Birilerinin ne diyeceği kaygısıyla hayatımızın en güzel zamanları elimizden uçup gidiyor.
Geçmişe dönüp baktığımızda yaşamadıklarımız, pişmanlıkları ile içimizde bir yara gibi kalıyor. "Ne derler?" Kaygısı ile düşündüğümüz o insanlar, yapamadıklarımızın sancılarını içimizde yaşarken yanımızda olmuyorlar. Yaş ilerledikçe, toplumsal roller değiştikçe "elalem" topluluğundaki kişiler de değişiyor. Ama "ne derler?" Kaygısı kalmaya devam ediyor.
Herkes bir şey söyleyebilir. Her konuşanın kendisine ait olduğunu sandığı bir düşüncesi, ahlak anlayışı ve kuralları var. Bu yüzden doğru insan olmak ancak kişinin kendi belirlediği kriterlerle mümkün. Kendin dışında kimseyi mutlu edemezsin...
.
.
Ne iyi geldi bu kitabı okumak...
Kendiize açılan bir kapıdan geçmeye hazır mısınız ?
Kendinizi bulmaya, yorgunluklarinizi keşfetmeye,
Neden, niçin, nasıl olabilir? Sorularının cevaplarını bulmaya..
Hepimizin hayatında takıldığımız bir yada birden fazla sorunlar mevcut, peki ama hiç dusunduk mu, bu sorunun asıl kaynağı ne? Yada ne olabilir diye?
Şeyda hanım; danisani Berna ile görüşmelerinden yola çıkarak, sohbetlerinden derlediği görüşlerini bizlerle paylaşıyor, ve siz kitabı okurken kendinizi Berna yerine koyuyor, sohbete kendinizi dahil ediyorsunuz..
Gerçekten harika bir kitap, kendinize karşı yaptığımız o kadar çok haksızlık var ki, biz bize bir özür borçlu olduğumuzu hissettiriyor kitap..
Yaptığımız fedakarlik fazlaca verici yanlarimiz bizi ne denli yorgun düşürüp, hayata ne kadar monoton yaklasmamiza neden olduğunu okuyunca ' o kadar doğru' ki; dememek içten bile değil ..
O halde;
Hayatın bir sahne ise, o sahnede sen kendin için neler yaparsan o kadar keyifli perdeyi kapatırsın. Günün sonunda alkışlansam da alkışlanmasan da en azından kendi istediğin hikayeyi sahnelemiş olarak