Muhammed (Yeni Bir Dünyanın ve Peygamberin Doğuşu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
603
Gösterim
Adı:
Muhammed
Alt başlık:
Yeni Bir Dünyanın ve Peygamberin Doğuşu
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755534701
Kitabın türü:
Çeviri:
Atilla Tokatlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doruk Yayınları
Muhammed (1961) basıldığında, Yahudi kökenli Marksist tarihçi ve sosyolog Maxime Rodinson'a hak ettiği bir ilgi getirdi. Bu sıradışı biyografi, her şeyden öte, akılcı bir izlek ediniyor ve İslam'ın ekonomik ve sosyal kökenlerini, en nihayetinde Peygamber'i tanıtmaya girişiyor. Eser, Peygamber'in kişiliği, ailesi, geçmişi ve içinde yaşadığı toplum, İslam'ı yayma süreci, mezhep ve devleti kuruşu, düşmanlarıyla savaşları ve ilk büyük Müslüman askeri gücünü oluşturması üzerine incelikli bir çalışma. Bu çalışmanın ortaya çıkışıyla birlikte yarattığı olumlu olumsuz tepkiler oldukça dikkat çekici.

Muhammed,1999 yılında, bir köşe yazarı tarafından eleştirilere hedef olduktan sonra, Kahire'deki Amerikan Üniversitesi'nde yasaklandı ve Mısırlı bakan tarafından "İslam inancını kötülediği" gerekçesiyle toplatıldı. Edward Said'in, "Peygamber üzerine ilk çağdaş batılı eser ve temel bir metin" olarak nitelediği Muhammed, okuyucuya dünyanın en büyük dinlerinden birinin Peygamberi üzerine bilgilendirici olduğu kadar ilginç ve derinlikli bir değerlendirme sunuyor.
Baştan söyleyeyim eğer objektif bir eser istiyorsanız o eser bu değil. İlk öncelikle objektifliğin tanımı yapılmalı. Ne mesela (saydıklarımın hepsi eserin içinde var) hükümdarlara gönderilen mektupları reddedince, gönderilmedi deyince -üstelik sebep belirtmeksizin- objektif mi olunuyor? Veyahut ayın yarılması olayını ne senet tenkidi ne de metin tenkidi yapmadan reddetmek objektiflik midir? Bu mucize olayına geri döneceğim. Belki de, 1400 sene önce vefat etmiş büyük bir kişi hakkında “acaba aklından şunlar geçmiş midir, veya kesin şunlar geçmiştir, geçmemesi imkansız” gibi hiçbir ilmî değeri olmayan ve de hakaret içeren cümleler kurmak objektifliktir değil mi?

Eğer objektif bir eser istiyorsanız vallahi Kadı İyaz’ın Şifa’sı bundan daha objektiftir. Çünkü Kadı İyaz bir rivayeti ele alırken o rivayeti hem senet olarak hem Metin olarak tenkit etmiş ve hangisinin daha sahih olduğunu belirtmiş biridir.

Bakın burada kendisinin Peygamber olduğunu söyleyen birisinin -ki doğru söylemiştir- hayatından bahsediyoruz. Bu hayatın içinde mucize olması çok normal. Önemli olan bu iddiaların doğruluğudur. Objektif dediğiniz kişiler bu iddiaları objektif bir şekilde değerlendirmiyor, önceden kabullenilmiş inançlarına veya inançsızlıklarını göre yorumluyor veya reddediyor. Sizin objektif dediğiniz Maxime Rodinson’un eseri bu inançsızlık ve ideoloji üzerine bina edilmiş. Buna binaen bu adam, mevcut rivayetleri metin ve senet dolayısı ile reddetmiyor ideolojik sebepleri yüzünden reddediyor. İşte bu yüzden Kadı İyaz, Rodinson’dan daha objektiftir. Onun yapamadığı kritiği Kadı İyaz yapmıştır.

Rodinson, her ne kadar Rasulullah’a (sav) devrimci diyerek övse de büyüklüğünü kabul ediyoruz dese de eseri tamamen bu önceden kabullenilmiş ideoloji üzerine bina edilmiştir.

Ayrıca kitapta Rasulullah’a (sav) ve Kur’an’ı Azimüşşan’a da hakaretler vardır. Sanıldığı kadar saygıdeğer değildir.

Bu yazdıklarımın sebebi bu eserin bir objektiflik abidesi olarak sunulması ve bazı insanların Müslümanları bu eserin içinde yazılan her şeyi kabul etme zorunluluğu gibi bir fikri alttan alta vermeleridir. Eğer kabul etmezseniz siz objektif bir insan olamazsınız. Hayır, böyle değil. Yeter ki objektifliğin ne olduğunu iyi bir şekilde kavrayabilelim.
Vesselam.
376 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Aslında kitabı ilk okumaya karar vermem 11 Temmuz 2015 tarihinde Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Ataol Behramoğlu’nun köşe yazısını okuduktan sonra karar vermiştim. Ancak okumak bugüne kısmetmiş. Okuduktan sonra Ataol Behramoğlu’na hak verdim. Tavsiyem eğer dini konular doğrultusunda okuyacaksanız hiç zaman harcamayın. Ancak olabilecek kadar tarafsız yamaya çalışan yazar kitabında 342 sf. da şöyle ifade ediyor. “Aslında herkes Muhammed'de kendisinin ve kendi zamanının kaygı ve sorunlarının bir yankısını aramış, anlamadığı yanını yok saymış ve O'nu kendi tutkularına, fikirlerine ya da hayallerine göre biçimlendirmiştir. Bu genel kuraldan sıyrılabilmiş olduğum iddiasında değilim. Fakat tam nesnellik nasıl ulaşılması imkânsız bir şeyse, bile bile yanlı olmak gereğini öne sürmek de bir o kadar saçmadır.”
Bence bu kitabı en iyi anlatan Ataol Behramoğlu’nun yazısına bırakalım.
*****
İslam’ın kutsal kitabında da varlıkları onaylanan peygamberler içinde bizler gibi etiyle, canıyla, kanıyla, belli bir zaman diliminde yaşadığı kesin olan tek peygamber, Muhammed’dir.
Zamanımızdan 1400 yıl önce yaşamış olan İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah’ın (Abdullah oğlu Muhammed’in) bir insan, bir kişi olarak özellikleri konusunda bildiklerimiz nelerdir?
Böyle bir konuyu “Müminlerle konuşmaya çalışmak boşuna bir çaba olur.
İnanmayanlar için ise genellikle birkaç önyargıyla geçiştirilen, pek de önemli olmayan bir konudur bu.
Bir başka deyişle, bir yanda, tartışmak şurada dursun üzerinde konuşulması bile günah sayılan inanç ve efsane öğeleri; öte yanda dedikodu türünde yakıştırmalar, söylenceler, yüzeysel eleştiri ve küçümsemeler…
Marksist Fransız düşünürü Maxime Rodinson’un “Hazreti Muhammed”i, bu konuda benim kafamdaki dağınık taşları da yerli yerine oturttu…
***
Attila Tokatlı çevirisiyle yıllar önce Sosyal Yayınlarca basılmış, sonrasında yeni bir basımının yapıldığını anımsamadığım ve sanmadığım kitap, yine uzun zamandır ilk fırsatta okumak üzere ayırdığım kitaplar arasında beklemekteydi.
Birkaç kez başlamış, araya başka işler, başka okumalar girdiği için bırakmıştım.
Bu kez üstelik ayrıntılı notlar alarak okuduğum gibi, yazarı Maxime Robinson’un da (1915 - 2004) önemli bir çağdaş düşünür olduğunu öğrenmiş oldum.
Tarihsel verilere, somut olgulara dayanmasının yanı sıra, günlük yaşama ilişkin bölümleriyle de akıcı, zevkle okunan bir kitap bu…
***
Peygamberlik konusu benim ilgi ve bilgi alanımın dışında…
Muhammed’in hayatında beni asıl ilgilendiren, öksüz, yetim bir çocuğun, yoksulluk çekmiş bir genç adamın, önce küçük bir inananlar topluluğunun, sonra bir kabilenin lideri, sonra bir devlet kurucusu olarak yükselişi oldu…
İnanlar bunu bir Tanrı buyruğu olarak görmekte kendilerince haklı olabilirler.
Beni ise bu yaşamöyküsündeki kişisel, toplumsal, tarihsel olgular ilgilendiriyor…
Rodinson’un da ısrarla belirttiği gibi Kuran’da zenginlere yönelik eleştiriler, gerçekten de Muhammed’in yoksulluğu kendi kişisel yaşamında fazlasıyla tatmış olmasıyla ilgili olmalıdır...
Aynı kitaptan Muhammed’in yaşça kendisinden epeyce büyük eşi Hatice ile evliyken başka kadınlarla olduğuna dair herhangi bir kanıt ya da söylenti bulunmadığı belirtiliyor.
O zaman Hatice’nin ölümünden sonraki yaşam sürecinde kadınlara karşı neredeyse doyumsuz arzusunu nasıl açıklayacağız?
(Ölümünde cariyeleri dışında on eşi olduğunu aynı kitaptan öğrendim.)
Bu doyumsuz arzu, gençlik yıllarını kendinden epeyce yaşlı bir eşe sadakatle geçirmiş olmasıyla açıklanamaz mı?
Kitapta, kadınlarının yarattığı kıskançlıklarla ilgili de epeyce bilgi ve anekdot var…
Yani sıradan ölümlülere hiç de yabancı gelmeyecek konular…
***
Tek Tanrı fikri İslam peygamberinin buluşu değil… Puta tapan Kureyş kabilesinin bir ferdi olan Muhammed, döneminin bu ilerici fikrini işittikleriyle, belki okuduklarıyla benimsemiş. (Robinson’un kitabında bu konuda ayrıntılı bilgiler var. “Ümmi”, yani okuryazar olmadığına ilişkin bilginin yanlışlığı, bir çeviri hatasının sonucu olduğu ayrıca belirtiliyor.)
Muhammed bin Abdullah’ın Hazreti Muhammed olarak gelişimiyle başka bir çağın, kendi çağımızın bir devrimcisinin yaşam süreçleri arasında neden benzerlikler, paralellikler kurulmasın?
Bunu söylemekle İslam peygamberinin önemini, değerini azaltmak gibi bir amacım yok.
Tam tersine, kendisinin de sözleriyle herkes gibi ölümlü bir insanın olağanüstü yazgısının kişisel ve toplumsal arka planlarını anlamaya çalışıyorum…
Robinson’un kitabında Muhammed’in sabırlı, cesur, kurnaz, merhametli, fakat yerine göre acımasız, kararlı bir lider, ideolog, komutan, devlet adamı olduğu, herkes gibi insani zaaflarının da bulunduğu olaylarla, kanıtlarla anlatılıyor…
Böyle bir kişinin ve getirdiği kitabın İslam adına işlenen cinayetlerle, alçaklıklarla ilgisinin olamayacağı yeterince açık değil mi?
Bu konuda yazmayı sürdüreceğim…
376 syf.
·Beğendi·10/10
sanırım muhammed'e din adamı, islam'a ise din olarak bakarak ortadoğu tarihini veya siyasal islamı anlamak güç.
bu kitap o eksikliği kapatıyor. oldukça titiz bir kaynak okuması ile islam öncesi arabistan'ı ve bir siyaset adamı olarak muhammed'i çok güzel anlatmış.
alabildiğine soğukkanlı, objektif, belki haddinden fazla “saygılı” bir yaşam öyküsü.
376 syf.
·53 günde·Puan vermedi
Olabildiğince objektif bir yaklaşımla yazılmış bir eser. Peygamberin hayatını, dönemin siyasal ve kültürel yapısını olması gerektiği gibi anlatıyor. Müslüman yazarların siyer kitaplarındaki doğduğunda ümmeti ümmeti diye ağladı, kütük konuştu, ay yarıldı, parmağından sular fışkırdı gibi saçmalıklar, abartılar, kutsamalar yok. Kötüleme, aşağılama, hakaret de yok. Saygın bir yahudi sosyalist tarihçinin örnek olabilecek bir tarafsızlıkla hazırladığı faydalı bir kaynak.
Peygamberin hakikat arayışını Freudcu bir zihniyetle ve şehvet duygusuyla açıklamaya çalışan Maxime Rodinson, tarafsızlığı, Batılı değer yargılarıyla analiz etme biçimi olarak algılamış ve bu yönde bir siyer örneği çıkarmıştır karşımıza. Peygamberin hakikat arayışı ve hakikat savunuculuğu sırasında içinde bulunduğu ruhsal durumu öfke, intikam hırsı ve eziklikle anlatmaya çalışan Rodinson'ın psikolojik analizleri sert ve gerçeği yansıtamayacak kadar karanlıktır bana göre. Yazar ve cesurca yansıttığı önyargılarını tarif etmeye kelime bulamıyorum dersem yerinde olur herhalde.
376 syf.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN İNSANLARA ALLAH'A İNANMALARINI ÖĞRETMEYE ÇALIŞMIŞTIR. BURADA PEYGAMBER EFENDİMİZİN BAŞINDAN GEÇEN MUCİZEVİ OLAYLAR VE SAVAŞLAR ÇIKTIĞINI ANLATMIŞTIR.
Kutsallik sahibi varlıklar arasında gökyüzünü mekan edinmiş olanlar ve hatta yıldız şeklinde görünenler de vardı. Bunlardan bazıları da, tanrılık kazanmış eski bilgeler olarak kabul edilirdi. Bu ilahi varlıkların sayısı ve her birine verilen önem, kabileden kabileye değişiyordu fakat en önemlileri, bütün Arap yarımadasında saygınlık kazanmiştı. Bunların başında da, Allah (El-llah, Tanrı) gelmekteydi. İlahi ve kutsal dünyayı en yüksek şekilde benliğinde toplayan Allah, evrenin yaraticisı ve Imanın bekçisi sayılırdı.
İnsan sadece ekmekle yaşamaz. Yaşayabilmesi için insana, hiç olmazsa dünyadaki yeri ve rolü hakkında birkaç yönetici düşünce, yaşayışım düzenleyecek birkaç kural gereklidir, insan kitlelerine işte bu düşünce ve kurallardan kurulu doyurucu bir sistemi, modern ideologlardan çok daha önce din reformcuları ve peygamberler sunmuş- bulunmaktadır.
Kısaca, Muhammed'e bağlananlar, o zamanki Mekke'nin en özgür düşünceli insanlarıdır. Bu bağlanışta, yeni doktrinin dini üslubunun belirleyici rol oynadığı kesindir fakat bu kimseleri yeni dine taraftar olmaya yönelten şeyin, Mekke toplumunun yönetici tabakalarında hakim olan konformist anlayışa karşı takındıkları özgür düşünceli tavır olduğunda kuşku yoktur.
Kısacası Muhammed, ümmi peygamberdir (Sonradan, yanlış bir yorumlama ile "okuma yazma bilmeyen" anlamına alınmış olan "ümmi" sözü, Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından, "dinsizlere, payenlere yani İsrail'den olmayanlara gönderilen peygamber" anlamında kullanılmaktaydı
Başarılı ideolojilerin yöntemlerinden biri de tüm ayrılıkları kendini beğenmişlikle açıklamaktır.
Milyonlarca insana hayat nedeni sunmaya devam edecek olan geçmişin ideolojilerine karşı bunca sert ve kibirli davranmaya pek öyle hakkımız yoktur. Tam tersine, bu derece önemli bir rol oynamış sistemlerin kurucularının ve bu arada Muhammed'in büyüklüğünü açık yürekle kabul etmemiz gerekiyor.
Mesajın, en azından ilk bakışta, devrimci ya da sarsıcı bir yanı yoktur. Görünürde temel hiçbir dini yenilik getirmemiştir ve şimdilik Mekkeliler de işin sadece görünüşüne bakarlar. Gerçekten de, belirtmeye değer ki, Muhammed'in Rabbi indirdiği ilk emirlerde öteki tanrıların varlığım ya da gücünü inkâr yoluna sapmamıştır. Onlardan söz etmemekle yetinmiştir, o kadar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muhammed
Alt başlık:
Yeni Bir Dünyanın ve Peygamberin Doğuşu
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755534701
Kitabın türü:
Çeviri:
Atilla Tokatlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doruk Yayınları
Muhammed (1961) basıldığında, Yahudi kökenli Marksist tarihçi ve sosyolog Maxime Rodinson'a hak ettiği bir ilgi getirdi. Bu sıradışı biyografi, her şeyden öte, akılcı bir izlek ediniyor ve İslam'ın ekonomik ve sosyal kökenlerini, en nihayetinde Peygamber'i tanıtmaya girişiyor. Eser, Peygamber'in kişiliği, ailesi, geçmişi ve içinde yaşadığı toplum, İslam'ı yayma süreci, mezhep ve devleti kuruşu, düşmanlarıyla savaşları ve ilk büyük Müslüman askeri gücünü oluşturması üzerine incelikli bir çalışma. Bu çalışmanın ortaya çıkışıyla birlikte yarattığı olumlu olumsuz tepkiler oldukça dikkat çekici.

Muhammed,1999 yılında, bir köşe yazarı tarafından eleştirilere hedef olduktan sonra, Kahire'deki Amerikan Üniversitesi'nde yasaklandı ve Mısırlı bakan tarafından "İslam inancını kötülediği" gerekçesiyle toplatıldı. Edward Said'in, "Peygamber üzerine ilk çağdaş batılı eser ve temel bir metin" olarak nitelediği Muhammed, okuyucuya dünyanın en büyük dinlerinden birinin Peygamberi üzerine bilgilendirici olduğu kadar ilginç ve derinlikli bir değerlendirme sunuyor.

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Anıl Güngören
  • Muzaffer Akar
  • Cem yıldırım
  • MybiSGen
  • Ercan yıldız
  • Altar'ın Oğlu Tarkan
  • Abıdan
  • İbrahim Durukan
  • Abdullah Ferman Uslu
  • Yusuf Ş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (4)
9
%25 (2)
8
%25 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0