Moskova Önlerinde (Volokolamsk Şosesi Savaşları)Aleksandr Aleksandroviç Bek

·
Okunma
·
Beğeni
·
597
Gösterim
Adı:
Moskova Önlerinde
Alt başlık:
Volokolamsk Şosesi Savaşları
Baskı tarihi:
Kasım 1999
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753852665
Kitabın türü:
Çeviri:
Celâl Öner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Moskova Önlerinde adlı bu eserde Kızıl Ordu neferlerinin bireysel kahramanlıklarının ve zaaflarının tanığı olacak, onların sayıca yüksek ve donanımlı Nazi ordularına nasıl darbeler indirdiklerini soluğunuzu tutarak okuyacaksınız.
İlk sayfalarından itibaren heyecanı düşmeyen bir kitap. Elimden bırakamadan okudum. Cephenin içerisindeymiş gibi hissettiren kitap karakterler ile aramda görünmez bir bağ oluşturdu.
2. Dünya savaşında dengeler değişmiş İngiltere nin yıpranmasıyla Emperyalizm yeni bir lideri olarak süreçte ABD yi belirlemiştir. Abd nin en büyük korkusu Dünyadaki resmileşmiş ilk işçi Devletinin Sovyetlerin hızla yayılmasıdır.Almanyada Nasyonel sosyalistlerin seçimlerle başa gelmesi Abd ye beklediği fırsatı vermiş el altından kışkırtmalarla Almanya Sovyetlere saldırmıştır. Lenin ve 1917 Bolşevik devrimi kültürü ile yetişmiş Sovyet halkı topyekun bu saldırıya karşı gerek partizanlarla gerek Bolşeviklerle ülkelerini korumaya çalışmışlardır yazar özellikle kazak Türklerinin üstün savaşcı yeteneklerini öne çıkarmış Moskova ya alman faşizminin girmesini engellemişlerdir.askerlerin savaşta "bu savaşın kaderini değiştirmek benim elimde " mantıgı ve ölmek için değil sevdikleri için öldürmek gerektiğini belirten komutanları Memuş Ulinin deha savaş sanatını icrası romanı tüm sıcaklığı ile hissettiriyor.Faşizmin acımasızlığı ve halklara çektiridğini çok güzel anlatıyor. Şan olsun faşizmi dize getiren Bolşeviklere ve Partizanlara .. Sovyet Halklarına ...
Sosyalist anavatan tehlikededir. Hitler’in katillerden oluşmuş Nazi ordusu Moskova önlerine dayanmıştır. İkinci Paylaşım Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarının yaşandığı bir yerdir “Moskova Önlerinde” yer alan Volokolamsk Şosesi… Orayı korumakla görevli olan ve ne olursa olsun bir adım bile geri çekilmeme talimatı alan taburun komutanı da bir Kazak Türk’ü olan Baurdcan Momiş Uli’dir.

Savaş çocuk oyuncağı değildir. Ölmek ve öldürmek üzerine kurulmuş olan bu denklemde, çözümün ne olacağına çarpışan tarafların gücü, inancı, yüreği karar verir. Naziler, Hitler öncü- lüğünde emperyalistlerin yüksek çıkarları için binlerce kilometre öteye gelmiş ve sosyalist anavatanı işgal etmiştir. Avusturya’yı, Polonya’yı, Fransa’yı, Hollanda’yı ve daha birçok ülkeyi işgal etmiş olmaktan güç alan Naziler gözlerini Sovyetler Birliği’ne dikmiş ve ordusunun çok önemli bir bölümünü bu toprakları işgale ayırmıştır. Sovyetler Birliği’ne yönelik bu azgın saldırının altında sosyalizm tehlikesinin(!) bertaraf edilmesi ve emperyalistlerin önünün düzlenmesi yatıyordu aslında. Öyle ki Almanlar’a karşı savaşan ABD, İngiltere ve Fransa bile Sovyetler Birliği’nin ve bununla beraber sosyalizmin tek kalesinin yıkılmasını, sosyalizmin ortadan kalkmasını en az Almanlar kadar istiyorlardı. Ancak savaş onların istedikleri şekilde bitmeyecek, SBKP üyesi kömünist savaşçılar ve Sovyet halkı hem Nazilerin hem de diğer emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bırakacak, sosyalist anavatanı ve sosyalizmi 20 milyon can pahasına koruyacaklardı. İşte Aleksandr Aleksandroviç Bek, bize o günleri anlatıyor “Moskova Önlerinde” adlı eserinde…

İkinci Paylaşım Savaşı’nda savaş muhabirliği yapan Aleksandr Aleksandroviç Bek, Alman-Sov yet çarpışmasının kaderini tayin eden, büyük dönemeci noktalayan Volokolamsk Savaşlarını, bu savaşta çok önemli görev yapan taburun günlük yaşamını günümüze getiren, bu taburun komu- tanı Kazak Türk Baurdcan Momiş Uli’nin anılarından oluşan bu eseri, savaşın bitiminin 25. yıl dönümünde Sovyet Tarihi Edebi Kurulu’nca o günleri olduğu gibi yaşatan eser olarak seçilmiş… “O günleri olduğu gibi yaşatan” sözünün ete kemiğe büründüğüne karşı çıkan olmayacaktır sanıyorum çünkü okuyanın o günleri hissetmemesi imkansız. Öyle canlı, öyle gerçek anlatılanlar. Momiş Uli, eksiği var fazlası yok, diyor, Bek’e anlatırken…

Vatan sevgisi somuttur. Bu sevginin cephedeki karşılığı, ölmeye ve öldürmeye hazır olmak kadar ilke ve kurallara sonuna kadar bağlılık ve işini önemsemektir. Bunu Momiş Uli öğretiyor küçük bir eğitimle…

“Bir sipere yaklaştım. Askerler siperi çalılarla örtmüş, üstüne de toprak döküyorlardı.
Bu yaptığın nedir?
Siper, Yoldaş Kombat…’
Ya bu üstündeki ne?’
Ağaçlar, Yoldaş Kombat.’
Çık bakalım oradan. Bu ağaçların ne olduğunu şim- di göstereceğim sana…’
Askerler dışarı fırladılar. Tabancamı çıkarıp, önde görülen ağaçlara birkaç kurşun sıktım.
Gir yerine. Bak bakalım kurşunlar içeri geçmiş mi?’
Geçmiş Yoldaş Kombat.’
O halde ne yapmışsın sen? Bu nedir? Orta Asya’da bir bahçıvan kulübesi mi? Orada güneşten mi saklanacaksın?… Neden susuyorsun?’
Er, yarım ağızla konuştu:
O seni her yerde bulacaktır.’
Hangi o?’
Cevap vermedi. Anlıyorum: Ölümden bahsediyor. Ondan korkuyor.
Yeniden sordum:
Yaşamayı istiyor musun?’
İstiyorum Yoldaş Kombat.’
O zaman boz tüm bunları. Cehenneme at bu sırıkları. Kalın telgraf direkleri gibi ağaçlar koy. Beş sıra halinde, üst üste koy onları. Öyle olsun ki top mermisi bile gelse bir şey yapmasın.’…” (Moskova Önlerinde/Syf: 39)

Askerin cepheye aslında ölmeye değil, yaşamaya geldiğini Momiş Uli’ye söyleyen, onu ölmeye ve öldürmeye hazırlayacak olanın komutan olduğunu öğreten General İvan Vasiliyeviç Panfilov’du. Panfilov yürekli bir komünist olduğu kadar, çok deneyimli bir savaş ustasıydı. Momiş Uli, ondan öğrendikleriyle zaferi kazanacaktı Volokolamsk Şosesi’nde… Savaşmayı da ondan öğrenmişlerdi, korkuyu yenmeyi de… “Askerin göğsü ile savaşılmaz, onları koruyacaksın! Ateş edeceksin, onları ateşle koruyacaksın ve tabi davranışlarınla!” demişti Panfilov. Bu uyarı Almanların her saldırısında aklına gelecekti Momiş Uli’nin…

Bir savaşın “kaderi”, Moskova’ya çok yakında bir şosede çizilebilir mi? Bunu birileri önceden söylemiş olsa herkes gülerdi herhalde ama çiziliyormuş işte. Panfilov’un eşsiz savaş dehası, Momiş Uli’nin cüreti, cesareti ve inancı, Sovyet askerinin kahramanlığı ile birleşince, o devasa güce sahip Naziler yeniliyormuş işte. İmkansız bir şeyin olmadığını bir kez daha okuyoruz bu kitapta. Savaşı, kahramanlığı ve ihaneti, korkuyu ve cesareti, vatan sevgisini ve kopkoyu bencilliği, feda ruhunu ve daha sayamayacağımız birçok şeyi okuyoruz. Her satırında bir ders alınıyor “Moskova Önlerinde”nin. Bek’in yazdığı satırların günümüz Türkiyesi’nde bizlerde o dönem savaşan Sovyet kahramanlarının hissetlikleriyle aynı duyguları yaşatmasının anlamı çok büyüktür. Hiçbir şeyi unutmamak gerekiyor. Panfilov’u, Momiş Uli’yi, önce korkan, sonra kahramanca şehit düşen Zayev’i ve 20 milyon Sovyet kahramanını hiç unutmamak gerekiyor! Unutmamak için de okumak… Moskova Önlerinde mutlaka okunmalı!
Bozjanov'un sözlerini ansıyordum : «Cephede gülmek, en ciddi şeydir.» Savaş alanının ön cephelerinde gülme başlayınca korku kaçar.

(Birinci Cilt)
Bir başka Kazah atasözünü hatırlıyorum: «Başkasına sultan olacağına kendi soyuna tutsak ol» Sovyet Ülkesi benim için öz vatan, onun heryerinde ben mutluluk, eşitlik ve özgürlük duyuyordum.

İKİNCİ CİLT
Kazahlar, « İnsan kendisine inandıkları, onu sevdikleri yerde mutludur.» derler.

İKİNCİ CİLT
<<... Dünkü kazancınızla da kendinizi aldatmayın. Siz de ben de bir şeyi bilmemiz gerekir. Kazançla kayıp aynı arabada seyahat ederler ...>>

İKİNCİ CİLT
«Eğer bir kimse bir fırsat çıkar da kimsenin göremiyeceği, köyleri yok eden bir yanardağın püskürmesini yada milletin, ezici müstebit yönetimlere karşı ayaklanmasını yada tanımadığı bir milletin yurdunun sınırlarına saldırmasını seyrederse onları kâğıda geçirmelidir. Eğer kendisinin bunları yazma. yeteneği yoksa öykünün tümünü, anılarını. iyi bir yazara anlatmalı; o da, onları gelecek kuşaklann okuyup öğrenebilmeleri için dayanıklı kağıtlara geçirmelidir.»

B. Yan'ın «Cengiz Han» adlı eserinden

(Birinci Cilt)

Not: Alıntılar orijinaldir Örneğin 'göremiyeceği' kelimesi (okuduğum kitabın baskı yılı 1972 yılı olduğundan) bir yazım hatası sanılmasın.
Dışarda iri damlalarla yağmur yağıyordu. Gökyüzü yere doğru sarkmış ve kararmıştı. Ormanın kıyısında. silahlar çatırdıyor, hafif bir yanık kokusu duyuluyordu. Çevrede herşey grimsi bir kundağa bürünmüştü.

BİRİNCİ CİLDİN SONU --
Zaef, içine kapalı yada içten pazarlıklı insanların tüm aksine aklına ilk geleni içini dolduranı sıkılmadan ve kendini zorlamadan söylüyordu. Bizim Kazahlar böyle insanlar için bazı ata sözleri yaratmışlardır. Bunlardan birini pek severdim : « Ağzını açtı mı midesini görürsün. »

Kazak atasözü
İKİNCİ CİLT

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moskova Önlerinde
Alt başlık:
Volokolamsk Şosesi Savaşları
Baskı tarihi:
Kasım 1999
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753852665
Kitabın türü:
Çeviri:
Celâl Öner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Moskova Önlerinde adlı bu eserde Kızıl Ordu neferlerinin bireysel kahramanlıklarının ve zaaflarının tanığı olacak, onların sayıca yüksek ve donanımlı Nazi ordularına nasıl darbeler indirdiklerini soluğunuzu tutarak okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Kadir Güney
  • Gülay Yaman
  • Erol Muzaffer
  • Yakup YALI
  • seyit yesildag
  • Mrtl Akğln
  • Eren Yılmaz
  • Oktay
  • Onur Akkuş
  • Serhat Karahan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.5 (6)
9
%27.3 (3)
8
%9.1 (1)
7
%9.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0