Giriş Yap

Sivil İtaatsizlik

8.110 üzerinden
430 Puan · 57 İnceleme
56 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu kitabın herkese okutulması lazım. -ama altta ne demek istediği de yazılmalı ki bazı kişiler istediği yere çekmesin - Bu yıl benden her kitap önerisi isteyene siyaset politika- insan ve toplum - felsefe türlerini seviyorsa önereceğim tek kitap olacak. Daha iyisini okuyana kadar. Hatta bu türleri sevmeyenlere de okutacağım :d Bu kitap çok okunma almadığı için kitap öne çıksın görünsün diyerekten çok alıntı paylaşımı yaptım. Beni takip eden arkadaşlara kitabı okuttum resmen dkdkdk Ama buna rağmen okuyacak olanlar için çoğu altına imza atılası sözleri paylaşmadım. Pdf yoluyla okudum önemli yerleri ss alayım dedim. Kaç tane ss almışım sayamadım. Benim için önemli değerli ve farklı açıdan görmemi sağlayan bir kitaptı. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
72 syf.
Gandi, Martin Luther King ve Tolstoy'u etkileyen Thoreau kitabında vergi vermeyi, köleliği ve Meksika savaşını rededen Thoreau kitabında bunları neden yaptığını yazar.
50 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
"İÇİMİZDE İYİ VAR MI? VARSA OTORİTE KARŞISINA GELİNCE TAMAMEN YOK MU OLUYOR?" "Vergi memuru ya da herhangi bir memur, 'Ben ne yapayım?' diye soracak olursa, cevabım şudur: 'Eğer gerçekten bir şey yapmak istiyorsan istifa et.' " Bu alıntıyı okuduktan sonra aklıma Kriminoloji dersinde öğrendiğimiz bir deney aklıma geldi. Kitabı incelemekten ziyade, bu alıntıyı baz alarak, deneyden bahsetmek istiyorum. Yale Üniversitesinde Stanley Milgram adlı bir psikolog ve ekibi, "Milgram deneyi" diye adlandırılan bir deney yapıyorlar. Deneyin amacı "otoriteye itaat"i araştırmak. Deneyde deneklerin davranışlarını gözlemleyerek hangi şartlar altında otoritenin emirlerine uyduklarını ve hangi şartlar altında itaat etmeyi bıraktıklarını araştırıyorlar. Deney 3 kişiden oluşmakta: 1-Denek ( öğretmeni temsil etmektedir.) 2- Aktör ( öğrenciyi temsil etmektedir. Bazı yerlerde mağdur şeklinde de geçebilir.) 3- Araştırmacı (otoriteyi temsil eder ve emirleri veren taraftır. Bazı yerlerde gözlemci olarak geçebilir.) Denek ve aktör seçiminde denek olacak kişiye -sanki rastgele seçiliyormuş gibi- iki kâğıt arasından kura çekmesi istenir. İki kâğıtta da öğretmen rolü yazmaktadır. Yani denek her halükarda öğretmen olacaktır. Deneklere katılımları için saatine 4 dolar verilmektedir. O dönem için bu miktar çok yüksek olmayıp ortalama bir rakamdır. Çok yüksek olmama nedeni ise denekler, parayı almak için deneyi terk etmeme gibi bir psikolojiye girebilirler. Deneğin görevi, kendisine verilen birkaç çift kelimeyi öğrenciye öğretmektir. Denek kelimeyi okur ve bu kelimeyle eşleşebilecek şıkları okur, öğrencinin cevap vermesi istenir. Eğer öğrenci yanlış cevap verirse; deneğin öğrenciye elektrik şoku vermesi gerekmektedir. Her bir hatada verilen elektrik şoku 15 volt artırılır. 1. Hata-> 15 volt 2. Hata-> 30 volt 3. Hata-> 45 volt . . 30. Hata-> 450 volt Eğer 450 volt verecek olursa, kendisinden iki kere daha bu voltu verilmesi isteniyor ve deney bitiriliyor. Denek konumunda olan öğretmen, öğrencinin gerçekten de şok aldığını zannetmektedir ancak deneyde elektrik şoku verilmemiştir. Aktör, rol yaparak acı çekiyormuşçasına inleme sesi verir. Öğrenci, yanında denek de varken şu soruyu soruyor: "Kalıcı bir hasar olur mu?" Cevap: "Acı verici ama kalıcı doku hasarı oluşturmaz." Aktör hata sayısını arttırdıkça verilen volt da artıyor ve bağırmaya başlıyor, artık cevap vermeyeceğini söylüyor, bir yerlere vuruyor, hiç ses vermediği oluyor. Bu durumlarda eğer denek tereddüt ederse, araştırmacı rolünde bulunan gözetmen, kademeli olarak şu 4 şeyi söylüyor: 1- Lütfen devam edin. 2- Deneye devam etmeniz gerekiyor. 3- Devam etmeniz çok önemli, vazgeçilemez. 4- Başka bir seçeneğiniz yok. Deneyi daha kapsamlı ve detaylı incelemek için 18 ayrı deney yapıyorlar aslında. Ben buraya bazılarını örnek olsun diye bırakıyorum: 1. DENEY: Mağdurun hiç sesi gelmiyor. 300 voltta sadece duvara vurmak şeklinde tepki var. 315'te cevap vermeyi kesiyor. Bu deney 40 kişi üzerinde yapılıyor. Bu 40 kişinin 26'sı deneyin sonuna kadar gidiyor. İtaat oranı bu deneye göre %65. 2. DENEY: Bu sefer itirazlarda ses veriliyor ve duvarlardan bu duyuluyor. Böyle olunca oran 26'dan 25 kişiye düşerek %62.5 gibi bir veri tespit ediliyor. 3. DENEY: Şartlar değiştiriliyor. Denek ile öğrenci aynı odadalar, onu bizzat görüyor. 40 kişiden 16'sı deneyin sonuna kadar gidiyor. İtaat %40'a düşüyor. 5. DENEY: Bir bodrum katında bu deney yapılıyor. Daha kasvetli bir ortamda, mağdurun sesi var başka bir odada, en başta soruyor: "Bir kalp problemim var sıkıntı olur mu?" diyor. Yine verilen cevap: "Kalıcı doku hasarı oluşmaz." 150,195,330. voltlarda mağdur sorusunu tekrarlıyor. Bu durumda 40 kişide 26 kişi deneyin sonuna kadar gidiyor. İtaat oranı %65. [ Birinci deneyle oran aynı, dikkat çekici bir durum.] 7. DENEY: Gözlemci odadan çıkıyor ve emirleri telefonla veriyor. Bu durumda 40 kişiden 9'u sonuna kadar gidiyor. İtaat %22.5'a düşüyor. Hatta bazı denekler hile yapmış, verilmesi gereken elektrik voltajından daha az volt vermiş. Deneyi bozsa bile, otoriteye karşı gelmekten daha tercih edileblir bulmuşlar. 8. DENEY: Bu deney sadece kadınlara yapılmış. Kadınlar daha fazla empati kurmaya açıklar ve daha az agresifler denmiş ve sonuç kırk kişiden 26 çıkmış. Değişen hiçbir şey yok. İtaat oranı %65. 9. DENEY: Deneye başlamadan önce deneğe, sonuçlardan üniversite sorumlu değildir, şeklinde bir form imzalatıyorlar. Mağdur burada şart koşuyor "Kalp hastasıyım, bitti dersem biter." diyor. Deneklerden dörtte biri mağdurun bu koşulunu itaatsizlik için mazeret olarak sunuyorlar. Dörtte üçü bu koşuldan bağımsız olarak itaatsizlil ediyor. 40 kişiden 16'sı sonuna kadar gidiyor. İtaat oranı %40. 10. DENEY: Üniversitenin dışına çıkılıyor. Kampüs terk ediliyor. Yale Üniversitesi bir güven veriyordu çünkü. Arka plandaki otoriteyi burda kaldırmaya çalışıyorlar. Diğer faktörlerin hepsi aynı kalıyor. Kırk üzerinden 19'a düşüyor. Demek ki üniversite bir güvenmiş. İtaat oranı %47.5 11. DENEY: Şok seviyesini özgürce belirlemek deneğe bırakılıyor. 5. deneyle koşullar aynı. Katılan 40 kişiden 3'ü minimumu, 28'i ilk rahatsızlık sesine kadar artarak volt veriyor, 38'i ciddi bir protestoya kadar devam ediyor. İki kişi 375 ve 450'lik voltları veriyor. Kırk kişiden biri deneyin sonuna kadar gidiyor. İtaat %2.5 12. DENEY: Öğrenci hem çığlık atıyor hem de her çığlık atmasından sonra devam et diyor. Gözetmen ise 150. voltta "Deneğin kalp hastalığı var o yüzden duralım" diyor. Buradaki çalışma 20 kişi ile yapılmış. Hiç kimse deneyin sonuna kadar gitmemiş, hepsi gözetmeni dinleyip 150. voltta bırakmıştır. Bu da demektir ki; kişinin üzerindeki otorite, kişiden daha fazla söz sahibidir. Peki bu deneyler bize neyi anlatıyor? Bir örnek vermek gerekirse Nazilerde mahkemeler kurulduğunda çoğu kişi savunma olarak "Emir verilmişti, yapmak zorundaydım, ben suçlu değilim ki" demişler. Ancak bu deneyde emri yerine getirmezlerse başlarına hiçbir şey gelmeyecek. Aldıkları ücret ise vazgeçilmez bir ücret de değildir. Peki bu kişiler neden deneydeki otoriteye boyun eğdiler? Şu sonuca varıyoruz: kendini otoriteye beğendirme düşüncesi. Deneylerde en çok göze çarpan şey; deneğin mağdura karşı sorumlu hissetmesi gerekirken, otoriteye karşı sorumlu hissediyor. Otoritenin istediği şekilde davranınca sorumluluğunun olmadığını düşünüyor ve kendisini olaydan soyutlamış oluyor. "Bu davranış aslında benden kaynaklanmıyor, otoriteden kaynaklanıyor." diyerek kendi yaptığı davranışa yabancılaşıyor. Deney sonunda deneklere sorulduğunda "bana bağlı olsa yapmazdım." diyorlar. Aslında tamamen kendilerine bağlı. Ayrıca deneye katılmakla, deneklerde "söz verme psikolojisi" oluşuyor ve sözü yerine getirmeye çalışıyorlar. Bunu "sosyal uygunsuzluk" olarak değerlendiriyorlar. Özellikle 9. Deney benim en çok dikkatimi çeken deney oldu. Öğrencinin kalp hastasını olduğunu bilerek deneyin sonuna kadar giden kişilerin oranı %40. Her ne kadar 40 gibi az kişi arasında yapılmış olsa da, bence büyük bir oran. Bu da "emri yerine getiriyordum, emir kuluydum" diyerek insanların ne kadar da vahşileşebileceğini net bir şekilde gösterebiliyor aslında. O zaman başlarken sorduğumuz soruyu şimdi tekrar soralım: "İçimizde iyi var mı? Varsa otorite karşısına gelince yok mu oluyor?"
Sivil İtaatsizlik
8.1/10 · 1.467 okunma
·
4 yorumun tümünü gör
88 syf.
·
2 günde
Sivil itaatsizlik kavramı, Eski Yunan'da anlam bulur. Bir diğer ismi de "pasif direniş" tir. Sivil itaatsizlik, sivil yönetim tarafından uygulanan yasaların özüne uyarak yasalara riayet etmeme, karşı koyma anlamına gelmektedir. (Vikipedi) Farklı yöntemleri bulunmaktadır. Ölüm orucu, boykot, imza toplama, kendini ihbar gibi.. Yasaya aykırı, şiddet içermeyen ve sonunda getireceği hukuki yaptırımlara katlanılacak olan siyasi bir hareket. "Sivil itaatsizlik" temelde siyaset ve hukuk felsefesinin bir kavramıdır, bu anlamıyla felsefenin ontolojisinde yer tutmaktadır. Kitabın önsözü Nazım Onat tarafından yazılmış yaklaşık 50 sayfalık, dolu doludur. Sivil itaatsizlik üzerine yaklaşımlardan söz ediyor bize. Henry David Thoreau'nun Yaklaşımı Thoreau bu kavramı felsefe ve siyasi alana taşıyan isimdir. Adil olmayan düzene karşı, devletlerin olabildiğince geri planda kalmasından söz eder.. Mahatma Gandhi'nin Yaklaşımı "Satyagraha" öğretisini geliştiren Gandhi, sevgi ve sevgiden doğan güçle insanın inandığı şeyler uğruna savaş vermesinden söz eder. Onun için her konuda olduğu gibi bu konuda da etik değerler korunmalıdır. (Hindistan - Tuz Yürüyüşü) Martin Luther King'in Yaklaşımı Siyahların hakkını savunan hareket lideri. (Amerika - Mongomery Boykotu) Hannah Arendt'in Yaklaşımı "Siyasi olmak, bir şehirde yaşamak, kararların zor ve şiddet kullanılarak değil, kelimeler ve ikna yoluyla alınması anlamına gelir." Özgürlük olmadan sivil itaatsizlikten söz edilemez, der. Jürgen Habermas'ın Yaklaşımı Habermas'ın yaklaşımında sivil toplum kavramı önemlidir. Ona göre bir anlamda sivil toplum örgütleri aracılığıyla katılımcı demokrasinin önü açılmış olur. Önsözden sonra asıl eserle buluşuyoruz. Henry David devletin yasama, yürütme, yargı organlarını eleştiriyor. Ona göre devlet insanı "tahta insan" yapıyor. (duygusuz, kukla gibi) Bireyin refahını düşürdüğünü söylüyor. Vergi vermeyerek pasif direniş gösterip 1 gece hapis yatıyor. Bu kitabı daha önce neden okumadım diye kendime kızdım. Tavsiye edebileceğim, bana çok şey katan bir okuma oldu. İyi okumalar.
Reklam
Reklam
2
6
58 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42