” olarak da anılmaktadır. Zimbardo, 350’den fazla akademik ve popüler makale ile kitap bölümü ve farklı türlerde 50 kitap yayınlamıştır. 2004’te Ebu Gureyb Hapishanesi’ndeki Amerikan askerlerinin cezai durumlarına ilişkin bilirkişilik yapmış, Şeytan Etkisi-Kötülüğün Psikolojisi (Lucifer EffectPsychology of Evil) (2015) olarak dilimize çevrilen son kitabında da ünlü Stanford Hapishane Deneyi bağlamında Ebu Gureyb Hapishanesi’nde yaşananları ele almıştır. Şu anda Stanford’daki Terörizme Yönelik Disiplinlerarası Politika, Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin (Director, Center for Interdisciplinary Policy, Education, and Research on Terrorism (CIPERT)) yöneticiliğini yapmaktadır. Aynı zamanda Heroic Imagination Project kapsamında sıradan kahramanların psikolojisine yönelik araştırmalarını sürdürmekte ve yeni eğitim materyalleri geliştirmektedir. Ayrıca, son yıllarda zaman yönelimi konusuna da odaklanan yazarın The Time Paradox (Zimbardo ve Boyd, 2009) adlı kitabında bireylerin içinde bulundukları zihinsel zaman boyutları kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.