Niran, ailesiyle birlikte geçirdiği bir trafik kazasından sağ kurtulur. Ancak eşi ve kızı komaya girer. Yaşadığı bu trajediyle baş etmeye çalışırken, bir gün deniz kenarında bir adamın ölü bir balığı canlandırdığını görür.
Bu gizemli adama yaklaşır ve nasıl yaptığını sorar. Adam, adının Arraf olduğunu söyler ve Niran’a, dileğini gerçekleştirebileceğini ancak bunun karşılığında ondan ne isterse yapmasını şart koşar. Umutsuz bir şekilde ailesini kurtarmak isteyen Niran, bu teklifi kabul eder.
Arraf, Niran’a yardım etmesi için Hüma adında bir baykuş göndereceğini söyler.
Niran ailesini kurtarmak uğruna başka bir ailenin felaketine neden olur. Dahası, dahil olduğu bu yeni ailenin tüm sırlarını öğrenir ve sonunda evin büyük hanımının doğum gününde herkesin bir arada olduğu zaman her şeyi açığa çıkarır.
Kitabın dili ve anlatım tarzı metaforlarla zenginleştirilmiş ve felsefi bir derinlik taşıyor. Yazar, okuyucuyu yalnızca Niran’ın hikayesine değil, aynı zamanda bireyin kendini ve çevresindeki dünyayı anlamaya yönelik çabasına da yönlendiriyor. Kitap, okuyucuyu hem duygusal bir yolculuğa çıkarıyor hem de kendi hayatını ve seçimlerini sorgulamaya itiyor.
Kitabı okumaya başladığımda böyle bir hikaye beklemiyordum ve bazı yerlerde oldukça şaşırdım. Özellikle Hüma’nın her an ortaya çıkıp Niran’a yardım etmesi beni şüphelendirmişti. Bu yüzden bazı olayları tahmin etmekte zorlanmadım. Kitabı büyük bir merak ve heyecanla okudum;
Ancak sonu benim için sürpriz olmadı, çünkü az çok tahmin edebiliyordum.