Grafik roman konusunda bir gurme sayılmam. Okumaya yeni yeni başladım ama bu evreni çok sevdim. Bu nedenle, okuma listeme ara ara grafik romanlar da eklemeye başladım. Bu seferki durağım bir uyarlama: Lois Lowry’nin klasik distopyası Seçilmiş’in görselleştirilmiş hali. Romanın orijinalini okumadığım için, grafik roman ile metin arasında bir kıyaslama yapamayacağım.
Kusursuzca tasarlanmış bir yaşam alanı… Kurallarla çevrili, ihtimallerin ortadan kaldırıldığı, doğumdan ölüme (ya da “azat” anına) kadar herkesin ve her şeyin ne yapacağının belli olduğu planlı bir eksiksizlik hali. Savaşın, acının, açlığın olmadığı ama sevginin de yer bulmadığı bir dünya.
Başkarakterimiz Jonas, bu dünyanın sıradan bir üyesi olarak karşımıza çıkıyor. Belli bir yaşa gelen her yurttaş, kendisi için belirlenmiş mesleği yapmakla yükümlüdür. Jonas’ın rolü ise Bellek Biriktirici olmaktır. Yaşlı ve bilge Aktarıcı’dan insanlık tarihine dair her şeyi öğrenmeye başlar. Ve sonrası, bolca sorgulama içerir.
Hikâyenin duygusu, siyah beyaz çizimlerle ve yer yer keskinleşen detaylarla etkileyici biçimde yansıtılıyor. Jonas’ın “Seçilmiş” olduktan sonra yaşadığı içsel dönüşüm, renklerin sahneye yavaş yavaş dâhil olmasıyla hem duygusal hem de görsel açıdan büyük bir güç kazanıyor. Oldukça sade ama renk kullanımıyla güçlenmiş, akıcı ve okumaktan keyif aldığım bir grafik roman oldu.
Distopya edebiyatına ilgi duyan herkesin bir noktada karşılaştığı, hatta belki de ilk durağı olan Lois Lowry’nin Seçilmiş (The Giver) romanı, bu kez P. Craig Russell’ın görselliğiyle grafik roman
Yazar Lois Lowry'nin distopya türünün etkileyici örneklerinden Seçilmiş Kişi isimli kitabının grafik roman uyarlaması olan Seçilmiş; konuyu çarpıcı bir şekilde yansıtan görselleri, içsel dünyaya
Tek solukta bitirdiğim ve sonunda derin bir nefes aldığım inanılmaz bir distopya eseri. Spontane elde ettiğim her şey gibi, rafta görüp öylesine aldığım bir romandan bu kadar etkilenmeyi beklemiyordum.
Distopyanın önde gelenlerinden ve herkesin bir şekilde karşısına çıkmış olan müthiş yazardan harika bir metin ancak bu sefer çizimlerle...
Bakayım neymiş bu diye elime alıp -gerçek anlamda- soluksuz bitirdim.
Evrende her şey mükemmel olsa hayatımız nasıl olurdu?
Renkler bizi nasıl etkiliyor ki renksiz bir hayat inşa etmek istiyoruz?
Duygular hataya mı sürükler?
"Ben" demek nasıl bir şey?
Aile nedir?
Gerçek anne ve babayla bir yaşam sürmek yasak olsa ne olur?
Dünyada (kominde) görevi bitenin (!) ya da işe yaramayacakların(!) azat edilmesi... :(
Göçtüm... Seçilmiş
Ne söylesem az, ne söylesem yarım kalacak...
Tetikleyici pek çok unsurun olduğunu söyleyebilirim. Hayatına hâkim olmadığım hiç kimseye öneremem ancak "Ben ne okudum yahu!" demek isteyen tüm kitap kurtlarının önünü ilikleyeceğine garanti veririm.
Okuyun, okutturun...
Yazar Lois Lowry'nin 4 kitaplık distopya hikayesinden uyarlanan grafik roman .Ayrıca bu hikayenin 2014 yapımı The Giver adında harika bir filmi de bulunmakta.Ben seriyi okumadım- henüz- ama elimde var kitapları, çok güzel ve sarsıcı bir konu o yüzden listemde.
Jonas ideal bir dünyada yaşamaktadır.Savaş-açlık-acı-üzüntü yok.Komün komün ayrılan insanların her saati planlı.İnsanların her yaşında yapacakları,uyacakları kurallar belli.12 yaşına gelen yurttaşlar hayat boyu kalacakları görevlere(mesleklere) seçilmektedir.Jonas ise komünde tek kişiye verilen nadir ve önemli görev için seçilir:"Bellek Biriktirici".
Yaşlı ve bilge Aktarıcı Jonas'ı eğitmeye başladıkça hiç bilmediği kapılar açılır onun için,duyguları hisseder,her şeyin bir rengi olduğunu fark eder.Fakat gerçekler güzel olduğu kadar acıdır da.Öğrendikleri Jonas'ı hayatının seçimini yapmak zorunda bırakır.
.
Çok güzel bir konu,her yönden etkileyici bir grafik roman.
İyi de almışım dediğim bir grafik roman oldu. Distopya klasiklerinden "Seçilmiş İnsan" kitabının grafik roman uyarlaması olduğunu bu sayede öğrendim. Woow ... Kesinlikle okunmalı ben yazılı basımını da okumayı planlıyorum.
Tabii bu simülasyonumuzdan çıkınca kendi çapımda ALMAMA durumuna girdim çünkü bu adaletsizliklere karşı durumum bu yönde olacak.
Çoğu kez önce kitabı okuruz. Sonra filme çekilir. İzler, kitabıyla karşılaştırır, değerlendirmeler yaparız. Bu kez tersi oldu. Lois Lowry'nin "Seçilmiş İnsan" adlı klasiğinden önce, "Seçilmiş" adıyla yayınlanan grafik romanını okudum. (Aslında grafik roman okunduğu kadar zevkle izlenen bir şey) Bir cumartesi günü sahilde herkes çimenlerin üzerinde yapılabilecek her şeyi yaparken hem de. Ve çok etkilendim. Hemen romanı okuyacağım tabii. Benimle aynı durumda iseniz siz de aynı yolla bu sıra dışı klasikle tanışabilirsiniz.
Seçilmiş, The Giver Quartet olarak anılan dörtlü serinin ilk kitabı olan The Giver’ın grafik roman uyarlaması. Sonu ucu açık bittiği için mecburen bütün seriyi alıp okuyacağım
Distopik bir roman bu. Seçimler, hafıza, bireysellik gibi konuları işliyor. Anılarımız olmadan insani deneyimlerin derinliği azalır mı? “Renkten, acıdan ve geçmişten mahrum bir hayat”, seçimlerimizin ve hatta seçme hakkımızın olmadığı bir hayat bizi mutlu kılabilir mi? Güvenlik ve tekdüzelik bireyselliğimizi yok eder mi? Seçmediğimiz ancak bizim yerimize seçilen ve anılardan mahrum bırakıldığımız hayat yaşamaya değer olur mu? Ya seçme özgürlüğümüz olduğu halde yanlış seçim yaparsak?
Hikaye uzak bir gelecekte insanların tekdüzeliği seçtiği, anılara sahip olmadığı bu sebeple acı, dehşet, açlık gibi kötü hislerin yanında sevgi gibi güzel duyguları da hissetmediği, iklim kontrolünün yapıldığı, renklerin görülmediği bir komünde geçiyor. Herkesin kurallara uyduğu, uymayanların azat edildiği bu komünde, yaşlılar heyeti insanların mesleklerini seçiyor. Jonas ise komündeki en önemli göreve yani bellek birikticiliğine seçiliyor. Komünde hiç kimsenin bilmesine izin verilmeyen geçmişteki anılar belleğine doldukça, Jonas seçme hakkının ne kadar önemli olduğunu kavrıyor. Hikaye aslında kitabın sonunda başlıyor. Bu sebeple seriyi okumak istedim, çünkü Jonas’ın seçimlerinin sonuçlarını merak ettim.
Kitap okullarda yönelttiği etik ve felsefi sorular nedeniyle okutuluyormuş. O sebeple gençlerin de okumaktan keyif alacağını düşünüyorum. Tavsiye ediyor ve iyi geceler diliyorum
Lois Lowry (20 Mart 1937) ABD'li yazar.
20 Mart 1937'de, Hawaii'de Amerikan ordusunda diş hekimi olarak görev yapan bir babanın 2. çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının mesleği yüzünden ailesiyle beraber birçok yere gitti, birçok farklı şehir ve ülkede yaşadı.
Bugün çocuk ve gençlere yönelik romanlarıyla ünlenen Lowry'nin en önemli ve ünlü eseri The Giver isimli romandır. Birçok tartışmaya konu olan roman Amerika'daki bazı okullarda yasaklanmıştır. Yazar The Giver başta olmak üzere birçok eseriyle çeşitli ödüller kazanmıştır. Evli ve iki çocuk annesi olan yazarın, Boston'da bir apartman dairesi ve 1840 yılından kalma bir çiftliği vardır.