Refik-Halid-Karay
Osmanlılığından hiç vazgeçmeyen bir yazı adamının tarzı hakim kitapta.
Kısa kısa hikâyeden oluşan mizah türündeki kitabı Tanıdıklarım'da, tanıdığı kişileri, gezip gördüğü yerleri, tattığı, kokladığı, okuduğu, güçlü tasvirleriyle okucuya aktarmıştır. Bence naif bir eser oluşturmuştur..
Keyifle okumanız tavsiye edilir...
1941 yılında ülkemizde bir eser basılır. Mizah kitabıdır. Alanında ilk eserlerdendir. Refik Halit’in yasağı kaldırılmış ve ülkeye dönmüştür. Mizah alanında işe girişecektir. Hayatı oldukça gariptir. Çünkü hem yeni hükümet tarafından sevilmeyecek (Anadolu ile İstanbul hükümeti arasındaki krizde İstanbul’u tutması nedeniyle) hem de Terakkiciler onu istenmeyenler listesine eklediklerinden sürgüne göndereceklerdir. Onun hakkında en olumlu yorumum şu olacaktır. Kendisini Ziya Gökalp gibi kalemine aşık olduğum Diyarbekirli bir Türk Milliyetçisinin vatana geri çağırmasıdır. Bunun karşılığını da fazlasıyla verecektir.
Bunun karşılığını nasıl verecektir? Ata’nın en büyük hedefi olan malum Hatay meselesini kendisinin bir borcu bilir. Bu vatan için bir şeyler yapılmalıdır. Vahdet gazetesinde yazmaya başlar. Buradaki çalışmaları Hatay’ın, Türkiye’ye bağlanması adına çok büyük katkılar sunmuştur ve yeniden sevilmeye başlar. Ancak bunun bir zararı olacak ve onu da kendisine verecektir. Nasıl mı? Onu da verelim tabi ki.
1920lerde meşhur olan Köy Edebiyatı meselesini başlatacaktır. Sınırları İstanbul dışına çıkmayan öykücülüğü genişletip Anadolu için yayacaktır. Peki olumsuzluk nerede? Hüzün yılında yani 1938de ülkeye geldiğinde artık tek bir derdi vardır. Ülkeye dönmüştür ama Edebiyat -artık ne yaşadıysa- bitmiştir onun için. Tek kaygısı daha fazla satış yapmaktır. Ünlenmiştir ünleneceği kadar, imkanı çoktur, Sanat Eseri değil Ticari eser yazmaya başlamıştır artık. Avrupa dışı ülkelerde geçen olayları ele alacaktır. Gene de sevecektir insanlar onu bir şekilde, sevmeye mahkumdurlar. Döneminin en yüce adamının en büyük arzularından birinin gerçekleşmesine her şeyini ortaya koyarak yardımcı olmuştur. Buna rağmen kendini bitirmesi gene kendi sorumluluğu olup; onun eserlerini de tanıtmaya
Kısa kısa denemelerden oluşan kitap. Ayrıca bir kaynak niteliğide taşıyor. Yazıldığı dönemle ilgili bilgiler var. '' Çocukluğuma dair 3 hatıra'' başlıklı yazıdan sonra refik halid karay en sevmediğim yazarlar listesinde orhan pamuğu sollayarak 1. sıraya oturdu. İnsan ve kuyruk başlıklı yazı kitabın en güzel bölümüydü.
ayrıca insan kendi kedisine nasıl ateş edip öldürebilir. Hayret. Umarım cezasını çekecektir.
Açıkçası beni bunalttığı için devam edemediğim bir kitap oldu.
Ne kadar haddime bilmiyorum ama akıcılık yönünde problemleri olduğunu düşünüyorum.
Belki bir gün yeniden şans verebilirim:)
REFİK HALİD KARAY
TANIDIKLARIM
Osmanlılığından hiç vazgeçmeyen bir yazı adamının tarzı hakim kitapta.
Kısa kısa hikâyeden oluşan mizah türündeki kitabı Tanıdıklarım'da, tanıdığı kişileri, gezip gördüğü yerleri, tattığı, kokladığı, okuduğu, güçlü tasvirleriyle okucuya aktarmıştır. Bence naif bir eser oluşturmuştur..
"Yaş ilerledikçe insan çocukluğunu daha sık hatırlıyor ve daha tatlı daha keyifli düşünüyor. Ela saçlara adamakıllı ak düştükten sonra ılık bir odada, dışarıda karlar yağarken tek başına kalan bir yaşlı adam için en hoş, en zevkli düşünce çocukluğunu tahattur... Yak çubuğunu kendini otuz kırk sene evveline götür ve tatlı tatlı düşün, kendinden geç, dünyayı unut. Tanıdıklarım
Kıtabımız bizi otız beş hıkaye ile karsılıyor, renkli farklı insan renkleri ile.
Tanıdıklarım'da, tanıdığı kişileri, gezip gördüğü yerleri, tattığı, kokladığı, okuduğu, kısacası aşina olduğu her şeyi güçlü tasvirleriyle okuyucusu ile buluştururken mizah yeteneği ile de keyifli anlar yaşatıyor." Tanıdıklarım
"...İşte bunun için, bu meziyetlerinden dolayıdır ki şu zamanda hemen durmayıp âşık olmak lazımdır. Dünyanın dertlerini unutmak ve felaketleri görmemek için en kestirme yol, gözlerimizi aşkın bağıyla örtmek ve kulaklarımızı aşkın pamuğuyla tıkamaktır. Her keseye elverişli, en ehven ve en şairane çare budur, aşktır!" Tanıdıklarım
Kıtabımız "Mizah kitabıdır"Yaş ilerledikçe insan çocukluğunu daha sık hatırlıyor ve daha tatlı daha keyifli düşünüyor. Ela saçlara adamakıllı ak düştükten sonra ılık bir odada, dışarıda karlar yağarken tek başına kalan bir yaşlı adam için en hoş, en zevkli düşünce çocukluğunu tahattur... Yak çubuğunu kendini otuz kırk sene evveline götür ve tatlı tatlı düşün, kendinden geç, dünyayı unut
Refik Halid Karayın kalemınden mizah kıtabı okuduk
Otuz beş hikayeden oluşan kitapta yazar, hayatın her alanından bildiklerini, dikkatini
çekenleri ve merak ettiklerini kendi tasviriyle bizlerle buluşturuyor. Kitap, mizah türünde yazılmış olsa da aslen deneme türünde yazılmış. Yazarın düşünce tarzı hoşuma gitti; doğal bir tarzı var. Kitapta dikkatimi en çok çeken şey ise, ilk basımı 1949 yılında olmasına rağmen sanki günümüzü anlatıyor olmasıydı. Kitapta pek şehir veya teknoloji tasviri yok, ama halkın düşünce şekli hâlâ aynı; hiçbir ilerleme yok. Kitapta en sevdiğim karakter Hadi oldu. Biraz abartılı şekilde bahsedilse de Türkiye ile ilgili yaptığı eleştiriler genel olarak doğruydu. TanıdıklarımRefik Halid Karay
Bolu Mudurnu'dan İstanbul'a göçen Karakayış ailesinden Maliye Başveznedarı Mehmed Halid Bey'in oğlu olarak 15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisi'nde ve Hukuk Mektebi'nde okudu. Maliye Nezareti'nde (Hazine ve Maliye Bakanlığı) memur olarak çalıştı.
II. Meşrutiyet'in ilanından sonra gazetecilik ile uğraşmaya başladı. 1909 yılında girdiği Tercüman-ı Hakikat gazetesinde mütercimlik ve muhabirlik yaptı.
Fecriâtî topluluğuna katıldı ve "Kirpi" imzasıyla mizah dergisi Kalem'e yazılar yazmaya başladı.
Yazıları yüzünden 1913'te önce Sinop'a sürüldü. Daha sonra Çorum, Ankara, ve Bilecik'e gönderildi. İstanbul'a dönünce bir süre Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yaptı. Posta-Telgraf Umum Müdürlüğü'ne atandı. Bu sırada Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na üye oldu, Aydede adlı siyasi mizah dergisini çıkarmaya başladı.
İstiklal Savaşı aleyhine yazdığı yazılardan ötürü vatan hainliğiyle suçlandı, Yüzellilikler listesine alındı. Uzun süre yurt dışında, Beyrut ve Halep'te sürgün yaşadı. Mustafa Kemal Atatürk'e yazdığı şiir ve mektuplarla, Yüzellilikler listesindekilerin affedilmesinde önemli rol oynadı. 16 senelik sürgün hayatının ardından 1938 yılının Temmuz ayında yurda döndü. 1948 yılında, Aydede dergisini tekrar yayımlamaya başladı.
18 Temmuz 1965’te İstanbul’da vefat eden Karay, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Türk Edebiyatındaki Yeri
Refik Halid, Türk edebiyatında ilk defa Anadolu'yu tanıtan eserleri ile ismini duyurmuş, yergi ve mizah türündeki yazıları ile de üne kavuşmuştur. Gözleme dayanan eserlerinde, tasvirler, portreler ve benzetmeler kullanarak sade, akıcı dili ve güçlü tekniği ile 20. yüzyıl romancıları arasında seçkin bir yere sahip olmuştur. İstanbul'u bütün renk ve çizgileriyle yansıtarak Türkçeyi ustalıkla kullanan Refik Halid, Türk edebiyatına birçok eser kazandırmıştır.
Seyit Kemal Karaalioğlu onu şöyle tarif eder: Refik Halit Karay; «Yeni Lisan» akımının tutunmasında önemli payı bulunan, konuşma dilini yazılarında büyük bir ustalıkla uygulayan bir yazardır. Hikâyeleriyle romanlarında renkli bir görgü ve gözlem zenginliği göze çarpar. Romanlarında, çoğunlukla aile üstünde durur. Hiçbir belli teze bağlanmaksızın, sağlam bir teknikle, başarılı çevre tasvirleri içerisinde nefis bir üslupla olayları anlatır. Ağır fikre, derin çözümlemelere, tezli saplantılara girmeden, «ak realizm» diyebileceğimiz bir görüşle yazardır.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Refik_Hali...