Kitabı çok enteresan bir şekilde çok beğendim, elimden hiç bırakmadan bir günde hop diye bitiriverdim. Bu beğenimin enteresan olmasının nedeni ise; içinde böyle darbuka, böyle arabesk, böyle göbek atılabilecek falan şeyler olmamasına rağmen içime çok çok işlemiş olması.
Brittainy C. Cherry nin her kitabında olduğu gibi bu kitapta yine yaralı hemde fena yaralı iki yüreğin Jax ve Kennedy nin dertlerinde, kederlerinde ve yaslarında boğulmadan yaşamaya çalışmalarını, bir araya geldiklerinde ise birbirlerine deva olmak isteyip, özgürce rahat bir nefes alabilmeye çalışmalarını anlatıyor. Vay be çok net bir kitap özeti oldu bence.:))
Neyse, dışarıya bad man görünümlü ama içinde gizli good hatta very good, nazik, düşünceli, hassas ve yaralı olan manlere herzaman bayılmışımdır. Jax te o man lerden biri olunca bu kitaba bayılmamam tabi ki mümkün değildi. Hele birde Jax ın en yakın arkadaşı olduğunu iddia eden 17 yaşındaki yan karakter Connor vardı ki kitaptan bolca sahne ve bolca kalp çalıp, çok tatlı ve çok komik bir şekilde de oynayıverdi. Serinin ikinci kitabı da zaten Connorın hikayesiymiş, çıkar çıkmaz kitabını hemen okumak istediğim çok net ve kesin.
Kısacası okumaktan çok keyif aldığım, öyle ahım şahım ve değişik bir hikayesi olmayan, çok kırık ama çok güzel kalplerle dolu olan bir kitaptı kendileri. Çok sevdim, pek sevdim.
Bir yeni seriyle beraberim…
Yaz maratonum arasına bir seri sıkıştırmaya karar verdim. Daha önce birkaç Brittainy C. Cherry kitabı okumuş ve beğenmiştim. Ayrıca TR çevirisi de mevcut ama bu dönemde çeviri kitaplara şüpheyle yaklaşıyorum ve elektronik olunda daha hızlı okuyorum. O yüzden bu seriye de başlamak istedim. Kitabın bir eksiği tetikleyici unsurlar olduğu halde uyarı olmamasıydı. Yazarın yazım dilini beğeniyorum aslında nedense biraz daha vakit geçirse içerik açısından daha ‘slowburn’ kitaplar vereceğini düşünüyorum. Bunun sebebi sonunda beğenme eğrimim aşağıya doğru hafif inmesiydi. Çünkü sonunda beklediğim bir olay gerçekleşmedi. Belki de yazar herkes yaşadığı her olayla ve insanla yüzleşme fırsatı bulamayacağını düşünüp bilinçli olarak yazmışta olabilir ya da aceleye de getirmiş olabilir bilemiyorum. Ama ben eski kocasıyla yüzleşmesini yada bu yeni kurduğu hayatını görmek isterdim. Aceleye getirdiği tarafa biraz daha kayıyorum bu nedenle. Ama kitabı beğendiğim için bu ayrıntıyı büyük olarak görmüyorum. Reading slumptan çıkarabilecek hüzünlü tipik bir romantik kitap.
Sevgiler…
Southern StormsBrittainy C. Cherry · Independently published · 2020852 okunma
yazımı nefisti ama çakma yüz karası gibi hissettirdi. o olamamış ama yine de iyi ilerlemiş
çocuklukları çok şekerdi ama yetişkinlikleriyle ve aşklarıyla pek bağ kuramadım. arkadaşlıktan çok çabuk aşka geçtiler. çocukluktan tanıştıkları için bu geçiş onlar için doğal oldu sanırım ama küçüklüklerini gördüğüm 4 5 sahneyle benim için öyle olmadı. (tüm çocuklukları birlikte geçmiş olsa ok ama birkaç sene yaz kampında görüşmüşler, bi süreliğine mektuplaşmışlar, sonra sıfır)
birbirlerini yetişkin halleriyle yeniden tanımalarını bennnce okumadık. dondurma yediler, yıldızlara bakarak oturdular, "her şey hakkında konuştular" denildi ama okumadık?? sonra artık birbirlerini çok iyi tanıyor olmalarını düşünmemiz beklendi.
kadındaki genel 'ben senin ciğerini biliyorum' tavrından hoşlanmadım = adamla senelerrr sonra karşılaşmasından ve onu kasabanın düşmanı ilan edilmiş, kendini sevilmeye değer görmeyen, "kırılmış bir kahraman" olarak bulmasından sonra "ben gerçek seni biliyorum, o nazik hassas oğlan hala içinde, ağır bir yük taşıyorsun görebiliyorum" demesi?? üç kez falan konuştun adamla abla sakin ol dksld. komik geldi
ikisinin de "hasarlı" olduğu muhabbeti benim için çok uzadı. tmm en incinmiş, en kırılmış, en zibilyon parçaya bölünmüş kişiler sizsinizz. tartışmaları, birbirlerine destekleri güzeldi ama aşktan değil de birbirlerini iyileştirdiklerinden birliktelerdi sanki.
"seni kırık parçalarınla seviyorum" olayını, iyileşmenin doğrusal olmadığının gösterilmesini ve yer yer cringelensem de yazarın metaforik (genelde karanlıklı - ışıklı) anlatımını seviyorum.
( örnek kdmw
'︎ "o kadar çok paramparça olmuştu ki ışıktan karanlığa geçmişti."
︎ "beni karanlığınla b3cɛr" ksmsl..
︎ "ışığını öyle çok özledim ki. uzun zamandır karanlıkta yaşıyorum"
︎ "karanlıkta hissettiklerimi
‘Yüz Karası’na benziyor mu? Evet, benziyor. Hatta Jax’in Kennedy’ye “Ruhunu çalmalarına izin verme.” deyişi, tıpkı Jackson’ın (bakın, isimleri bile benziyor) “Senden geriye hiçbir şey kalmayana kadar seni tüketecekler ve sonra da nasıl öldüğünü soracaklar.” deyişini hatırlattı.
Kasabaya dönen kızımız yine aynı. Sahip olduğu pislik eski kocası yine aynı. Kadın karakterimizin sahip olduğu çocukluk travması yine aynı; ancak bu sefer daha katmanlı.
Bu benzerlikler benim için şu anlık sorun değil; ancak üçüncü kitabını okuduğumda benzer şeylerle karşılaşırsam Colleen Hoover’dan beter edeceğime eminim. Ancak şu an için sorun yok. Hâlâ bir parça benzerliği kaldırabilirim.
Ha, erkek karakterlerimizin de temelde aynı travmaya sahip olduğunu, ancak bir tık daha katmanlı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Onun haricinde kendine has dokunuşları ve yaraları olan, akıcı ve tatlı bir kitaptı. Dram, travma ve iyileşme konularını okumak istediğimde kime geleceğimi çok iyi biliyorum; ancak benzer hikâyeler okumak istemiyorum.
Jax ve Kennedy’nin iyileşme süreçlerine şahit olduğum için mutluyum. 80 yaşında, evinden 20 yıldır çıkmayan Joy’dan; 17 yaşında olup üç işin ortağı (!) olan Connor’a ve kartvizit fikirlerine bayıldım ve çok eğlendim.
Bu tarz kitaplar okumaya ihtiyacınız olduğu zaman okunur. O an geldiğinde Güney Fırtınalarına başlamaktan çekinmeyin.
Brittainy C. Cherry den okuduğum kitaplar gayet güzeldi, her şey tam kıvamında yazılmıştı. Hatta bazı kitaplarına adeta bayıldım. Bu kitap çıkınca da direkt konusuna bile bakmadan okudum ama şok oldum açıkçası. Bir yazar yazdıkça gelişmez mi? Sanki ilk defa kitap yazan birinin kitabını okudum. Sürekli konudan konuda zıplayıp duruyoruz, duygu geçişleri yok. Sürekli acaba sayfa mı atladım, basım hatası mı oldu diye bakıp durdum. Tamam dili akıcı ama asla belirli bir olay yok. Karakterlerin kişilikleri yok. Sanki önceden yazdığı kitaplarını almış hepsinden bir tutam bir tutam karıştırıp alakasız bir şey ortaya çıkartmış.
Galiba yazarın babasıyla ilgili bir sorunu var. Karakterlerin hepsinin babası deccal gibi. Ayriyeten hepsi bir travma geçirmiş. Sürekli bir bebek düşüyor, ilk kocaları bok gibi, hepsinin panik atağı var. Bir tane kız kardeş var ve her şeye destek çıkıyor. Hem konu bütünlüğü yok hem de orjinal değil, kopyala yapıştır. Vasat üstü vasat, altı boş yani. Layleylom diye okuyup geçtik.
Beğenmedim kısacası. Yazar tıkanmış umarım daha orjinal kitaplarla bize gelir.
Güney FırtınalarıBrittainy C. Cherry · Martı Yayınları · 2025852 okunma
Yazari dram-romantizm tarzını seviyorum. Karakterleri hep bir yaralı. Kasaba sakinlerinin çoğu sinir bozucu. Kimi kitapları ise daha çok geçiyor. Bu kitap ortalara doğru biraz sıksa da güzel bir okumaydı benim için.
Bir yıl önce kızını ve ebeveyinlerini trafik kazasında kaybeden Kennedy, halen kendini toplayamamıstır. Sevgisiz kocası tarafından evden kovulunca kız kardeşinin yanına gider. Taşındığı kasabada ise soğuk ve sorunlu sakini Jax ile karşılaşır. Jax'in de kendine ait karanlık bir geçmişi ve sorunları vardır.
Jax ile Kennedy'nin çocukluktan tanışıyor oluşları ve o bölümler sıcacıktı. Her ikisinin de sorunlarını sırt sırta vererek çözmeye çalışmalarını sevdim. Yan komşu Joy ise kitapta en sevdiğim karakter oldu. Jax'ın erkek kardeşi Derek'e ise çok sinirlendim. Senelerce suçlu hissetmesine sebep olmuş Jax'ın. Hele babasının son yaptığı şey affedilir gibi değil. Cenaze sahnesi en sevdiğim yer oldu. Jax'ın ex sevgilisi Amanda ise tam ağzına ıslak terlikle vurulacak cinstendi. Fakat kitabın bazı yerleri ortalamaydı. Kennedy'nin eşi ile olan durumu yüzeysel geldi bana. Bazı yerler ise tam geçmedi. Kasaba sakinlerinin tavrı ise yine saç baş yolduran cinstendi.
Güney FırtınalarıBrittainy C. Cherry
Herkese selam. Bugün yine kızlarla ortak okuduğumuz başlamadan önce çok beklentimiz olmasa da inşallah güzeldir diye dualar ettiğimiz Güney Fırtınaları kitabının yorumuyla geldim.
Bence kızlar da böyle düşünüyordur bundan sonra yazarın diğer kitaplarını dram bile olsa yüz karasından ayrı tutup okuyacağım. Çünkü bu kitapta her ne kadar dram olsa da yüz karasının konusuna benzese de o dramı o üzüntüyü hissedemedim. O yüzden de ister istemez karşılaştırıyorum maalesef.
Kitaba gelecek olursak; Kasaba hikayesi trope olarak bakarsak kitap gayet güzeldi bence. ama zaten yazarın kalemi oldukça akıcı, sizi bir şekilde hikayenin içine almayı başarıyor. Karakterleri de sevdim. Jax ve Kennedy okumak keyifliydi. Ama özellikle Connor'u çok sevdim bence kitabın enerjisini yükselten bir karakterdi. Favorim oldu mu? Olmadı. Kasaba hikayesi okumayı seviyorsanız yine de tavsiye ederim.
Çocukluktan gelen dostluğun aşka dönüşmesini okumayı pek tercih etmiyorum. Ama güzel yazılırsa yer yutarım dkdk Bu kitapta da öyleydi. Kadın saçma sapan bir kocadan sonunda uzaklaşıyor ve yeni bir başlangıç için ablasının hediye ettiği küçük bir kasabadaki eve gidiyor. Ve kasabanın pisliği olarak kendini tanıtan Jax ile karşılaşıyor. Ne kadar pislik olarak görünmek istese de o bizim çocukluk arkadaşımız ve içindeki iyiliği görüyoruz. Tabi arkadaşımız olduğunu sonradan öğreniyoruz. Jax'in travmaları ve insan sevmemesi yüzünden kızı da başlarda hoş karşılamadı tabii. Sonradan kırgınlıklarını ve kayıplarını paylaştıkça ikisi de rahatlıyor. Bir yandan geçmiş-çocukluk sahnelerini okumak çok güzeldi. Kitapta romantizmden çok diğer karakterler de olmak üzere onların hikayesi ve sorunları üzerine durulmuştu. Kitabın yarısı boyunca arkadastik. Bir tık daha fazla romantizm istiyordu kitap. O yüzden benim için biraz eksikti. Onları bol bol özellikle kendi sorunları üzerine daha fazla durmuş bir şekilde okumak isterdim. Ama ister istemez bir Yüz Karası istedim bu kadar benzerlikler olunca :") Yine de güzel bir okumaydı benim için.
4/5
Güney FırtınalarıBrittainy C. Cherry · Martı Yayınları · 2025852 okunma
Yine içten bir hikâyeydi, onu söyleyebilirim. Duygusal olarak etkileyiciydi ve akıcı bir şekilde ilerliyordu. Bazı bölümler tahmin edilebilir olsa da genel olarak güzeldi.
Sayfa sayisinin az olmasına rağmen mart ayinin yarısını aldı bu kitabi bitirmek. Puanı yüksek olunca sanırım beklentim de yükseldi ama maalesef kitap beni içine almadı.
Güney FırtınalarıBrittainy C. Cherry · Martı Yayınları · 2025852 okunma
Milwaukee, Wisconsin'de yedi kardeşli bir evde büyüdü. On dört yaşındayken ilk aşk romanını yazmaya başladı. Carroll Üniversitesi'ne Tiyatro Sanatları bölümünde okudu. Yaratıcı Yazarlık yan dalını da bitirdi.
Wisconsin'de evcil hayvanlarıyla yaşamaktadır.