Söylemin Düzeni

Michel Foucault
Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
68
Basım Tarihi:
Temmuz 1987
Yayınevi:
Hil Yayın
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·64 syf.·
2018 16. kitabı
Foucault'un bu eseri Jean Hyppolite'nin yerine, Collège de France'a profesör olarak atanırken yaptığı konuşmanın metnidir. Collège de France'a girecek olan hocaların bir konuş yapması gerekmektedir ve Foucault'da 'Söylemin Düzeni' isimli bir konuşma yapmıştır. Öncelikle bu kitap kesinlikle kolaylık ile okunacak bir kitap değil çünkü Foucault'un bu metni diğer eserlerine giriş niteliğinde bir eser. Bu kitap Foucault'un tüm eserlerinden önce okunmalıdır -özellikle 'Cinselliğin Doğuşu' ve 'Kelimeler ve Şeyler'den önce. Çünkü bu eserinde hem kullanacağı terminolojiyi, hem nasıl iş göreceğini hem de biz felsefe öğrencilerin dilinde 'filozofun derdi' dediğimiz şeyin ne olduğunu anlatıyor. Eserin içerisinde de 'Söylemin Yasaklanması', 'Delilik ve 'delilerin sözlerinin' hiçsizleştirilmesi, 'doğruluk istenci', 'yorum', 'yazar', 'söylem cemaatleri, 'söylemin (kişileri/düşünceleri) kullaştırması', 'disiplin' gibi konular tartışılmaktadır. Foucault ve onun felsefesi hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkese tavsiye edeceğim bu kitabın D&R, İdefix, Kitapyurdu gibi sitelerde satışı olmaması rağmen halen nadirkitap'tan 20TL gibi bir fiyata erişilebilmektedir.
Felsefe
Söylemin DüzeniMichel Foucault · Hil Yayın · 198760 okunma
10/10
·68 syf.··
2018 29. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2018 15:10
“İktidar” ın, bizim de katılmamızla, suç ortaklığımızla düzenlediği “ söylem” lerle, ‘çağdaşlık’ adına, yaşam alanlarımızda bizi nasıl aldattığı, kurulmasına katıldığımız “ düzen” içinde bizi nasıl biçimlendirdiği, hizaya soktuğu, istediği itaat noktasına getirdiği... Oluşturduğu “ hastalık”, “ delilik”, “ suçluluk”, “ cinsellik” alanlarıyla, insanca özgürlüğümüzü nasıl ‘düzenlediği’, bedenimizi nasıl ‘terbiye’ ettiği, ‘zihni’mizi nasıl 'sağlıklı’ kıldığı, ‘eğilimlerimizi’ nasıl ‘yönlendirdiği’ —bizi nasıl “ iyileştirdiği... Bu “ iyilik” bizi bugün huzursuz edebiliyorsa; ‘çağdaş’ toplumun artık ‘gönül rahatlığı’yla geriye çekebildiği, ama her an yeniden kurulabilecek bir baskıya hazır tuttuğu iktidar mekanizmaları içinde, rahat etmenin rahatsızlığını duyuyorsak; Batılı insanın refah içinde vicdan azabı çekişine yakınlaşıyorsak, bu,—garip ya işte— çağdaşlaştığımızdandır. Foucault da, çağdaşlığın gereklerinden biridir —ya da, biriydi, mi demeli, artık...
Felsefe
Söylemin DüzeniMichel Foucault · Hil Yayın · 198760 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Michel FoucaultYazar · 54 kitap
Michel Foucault Fransız düşünür, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog. 15 Ekim 1926’da Poitiers'de doğdu. Babası, oğlunun kendi kariyerini takip etmesini isteyen bir cerrahtı. Foucault, Saint-Stanislas Okulunu bitirdikten sonra, saygın bir okul olan Paris’teki 4. Henry Lisesi’ne girdi. 1946’da, daha önce sınavlarında başarısız olduğu École Normale Supérieure’e kabul edilen dördüncü öğrenciydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Poitiers, Alman ordularının işgali altında kaldı. Maurice Merleau-Ponty ile felsefe çalıştı. 1948’de felsefe diplomasını, 1950’de psikoloji diplomasını aldı ve 1952’de psikopatoloji diplomasıyla ödüllendirildi. 1950-1953 yılları arasında Fransa Komünist Partisi'nde yer almıştır. Partiye girişi Louis Althusser aracılığıyla olmuştur. Ancak Stalin'in Sovyetler Birliği'nde izlediği politikalar onu partiden soğutmuş ve bir süre sonra partiden ayrılmıştır. 1954’ten itibaren dört yıl İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde doktora tezini yazdı. Zamanın Uppsala Üniversitesinin pozitivist damarı Foucault'un tezini bilimsel bulmayıp kabul etmedi. Birer yıl da Varşova ve Hamburg Üniversitelerinde Fransızca öğretti. 1960’da Fransaya Clermont-Ferrand Üniversitesine felsefe bölüm başkanı olarak döndü. "Delilik ve Medeniyet" (Folie et déraison. Histoire de la folie à l'âge classique) kitabındaki teziyle doktorayla ödüllendirildi. Aynı yıl Foucault, kendinden on yaş küçük olan felsefe öğrencisi Daniel Defert’la tanıştı. Defert’ın politik aktivizmi çalışmalarında ona yol gösterdi. Foucault, Defert’la aralarındaki ilişki için çok sonraları bunun zaman zaman da aşka benzeyen uzun soluklu bir tutku ilişkisi olduğunu söyledi. Foucault’nun ikinci önemli eseri "Kelimeler ve Şeyler" (Les mots et les choses) 1966’da yayımlanan karşılaştırmalı bir ekonomi, doğa ve dil bilimleri çalışmasıydı. Çok satan bu kitap Foucault’nun adının tanınmasında büyük rol oynadı. 1966-1968 arasında Defert’la birlikte Tunus’a gitti ve birlikte tekrar Paris’e döndüler. Foucault, Vicennes’deki Paris-VIII Üniversitesi’nde Felsefe bölüm başkanı oldu, Defert da sosyoloji bölümünde ders vermeye başladı. 1968 öğrenci hareketinden oldukça etkilendiler. Aynı yıl Foucault başka aydınlarla beraber Hapishane Bilgilendirme Grubu’nu (Groupe d'information sur les prisons) kurdu. 1969’da "Bilginin Arkeolojisi"’ni (Archéologie du savoir) yayımladı. 1970’de en önemli araştırma enstitülerinden biri olan Fransa Koleji’ne Düşünce Sistemleri Tarihi profesörü olarak seçildi. 1975’te belki de en etkili kitabı olan "Hapishanenin Doğuşu"’nu (La naissance de la prison) yayımladı. Ömrünün kalan yıllarında kendini "Cinselliğin Tarihi" (Histoire de la sexualité) çalışmasına adadı. 1976’da ilk cildini yayımladı, çalışmasını tam bitirememiş olsa da ikinci ve üçüncü ciltler 1984’teki ölümünden hemen sonra yayımlandı. 1978'li yıllarda İran'da Şah karşıtı gösteriler ayyuka çıktığında Foucault, Corriere della Sera ve Le Nouvel Observateur dergilerine muhabirlik yapmış, İran'ı ziyaret etmiştir. Paris'te Ayetullah Humeyni ile görüşmüş, İran'daki muhalefet liderleri ve gösteriye katılan insanlarla mülakatlar gerçekleştirmiştir. İran'a ilişkin "Ruhsuz dünyanın ruhu" gibi yazdığı makaleler ve kullandığı "siyasi ruhanilik" kavramı ilginçtir. Bu makaleler İngilizceye çok sonradan tercüme edilmiş, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından ilgi görmüş; siyasal İslam, İran-Batı ilişkileri bağlamında incelenen metinler olmuştur. Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx ve Sigmund Freud’un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni iktidar ilişkileri üstüne kurdu. Öte yandan Gerard Raul'a verdiği röportajda post-modernist yahut post-yapısalcı olarak tasnif edilmeyi reddettiğini söylemiştir. 25 Haziran 1984'te Paris'te yakalandığı AIDS hastalığı nedeniyle vefat etmiştir. Foucault' un felsefi yönünün anlaşılması, bir sosyal bilimler öğrencisi için aşılması ayrıcalık getirecek bir eşiktir. Foucault toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Postmodernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir. Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Faucault bütün düşüncelerin, hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, lezbiyen, transseksüel, biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir (modernite bu kavramları asla kabul edemezdi). Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler.