Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 12 dk.
Sayfa Sayısı:
219
Basım Tarihi:
Ocak 2014
Yayınevi:
Hece Yayınları
ISBN:
9786055108014
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·219 syf.·
2022 1. kitabı
Bir biyografi yazarı olan Joseph Blotner; Faulkner'in mektuplarını derlemek için, yazarın eşi ve kızını bir süre ikna etmeye çalışır çünkü Faulkner  bir yazısında: "Ben, eski kafalı, galiba biraz da deliyim, diye yazmıştı. Ben, özel hayatımın ve işlerimin, sadece onları yayınlayan ya da sa­tın alan, onu başkasına ödünç veren herhangi birileri veya her­kes için olmasını sevmiyorum." demekteydi. Buna rağmen ailesi bazı mektupları paylaşma nezaketini gösterir. Yazarın 21 yaşından 65 yaşına kadarki bazı mektuplarından bir seçki olan bu eserde kişisel mektuplar yer alır dolayısıyla edebi değeri zayıf yazılardır. Mektupların bazısı annesine,bazısı arkadaşlarına, bir ikisi eşine , birçoğu ise yayınevleri ve  editörlere gönderilen mektuplardır. Mektupların üslubuna baktığımızda Faulkner'in çok nazik ve içten olduğunu görüyoruz. Özellikle annesine yazdığı mektuplarda her yaşta annesine  çok  içten, çok bağlı ve abartısız ifadelerle yazıyor. Onunla çok güzel bir bağı olduğu, onun maddi manevi ihtiyaçlarını karşılamak isteği belli oluyor. Faulkner'in yayınevlerine yazdığı mektuplarda ise ana konu hep para olmuş.Kazancı sınırlı olduğu için çoğunlukla avans ya da borç istiyor bu mektuplarda. Eserin yarısına kadar hep aynı tarz mektupları okuyoruz para kazanmak için yerel dergilere hikayeler yazıp gönderiyor ve parasının peşine düşüyor. Yazdığı tüm mektuplarda üslubu çok zarif. Onun iç dünyasında kin nefret gibi duygular az yer kaplıyor ailesine ve işine düşkün dürüst bir insan izlenimi uyanıyor okurda. Kitabın yarısından sonra biraz daha uzun yoğunluklu birkaç mektup yer alıyor. Eserleri ve sanatıyla ile ilgili daha  edebi yazılar okuma isteği ve boşluğu oluşsa da yazarın yalın ve hesapsızca yazdığı bu mektuplar hoş bir tat bırakıyor. Beklentiyi yüksek tutmamak koşuluyla, ara
MektuplarWilliam Faulkner · Hece Yayınları · 201421 okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2022 144. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2022 12:09
Edebi değeri olmayan neredeyse yüzde 95'i iş mektupları . Okumayan hiçbir şey kaybetmez. Ben yine de gayret gösterip , bitirdim. Edebi olarak bir beklentiye giren hayal kırıklığına uğrar . Hayatına dair bazı şeyleri bulabilirsiniz tabi.
MektuplarWilliam Faulkner · Hece Yayınları · 201421 okunma
6/10
·219 syf.··
2019 3. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2019 13:51
Hani bazı kitaplar vardır okunsa da olur okunmasa da olur cinsinden. Bu kitabı okumusaymışım da olurmuş. Kitap adından da belli olduğu üzere yazarın mektuplarından derlenerek hazırlanmış. Ancak bu mektuplar bence edebi değerden fazlasıyla uzak ve sıradan; hiçbirinin günlük mektuplardan bir farkı yok. Faulkner gibi bir yazar hakkında bu sözleri sarf etmek benim gibi birinin haddine mi düşmüş? Faulkner hiç kusura bakmasın ama durum bu. Gerçi Faulkner burada suçlanacak son kişi. Çünkü kitap yazar öldükten sonra basılmış. Zaten yazar hayatta olsaydı böyle bir şeyi kitap haline getirip bundan da kazanç sağlamayı aklının ucuna bile getirmezdi herhalde. Peki bu mektuplar kime yazılmış? Annesine yazdığı mektuplarda genellikle gezdiği, gördüğü yerleri, o gün yaşadıklarını anlatıyor. Bunlar da açıkçası çok sıradan bir şekilde kaleme alınmış. Annesi dışında yazdığı mektupların muhatabı ise yayınevleri ve editörler. Bu mektuplarda neler var? Yazarın parasal konulardaki kaygıları, yeni hikayeleri, yeni kitapları, projeleri vs gibi şeyler... En koyu Faulkner okuyucusunun bile ilgisini çekemeyecek türden konular... İçeriğinde hayata, yazarlığa, sanata dair hiçbir şey olmayan bu mektuplar benim zerre ilgimi çekmedi, eminim kitabı okuyacak diğer okurların da ilgisini çekmeyecek ve burada yapılan yorumlar pek de farklı olmayacak.
MektuplarWilliam Faulkner · Hece Yayınları · 201421 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

William FaulknerYazar · 31 kitap
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır. 25 Eylül 1897'de Mississippi'de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel" (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur. Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi'ne girmiş, burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921'de okulu bırakıp New York'a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924'de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır. 1925'de New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazmıştır. 1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson'a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren'in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır. Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yapar. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikayeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazar. Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır. 1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'de Pulitzer Ödülü'nü alan Faulkner, 1962'de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.