İnsanın gerçekten özgür olup olamayacağını sorgulayan bir kitap. Gorki burada dış dünyadaki yoksulluktan çok, insanın kendi içindeki bağımlılıklarını anlatıyor. Özgürlük dediğimiz şeyin sadece fiziksel olmadığını; korkular, hırslar ve alışkanlıklarla insanın kendini de esir edebileceğini göstermeye çalışıyor. Karakterler üzerinden aslında şu soruyu soruyor: İnsan gerçekten özgür olmak ister mi, yoksa güvenli olanı seçip buna özgürlük demeyi mi tercih eder?
Ama işin bana geçen kısmı… pek olmadı.
Kitabı okurken sürekli “şimdi bir şey olacak” hissiyle ilerledim ama o “bir şey” bir türlü gelmedi. Anlatılan derin olabilir, vermek istediği mesaj anlamlı olabilir ama okurken resmen uykum geldi. Karakterler mesafeli, olaylar sönük kalınca ister istemez kopuyorsun. Hani bazı kitaplar vardır, seni içine çeker; bu kitap ise sanki kapıyı aralık bırakıp “istersen gir” diyor. Ben de pek içeri giresim gelmedi açıkçası.
Gorki belki insanın iç dünyasını göstermek istemiş ama ben okur olarak biraz da hissetmek, sürüklenmek istiyorum. Burada daha çok izledim, ama içine giremedim. Kısacası, anlatmak istediğini anladım… ama sevemedim.