İlm-i Sima

Ruhun Lisanı

Halid Ziya Uşaklıgil
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
104
Basım Tarihi:
2023
İlk Yayın Tarihi:
Şubat 2016
Yayınevi:
Büyüyenay Yayınları
ISBN:
9786059268172
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·104 syf.·
2023 116. kitabı
İlmi sima alanında yazılan en sığ kitaplardan biri. Kitapta geçen bilgileri kullanarak mutlak bir karakter analizi yapmak mümkün değil. Sadece, tahminde bulunulabilir. Zira, kişi iradesi sayesinde, kötü özelliklerini kontrol altına alabilir. Bu konuyla ilgili olarak, kitabın son kısmında şöyle bir ifade geçmektedir: " Nice adamlar olabilir ki kötü ahlâka delâlet eden alametleri taşıdığı halde aldıkları terbiye, iyi huy olarak edindikleri güzellikler ile hallerini düzeltmeyi ve yüzlerinde taşıdıkları kötü mizaç sahipleriyle her bakımdan aynı olan alametleri yalanlamayı başarmışlardır. Bundan dolayı bu kitaba çekince ile son verelim. Sima ilmi iç mananın keşfedilmesine kaide koyamaz. Maksadı herkeste az çok mevcut olan tabiî hissi meydana çıkarmaya delalet etmekten ibarettir. "
Ruhun LisanıHalid Ziya Uşaklıgil · Büyüyenay Yayınları · 2023138 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 8. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 15:25
Kitap, bir kahve demleyip onu bitirdiğinizde kitabı da bitireceğiniz türde ve akışkanlıkta. Sadece kitaba bel bağlayıp insan siması üzerinden analiz yapmak çok güç. İlgisi olanın ekstra kitaplar da karıştırması gerekir. Özet niteliğinde bir kitap olduğunu zaten başlangıçta belirtiyorlar. Sadece tek eleştirim maddeler halinde açıklamaların yanına hangi tasviri kastettiklerini de belirtselermiş daha açıklayıcı olurmuş. Zira kitapta yer yer görseller arka arkaya sıralanmış. Daha sistematik bir sunum oluşturulabilinirmiş.
Hayata Dair
Ruhun LisanıHalid Ziya Uşaklıgil · Büyüyenay Yayınları · 2023138 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 30. kitabı
Birçok farklı edebiyat türünde eser vermiş olan Halid Ziya Uşaklıgil’in “İlm-i Sima” isimli eseri ilk defa Büyüyenay Yayınları tarafından yeni Türkçeye çevrildi. Bu eser, yüzde bulunan yapılar ve ses ile insan karakterini tahmin etmeye yarıyor. Tarih boyunca çok sayıda ülkede bu ilimden faydalanılmış. Örneğin Osmanlı döneminde önemli bir vazife verilecek kişilere ilm-i sima usulünce incelemeler yapılmış ve buna göre kararlar verilmiş. Bu ilim sayesinde kişinin gizlemeye çalıştığı karakteri ve kötü yanları hakkında fikir sahibi olunabiliyor. Uşaklıgil eserinde kendi değerlendirmelerini yazmakla birlikte, bu ilmin üstatlarından biri sayılan Johann Kaspar Lavater’in görüşlerine de sıkça yer vermiş. Eserin sonunda Uşaklıgil, bu ilimden elde edilecek bilgilerin katiyet içermeyeceğini, sadece bir ön fikir verebileceğini beyan ederek önemli bir uyarıda bulunmuş.
Ruhun LisanıHalid Ziya Uşaklıgil · Büyüyenay Yayınları · 2023138 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Halid Ziya UşaklıgilYazar · 62 kitap
Halid Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünûn ve cumhuriyet dönemi Türk romancı ve yazardır. Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir. İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi. Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in İkdam Gazetesi’ne yazılar gönderdi. Çoğunlukla dil ve edebiyatla ilgili yazılar yazdı. Cumhuriyet döneminde kendisini tamamen edebiyata verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izledi ve fazla eser vermedi. 1930’larda yazı hayatına büyük bir canlılıkla döndü. Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde yazıları yayımlandı. Özellikle hatıra tarzında yazılarıyla edebiyat dünyasında aktüel bir isim haline geldi. Dil devrimi’ne gönülden inanan yazarın I. Türk Dili Kurultayı’nda (26 Eylül 1932) sunduğu, Türkçenin geçirdiği evreleri ve dil sevgisini sanatkârane bir üslûpla dile getiren bildiri çok ses getirdi.[3] Bazı eserlerini sadeleştirdi ve Latin harfleriyle yeniden yayımladı. 1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın 33 yaşında intihar etmesi üzerine büyük bir yasa girdi. Acısını, yazmakla hafifletmeyi seçti. Her türlü tedaviyi reddettiği uzun bir hastalığın ardından 27 Mart 1945’te öldü. Bakırköy mezarlığında oğlu Halil Vedat’ın yanına gömüldü.