Okurken gerilim ve merak benimle değildi. Acaba nereye gittiler ki?
Aaa! Kapı çaldı, hemen geliyorum.
*Kim o?
& Benim ben, "Sıradan".
*Hoş geldin Sıradan. Hayırdır? ( İç ses: Üf yine mi sen, çat kapı gelme artık ya!)
* Geç, geç otur. Çekirdek çitler misin? (İç ses: Sıradan senden çok sıkıldım ya! Lakin eve kadar gelmişsin, kovsam ayıp olur, mecbur katlanacagız artık)
&Ben de Sarı' dan geliyorum. Geçerken sana da bir uğrayayım dedim.
*Aferin, iyi yapmışsın.
( İç ses: Bedava sirke baldan tatlıdır, dayan Duyguş!)
İlk kez bir kitabı yorumlarken bu kadar zorlanıyorum.Kitaba nasıl bir yorum yazıp hislerimi tam anlatabilirim diye düşünüp durdum. Kitap sürükleyici buna bir lafım yok. Bir günde okuyup bitirilecek kitaplardan. Yalnız şu var: Eğer yıllardır polisiye okuyorsanız kitaptaki bazı hataların farkına varmamanız mümkün değil. Size kitabı şöyle özetleyeyim: Bir polisiye yazarın kitabından ilham alarak acımasız cinayetler işleyen bir seri katil var karşımızda. Kaçırdığı kadınların derisini yüzerek, üzerine bazı roman bölümlerini yazıp birilerine gönderiyor. Yani "Senaryo" adlı kitapta ne anlatılıyorsa katil de aynısını uyguluyor. Polisler kurbanın cesedini incelerken bunun farkına varıyor. Polisiye kitabında geçen tüm olaylar birebir aynı. Kurbanların kaçırılış şekli, kurbanların kim oldukları vs...Peki siz polis olsanız ve önünüze böyle bir vaka gelse ilk ne yaparsınız?
Mantıken oturur o kitabı okumaz mısınız? Aksine polisler yazara koşuyor. Ondan istedikleri cevabı alamayınca araştırmaya farklı yollardan devam ediyorlar ama kitabı okumak için hiç acele etmiyorlar.
Tamam sürükleyici bir kitap. İğrenç satırlar var. Merakla kendini okutuyor ve sonu da tam bir ters köşe idi ama hayatın olağan akışına ters düşecek davranışlar var. Ama fazla değil. Bunları not ettim. Okuyan arkadaşlara özelden atabilirim.
Sizler şimdi yorumumu okuyunca kafanız karışmış bir şekilde," eeee okuyalım mı okumayalım mı?" diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Şöyle izah edeyim: En çok sevdiğiniz bir yemeği gözünüzün önüne getirin. Mis gibi kokuyor ve yemek için sabırsızlanıyorsunuz. İlk lokmayı ağzınıza attığınızda tuzlu olduğunu fark ediyorsunuz. Ama önünüzdeki yemekte muhteşem. Yemeye devam mı edersiniz yoksa masadan kalkar gider misiniz? Ben yemeye devam ettim ve mutlu bir şekilde masadan
Arno Strobel’in 3. Okuduğum kitabı. Yine sürükleyici merak uyandıran bir macera. Hızlı biten kitaplardan.
Amaaa dikkat ettim her kitap karakterler daha da bir aptallaşıyor. Ya öyle yapılır mı dediğiniz herşeyi yapmaya başlıyorlar. Ya da yapılması gerekeni yapmıyorlar. O yüzden bi sinir oldum.
Diğer kitaplarından aldığım keyfi maalesef alamadım :(
Ve ennn sinir olduğun nokta.
- Ya arkadaş. Bir cinayet işleniyor ve katil yazılmış bir romandaki kurgu cinayetleri tekrar ediyor. Hiç bir polis, dedektif, şubedeki bir Allah’ın kulu da açıp kitabı okumayı düşünmüyor. Bu nasıl bir saçmalık.
Öncelikle herkese ıyi okumalar
Uzun bir zamandır okumak istediğim bir kitaptı senaryo peki tek kelime ile düşüncem nedir FIYASKO
öncelikle şunu söyleyeyim kitabın temposu falan ıyi ama konusu itibari ve ilerleyişi ile okuyucuların aklı ile dalga geçiyor gibi sanki
Şöyle soyliyeyim bir katil var genç kızları kaçırıyor ve derilerinden bir parça yüzüp bir romanın parçalarından yazıp bazı kişilere falan gönderiyor daha sonra polisler olayı araştırıyor lar ve katilin herşeyi bir polisiye kitaptan kopyaladığıni fark ediyorlar nerdeyse kitabı birebir kopyaliyordur katil
şimdi böyle bir olayda siz polis olsanız naparsiniz alır o kitabı okursunuz degilmi mantıken yani kitaptaki katil napiyor kurbanını nasıl kaçırıyor bir sonraki kurban kitabta kim falan onlara bakarsınız ama bizim polisler napiyor gidiyor kitabın yazarı ile konuşuyor editör ike konuşuyor yaza hayran olan bir kitapçı ile konuşuyorlar ama şu kitabı açıpta bir okuyayım demiyorlar bu benim için fazlası ile kitaptan soğumam için yeterliydi sırf yarim bırakmamak için okudum evet temposu ıyi finali tam bir supriz ama bunlar bence yinede kitabı kurtarmaya yetmemiş boş vaktiniz varsa okuyun ama ben tavsiye etmem
Nina bir gün ona gelen kargoyu açtığında, deri üzerine yazılmış bir yazı ile karşılaşır. Sonra, o derinin insan derisi, yazının da cinayet kitabından bir bölüm olduğu ortaya çıkar. Bir gün sonra bulunan ceset bunu doğruluyordur. Dedektifler araştırmaları sonucunda, yıllar önce başka bir şehirde yazarın “gece ressamı” kitabının içeriğinin aynısı şeklinde bir cinayet işlediğini öğrenirler. Maddi zorluklar çeken yazar baş şüphelidir. Şimdi ise “senaryo” isimli kitabın içeriğinin aynısı cinayetler işlenirken kitabının yok satacağı garantidir. Ünlü bir yayıncının kızı kayıptır. Sağ bir şekilde bulunacak mıdır? Soluksuz okudum.
Bazı yorumlarda kitabın mantık hatalarıyla dolu olduğu söylenince, kitabı okuma hevesim kaçmıştı. Okurken çok dikkatli okudum ve ben hata görmedim. Oldukça gerilim doluydu da, İyi ki okumuşum.
Betimlemelere çok az yer vererekten “şu şöyle oldu bu böyle oldu” şeklinde yazılan kitaplar hiçbir zaman hoşuma gitmedi. Kitap ilerlemesine ilerliyor ama sığ bir anlatım, olayların gelişim gösterirkenki basitliği beni oldukça zorladı. Polisiye tarzı kitaplar denince- Türk edebiyatından- Ahmet Ümit geliyor aklıma. Onun kitaplarında bile zaman zaman basit hatalar olmasına rağmen bu kitapta olduğu kadar eğreti hissettiğim noktalar olmamıştı. Emeğe her zaman saygı ama olur da bu kitabı okumak isteyen olur da araştırma yapıp bu incelemeye denk gelirse söylemek isterim ki; zamanını harcamana değmez.
#yorum
Genelde yazarlar her yeni kitapta kendini biraz daha geliştirmiş olarak gelir karşımıza ve yeni kitabı sabırsızlıkla beklemeye başlarız, ama bu yazar her kitabında kendini kötüye götürmeye devam ediyor. İlk Koğuş kitabı ile benim gözümde zirvelerdeydi, sonra Hipnoz ile bir tık düştü ve bu Senaryo ile kendini yerelere bıraktı resmen. Çok basit anlatım, karakterler arasında geçen konuşmaların yavanlığı ve dedektiflerin davranışları üst üste gelince bu kitap için kötüydü kelimesinden başka bir kelime bulamıyorum maalesef. Kısacası okunması gereken kitaplar arasında yer almamalı diyorum ve artık yazarın çıkacak kitabını alırken elli kere düşüneceğim
Çok sürükleyici bir gerilim romani bu kitabı çok beğendim .öldürülen kadınlar psikopatca Can alan bir katıli bulmak için ugrasan polisleri anlatan bir kitap .Katıl delil olarak bir öğrenciye insan dersine yazılan bir kitap gönderir ama genç kadın böyle bieşek siparis etmediğini hatırlıyordur bu siparisi gönderenin hastalıklı bir hayal gücüne sahip olan birinden geldiğini anlayınca polisi cagiri. Polisin ilk araştırmaları bu kitaptan yola çıkarak baslar
Arno strobel kitapları nedense bir hızlı başlayıp aceleyle bitirilmiş gibi kitabı elime geçerse okurum ama kitap fiyatları uctugu için para verirmiyim bilmiyorum
Arno Strobel'in daha önce Koğuş ve Hipnoz kitaplarını okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitabı da görür görmez beğeneceğimi düşünmüştüm ama maalesef tam bir hayal kırıklığı oldu. :( Kitapta gerilim namına hiçbir şey yok ve sonu da açıkçası beni pek şaşırtmadı. Bir psikolojik gerilim kitapları aşığı olarak bu türde okuduğum en fiyasko kitaplardan biriydi.
1962 yılında Almanya’nın Saarlouis kentinde doğan Arno Strobel üniversite eğitimini bilgisayar teknolojileri üzerine yaptı ve eğitiminin ardından büyük bir bankanın bilişim teknolojileri uzmanı olarak çalışmaya başladı. İlk romanı olan Magus – Die Bruderschaff (Rahip-Tarikat) isimli gerilim romanıyla yazarlık dünyasına adım attı. Bugüne kadar yayınlanmış on romanı bulunan yazar, eşi ve üç çocuğuyla birlikte Almanya’nın en eski şehri olan Trier’de yaşamaktadır ve 2014 yılında bankadaki işinden istifa ettiğinden beri tüm zamanını yazmaya adamıştır.