Selanik’te Sonbahar

Tuna Kiremitçi
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı:
255
Basım Tarihi:
30 Nisan 2019
İlk Yayın Tarihi:
Mayıs 2011
Yayınevi:
Mona Kitap Yayınları
ISBN:
9786052182581
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·255 syf.··
2022 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2022 10:09
Günümüz Türk edebiyatının romantik kalemi Tuna Kiremitçi'nin bu kitabı, romantizm yanında, biraz distopya (Osmanlı'nın halen var olması, Atatürk'ün tarih sahnesine hiç çıkmaması gibi) biraz gizem ( bir pop şarkıcısının, iç savaş görmüş bir adada inzivaya çekilmesi ve "ölüm" ile sık sık konuşması) içeren bir kitap. Dili ve anlatımı bakımından biraz süslü gibi geldi ama okunmaz bir kitap da değil.
Selanik’te SonbaharTuna Kiremitçi · Mona Kitap Yayınları · 2019347 okunma
Tuna Kiremitçi/Selanik’te Sonbahar
Puan vermedi·288 syf.··
2018 81. kitabı
Bir aşk kitabı. Ünlü, gününü gün eden bir rock star(Atilla) uyuşturucuyla anılmaya başlandıktan sonra her şeyi geride bırakıp bir adaya yerleşiyor. Adada eşini ve çocuğunu yeni kaybeden bir kadınla yolu kesişiyor(Latife). Kitabın ilerleyen sayfalarında da Fikriye karakterinden söz ediliyor. Okuyunca acaba kitap tarihe göndermelerde mi bulunuyor diye düşündürüyor.
1000Kitap
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
Selanik'te Sonbahar
4/10
·288 syf.··
2020 1. kitabı
Kitabın dili akıcı. Okurken akıp gidiyor. Ancak kitap boyunca baştan sona bir şeylerin eksik kaldığı hissediliyor. Kitapta çokça yer ve önem verilen mektuplar tarih içerikli ve kitaba ciddiyet veriyor. Öte yandan Atilla'nın Fikriye ile olan ilişkisi ne kadar romantikleştirilmeye çalışıldıysa da kitabın kapağındaki güllerin verdiği beklentiyi karşılamıyor. Latife karakteri ve Atilla'nın yollarının kesişimine bakıldığında, kitabın tarih içerikli kısmının ciddiyeti ile genel kurgunun yüzeyselliği birbirine uymuyor. Ortalama.
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
4/10
·288 syf.··
2018 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2018 12:30
Aşk da Yok, Tarih de: Selanik'te Sonbahar Kitabı Eleştirisi Selanik'te Sonbahar, Tuna Kiremitçi’nin 2011 yılında yayımlanan aşk romanıdır. Kitabı Okumayanlar İçin: Ara ara sıkıldım, ara ara meraklandım. Olaylar arasındaki geçişler oldukça hızlıydı. Sanki biri arkadan sürekli koşturuyormuş gibi bir acelecilik hissediliyor. Bu nedenle, yazar madem bu kadar çok şey anlatacak, kitabın daha uzun olmasını —ki sadece 288 sayfa— beklerdim. Ayrıca anlatımda zaman zaman konuyu başka bir boyuta taşımış. Bu geçişlerde, yazı stilinin de buna uygun biçimde değişmesi gerekirdi. Ancak bu uyum çoğu yerde sağlanamamış. Bu da bütünlüğü zedelemiş. Karakterlerin derinleşmesine fırsat vermeden olaydan olaya geçmiş. Belki de yazar, okuyucunun merakını canlı tutmak istemiş ama bu, hikâyenin yüzeysel kalmasına neden olmuş. Özellikle bir aşk romanı olarak tanıtılan bir eserde duygusal yoğunluğun bu kadar eksik olması, beklentileri boşa çıkarıyor. Kitabı Okuyanlar İçin: Selanik’te Sonbahar‘da işlenen konu, ilk bakışta insanın ilgisini çekiyor. Ama bana göre tam bir fiyasko. “Mustafa Kemal Samsun’a hiç ayak basmasaydı neler olurdu?” sorusunun arkasına saklanmış bazı tarihi kurgulara değinilmiş. İçerisinde aşk sözcükleri, aşka dair bazı ifadeler var; ancak bunların aşk ile bir bağ kuramadığı, oldukça yüzeysel kaldığı açıkça hissediliyor. Anlatımda bir soğukluk var. Aşkı anlatmaya çalışmış ama anlatamamış. Tarihe girip çıkmış, bazen etrafından dolanmış. Bu da yer yer yüzeysel ve zorlama olmuş gibi gözüküyor. Yer yer de bazı etnik konularda acımasızca imalar yapmış. Bütün bunlar da kitabın seviyesini oldukça düşürmüş. Sonuç olarak, Selanik'te Sonbahar kitabı aşırı uyduruk ve gerçek dışı bir kitap. Kapak görseli ilk başta çok şey vaat ediyor olabilir. Ancak içerik, beklentilerin çok ama çok altında kalmış. Yazar, ne aşkı
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2017 105. kitabı
İlk okuduğum Tuna Kiremitçi kitabıdır. Kitabın içeriği çok farklı. Zamanında tarihte bir şeyler değişmeseydi ne olurdu minvali üzerinden kurgulanmış. Aslında bir nevi alternatif tarih denilebilir. Dili bayağı akıcı. Anlattığı aşk hikayesi de pek klişe değil. Ben Fikriye karakterine hayran kaldım diyebilirim. Sırf onun için bile okunabilir.
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
1/10
·288 syf.··
2021 24. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2021 20:17
Her insanın ya da herhangi bir sanatla uğraşan her sanatçının edebiyat eseri ortaya koymasını doğru bulmuyorum. Kurduğum cümleden de anlaşılacağı gibi, kitabı beğenmedim. Konusu, yaşamak ya da yaşamalarına huzurluca son vermek için doğrulara, bir takım bilgilere ulaşmaya çalışan iki insanın, Latife ve Atilla'nın, tarih, kumpaslar, yalan dolan ve aşk ile birlikte karşılaşmaları ve bunun üzerine olayların gelişmesi diyebilirim. Öncelikle konu asla ama asla belli olmuyor, kitabın sayfalarını her çevirdiğinizde kafanızda, "Ben ne okuyorum, burada şu an ne anlatılıyor, olay ya da ana düşünce ne?" gibi bir sürü cevapsız soru beliriyor. Olaylar hiç gelişmiyor ve kitap çok uzun bir olay anlatmasa da, 286 sayfalık kısa bir roman olsa da asla kendisini okutmuyor. Üstelik dediğim gibi sadece 286 sayfalık kısa bir roman olmasına rağmen giriş kısmı ve olayların gelişmesi yani gelişme kısmı son derecede yavaş anlatılmış ve gereksiz yere uzun tutulmuş. Olayların tam olarak okuyucuya aktarıldığı, hatta daha doğrusu okuyucunun ortada bir olay olduğunu anladığı gelişme kısmı sayfa 132'den sonra başlıyor. Yani neredeyse kitabın yarısına geliyorsunuz ama hiçbir şey yok ortada. Ve ayrıca, 132. Sayfadan sonra da olaylar öyle doyurucu, akıcı bir şekilde gelişmiyor. Yine gıdım gıdım, yarım yumalak anlatılıyor. Okuyucuyu heyecanlandırayım, gizemli olayım, derken yazar aslında son derece abes ve sıkıcı oluyor. Bir başka şey de kitabın içinde çok sokak edebiyatı geçmesi. Ya da daha doğrusu sıradan ve hatta günümüzün eser niteliği taşımayan, abes cümleleri olan eserlerini adlandırdığımız şekilde "ergence" de diyebiliriz. Ortada bir hüzün var ama neden var tam belki değil. Süslü cümle kurup, betimleme, edebiyat yapayım derken gülünç aforizmalar çıkıyor ortaya. Karmaşık ve anlamsız cümleler
Edebiyat
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2025 108. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2025 11:07
Evet ben Selanik'te Sonbahar ' ı okudum ama ... Amasını şöyle açıklayayım; zekam bu kitabı toparlayamadı :( BİR KİTABIN KADERİ, OKUYANIN ZEKASINA BAĞLIDIR. ( Latin Atasözü ) diyerek yorumumu bitiriyorum ... Teşekkürler Kıymetli Tuna Kiremitçi ...
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
6/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2016 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2016 15:56
BİTTİ !!! Atilla, çok ünlü bir rock star. Şöhretin doruklarında iken kokain kullanan gününü gün eden Adam bir gün deliler gibi aşık alıyor Fikriyeye. Ama onu kendi hataları yüzünden kaybediyor ve adı uyuşturucu satıcılığına karıştığı için peşinde silahlı adamlar buluyor ve kendini bundan sonraki Hayatını geçireceği bir adada buluyor. Adada oğlunu ve eşini bir Uçak kazasında kaybetmiş gazeteci Latife ile karşılaşıyor. Latifede oğlunun en sevdiği sanatçı atillayı aramak için adadadır. Ve latife ve fikriyenin benzerliği atillayı cezbediyor.Daha fazlası kitapta. Çok güzeldi tavsiye ederim.
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
5/10
·288 syf.··
2025 16. kitabı
Okul kütüphanesinden bulup okuduğum bir kitaptı. Daha önce yazarın başka kitabını okumamıştım. Yani garip bir duygu bıraktı ben de. Ne beğendim diyebiliyorum ne de beğenmedim. Kitap sanki paralel bir evrendeki farklı bir versiyonumuzu sunuyor bize. Mustafa Kemal ne yazık ki; 19 Mayısta Samsun’a hiç çıkamıyor. Bir suikast sonucu felç kalıyor ve annesiyle Selanik’e dönüyor. Osmanlı bir distopya rejimine dönüşmüş ve Amerikan sömürgesi olarak hala devam ediyor. Selanik’te Mustafa Kemal, gelecekteki meçhul bir okuyucuya mektuplar yazıyor. Bu mektuplar çok ünlü bir popstara ulaşıyor. Bu sırada popstar Atilla hayatının kadını dediği Fikriye’yi kokain yüzünden yeni kaybetmiş derin bir bunalımdadır. Bu mektuplarla hayat buluyor ve devrimci gruplara katılıyor. Yaptıkları hükümet ve sistemin hoşuna gitmeyince bir komplo ile cinayet ve uyuşturucu suçuyla yargılanıyor. Öldürülecekken kaçmayı başarıyor ve suçluların kaldığı ve aslında bir sosyal deneyin parçası olan adaya sığınıyor. 3 yıl burada bir mağarada yaşıyor. Adadaki Despina ve babası tek dostu oluyor. Bir gün adaya onu arayan bir gazeteci geliyor. Gelen gazeteci latife ile Atilla aşık oluyorlar. Latife eşini ve çocuğunu kaybetmiştir. Yıllar önce o adada yaşanan iç savaşta da babasını kaybetmiştir. Flashback’lerle hep geçmişe giden kitap Atilla ve latifenin anılarında gezdiriyor bizi. Her ikisi de uzun süredir ölümle konuşuyorlar. Latife babasının görüntüsünde Atilla ölmüş popstarlar görüntüsünde ölümle dost olurlar. Adadaki mahkumlar deneyi anlayınca Atilla, latife, despina ve babası adadan çıkarlar. Kitap en son Selanik’te Atilla, despina ve latifenin buluşmasıyla biter. Latife hamiledir ve Despina sorar, bebeğe ne isim koyacaksınız diye. Bebeğin adı Kemal olacaktır. Böyle bir kitaptı.
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma
Puan vermedi
Okuduğum en etkili kitaplardan biriydi. Az önce bir sohbet vesilesiyle aklıma geldi. Önderimiz Atatürk'ün bir suikast sonucu Kurtuluş savaşını başlatamadan tekrar Selanik'e gitmesini ve oradan mektuplar ile mesajlarını ulaştırmasını konu alıyor. Tüyleri diken diken eden kısmıysa mektubunun birinde son cümlesinde yazdığı "Ya istiklal ya ölüm" cümlesidir.
Selanik'te SonbaharTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2011347 okunma

Yazar Hakkında

Tuna KiremitçiYazar · 21 kitap
İlk şiirleri, Galatasaray Lisesi yıllarında Varlık dergisinde yayımlandı. Kendisine "Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü"nü kazandıran "Ayabakanlar" adlı kitabı 1994 yılında okuyucuyla buluştu. 1997’de Bosnalı şair İzzet Sarayliç’le "Erguvan Balkan Şiir Ödülü"nü paylaştı. Bunu 1998 tarihli ikinci şiir kitabı olan "Akademi" izledi. Tuna Kiremitçi'nin 2002’de çıkan ilk romanı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" büyük yankı uyandırdı ve o yılın önemli edebiyat olaylarından biri kabul edildi. 2003'te ikinci romanı "Bu İşte Bir Yalnızlık Var" ve şiirlerini derlediği "Bazı Şiirler Bazı Şarkılar" yayımlandı. 2005 yılında yayımlanan "Yolda Üç Kişi" adlı romanı da geniş bir okuyucu kitlesiyle buluşmuş ve beğeni kazanmıştır. Daha sonra da 2007 tarihli "Dualar Kalıcıdır", 2009'da "Küçüğe Bir Dondurma", 2011'de "Selanik'te Sonbahar" ve 2012'de "Gönül Meselesi" romanları yayımlanmıştır. Genellikle sıradan insanların trajedilerini, günümüz toplumundaki kadın-erkek ilişkilerinin açmazlarını ve yaşlanmanın melankolisini hüzünlü, yer yer de gülümseten bir anlatımla işlediği romanları, Profesör Gürsel Aytaç tarafından Türk edebiyatında "romantik ironi" örnekleri olarak değerlendirilmiştir (Hürriyet Gösteri; Temmuz-Ağustos 2005). Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde sinema eğitimi gören, kısa filmleri çeşitli festivallerde ödüller alan Tuna Kiremitçi, 2009 yılında ilk uzun metrajlı filmi "Adını Sen Koy"un çekimlerini tamamlamıştır. Ayrıca, 1990'lı yıllarda Kumdan Kaleler topluluğuyla Etnik Rock çalışmaları yapmış, besteci ve solist olarak bir albüme ("Denize Doğru"; 1996) imza atmıştır. 2010 yılında polisin yabancı uyruklu kadınları pazarlayan bir fuhuş mafyasına yaptığı operasyonda ismine mafyanın müşterileri arasında rastlamış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade vermeye çağrılmıştır. Romanları 10 dile (Fransızca, Almanca, Bulgarca, Yunanca, Romence, Estonca, Portekizce, Boşnakça, Arapça, Çince) çevrilen Kiremitçi, bir oğul babasıdır. Bir dönem Cumhuriyet gazetesinde yazmıştır. 11 Haziran 2010 tarihi itibarı ile Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde yazmaya başlamışsa da 2012 yılında görevine son verilmiş, gazetenin kadrosundan çıkarılmıştır.