Puan

8.510 üzerinden
140 kişi
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 179. kitabı
Platon… Adını bile beden eğitimi hocasının ona yakıştırdığı “alnı ve bağrı geniş” halinden alan bir gençken, yolunun Sokrates’le kesişmesi bir öğretmen-öğrenci karşılaşmasının ötesine geçerek; düşüncenin bambaşka bir yöne akması demekti. Politikayla ilgilenirken hocasının ölüme mahkûm edilişine tanıklık etmesi, onu geri dönülmez biçimde felsefeye bağladı. Ve ardından MÖ 387’de kurduğu Akademia… Batı düşüncesinin en uzun soluklu nefeslerinden, neferlerinden biri. Kapısına “Geometri bilmeyen girmesin” diye yazacak kadar bilginin sınırlarını ciddiye alan Platon’un öğrencileri arasında Aristoteles’in yer alması, aralarındaki yaş farkına rağmen düşüncenin nesiller ötesine nasıl taşındığının da bir kanıtı aslında. Platon, yaşamının son gününe dek ders vermekten, düşünmekten ve düşündürmekten vazgeçmedi, ve hatta maddi hayatta değilken bile bu eylemini sürdürüyor. Sofist ise onun geç döneminin en dikkat çekici metinlerinden biri. Bu kez sahnede alıştığımız gibi tartışmanın merkezinde Sokrates yok; adeta onun yerini alan bir “yabancı” var. Ve tartışma, görünenden çok daha derin: Sofist kimdir, filozof kimdir, hakikat nerede başlar, nerede kırılır? Platon burada, ikna etme gücünü araç edinenlerle, hakikati arayanları ince ince ayırıyor. Bir yanda söz sanatını manipülasyona dönüştürenler, diğer yanda doğru bilgiyi bulmaya ve paylaşmaya adanmış zihinler… Ve ister istemez bugünle göz göze geliyoruz. Günümüzün “sofistleri” arasında dolaşırken, gerçeğin yerini alan görüntülerle çevriliyken, bu diyalog hâlâ sormaya değer sorularla dolu. O dönem sofistler eleştirilirken bugünlerde nelere maruz kalıyoruz… Bunu birazcık düşünen insan için gerçekten çok acı. İkinci görselde ise Platon ve Sokrates’in o sarsılmaz öğretmen–öğrenci bağının izini taşıyan küçük bir düşüm var. Kuğuları
SofistPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025907 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 359. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 07:13
Platon’un Sofist diyaloğu, yalnızca belli bir düşünce akımına eleştiri değil; gerçek, bilgi ve varlık üzerine yürütülmüş en keskin sorgulamalardan biridir. Sahneye çıkan figürler, birbirlerinin düşüncelerini çürütmeye değil, kavramların özündeki karanlığı aydınlatmaya çalışır. Karşımızda şu soru durur: “Sofist nedir?” — Bir bilge mi? — Bir öğretmen mi? — Yoksa insanların cehaletinden beslenen bir yanılsama tüccarı mı? Platon’un derdi sadece “kandıran” kişiyi tarif etmek değildir. Asıl derdi şudur: Yanılsamayı gerçekmiş gibi kabul eden toplum, kendi sofistlerini yaratır. Bu metin, hakikat ile görünüş arasındaki savaşın en eski ve en güncel kaydıdır. Platon burada zihinleri şu alanlara zorlar: - Ontoloji: “Varlık nedir? Yokluk bile varlığın bir biçimi sayılabilir mi?” - Dil ve Gerçeklik: “Sözle gerçek arasındaki bağ koparsa, düşünce nasıl ayakta kalır?” - Eğitim ve Manipülasyon: “Bilgi vermek mi, kılıfına uydurmak mı?”
1000Kitap
SofistPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025907 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 00:00
kitap bitti fakat bu tarz felsefe kitaplarını eleştirebilecek düzeyde olduğumu düşünmüyorum yine de kendimce bir şey söylemem gerekseydi kitabın genelinde bir "sonuca düşünce yoluyla ulaşmayı" öğrenebilirsiniz. Kitap Elea ekolünden bir yabancı ve Theaetetus'un karşılıklı soru cevapla düşünmeleriyle ilerliyor bu arada. Ve kafanızın almadığı yerde mola verip belki de uyuyup sonrasında daha verimli bir okuma yapılabilir.
SofistPlaton (Eflatun) · Kapra Yayıncılık · 2021907 okunma
8/10
·135 syf.··
2024 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 17:38
Üniversite de en dikkat çeken Nietzsche den sonra bende Sofistler olmuştu...Bu yüzden Tez ödevini de onlardan aldım...daha çok şey öğrenmiş oldum...Ne eleştiriler aldılar!! Zaten filozof değil dendiler...Koskocaman Protogoras, Gorgias başta olmak üzere diğerleri...oysa ben çok şey öğrendim onlardan...her şey ücret karşılığında ders vermeleriyle başladı...Yoksa günümüz bilgi üzerinden ders veren herkes Sofist mi? Sizce? Sofistler ön planda tutularak... günümüzde hâlâ tartışma söz konusu olan paralı öğretim yöntemini sorguluyor. Felsefenin tanımını, filozofun ne olduğunu, teşbihlerle temellendirip gözlem yapıyor Platon.... Sofist diyaloğu, bende yeri ayrıdır. Evet eser beni içine pek almadı, bu doğru fakat böyle bilgi içerikli eserler, keyif vermese de okurken çok şey öğretir. Önemli olan da bu değil mi zaten... .........Herkese Keyifli Okumalar Dilerim..........
SofistPlaton (Eflatun) · Kapra Yayıncılık · 2021907 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2024 233. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2024 15:21
Sofist, iyi eser hoş eser ama bu sefer aklıma başka bir şey takıldı. Farkettiyseniz Platon’un varlık anlayışındaki dilsel nüansları zamanla Stoacı etik felsefesine sızmış ve daha sonra yine modern çeviri yorumlarını yönlendirmiş. İyi de bu nasıl olmuş? Platon’un felsefi lügatı, Antik Çağ’dan günümüze pek çok düşünce akımına yön verdi elbette. Ancak bu etkinin kendisi, sanıldığı kadar düz bir çizgide ilerlemedi. Özetle, metinsel sapmalar, anlam kaymaları ve spesifik olarak çeviri süreçlerinde ortaya çıkan küçük fakat etkili değişimler, felsefe tarihinde büyük epistemolojik sonuçlara yol açtı. Bu değişimler özellikle“to on” (τὸ ὄν, var olan) ve“to mē on” (τὸ μὴ ὄν, var olmayan) benzeri terimler ile Stoacılar’ın yeniden yorumlarında öne çıkıyor, dilde ve düşüncede kırılma yaratıyor ve nihayetinde modern etik yaklaşımları etkiliyor. Fakat en belirgin olarak Sophistes, Parmenides ve Devlet diyaloglarında geçen “to on” yalnızca “var olan” ya da “mevcut” anlamına gelmez. Bu terim, metafizik bir bağlama sahiptir ve eidos’lar (ideler) aracılığıyla “gerçeklik”in kendisine işaret eder. To on burada hem ontolojik hem de epistemolojik bir statü taşır. Hem “nedir?” sorusunun cevabı, hem de bilginin mümkün olduğu alandır. Bu kavram, Aristoteles ve ardından gelen Stoacılar ile birlikte daha nominal, daha işlevsel bir yapıya indirgenmeye başlar. Özellikle Solili Khrysippos’un felsefesinde logos ile özdeşleşerek evrensel akıl düzeninin bir bileşeni hâline gelir. Böylece “olan”, artık değişmeyen ide değil, kozmik rasyonalite içinde düzenli işleyen şeydir. Bunun yanında, Platon’un “to on” anlayışı soyut, aşkın ve çoğu zaman duyusal dünyanın ötesinde yer alırken, Stoacılar için “olan” hem maddî hem de etkin nedenlerle dolu bir evrenin parçasıdır. (Antik Yunan felsefesindeki “dört neden”
Edebiyat
SofistPlaton (Eflatun) · Say Yayınları · 2015907 okunma