Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 49 dk.
Sayfa Sayısı:
64
Basım Tarihi:
2021
İlk Yayın Tarihi:
2016
Yayınevi:
Lev Nikolayeviç Tolstoy Yayınları
ISBN:
9786056884931
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

#düşler
Puan vermedi
Bu kitap, insanın iç dünyasında derinlere inen bir yolculuk gibi. Okurken kendimi sorguladım, hislerimi fark ettim. Anlatımı samimi ve etkileyiciydi. Beni düşündüren, bazen hüzünlendiren ama en çok da içimde bir şeyleri uyandıran bir eser oldu. Ruhun karmaşıklığını ve güzelliğini keşfetmek isteyenlere tavsiye ederim.
RuhLev Tolstoy · Lev Nikolayeviç Tolstoy Yayınları · 202177 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2022 107. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2022 01:21
Tolstoy bu küçük risalesinde insanın sadece bedenden ibaret olmadığını, ölümsüz bir ruha sahip olduğunu anlatmaktadır. Görüşleri tanıdık geldi, mutasavvıfların "enel hak" görüşüne benzer şeyler söylemektedir. Kitabın 1920lerde tercüme edildiğini hem yeni hem eski harflerle yazılmış iki metni de içerdiğini belirteyim. Doğal olarak dili Osmanlıca...
RuhLev Tolstoy · Lev Nikolayeviç Tolstoy Yayınları · 202177 okunma
6/10
·64 syf.··
2025 68. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 21:56
Osmanlıca’dan ilk kez aktarılan kitabın yarısı da kitabın Osmanlıca’sından oluşuyor. İnce olmasına rağmen hem kelimelerin eski olması (sayfa altında anlamları var) hem de derin anlamlar içermesinden dolayı yavaş ilerleyen bir kitap. Yazar kitapta ruhla ilgili düşüncelerini yazarken Allah inancıyla ilişkilendirmiş. Toplam 8 babtan oluşuyor: 1. Ruh nedir? 2. “Ben” ruhanidir 3. Sekuverud ekolünce 4. İnsanda ruhaniyyet ve cismaniyyet-maneviyat ve maddiyat 5. Vicdan sada-yı ruhtur 6. Ruhun uluhiyeti 7. Sufi 8. İnsanın saadet-i hakikisi ancak saadet-i ruhaniyedir. Yazar vücut ve ruh ayrımı yaparken Allah’ın var olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Filozoflardan alıntıların yanında hadis ve İncil’den de alıntılar yapmış. Not:Baskı biraz daha özenli olabilirdi.
Edebiyat
RuhLev Tolstoy · Cağaloğlu Yayınevi · 201677 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2025 294. kitabı
1828-1910 arasında yaşamış Rus yazar ve asker Lev Nikolayeviç Tolstoy tarafından dünyadaki tüm devir ve insanların kadim konusu/sorunsalı olan RUH üzerine yazılmış değerli bir kitap. Tolstoy engin iç dünyasından yansıyan bakışını önce duş dünyaya/nesneler dünyasına sonra tekrar iç dünyasına çevirerek ikisinin birlemesinden çıkan hakikatleri anlatan ender düşünürlerden. Dünyada çok az kişiye nasip olacak şekilde 1902'den 1906'ya kadar her yıl Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüş ve 1901, 1902 ve 1909'da Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiş fakat ödüle layık görülmemiştir. İşte o engin bakışacısının yansıtıldığı eserlerden biridir bu eser. ”İnsan, diğer canlılar gibi ölüme muhaliftir ancak akıl ile bu tavrını değiştirebilir.” der. Hatta bu değişimi “zorlamayla gerçekleşen bir uzlaşma” şeklinde değil, kendi isteğiyle “rıza” göstererek değiştirmeye gücü yeter tek varlıktır. İşte bu kitap, Tolstoy’un, ruh ve ölüm üzerine derinlemesine düşünülmüş ve söylenmiş hikmetli fikirlerini içermektedir. Varoluşu yeniden sorgulatan bu sözlerin hâlâ bizi/okuyucuyu etkileyebilmesi, ruh ve ölümün, hiçbir zaman gizemini kaybetmemiş olmasının göstergesidir. Ruh, Tolstoy’da ontolojik bir kimlik kazanır. Ruh varlığın aslı olarak alınır. Ondan kopan, uzaklaşan yalnızlaşır, silikleşir ve negatif bir dönüşüme uğrar. Bu dönüşüm onun aleyhinedir. Ruhta durmak, onunla olmak, onla olmak, onda olmak, ona yönelmek, ona ulaşmak, O olmaya çalışmak, O olmaktır, O’ndan gayrı bir şeyin olmadığının bilincine varmaktır. Güzel ve okunabilir bir eser.
RuhLev Tolstoy · Cağaloğlu Yayınevi · 201677 okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.