0,0/10  (0 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
8 gösterim
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

Çok da mağrur olma kim meyhâne-i ikbalde
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Top-i âh-i inkisâra pâydâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengin-hisârın görmüşüz

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz

Biz hadeng-i can-güdâzı ahdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârını görmüşüz

Bir gün eyler dest-beste pâygâhı cay-gâh
Bî-aded mağrûr-i sadr-i i'tibârın görmüşüz

Kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-i murad
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz

(Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün)



Biz dünya bahçesinin hem güzünü, hem baharını görmüşüz. Neşenin de üzüntünün de gelip geçtiği zamanı görmüşüz.
Makam, mevki meyhanesinde fazla gururlanma. Biz binlerce mağrur sarhoşun sersemliğini görmüşüz.
İtibar ülkesinde "ah" sesinin güllesine dayanmayıp yıkılan nice yıkılmaz kaleler görmüşüz.
Bir vuruşuyla binlerce ikbal evini yok eder: Dert sahiplerinin beddualı gözyaşlarının selini görmüşüz.
Can eriten bir "ah" okuyla yere düşmüştür. Biz bu meydanın nice süvarilerini görmüşüz.
Gün gelip eşik önünde el bağlayıp durmuşlardır. Biz başköşede oturup caka satanların nicesini görmüşüz.
İçtikleri kadeh dilenci çanağına dönmüştür. Ey Nabi biz bu mecliste şarap içenleri görmüşüz
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2005
  • Sayfa Sayısı:
    86
  • ISBN:
    9789758950300
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü: