Milton, Kayıp Cennet kitabını görme yetisini kaybettikten sonra yazmış ve bu kitabın onu "her gece ziyaret eden ilahi bir ilhamın sonucu" olduğunu iddia etmiştir. Kısaca özetlemek gerekirse Kayıp Cennet, gelişigüzel efsanevi hikayelerin birleşimi sonucunda hiçbir zaman tam olarak keşfedilmemiş olan İncil'den bazı bölümleri okuyucuya ana hatlarıyla aktaran edebi bir eserdir.
Günümüz dünyasında İncil gibi kutsal kitaplara dahil edilebilecek çok az metin olmasına rağmen Kayıp Cennet kesinlikle bu metinlerden biridir (İlahi Komedi bunların en önemlisidir). Hatta, Kayıp Cennet'in büyük bir bölümü, birçok Hristiyan onu bir kaynak olarak tanımasa da, Hıristiyan mitosuna kabul edilmiştir. Bu kitap sadece destanları değil, bilinen kahramanlık biçimini de güncellemiş ve şeytanı sorgulaması, az sonra da açıklayacağım gibi, nihayetinde büyük bir başarısızlığın kanıtı olsa bile, yine büyük bir felsefi keşif olarak tanımlanmıştır.
Konstantin döneminde Cehennem ve Şeytan olguları yeniden kavramsallaştırılmıştır. İncil'de Cehennemin temsili genellikle mecazidir ve 'ateş ve kükürt' içermez. Cehennem, 'Tanrı'dan uzaklaştırılmak' olarak tanımlanır ve başka bir alternatif anlamı yoktur. Bunun rahatsız edici ve acı verici bir deneyim olması gerekir fakat fiziksel bir işkence değildir. Ancak bu olgunun modern karşılığına bakacak olursak; Cehennem'in, Helen mitolojik etkilerine, bu bağlam üzerine kurulu Vahiyler ve ayetlere dayandırıldığını görebiliriz. Günümüz anlayışına göre 'ateş ve kükürt'ten oluşan bu mekan, kıyametten sonra Şeytanın ve Deccal'in konulduğu yerdir.
Aynı şekilde Şeytan da saçmalıkların peşinden koşan, açgözlü bir aptal olarak tasvir edilir. İncil'e dayanarak söyleyebiliriz ki yaptığı tek cezbedici şey, önce Tanrı'ya gidip müdahale etmesine izin verilip verilmediğini