Merhaba,
Son zamanlarda okuduğum ve etkisinde kaldığım, konusuyla merak uyandıran, akıcı, zaman zaman sinirden çatladığım bir kitap okudum.
Sizlerin de okumasına vesile olabilmek için kitap ile ilgili hislerimi ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Kitabın ana karakteri, Erdem Yılı kızlarından biri olan Terelelli ( belirlenmiş kalıpların dışında düşündüğünüz ve davrandığınız zaman terelelli diye anılıyorsunuz :)Tierney’den başlayarak biraz kitabın konusundan bahsedeceğim.
Tierney; mücadeleci, inatçı, cüretkâr, zeki, akılcı, sorgulayan, gözlemci, bir kız. (oldukça sevdim kendisini)
Yaşananlar kitapta dört mevsime bölünüyor: ilkbahar, yaz, sonbahar, kış.
33 kız Erdem Yılı zamanında kasabanın dışındaki kampa sihirlerinden kurtulmaları için gönderiliyorlar.
Kasabadaki kadınlar içlerinden dua edemiyorlar, âşık oldukları insanlarla evlenmeyi seçemiyorlar, evcil hayvan sahibi olmaları yasak, fikir beyan etmeleri hoş karşılanmıyor ve ağır cezalara çarptırılıyorlar, regl olana kadar bazı hakları yok, olduktan sonra ise tamamiyle mal konumundalar.
İçlerinde kampa gitmeden duvak alanlar var ve korkunç şeylerin yaşandığı kamptan dönebilirlerse onları seçen eşleriyle evlenmek zorunda kalıyorlar.
Eşleri olmayanlar duvak alamayanlar ise tarlada veya evlerde çalışmak üzere belirlenen yerlere gönderiliyorlar.
Tierney kasabanın bu geleneğini kabullenemiyor evlenmek istemiyor ama o da kampa giden kızların arasında yer alıyor.
Kasabanın kurbanları sadece Erdem Kızları değil; kaçakçılar, muhafızlar, işçiler, zevceler, kasaba dışındaki kadınlar.
Öyle bir sistem ki sorguladığın zaman onlardan olmayı reddettiğin zaman sistemin dışına itiliyorsun.
Daha iyi bir yer var mı? Bu sistem nereye kadar devam edecek? Özgür olabilmek mümkün mü? Kadın lar birlik olup bu sistemin üstesinden gelebilecek