Paradise Lost

·
Okunma
·
Beğeni
·
9bin
Gösterim
Adı:
Paradise Lost
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
453
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780140424393
Kitabın türü:
Dil:
English
Baskılar:
Kayıp Cennet
Paradise Lost
Kayıp Cennet
Paradise Lost
John Milton's Paradise Lost is one of the greatest epic poems in the English language. It tells the story of the Fall of Man, a tale of immense drama and excitement, of rebellion and treachery, of innocence pitted against corruption, in which God and Satan fight a bitter battle for control of mankind's destiny. The struggle rages across three worlds - heaven, hell, and earth - as Satan and his band of rebel angels plot their revenge against God. At the center of the conflict are Adam and Eve, who are motivated by all too human temptations but whose ultimate downfall is unyielding love.

Marked by Milton's characteristic erudition, Paradise Lost is a work epic both in scale and, notoriously, in ambition. For nearly 350 years, it has held generation upon generation of audiences in rapt attention, and its profound influence can be seen in almost every corner of Western culture.
240 syf.
·9/10
Merhabalar Kayıp Cennet 15.yüzyılda Homeros’a ait olan yazıyı John Milton ise 17.yüzyılda yazdığı epik şiir tarzında tarihi edebiyata uyarlayarak Adem ve Havva’nın cennetten kovuluşunun hikayesidir.Kitapta Adem ve Havva’nın yasak meyveden yemesiyle başlıyor.John Milton’un dili çok çarpıcı ve akıcıydı.Ancak biraz mitolojik bildiler fazla olduğundan sıkılabilirsiniz.Kitapta en beğendiğim özelliği edebi olarak göndermelere yer vermesi ve hem akla hemde gönüle hitap eden bir eser olmasıydı.Nazan Bekiroğlu’nun La Sonsuz Hece kitabı ile aynı konuyu paylaşmasına rağmen çok farklı bir eserdir.Kitapta yasak meyve yedikten sonra Adem ve Havva’nın birbirine olan bağlılığı ve sevgisinin anlatıldık bölümde sanki okumuyoruz da yaşıyoruz gibi hissettim.Genel olarak okuyucuyu sıkacak olan tek şey cümlelerin uzun ve betimlemeler olabilir.Adem ve Havva’nın birbirine olan sevgisinin ve bağlılığının arttığı bölümden bir alıntı eklemek isterim :
Ey Yaratılanların en güzeli, Tanrı’nın yarattıklarının Sonuncu en iyisi, gözün görebileceği, aklın düşünebileceği en güzel şey, Kutsal, tatlı kadın! Nasıl böyle birden kaybettin kendini, Soldun ve ölüme yaklaştın? Yasağı nasıl ihlal ettin, Yasak kutsal meyveyi nasıl kopardın? Seni lanetli bir düşman kandırdı,Ama kim bilmiyorum ve seninle beraber ben de mahvoldum; Hiç kuşkusuz seninle birlikte ben de öleceğim. Sensiz nasıl yaşarım? Senin tatlı konuşmandan Aşkından nasıl vazgeçerim de bu vahşi ormanlarda Kimsesiz yaşarım? Bir kaburgamı daha versem ve Tanrı Bir Havva daha yaratsa bile senin kaybını asla unutamam. Hayır, hayır! Doğanın bağı çekiyor beni, sen benim Etimsin, kemiğimsin, mutluluk ya da acılarda ayrılamayız biz.'
Keyifli Okumalar Dilerim
240 syf.
·Beğendi·5/10
Her sene bu çeviriden haberi olabilen şanslı ingiliz dili ve edebiyatı öğrencilerinin "Milton ve Dönemi" dersi için kapış kapış aradığı bir kitaptır. Raflarda bir adedine rastlarsanız piyangodur. Bu anlamda Pegasus yayınlarına ülkemiz diline yapılmış tek çevirisi için bir takdir gerekmektedir. Sanırım bu kitap olmasaydı bu dersten geçemezdim. Gerçi en çok araştırıp, en çok sevip en çok korktuğum ve bir kerede geçtiğim bir ders oldu ama tamamen Milton'un eserinin dipsiz bir kuyu olduğunu görmek ve nasıl başa çıkılacağını bilememek korkusundan çalışmayı abartmıştım.

Ilk kez kitaba bakıyorsanız bunun Kayıp Cennet şiirinin sadece bir cildinin çevirisi olduğunu zanneceksinizdir lakin içerisinde Paradise Lost'un on iki cildi birden yani şiirin hepsi tek kitapta toplanıp çevrilmiştir.

Shakespeare'le birlikte ingilizceye ve de dünyaya en çok kelime kazandıran John Milton'un bu zorlu epik şiiri konu itibariyle aşina olduğumuz bir mevzu içerir. Bu kitabın konusu için spoiler çok önemli değildir çünkü önemli olan şiirin seslenişini bizzat okumaktır. Hatta bizim dilimizin ve kültürümüzün dışında bir şiiri anlamaya çalışıyorsanız önceden konu dahil tarih, coğrafya ve hatta pek çok şeyi önceden bilmelisiniz ki mecazi derinlikleri de fark edesiniz. Kuran-ı Kerim, Tevrat, Incil okurken de konuyu biliriz ama önemli olan seslenişin inceliğinin farkına varıp gerçek mesaja o şekilde erişmektir:

( yine de bu satırdan sonra spoiler sayabilecekler için bu da uyarım olsun. )

Adem ve Havva'nın ilk günahı, şeytanın cenetten düşüşünün sonrasında cehennemdeki krallığının kuruluşu, mağrur ve gururlu savaşının şiirsel bir dille anlatılan mücadelesi, bizi o dönemin önce bilimsel gelişmelerine yani Copernicus'un güneş merkezli evren sistemini bulmasıyla eski sistem olan evren merkezli bakış açısını değiştirmeye başlayan avrupa'nın ve ingiltere'nin aydınlanma çağına geçişinin dönemine ve 17.yy ingilteresinin siyasi evreninde bir yolculuğa çıkarır.

Şiirde şeytanın kurduğu Pandemonium isimli cehennemindeki krallığı içinde monarşik düzene (ki bu tanrının sistemidir), karşı çıkar gibi isyankar ruhlu olmasının yanında şeytanın cehenneminde birtakım yandaşlarıyla oylamalar yaparak demokratik davranması, Milton'un da yapıtındaki şeytan gibi real hayatında bir parlemento yanlısı olması nedeniyle de ingilterenin restorasyon döneminin derin siyasi eleştirisiyle birlikte içerisinde aslında dinden daha önce bambaşka çok şey bulduğumuz bir eserdir. Kimine göre şeytan fazla yüceltilmiştir çünkü Milton tanrıtanımazdır, ruhunu şeytana falan satmıştır bu sebeple yapıttaki tanrı da Ademle Havva'ya bile dünyaya düştükleri andan itibaren fazla kayıtsızken ortada da ciddi pek sözü yoktur. ( Bunu bile çağın bilim ve inanç sisteminin değişimine yorumlarız. Dünya merkezli sistemdeyken tanrının tahtından evrenin ortasında kalan dünyadaki Ademle Havva'yı direk gözlemleyebilmesi ve direk onlarla diyaloğu, yasak ağaç için uyarısı ve ilk insanlığa doğrudan müdehalesi söz konusuydu ama güneş sistemine geçildiginde ise araya güneşin girmesiyle tanrıyla da iletişimi bir kaybediş yaşandı. Insanın seçimlerinde ve sonuçlarında yalnız kalışı ki, bu bi nevi ilahi yöne bakmaktan ziyade kendine dönüp özgürlükle kendini keşfe başlamaktır ve insanı merkeze alıp humanistik kavşağına evrilme süreçleri söz konusu. Tanrı yerine şeytan başroldedir. Milton hayatının ikinci evresinde çok okumak ve yazmak nedeniyle kör olur ve zindanda şiiri başkalarına sözlü olarak anlatarak kaleme aldırarak tamamlar. Tıpkı şeytanın kör kalması gibi Milton da aydınlanma çağında karanlıkta kalmıştır. Bu eser için benzer spekülasyonlar sürekli konuşulur çünkü kendisi aslında karmaşık bir kimsedir. Çağına karşı söz açısından da devrimci özellik taşır. Restorasyon döneminde tüm tiyatroların banlanıp edebi eserlerin yasaklanıp edebi verimliliğin ne kadar azaldığına bakarsak Milton harici bu devirden sağ çıkabilmiş önemli bir baş yapıt yoktur. Çünkü Milton insanları yöneten gücün dilin kuvveti olduğunun farkında ve yüce söylemlere en yakın olan şiirsel epikle mana ve manevi alanı genişleten biçimi seçmiştir.

Bu kitapla akademik anlamda haşır neşir olanlar, 12 kitabı da su gibi bilmesi istenen, birtürlü mezun etmeyen en zorlu Milton dersleriyle meşhur olan Yale üniversitesinin youtubetaki dersleriyle ayrıntılı şekilde çalışabilirler. Kutsal kitabın özellikle "Tekvin ve Genesis, Yaradılış" bölümleri ile birlikte.

Adem ve Havva'nın yaradılırken adeta bir labratuvar atmosferi olan Aden bahçesi nerededir, bilgi ağacından koparılan yasak elmayla düşülen diğer cennetse nerededir, evrenin karanlık kaostan yaratılma süreci kutsal kitaplara göre ve bir edebiyat şiirinin hayal ürünleri de barındıran evren mimarisiyle kozmoloji çalışılıp özellikle hristiyan ve mitolojik tradisyonlardan bilgi edinerek okunmalıdır. Paradise lost ve evren modelleriyle ile ilgili çizimler için googledan yardım alınılabilinir.


Son olarak din, siyaset ve bilim dışında eser feministik okuma yapıldığında da farklı mesajlar içerir: Havvanın, yılan kılığına girmiş olan şeytanın sözlerine kanıpta daha bilgili olma arzusuyla yediği meyva; zeka ve basiretini açmamış onu şeytanın vaadindeki gibi en bilinmeyeni bilen, en yüce, bilgili kişi yapmamıştır bilakis ilk günah meyvasının sebebi olan cinsiyet olduğu gibi bir de Adem'in yani erkinin de sebebi olduğu için artık sürekli aşşağıya çekilecek sebebi kendi kendine doğuran bir cinsiyettir. Milton'un salt monarşik güce karşı isyancı karakterinin yanında epiğin dilinde maskülen baskınlıklı anlatımı tercihi, feminen güce karşı eril iktidarı koruma çabası salt güç olma konusuna eleştirel duruşunda çelişki doğurur. Havva'ya şeytanın tecavüz etme düşünceleri, Havva'yı tanımlarken ki küfürsel sıfatları ve Adem'in tanrı için Havvanınsa sadece Adem için kaburgasından ikincil olarak yaratılma vurgusu. Dişil gücün daha fazla bilmek istemiyle bi nevi iktidari ele geçirmek isteyen zihnini çirkince resmederken Ademi hırslardan haberi olmayan saf bir cins olarak işlemiştir. Ataerkil sistem ve patriark geleneğinin temellerine tuğla koymuş yegane bir yapıt fakat bu dil hegomanyasını eril güçte koruma çabasına rağmen bir kaç dönem sonra Virginia Woolf gibi dişil kimlikli anlatıcılığa zemin olmuş karşı feminist dalgayı da o yaratmış olur. Kendine Ait Bir Oda isimli kitabında Woolf neden kadınların bir Shakespeare yaratamadığını sorgular, cevabı ise erkeklerin para kazanıp zengin olup matbaa ve basım gücünü yani anlatıcı gücü tek eline alması kadınlarınsa evlilik hayatında sadece anne ve eş olarak sınırlı dünyasına mahkum edilme seneryosunun eril iktidar tarafından yazılmasıdır. Milton'un karısından sonra kadın düşmanı bir birey olabileceği spekülasyonunu da ekleyerek bugünün tüm düşünce ve yapıtlarını da ciddi sekilde etkilemiş bir eser yazdığını da söyleyebiliriz.
240 syf.
·3 günde·9/10
Kayıp Cennet 17. yüzyılda John Milton’ın destan biçiminde yazdığı epik şiiridir. Kitap adından da anlaşılacağı üzere insanın masumiyetini kaybedişinin ayrıntılı temsilini anlatıyor. Ingilizcedeki en güzel epik şiir sayılan yazarın bu başyapıtı her ne kadar genel olarak bildiğimiz Adem ile Havva’nın hikayesini anlatsa da dönemin iç savaşına da gönderme yapıldığı düşünülen bir eserdir.

İncil, Tevrat ve dünya mitolojilerinin harmanlandığı bu muazzam öykü 11 bölümden oluşuyor. Her bölüm başında konuyla ilgili kısa özetler de yer alıyor. İlk bölümlerde ana karakter rolünü Şeytan üstleniyor ve cennetten kovuluş ve Pandemonium meclisinin kendi cennetlerini yaratma hikayesini okuyoruz.
Kitapla ilgili okuduğum birkaç makalede
Milton'a, Şeytanın Avukatı yakıştırması yapılmış olsa da eser bilinen manasıyla şeytana övgü eseri değil. Konunun derinliğine daldığınız zaman farklı bir bakış açısıyla pek çok felsefi ve sosyolojik detaylar görülebiliyor. İnancıma aykırı, İslamiyete ters düşen yerler de vardı muhakkak. Hatta ilginç bulduğum ve beğendiğim birçok alıntıyı herhangi bir polemiğe girmek istemediğim için paylaşmadım. Bu nedenle eseri inanç penceresinden bakmak yerine edebi bir kurgu gözüyle okumakta fayda var. Gerçi inanç gözüyle bakıldığında dahi birçok sahnede şeytanın mağlubiyeti apaçık görülüyor.

Saramago’nun Kabil kitabını, Kayıp cennetin son bölümünden esinlenerek yazdığı hissine kapıldım.
Eserin dili, çevirisi çok iyiydi. İnsan beyninin ürettiği en üstün eserler arasında yer aldığı söylenen bu eseri kesinlikle tavsiye ederim.
240 syf.
·9/10
Dünyada ençok tartışma yaratan ve 500 milyondan fazla satan eser, eski ve özel bir kitap. Çok uzun bir epik şiir aslında. 17. Yy da yazılmış olağanüstü ve büyüleyici. Dünya Edebiyatının Kör Homeros'u diye adlandırılan Milton bu eserinde
Adem ile Havva’nın Cennet’ten Kovuluşunun Öyküsünü anlatıyor, evet. Ancak bana göre asıl anlattığı ve okurun etkileyici bulduğu Lucifer’in öyküsü aslında. Sıradışı betimlemelerle neredeyse İblise sempati duyup, saygı da besliyorsunuz.. Zaten şair de bu sebeple çok eleştiri almış. Sıradışı bence..

Böyle büyük bir yapıtı okumak ayrıcalıktır bence. Kolay mı? Pek değil. Lakin kim korkar hain kurttan .
Küçük bir pasaj


“Ey Yaratılanların en güzeli, Tanrı’nın yarattıklarının Sonuncu en iyisi, gözün görebileceği, aklın düşünebileceği en güzel şey, Kutsal, tatlı kadın! Nasıl böyle birden kaybettin kendini, Soldun ve ölüme yaklaştın? Yasağı nasıl ihlal ettin, Yasak kutsal meyveyi nasıl kopardın? Seni lanetli bir düşman kandırdı,Ama kim bilmiyorum ve seninle beraber ben de mahvoldum; Hiç kuşkusuz seninle birlikte ben de öleceğim. Sensiz nasıl yaşarım? Senin tatlı konuşmandan Aşkından nasıl vazgeçerim de bu vahşi ormanlarda Kimsesiz yaşarım? Bir kaburgamı daha versem ve Tanrı Bir Havva daha yaratsa bile senin kaybını asla unutamam. Hayır, hayır! Doğanın bağı çekiyor beni, sen benim Etimsin, kemiğimsin, mutluluk ya da acılarda ayrılamayız biz.’
(Havva yasak meyveyi yedikten sonra Adem’in Havva’ya bağlılığının anlatıldığı bölümden)
240 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10
Dilinin ağır olduğunu düşünmem ve kapak tasarımındaki iç karartıcı hava sebebiyle kitaplığımda baya uzun bir süre bekledi kendisi. Şimdiye kadar okuduğum insanın cennetten kovuluşu Adem ve havva hikayeleri içinde en en en iyisi bana göre. Yıllar içinde tekrar ve tekrar okumayı düşünüyorum.
İnsanın cennetten kovuluşunu İncil ve Tevrat mitolojileri çerçevesinde anlatan uzun bir şiirdir. 1600'lü yıllarda yazılmıştır ve İliada ve Odysseia'dan sonra, Dante'nin İlahi Komedyası ile birlikte dini anlamda batı edebiyatını en çok etkileyen şiirdir. Okuması/ anlaması biraz zordur; mitolojiye hakimiyet gerektirir.
240 syf.
Kitabi oxuyarken aglima 10 il evvel oxudugum kitab-Homer "Iliada ve Odisseya"si dusdu.Hansiki ne movzusu,kitabda nelerden behsedildiyi yox da,sadece yaratdigi hissiyat qalmisdi yaddasimda.Eyni hissi verdi bu kitab da ve sonda John Miltonun dovrunun kor Homeri adlandirildigini oxudum.
Kitabin iceriyine geldikde ise,butun miflerin yunanlardan boyuk olcude ilhamlandigini ve cox ugur qazandigini dusunurem ve bunun semavi miflerle sintezinden ortaya nece mukemmel tehkiye cixib,heyranliqla bir nece saat icinde oxudum.Tesekkurler,John Milton!
240 syf.
·4 günde
3 Bölümden oluşan mitolojik bilgilerle bezelenmiş bu eser, Şeytan'ın isyanını ve cennetten düşüşünü, cehennemden kaçıp yeni yer bulma süreci ve Adem ile Havvayla karşılaşmasını anlatır. Milton, bu eserde, yer yer şeytanı haklı bile görmüştür.
"Burada güven içinde kalabiliriz ve benim seçimime göre
İktidarda olmak hırsa değer, ama yine de Cehennemde:
Cehennemde hüküm sürmek yine de Cennette hizmetten iyidir."
240 syf.
·186 günde·Beğendi·10/10
Genellikle yalnız başınızayken yaşarsınız bu duyguları. Günahlarınız aklınıza gelir. Sonra Cennet ve Cehennemi düşünürsünüz. Genellikle de Cehennemi. Ürperirsiniz, korkarsınız. Çünkü bilirsiniz günahlarınızı. Kim olduğunuzun farkındasınızdır. Nereye gideceğinizin de. Ama endişelenmeyin; çünkü size iyi bir haberim var: Affedilebilirsiniz… Görüyorum da gülümsüyorsunuz. Eğer iyi bir insansanız affedilebilme imkânınız var. John Milton da Kayıp Cennet’de bunu ifade ediyor aslında. Adem ve Havva yasak ağaçtan yasak meyveyi yediklerinde her ne kadar Tanrı onlara kızmış olsa da onları affetti. Ancak her suçun bir cezası olması gerektiği gibi onları da Cennetten mahrum kıldı. Milton bu parçasında İnsanlığı salt hatalı olarak göstermiyor. Özelde evet daha çok Havva’ya yükleniyor. Ama bütüne baktığımızda Şeytan ile Tanrı arasındaki bir savaşın kurbanı olmuş gibi duruyoruz. Yani eğer Şeytan, Tanrı’yla anlaşmazlığa düşmemiş olsaydı, insanlık kötülük kavramıyla tanışmayacaktı. Bunu Kayıp Cennet’de görebiliyorsunuz. Cinsellik dahi bizim nefsimizden uzakken çiğnenen tek bir kural neticesinde hayvanlardan dahi aşağılık bir cinsel görüye ulaşıyor insanlık. Adem ve Havva’nın yasak meyveyi yedikten sonra birbirlerinin avret yerlerini görmeleri bunun yansımasıdır. Hıristiyanlığa özgü dini argümanları kitapda fazlasıyla görüyorsunuz, doğru. Ama bir edebi eser okuyorsunuz ve onlarda sıkça başvurulan bir yöntemdir bu. Allah her şeyi önceden biliyorsa o zaman neden Şeytan’ın Ademle Havva’yı yoldan çıkarmasına izin verdi? Çünkü öyle olmasını istedi. Bizim kötülüğü de bilmemizi ve iyiliği seçmemizi istedi. Şeytan ve ordusuyla savaşmamızı istedi. Kötülük olmasaydı iyilik olur muydu; değil mi? Milton kitapda, Şeytan Cennetde isyan çıkardığı için Dünya ve Adem’in yaratıldığını söylüyor -Dinimiz İslam ile ne kadar uyumlu olduğunu tartışmıyorum.- O bize güvendi. O bize inandı. Hata yapacaklar, yanlışı seçecekler, günah işleyecekler ama sonunda benim yoluma girecekler dedi. Çünkü bizi o yarattı, özümüzde ne olduğunu en iyi o biliyor. Şeytansa bunu hala anlamış değil ve bizimle olan savaşı kıyametde dahi son bulmayacak. Milton, Şeytan’ın Cennete gizlice gelerek İnsanı yoldan çıkardığını söylüyor. Kıyametten sonra duracağını nerden biliyorsunuz. O bunun farkındaydı. O yüzden kötülüğü de görmemizi istedi. Şimdi anlıyor musunuz olayın aslında çok farklı bir boyutta olduğunu. Allah’ın başka bir amacı olduğunu. Kitap mı? Evet, epik bir şiir; yani öyküleyici uzun şiir. Genelde insanlar bu tarz kitapları okumak istemezler. Zor gelir farkındayım. Ama sadece başlayın ve kendinizi konunun akışına bırakın. Her şey kendiliğinden gelişecektir. Adem ve Havva, Eden’den kovuldular ama Dünyada yeni bir yaşamın başlangıcı oldular. Şükürler olsun, çünkü insan olabilmemizin tek yolu buydu. Kötülük, iyilik doğurdu. Şeytan kazandığını sandı ama Allah içimizdeki iyiliği görebilmemiz için ona izin verdi. Cennetden de kovulsanız asla ümidinizi kaybetmeyin. Ona güvenin ve ondan af dileyin. Çünkü o her şeyi affedendir.
240 syf.
·72 günde·Beğendi·8/10
Bu zamana kadar okuduğum bütün fantastik-kurgu kitaplarının Atası diyebilirim. Günümüz fantastik romanlarındaki terimlerin, kurgularının ham maddesini John Milton üretmiş. Zaten bir çok esere de ilham kaynağı olmuştur. Kitapta Şeytan monarşi karşıtı olup demokrasiyi savunmuş ve bu yazıldığı dönemde eleştiri konusu olmuştur. Cennet'teki iç savaş ve ilk düşüşte bu şekilde başlamış zaten. Eğer bu kitap günümüzde yazılsaydı Milton'un Havva karakterinin bazı diyalogları da 21.y.y. "feministleri" tarafından sert tepkiler alırdı ekşi sözlükte sayfalarca yazı okuyacağıma eminim ajsjjfjahzhsjsh
Neyse kitap güzeldi sonlara doğru günümüz insanlarının neden bu halde olduğuna dair güzel önermeler vardı. Fantastik kurgu sevenlerin okuması gereken bir kitap Cassandra Clare, Jennifer L. Armentrout, Nalini Singh ve melek kurgusuna değinen ne kadar roman varsa başlangıç noktası burada...İyi okumalar
Sıkı dur, düşmek ya da ayakta kalmak
Senin kararlarına bağlı. İçten iyi olursan hiçbir dış yardım gerekmez. Tüm kötülük eğilimleri senden kaçar, uzaklaşır.
John Milton
Sayfa 173 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paradise Lost
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
453
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780140424393
Kitabın türü:
Dil:
English
Baskılar:
Kayıp Cennet
Paradise Lost
Kayıp Cennet
Paradise Lost
John Milton's Paradise Lost is one of the greatest epic poems in the English language. It tells the story of the Fall of Man, a tale of immense drama and excitement, of rebellion and treachery, of innocence pitted against corruption, in which God and Satan fight a bitter battle for control of mankind's destiny. The struggle rages across three worlds - heaven, hell, and earth - as Satan and his band of rebel angels plot their revenge against God. At the center of the conflict are Adam and Eve, who are motivated by all too human temptations but whose ultimate downfall is unyielding love.

Marked by Milton's characteristic erudition, Paradise Lost is a work epic both in scale and, notoriously, in ambition. For nearly 350 years, it has held generation upon generation of audiences in rapt attention, and its profound influence can be seen in almost every corner of Western culture.

Kitabı okuyanlar 260 okur

  • aysenur
  • Pınar Polat
  • Mert Öncel
  • Mert Öncel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.9 (2)
9
%0.9 (1)
8
%1.9 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0