Kulakları sağır eden bütün çığlıkların ardından ya da sağır edici sessizliklerden sonra illa ki sükûnet...
Yarıp geçtiği, erdiği, ya da eremediği bütün boşluklardan geçerken sesler ya da sessizlikler, sonsuz huzurun tam ortasında Elhamdulillah sükûnet.
Evhamların, vesveselerin, acıların ya da çıkmazların
en sonunda sükûnet...
"Sükûnet ya Yunus!" dedi, Hünkâr. "Vallahi, Billahi Sükûnet..." ses, kulaklarına fısıldayan huzurlu bir sedaydı... Ve sonra... Ölülerden maksat mezardakiler değil,
Hakk'tan habersiz yaşayanlardır, diye ilave etti ve yine tekrarladı;
Sükûnetle yol al ki, yolun pak olsun,
yoksa dikenlerden canın acır.
Nerden başlamak lazım sükûnete? Diye sordu Yunus.
Yine o yankılanan huzurlu ses:
İki Yunus'tan birini yok et! Kendini kendinde yok et, Hakk'ı ihya et! Yunus'u yeniden doğur! Keremli zamanda, keremli kavme katıl!
...Arka kapaktan bitmesini hiç istemedim
Uzun bi zaman diliminde sindire sindire okudum.Hayatın karmaşasından uzaklaşmak , sıkıcı insanlar kurtulmak ,kendi kabugunuzda olmak, huzur bulmak istiyorsanız muhakkak ama muhakkak okumalısınız klasik söz vardır anlatmaya gerek yok alıp okumalısınız huzurlu saatlere :)
Spoil uyarısı: Kitabı okumadım adeta yaşadım. Bal dede gibi bir dedesi ya da büyüğü olmalı insanın. Yunus'un ninesi gibi medrese görmediği halde ilmini TEK'e indirip imanın ve tevazunun nasıl olduğunu öğrenmek gerek.
Hz. lokman'ın Davut (AS) zamanında yaşadığını öğrenip sabırla tanışıyoruz. Bir ağacında can olduğunu o kadar güzel anlatıyor ki değil ağaç çalı bile kesemezsiniz artık. Bir çok kitap ve belgeselde Yunus'un eğri odun getirdiği için hocası tarafından kovulduğunu zannederdim. Ama gerçekte ağaç kesmenin bir cana kıymak olduğunu anlaması için miş. İlk defa bir kadın Derviş'ten bahsedildiğini okudum bu kitapta.
Üç ayrı evliyanın talebesi olan Yunus gerçek aşkı ararken yaşadıkları, kısa hikayelerle süslenerek bize aktarılmış. Son olarak "bizlerin nefsimizle dost "olduğumuzu öğrenmek acı bir gerçek. Okunmalı.
Sükûnet!
İlla ki sükûnet!
Kulakları sağır eden bütün çığlıkların ardından ya da sağır edici sessizliklerden sonra illa ki sükûnet…
Yarıp geçtiği, erdiği, ya da eremediği bütün boşluklardan geçerken sesler ya da sessizlikler, sonsuz huzurun tam ortasında Elhamdülillah sükûnet.
Evhamların, vesveselerin, acıların ya da çıkmazların en sonunda sükûnet…
“Sükûnet ya Yunus!” dedi, Hünkâr. “Vallahi, Billahi Sükûnet…” ses, kulaklarına fısıldayan huzurlu bir sedaydı…
Ve sonra… Ölülerden maksat mezardakiler değil, Hakk’tan habersiz yaşayanlardır, diye ilave etti ve yine tekrarladı;
Sükûnetle yol al ki, yolun pak olsun, yoksa dikenlerden canın acır.
Nerden başlamak lazım sükûnete? Diye sordu Yunus.
Yine o yankılanan huzurlu ses:
İki Yunus’tan birini yok et! Kendini kendinde yok et, Hakk’ı ihya et! Yunus’u yeniden doğur! Keremli zamanda, keremli kavme katıl!
Yunus’un gözlerinden üç mısra yanaklarına aktı:
Benden beni al Rabbena, senden yana sal Rabbena,
Bahşet bana hal Rabbena, rahm et şu biçare kulunu,
Koyma işimi yarına, rahm eyle şu avare kulunu,
Çok güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim. Yunus Emre'nin elif lâm mim yolculuğunda Hacı Bektaşi Veli, Mevlana ve Taptuk Emre ile olan ilişkisini anlatmaktadır
Arkadaşımın bana hediye ettiği bir kitap idi. Bir solukta bitirebilecek bir kitap olmasina rağmen bitmesin diye yavaş yavaş sindire sindire okudum. Ufkumdaki bazı perdeleri araladı.
Yunus Emre'nin yol arkadaşı oldum. Harika , okumanızı tavsiye ederim. Benim için unutulmazlara eklendi. Kitap tavsiyesi istenildiğinde ilk üçte diyebilirim.
Sevgili kitapseverler bugün tasavvuf ile ilgili bir kitap ile geldim. İnsanın manevi olarakta gıdaya ihtiyacı vardır en azından ben öyle hissediyorum
Yaramaz afacan bir çocuk olan Yunus Emre' nin Elif-Lam-Mim yolculuğunu roman tadında akıcı bir üslupla anlatıyor.
Tasavvuf yoluna giren ve o yolun yolcusu olan her müridin mutlak bir mürşidi vardır. Akıl rehberlik ister burda... Yunuscan da bu yolculuğa önce Mevlana (Mevlevilik) sonra Hünkar Hacı Bektaş Veli (Bektaşilik) sonra Taptuk Şeyh daha sonra (Kadirilik) dergâhlarında/tarikatlarında/medreselerinde devri daim eden bir arayışın içinde olmuştur. Hayatının büyük bir bölümü yolculuklarda arayış içinde olmuştur ki talip olduğu aşk Allah aşkı olunca büyük çaba içinde olmuştur. Yunuscan'ın babasıyla buluşması aslında vedalaşması Allah yolunda olan her bireyin mutlaka anne-baba rızasının alınması Allah rızasının kazanılmasında olmazsa olmazıdır. Yunus'un dervişlik yolculuğu babasıyla buluşmasıyla tamamlanır.
Sevgili kitapseverler gönlümüzde Allah sevgisi, dilimizde Allah kelamı, davranışlarımızda salih amel olması dileğiyle... #kitap ile kalın
Elif,Lam,Mim öğrenme yolunda Yunus’un yolculuğu anlatılmış. Hayta, haşeri halleri,kimseye bağlı olmama isteği, yola tek başına bal koyma düşüncesi ve yolun yoldaşlar ile kesildiğinde içinde yanan Hak ateşinin alevini söndürme çabası anlatılmış. Bazı yerlerde Yunus olduğumu fark ettim. Huzura ulaşma ve Hak ateşi ile yanma yolunda ulaştığı noktaya ulaşmak duasıyla …
Şımarık, yaramaz bir çocuğun dervişliğe uzanan yolu...
Sükût kitabı da hitama erdi. Tasavvuf kitapları tâkvâya erebilmenin yolunu aralıyor. Sükût kitabı da bu konuda gayet başarılı bir kitap. Nefsinizi tezkiye, kalbinizi manevî olarak tasfiye etmek istiyorsanız bu kitap tam size göre...
Ufak tefek yazım ve noktalama işaretleri hatası var, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Not: Muhyiddin Şekür'ün "Su Üstüne Yazı Yazmak" kitabı da içerik olarak bu kitaba yakın bir kitap. Bu kitabı okuyanlara veya okumak isteyenlere "
Elazığ'da dünyaya gelen yazar İlk, orta ve lise öğremini burada yaptıktan sonra Çukurova Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Stuttgart Üniversitesi Eğitim Bilimleri bölümünde yüksek Lisans yaptı.Yurdun birçok yerinde Almanca öğretmeni olarak çalıştı. Güneydoğu ile ilgili romanları çeşitli yayınevleri tarafından yayınlandı.Birçok gazetede köşe yazarlığı yaptı .
Dokunmayın Portakalime, Derdo, Beyaz Kıyamet, Duanın Gücü ve Mutluluğun Sifresi adlı romanlarından sonra, Borisin Sırrı adlı kitabı da raflarda yerini aldı .
Almanya nın Stuttgart şehrinde Türkçe ve Türk Kültürü öğretmeni olarak beş yıl görev yaptıktan sonra yurda döndü. Evli ve iki çocuk babasi olan Civelek, halen öğretmenlik görevine devam etmektedir.