Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·152 syf.·
2025 214. kitabı
Tefekkürname Bediüzzaman Said Nursî Bu yıl içinde basılan özel bir baskısından okuduğum Tefekkürnâme, benim için sadece bir kitap değil, aynı zamanda bir zaman ve mekân yolculuğu oldu. Çünkü bu kitabı, Risale-i Nur’un yazılmaya başlandığı topraklardan, Barla’dan temin ettim. Bu durum, kitaba olan ilgimi ve kalbimdeki değerini daha da artırdı. Kitabın ilk sayfalarını çevirirken, yalnızca bir eseri okumadığımı, aynı zamanda o mübarek beldeden yükselen manevî nefesin bir yansımasına tanıklık ettiğimi hissettim. Bugün, 1 Eylül 2025, Eylül ayının ilk günü. Bu yeni aya başlarken elimdeki ilk kitabın Tefekkürnâme olması benim için ayrı bir mânâ taşıdı. Sanki yeni başlangıçlara, yeni düşüncelere bu eserle kapı açmak istedim. Kısa bir zaman diliminde, yaklaşık 4-5 saatlik bir yoğunlukla kitabı bitirdim. Eserin aslı Arapça. Okuduğum bu özel baskı ise Arapça-Türkçe karşılıklı metin olarak hazırlanmıştı. Bu sayede metin üzerinde mukayeseli bir okuma yapma imkânı buldum. Bu yönüyle kitabın hem ilmî, hem de edebî zevki daha derinden hissedilebiliyordu. Bediüzzaman Said Nursî, bu eseri Eskişehir hapsinde, tecrid-i mutlak şartlarında kaleme almış. Onun hakkında bizzat “çok ehemmiyetlidir” demesi, hatta İmam-ı Ali’nin (ra) bir vecihte bu kitaba “Ayetü’l-Kübra” ismini vermesi, Tefekkürnâme’nin kıymetini ortaya koymaktadır. Üstadın ifadesiyle, bu risale “otuz sene akıl ve fikrin gıda ve ilacı olmuş bir marifetnamedir.” Eser, yedi bab üzere tertip edilmiştir: 1. Sübhanallah 2. Elhamdülillah 3. Allahu Ekber 4. Lâ ilâhe illâllah 5. Lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlullah 6. Hasbünallâhü ve ni’me’l vekîl 7. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l aliyyil azîm Bu tertibin, Üstad’ın Şafiî mezhebine mensubiyetinden
Din
TefekkürnameBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 202339 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Bediüzzaman Said NursîYazar · 173 kitap
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü. 1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi. 1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır. 23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti. Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî