O halde ölüm bir hadise ya da olay değildir - yahut: Ölüm bir başa gelme değildir. Ölüm dünyaya dair de değildir. Ölüm dünya içinde var olan da değildir. Ölüme sahip olamam, onu kullanamam, tasarrufuma alamam. Burada asıl mesele, ölümün bana sahip olmasıdır. Ölümün sahiplenme karakteri benim ölümü bir edim olarak yaşayamamamdan kaynaklanmaktadır.Hayatın içinde ölüm yoktur. Ama bu yokluk onun varlık kaynağıdır. Hayat gibisinden bir şey ancak ölüm karşısında mümkündür. Durum böyle olunca, ölüm aşan sistem ve açıklamalar, biz insanlar için anlam kazanmaktadır. Kutsallık atfedilen kitap ve ritüeller de işte tam bu anlam kazandırma fiilini yerine getirmeye yarar. Bu nedenle de, yukarıdaki soruda dile getirilen endişeye cevap olacak güven verme gayreti söz konusu olmaktadır.
Ölüm KitabıKaan H. Ökten · Alfa Yayınları · 202291 okunma
Sadece 52. sayfadayım ve okurken kafaları yiyorum. Hele adamın ağıtları ve dört evre. Daha bitirmedim ama sadece bu 52 sayfa bile bu kitabı baş ucu yapmaya yeter. Çok geç kaldığım bir kitap olarak görüyorum kendi adıma.
Ölüm kimileri için bir son, kimileri içinse bir başlangıç. Kimileri için hayatın anlamının, kimileri içinse anlamsızlığının yegâne nedeni. Ancak insan kendisini ölüme ilişkin hangi anlayışa yakın hissederse hissetsin, yaşamının en önemli ve kaçınılmaz fenomeniyle karşı karşıya olduğunu yadsıyamaz. Zira ölüm, en nihayetinde maruz kalınan bir şeydir. Ölümü gizemli, belirsiz ve korkutucu kılan şey ise onun deneyimlenemezliği ve bir defalığıdır. Dolayısıyla ölümün bu ve benzeri nitelikleri onu kutsal kitapların, edebiyatın ve elbette felsefenin
en önemli konularından biri kılmıştır.
Kaan H. Ökten, Ölüm Kitabı başlıklı bu seçkisinde geniş çaplı kültür çevremizin ölümle ilgili temel metinlerini bir araya getiriyor. Eski Mısır metinlerinden Homeros’a, İbn Sina’dan Yunus Emre’ye, Descartes’tan Kierkegaard’a, Heidegger’e, Camus’ya, Nermi Uygur’a kadar geniş bir yelpazedeki metinlerin yer aldığı
kitabını Ökten, “Bitti ama tamamlanmadı” diyerek sunuyor okurlarına – tam da ölümün bıraktığı tamamlanmamışlık hissine uygun olarak…
#ölüm #ölümkitabı #felsefe #düşünce
Ölüm düşüncesine dair yazılmış metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş kitap, sadece bu metinleri içeriyor. "Eski Mısır ve Mezopotamya", "Kutsal Kitaplar", "Antik Yunan", "Antik Roma", "Ortaçağ" ve "Yeniçağ ve Günümüz" isimlerinde altı bölüme ayrılmış eser, bazı metinlerin uzunluğu ve çeviriden kaynaklanan sorunlar nedeniyle okumayı zorlaştırıyor. Ölüm, özellikle insan için bir problem. Çünkü yalnız insan, öleceğini bilerek hayatını sürdürüyor. Hele yaşlılık denilen bir ölüme yakınlık hâli var ki, bu hâl, pek çok düşünürün ölüm üzerine sorular sormasına ve yanıtlar aramasına neden olmuş. Üzerine ne kadar çok şey söylenirse söylensin, Levinas'ın dediği gibi ölüm, "Yanıt yokluğudur." Kitabın önsözünün son cümlesi hem kitabın hem de ölümle son bulduğu söylenen yaşamın özeti gibi olmuş: "Bitti ama tamamlanmadı..." Yazar tarafından seçilen metinleri bir araya getirmek hiç de kolay olmasa gerek. Bu zor işin sonucu olan bir kitaba sahip olmak da ayrıcalık olmalı.
Ölüm KitabıKaan H. Ökten · Alfa Yayınları · 202291 okunma
ölmek ya da ölmemek işte bütün mesele bu.
en eski metinlerden, düşünürlerden günümüze kadar olan belli başlı ölüm fikirleri derlenip toparlanmış, iki kapak arasına güzelce alınmış.
en sevdiğim şeylerden biri de okumaya niyetlendiğim kimseleri, bir ölüm seçkisiyle görme fırsatına erişmişliğim. acaba ne yazmış diye meraklandıklarımı, ölmek üzerine satıra döktükleriyle tanıdım sayılır.
kitabı bir seferde okuyunca en bunaldığım ve anlamakta zorlandığım yerlerin aydınlanma çağındaki düşünürler sonrasıyla ortaya çıktığını fark ettim. önceki dönemlerde ölüm üzerine düşünceler karmakarışık değil çünkü, açık ve ibret alınası duruyordu. ne zaman ki insanlık, düşünme eyleminde ilerlediğini anons etti, ölüm kavramı da okuyucu olarak beni o zaman yormaya başladı. yine de anlayamamak benim acizliğimden. eminim oralarda da kayda değer şeylerden bahsedilmişti. ve son kısımlarla birlikte günümüz dünyasındaki ölüm düşüncesine bakış çok fiyakalı durmuş. akıp gitti metin.
iyi ki böyle bir kitap ortaya çıkarılmış, hocayı tebrik ederim ellerine, emeklerine sağlık derim. nasıl yaşayacağız diye bunalıp soruldukça açılıp okunabilir. evladiyelik bir eser.
Ölüm KitabıKaan H. Ökten · Alfa Yayınları · 202291 okunma
Ölümün bildik felsefi düşüncelerinin ardındaki sıradanlığı bir kenara bırakarak oluşturulmuş bu seçki ağdalaştırmadan yapılmış inanç ve düşünce yumaklarından oluşuyor. Amaç felsefe gibi gözükse de amaç ölüm ve bu arzulayanı lutlu ediyor...
Kaan hoca insanlık tarihinin başından günümüze kadar "ölüm" konusunun nasıl ele alındığını, ölümle ilgili yazılıp çizilen ne varsa bu kitabında derlemiş ve gerçekten harika bir kitap olmuş.
Ölüm KitabıKaan H. Ökten · Alfa Yayınları · 202291 okunma
içeri giriyorum.
ölüm de benim, ölümü düşleyen de. böyle diyordu yanlış hatırlamıyorsam şiirde. yanlış hatırlıyorsam da önemli değil. her neyse. ölümün tastamam önümüzde olduğunu sanmıyorum, bir kısmını yaşadık geçti, geri kalanı ise hayatımızın geri kalanına tebelleş. varlığı muhal olmayana sövemem belki ama ölüm hakkında atıp tutmak da ancak bir ölümlünün hakkıdır diye konuşabilirim. mesela bana kalsa yirmiyi görmemeliyim derdim, bana kalmadı, yirmiyi görünce çok utandım. genç ölenden başkasının ölümünü sahici bulamıyorum çünkü. habil’den bu yana da bulmadım. ilk insan ilk ölmelidir derdim mesela, ölmedi.
çoktandır gömmemiştik böyle güzelini dedirten adamlara öykünüyorum. öykünmek kelimesini ilk kez kullanıyor ve habil’i kastetmiyorum. -burada gülüyoruz- hem zaten daha güzeli mümkün olsaydı ilk ölüm gençten taraf olmazdı. ölüm biraz da imkanları vererek gidebilmek, kendinden yani, öyle sandıklarından. bizde ne var ki veriyoruz diye bir soru sorulabilir belki tam da bu anda, sorulursa utanırım. sen de utanmaya yer arıyorsun denebilir yine belki tam şu anda. kabahat, kendi ölümü üzerine hak iddiasında bulunan birine böyle sorular soranda.
insan ölünce kendine ölür, kendine gömülür. bu kısmı havalı olmayabilir. ölmek tek başına yapılan bir iştir ama gömülmek öyle değil. bu kısmı havalı işte. mesela nefes almak da böyle, nefesi sen alırsın ancak onu senin için bir başkası üretme zahmetine girdiyse. zaten ölmemeyi ve hatta yaşamayı da anlamlı kılan budur sanıyorum. yaşamayı anlamlı kılan, yaratıcı’nın sana vermediklerini bir başkasına vererek seni gidermesi, gözetmesidir. sana seni telafi ettiği zannını vermesidir. başkasıyla birbirimize bu şekilde bir biyolojik bağlılık içinde olmak çok tercih edilebilir bir durum değil çünkü. fizyoloji anlatacak değilim elbette ama
Ölüm KitabıKaan H. Ökten · Agora Kitaplığı · 201791 okunma
Bir tavsiye ile okuduğum bir kitap oldu. Tavsiyeler her zaman çok satanlardan daha anlamlıdır benim için. Bu kitap da öyle oldu.
Kitabı okurken farkettiğim en önemli nokta ise felsefenin bana çok çekici gelmesi. Daha önce de okuduğum kitaplar oldu ancak sanırım ölüm düşüncesinin ayrı bir çekiciliği de oldu. Felsefi ölüm düşüncelerini kronolojik olarak okurken üstadların birbirlerinden etkilenmelerini de az çok anlayabiliyoruz.
Kitapta öyle çok not aldığım ve altını çizdiğim yer oldu ki. Genel olarak filozofların hepsi ölümün de yaşamın bir parçası olduğunun kanaatindeler.
Özellikle Heideggerin ‘varoluşun farkında olmak’ dediği tanımlama insana tokat gibi çarpan ve kendine getiren bir nüans. Varoluşun farkında olmak ve kendi elinde kendi hayatını yönlendirebilmek bazılarımızın yapamadığı bir şey. Hayatın hengamesinde oradan oraya savrulanlar için bu çok zor.
Ve son olarak Freudun; öleceğimizi biliyor olmamızın hayattan alacağımız zevki arttırması gerektiğini söylemesi üzerinde fazlasıyla düşünülmesi gereken bir önerme.
Evet okuması kolay değil, ama okunmalı.
Kitap çeşitli yazarların ölüm düşüncesi hakkındaki fikirlerinin toplamından oluşuyor. İlk dönemden günümüze kadar ki süreçte ve çeşitli kültürlerin ölüm düşüncesine nasıl irdelediklerini anlatıyor.
Ölüm KitabıKaan H. Ökten · Agora Kitaplığı · 201791 okunma
1969'da Samsun'da doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu, Paul Feyerabend üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Bu sırada aynı yerde araştırma görevlisi oldu. 1996-1997 yıllarında DAAD bursuyla Almanya'da Göttingen Üniversitesi'nde Heidegger, Kant ve Hıristiyanlık konularıyla ilgili doktora çalışmalarını yürüttü. İstanbul'a döndü ve Immanuel Kant'ın barış anlayışı üzerine hazırladığı tezle 2001'de doktor oldu. Bilgi Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak çalışmıştır. Prof. Dr. Kaan H. Ökten, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesidir.
Reformasyon Dönemi Siyasal ve Dinsel Düşünce Tarihine Giriş (Alfa, 2003) ve Heidegger ve Üniversite (Everest, 2003) adında yayımlanmış iki telif eseri ve çok sayıda makalesiyle çevirisi bulunmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
- twitter.com/Kaan_H_Okten