Soylamalar ve 13. Boy / Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi (Dede Korkut Kitabı Türkistan / Türkmen Sahra Nüshası)

·
Okunma
·
Beğeni
·
253
Gösterim
Adı:
Soylamalar ve 13. Boy / Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi
Alt başlık:
Dede Korkut Kitabı Türkistan / Türkmen Sahra Nüshası
Baskı tarihi:
20 Ağustos 2020
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051558080
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Dede Korkut Destanları
Soylamalar ve 13. Boy / Salur Kazan
Dedem der;
Ay öte, yıl dolana, zamaneler kopup gele;
Dağ otları tükene, diken kala;
Tatlı dirlik tükene, dava ile savaş kala;
Asıl beyler tükene, avam kala;
Silintiler yıkıla, bir yerde oba ola;
Derintiler yıkıla, bir yerde kentli ola;
Bir kentte iki gühâ olsa, beş dahice daruğa ola;
Onlar dahi birbirinin sözüne bitmeyeler;
Ortalıkta bed nefs ile yalancının günü doğa;
O günleri görmemişim ben,
Dedem görmüş gibi söylerim;
Yazı, kışı bilinmez yıllar ola;
Kuvveti, gücü bilinmez eller ola;
Yaylaklar kışlak ola, kışlaklar yaylak ola;
Tat evi ile Türk evi bir araya komşu ola;
Ağaç çanak, taş çanak birbirine karışık ola.
240 syf.
·Puan vermedi
"Dedem Korkut derler bir er vardı; Oğuz'un bilicisiydi, gaipten türlü haberler söylerdi. Ne vakit Oğuz'un içine gelse; bu dediğim kudretli yiğitlerin destanını anlatır, benden sonra alp ozanlar söylesin, gazi erenler dinlesin derdi."

Dede Korkut Destanları, milletimizin en büyük hazinelerinden birisidir. Asırlar boyunca dilden dile, kulaktan kulağa aktarılmış ve muhtemelen de Akkoyunlular zamanında yazıya geçirilmiştir.
Elbette Akkoyunlu Türkmenlerinin yaptığı bu hamle sayesinde, asırlar sonra bile bu söylenceleri okuma fırsatına erişmiş olduk.

"Sarayda, dergahta, mecliste ve meydanda Dede Korkut okunur, söylenir, dinlenirdi." Allah'a şükürler olsun ki, 21.yüzyılda bile bu manevî mirasımızı unutmayan; gerek neşredip, gerek okuyan evlâd-ı Oğuzhan'lar hâlâ mevcut. Naçizane kendimi de bu kategoriye dahil etmek isterim...

Tabii ki kitabın yazarı Tufan Hoca'ya da teşekkür etmek gerekir, kaliteli bir kitap ortaya çıkarmış, başlangıçtaki "söz başı" kısmı bile tek başına mükemmeldi zaten. Ayrıca çok yakın bir tarihte, bilinmeyen bir nüshası bulunan 13.hikâyeyi de bu kitaba eklemiş.

Kitaptan biraz bahsetmek gerekirse; 13.hikayeden müteşekkil olan bu eser, Oğuz yiğitlerinin muhtelif maceralarını anlatır; Salur Kazan, Bamsı Beyrek, Deli Dumrul, Basat, Kanturalı ve adını burada zikredemediğim birçok Oğuz yiğidi, Dedem Korkut'un aktarımıyla bize anlatılır. Her hikaye bir kurultay, toy vb toplulukla başlar ve her hikâyenin sonunda Dedem Korkut, boy boylar, soy soylar ve Ulu Tanrı'ya dua eder.

Velhasıl bilmemiz, okumamız gereken bir eser, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakılacak en güzel miras...

Incelememi Dedem Korkut'un duasıyla bitirmek isterim: "Yerli kara dağların yıkılmasın, gölgesi büyük kaba ağacın kesilmesin. Ak sakallı babanın yeri uçmak olsun, ak pürçekli ananın yeri cennet olsun. Oğul ile kardeşten ayırmasın. Amin diyenler Allah'ı görsün."
192 syf.
Dede Korkut hikâyeleri; Oğuz Türklerinin anlatıcısı Dede Korkut tarafından, epik ve lirik biçimde anlatılan manzum, mensur hikâyelerdir. Hikâyeler XII. XIII ve XIV asırda geçmektedir. Hikâyelerin ana teması Türk ve İslam imgeleriyle süslüdür. Bu Türk İslam sentezine örnek verecek olursam ön Türkçeden gelen alkış kelimesi ile İslam ile dilimize geçen dua kelimesi metinlerdeki Türklük ve İslamiyet arasında ki gidiş gelişi gösteriyor. Benzer öğeler çoaltılabilir metinlerde. Türkler 8. Asırda İslamiyet’e girmeye başlar ve 10 asır da bu durum kilesel olarak devam eder. Dini hayatta ki geçiş Türk edebiyatının sözlü eserlerinde de görülmeye başlar.

Gelelim bizim kitaba ve yazar Tufan hoca’ya. Yazar Dede Korkut hikâyelerini anlatırken Türk ve İslam imgelerini dengeli olarak kullanmamış, İslam kültürünü daha çok ön plana çıkararak hikâyelerin dokusunu bozmuş bana göre. Buna bir örnek vermek gerekirse Kur’an da anlatılan Hz. Yusuf kıssasını biliriz. Kısaca bahsedeyim, “Hz. Yakup’un gözleri ağlamaktan kör olur ve Mısıra sultan olan Hz. Yusuf gömleğini babası Hz. Yakup’a gönderir gözlerine sürmesini ister ve gözleri açılır.” Tufan Hoca bu hikâye’yi Bamsı Beyrek destanını anlatırken işlemiş. Aynı destanın farklı anlatımlarında ise “ Bamsı Beyrek parmağını kanatıp kanını gözüme çalsın. Oğlumsa gözüm açılır der babası.” Demem o ki Tufan Hoca oldukça fazla İslam kültür öğeleri kullanmış Dede Korkut destanlarını anlatırken. Bu yaklaşımı pek beğenmedim işin doğrusu.
Oğuz'a sultanlık eyleyen erenler güzel, o erenlerden Alp Arslan güzel, Melik Şah güzel, Maveraünnehr'de son nöbeti tutan Sultan Sancar güzel. Anadolu'yu yurt eyledi Kutalmış oğlu Süleyman Şah güzel, Kılıç Arslan güzel. Üç şehirde beylik kuran Osman Gazi güzel, o beyliği aldı büyüttü, Istanbul'u fethedip mülküne kattı Fatih Sultan Mehmet güzel. Doğudan batıya ömrü savaşta, dövüşte geçti; Kanuni Sultan Süleyman güzel. (...) Dağılan devletten Türkiye'yi çıkardılar, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları güzel.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soylamalar ve 13. Boy / Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi
Alt başlık:
Dede Korkut Kitabı Türkistan / Türkmen Sahra Nüshası
Baskı tarihi:
20 Ağustos 2020
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051558080
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Dede Korkut Destanları
Soylamalar ve 13. Boy / Salur Kazan
Dedem der;
Ay öte, yıl dolana, zamaneler kopup gele;
Dağ otları tükene, diken kala;
Tatlı dirlik tükene, dava ile savaş kala;
Asıl beyler tükene, avam kala;
Silintiler yıkıla, bir yerde oba ola;
Derintiler yıkıla, bir yerde kentli ola;
Bir kentte iki gühâ olsa, beş dahice daruğa ola;
Onlar dahi birbirinin sözüne bitmeyeler;
Ortalıkta bed nefs ile yalancının günü doğa;
O günleri görmemişim ben,
Dedem görmüş gibi söylerim;
Yazı, kışı bilinmez yıllar ola;
Kuvveti, gücü bilinmez eller ola;
Yaylaklar kışlak ola, kışlaklar yaylak ola;
Tat evi ile Türk evi bir araya komşu ola;
Ağaç çanak, taş çanak birbirine karışık ola.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0