Günümüzden 2.000 yıl önce Denizli'de doğmuş Romalı dindar bir filozof olan Epiktetos, Söylevler kitabında, Stoacı felsefenin temel prensiplerini kısa ve net bir şekilde anlatmıştır. Kitabın içinde bir çok güzel aforizmalık söz vardır.
Epiktetos'a göre, insanların acı çekmesinin nedeni dış dünyadaki olaylar değil, bu olaylara verdikleri tepkilerdir. Bu yüzden huzurlu olmak için, kontrol edemediğimiz şeyleri kafaya takmaktan vazgeçmemizi vurgular.
Felsefeye ilgi duyan tüm okurlara eseri tavsiye ederim.
Kitaba 8.9/10 puan veriyorum.
“Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.”
Reinhold Niebuhr'un bu güzel sözü, kitapta anlatılan fikirleri öyle güzel özetliyor ki, incelemenin başına bu alıntıyı koyarak başlamak istedim.
Eser de dikkatimi çeken ilk şey; Epiktetos'un eserini yaklaşık 2000 yıl önce yazmış olmasına rağmen, o dönem insanların gündelik telaşlarına dair anlattıklarının bugünün insanında da aynen var olması oldu. İnsanların hayatları, yaşadıkları şartlar, aletler, sistemler, teknolojiler değişse de hayata dair amaçlarımız, kaygılarımız, arzularımız ve beklentilerimiz neredeyse aynı noktada kalmış. Evet dünya değişmiş ama biz değişmemişiz. Beklentilerin, dertlerin, acıların ismi değişmiş ama bizde uyandırdıkları duygular aynı kalmış.
Epiktetos'un kitabında önemli bir yer verdiği ve günümüz insanını da oldukça yoran önemli bir problemle başlamak istiyorum. Yani hayata dair "kaygı ve korkularımızla". İnsan, elbette endişe eden bir varlıktır. Hayatın metalaşması, başarının en büyük amaç haline gelmesi ve toplumsal bazı şartlanmalar günümüz insanını oldukça kaygılı hale getirmekte. Şuan toplumda %18 gibi yüksek oranda insanın hayata dair aşamadıkları kaygılara sahip oldukları bilinmektedir. Günümüzde artık gelecek kaygısı, ölüm korkusu, çaresizlik hissi hiç olmadığı kadar yoğun yaşanmaktadır. Bunun sebepleri üzerine çok şey söylenebilir. Burada daha çok Epiktetos'un çözüm önerileri üzerine duracağım.
Epiktos'a göre hayatta iki tip olay vardır. Elimizde olanlar ve elimizde olmayanlar. Elimizde olan ve değiştirebileceğimiz şeyler, tamamen bize ait olup sahip olduğumuz tek şey olan; irademizdir. Değiştiremeyeceğimiz şeyler ise; diğer insanların bizim hakkımızdaki görüşleri-hareketleri,
Söylevler, Romalı Stoacı filozof Epiktetos tarafından yazılmış ve Stoacılık felsefesinin temel ilkelerini de içerisinde barındıran eserdir. Epiktetos, döneminin en önemli filozoflarından ders almıştır. Epiktetos önceden bir köle iken sonradan azat edilmiş ve kendi okulunu kurmuştur. Epiktetos adı 'sonradan kazanılmış' anlamına gelmektedir. Roma İmparatorluğunun çalkantılı ve tehlikeli sayılabilecek bir döneminde yaşamıştır.
Söylevler, Epiktetos'un bir filozof olarak insanlara nasıl daha uygun bir yaşam geçireceği ile ilgili olarak sunduğu fikirlerinden meydana gelmektedir. Epiktetos bu eserinde Stoacılık felsefesinin en önemli ilkelerini anlatmaktadır. Buna göre, insanın mutlu bir yaşam sürmesi için gerekli olan şeyler, irademizin kudreti altında olanlara kanaat getirmek iken; irademizin kudreti altında olmayanları da kabullenmek ve bunlara rıza göstermektir. Epiktetos'a göre yaşamdaki en önemli ilke, irademizi doğru fikirler kazanmak için kullanmaktır. Çünkü doğru fikirler bize, doğru davranışları ve doğru eylemleri getirecektir. Bu da mutlu ve tasasız bir yaşam için en temel şeylerdir.
Söylevler, Epiktetos'un sade ve anlaşılır anlatım dilini felsefi terminolojiye kurban etmemesinin yanısıra; gündelik yaşamda karşımıza çıkan birçok önemli soruna karşı nasıl bilgece çözümler üretebilme ve sorunları iyi kavrama açısından bize önemli bilgiler sunduğundan kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
Demek ki neymiş ? Sakın ola hayatını yalnızca tek bir şeye bağlama; ilerlemeyi ve yol kat etmeyi başka yerlerde araştır!
Yapılması gereken şey hayatı sürekli ağıt yakarak geçirmekten kurtaracak şeyi arayıp bulmaktır .. keyifli okumalar mükemmel eser ...
Klasik bir Epiktetos kitabı. Her kitabında olduğu gibi stoa felsefesini anlatıyor. Kitap iki kişinin diyaloğu şeklinde geçiyor ve bir tanesi Epiktetos diğeri ise filozof olmaya hevesli, filozof olmak isteyen ve hatta kendini filozof sanan bir adam. Epiktetos ise ona filozof olmanın basit olmadığını, daha öğrenecek çok şeyinin olduğunu ve henüz filozofluk mertebesine ulaşamadığını anlatıyor. Sıradan bir Epiktetos ve stoa felsefesi kitabı ve stoa felsefesi severlerin çok hoşuna gidecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben stoa felsefesini çok benimsememe rağmen faydalı taraflarını aldığım bir kitap oldu. Okumanızı tavsiye ederim güzel insanlar saygılar sunuyorum sizleri çok seviyorum
Gündelik hayatın eski dönemlerinde aydınlatıcı öğütlerle dolu ve Öyle sürekli değil de arada bir iki bölüm okunup ikinci kitap olarak bulundurulacak bir eserdi. Beklediğim gibi gelmedi...
Felsefe okumaya yeni başladığım için pek fazla bir şey diyemeyeceğim. Uzun zamandan beri içimde bir merak ile bir an önce okumak istediğim bir kitaptır. Okuduktan sonra davranışlarımda bir şeylerin değiştiğinin farkındayım. Bu da Epiktetos ile oldu
Epiktetos’un Söylevler kitabı, binlerce yıl önce yazılmış olmasına rağmen günümüz yaşamı için hâlâ şaşırtıcı derecede taze ve rehber niteliğinde. Kitap, bize kontrol edebileceğimiz şeyler ile edemediğimiz şeyler arasındaki farkı öğretirken, kendi içsel özgürlüğümüzü nasıl koruyacağımızı gösteriyor. Epiktetos’a göre, mutsuzluk ve kaygının kaynağı dış dünyadaki olaylar değil, bu olaylara verdiğimiz tepkiler.
Söylevler, soyut felsefi tartışmalardan ziyade, günlük yaşamda uygulanabilir öğütler sunuyor. Öfke, hayal kırıklığı, korku gibi duygularla nasıl başa çıkabileceğimizi, ilişkilerimizi ve kararlarımızı nasıl daha bilinçli yönetebileceğimizi anlatıyor. Her söylev, bir rehber gibi, okuru kendi zihinsel ve ruhsal disiplinini güçlendirmeye davet ediyor.
Bu kitap, sadece felsefe meraklıları için değil; kendi yaşamında daha dengeli, huzurlu ve bilinçli bir duruş geliştirmek isteyen herkes için bir rehber. Epiktetos’un sözleri, her zaman hatırlanması gereken bir gerçekliği yineliyor: Hayatın kontrolü bizde, tepkilerimizde ve seçimlerimizde başlıyor.
Bu kitapda şuana kadar farketmediğim birşey farkettim. Sorduğu sorularla insanın içindeki giz dünyasını gün yüzüne çıkaran ve aslında çok basit ama ben bunu nasıl düşünemedim dediğiniz bir felsefik durubir anlatım.
Yer yer stoacı felsefecileri eleştiriyor, hayatın içinden değişik örnekler seçerek anlatım zenginleştirmiş. Ama işin tuhaf yanı Epiktetos sonuca vardığı hipotezin doğruluğunun kesinliğini kendi bakış açısına göre yorumluyor. İnsanın bütün özellikleri ile ilgili söylevler mevcut. Ama insan bu kitabı okuduktan sonra herşeyi yine dörtdörtlük yapamaz, yani hem erdemli hem kararlı hem vicdanlı, iyi, merhametli, mizacı güzel, özgür, korkusuz vs. Olabileceğini düşünüp tekrar kendi içdünyasının tözünde karakterini arayacaktır. Bana göre tek taraflı bir anlatım güdülmüştür. Bu kitabı okumanızı pek tavsiye etmem.
Korkularla üzüntülerle ve kaygılar içinde yaşayan hiç kimse özgür değildir. Ancak korkulardan üzüntülerden kaygılardan kurtulmuş olan kişiler aynı zamanda köleliktende kurtulmuş olur.
Epiktetos (d. 55 – ö. 135), Yunan stoacı filozof. Muhtemelen Hierapolis, Frigya'da köle olarak doğdu. Kuzeybatı Yunanistan'daki Nicopolis'e sürülene kadar Antik Roma'da yaşadı, hayatının büyük bölümü Nicopolis'de geçti ve orada da öldü. Şayet bir isim verilmişse, ailesince verilen ismi bilinmiyor. Epiktetos sözcüğü Yunanca'da en basit anlamıyla “kazanılmış, elde edilmiş” anlamına geliyor.
Bilindiği kadarıyla, Epiktetos hiçbir şey yazmadı. Çalışmalarından kalan her şey Anabasis Alexandri'nin yazarı, öğrencisi Arrianus tarafından yazıya döküldü. Temel eseri, orijinali 8 kitaptan oluşan konuşmaların muhafaza edilmiş 4 cildidir. Arrianus ayrıca Enkhridion ya da el kitabı olarak başlıklandırılan bir özet de derlemiştir. Arrianus Konuşmalar'ın önsözünde Lucius Gellius'a hitabında şöyle der:
“Ondan ne duyduysam, onun düşünce biçimini ve konuşmasındaki içtenliği kendim ilerde kullanmak üzere elimden geldiği kadar ve onun bir anı olarak muhafaza edilmesine çalışarak sözcüğü sözcüğüne yazıya döktüm.”