Siyahın her zaman kötülük, beyazın her zaman iyilik olmadığını; 'olmayabileceğini' bir kez daha hatırlatan olaylar dizisi... Felsefesi basit ama etkili ve hala aynı tonda. Bu sefer iyileşmek denen kavramı da eklemişler ki kırk tane kişisel gelişim kitabını aş gel derim. Sınırımızın kendimizle sınırlı olduğu, bazen ne yaparsak yapalım birşeyler yapması gerekenin biz olmadığımızı, bazı şeylerin bizimle ilgisi olmadığını Afrodit'in yaşadıkları ile çok güzel anlatmış kitap. Ve seçimler var bir de; yaşanan tüm kötülüklere karşılık yine de iyiyi seçme yetisi, özgür irade ve ikinci şans... Gerçekten herkes hak eder mi ikinci bir şans? Gerçekten o insanlık duygusunun var olmadığı bir yerde, o duygunun artık yaşamadığı bir kalpte gerçek değişimden söz edebilir miyiz? Hala nefes almıyorsa kalpte o duygu, bir umut var diyebilir miyiz o insan için? İşimiz gücümüz yok haydi oturup bunu düşünelim diyeceğim ama yine hayatımın kitapla çakıştığı ve beynimin tek işinin zaten bunu düşünmek olduğu bir dönem daha...
Hayatımızdaki Neferet'lere gelecek olursak; anlayış ve iyi niyetlerimiz onlar için fırsat mı oluşturuyor acaba? Gerçi denedik ve gördük ki evet! Tüm narsistleri, tüm kötüleri, neden böyle yaptıklarını, kötüyü ve karanlığı seçme nedenlerini anlıyor olmak da bir lanet olsa gerek. Neferet'in Laneti onu anlıyor oluşumuz olabilir mi? Tüm çaresizliklerinin çözümünü güç ve kontrolde buluyor olması, tüm iyilik yaklaşımlarını saldırı olarak algılaması ve yeniden saldırması... Ve ben anlamak istemiyorum artık.
Çatlaklardan her zaman ışık girmeyebilir Zoey, arkanı kolla.
Hatırlayalım; Tulsa Gece Evi, Geyik Sürüsü, Nxy ve Zoey. .. Büyükanne Kızılkuş.. . Sanırsın benim büyükannem! Öyle bir huzur, öyle bir bilgelik, hani ne zaman ihtiyacım olsa gidip danışsam bana yolu