Adı:
Erdem Yılı
Baskı tarihi:
Şubat 2021
Sayfa sayısı:
408
Format:
Ciltli
ISBN:
9786257973731
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grace Year
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Baskılar:
Erdem Yılı
Erdem Yılı
Hiç Kimse Erdem Yılı Hakkında Konuşmuyor. Yasak.

Kadınların sihri olduğu öğretildi bize. Erkekleri baştan çıkarabilecek, diğer kadınları kıskançlıktan delirtecek gücümüz olduğu. Kadınlığın eşiğindeyken tenimizin en güçlü afrodizyak olduğu. Bu yüzden on altı yaşımıza geldiğimizde bizi kasabadan sürüyorlar. Tekrar arınıp evliliğe hazır hâle gelene kadar yaban hayatta bir yıl geçirmemiz gerekiyor. Fakat her kız eve dönmeyi başaramıyor, tek parça olarak değil.

On altı yaşındaki Tierney James daha iyi bir dünya düşlüyordu: Arkadaşı arkadaşa, kadını kadına düşürmedikleri bir dünya. Kendi erdem yılı yaklaştıkça, asıl korkmaları gerekenin içlerindeki sihir olmadığını anladı. Hatta onları öldürüp parçalarını karaborsada satmak için ağaçların arasında gizlenen kaçakçılar da değildi gerçek düşman. Asıl tehdit unsuru birbirleriydi, tüm erdem kızları.

Keskin anlatısı ve çarpıcı gerçekçiliğiyle Erdem Yılı, kabullenilmiş çaresizliğin ve geleneklerin altında ezilen kızlarla kadınlar arasındaki karmaşık ilişkiye ve bu süreçte almak zorunda oldukları zor kararlara dair cesur bir distopya.

“Yaşadığımız çağı anlatan karanlık bir peri masalı.” —Kelly Link, Belaya Bulaş'ın yazarı

“Erdem Yılı, kendi sesini bulmanın ve doğruları korkmadan söylemenin ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı. Umut ve direnişin bu hikâyesi, erk sahiplerinin tarih boyunca en çok korktukları şeyi hatırlatıyor – karanlıkta parlayan ve diğerlerini cesaretlendiren tek bir ışık, herkesin bir ağızdan haykırmasına öncülük eden tek bir fısıltı.” —Samira Ahmed

“Korku öğeleri, yürek burkan bir hayatta kalma hikâyesiyle iç içe geçiyor. Tüyler ürpertici, dokunaklı, rahatsız edici ve ne yazık ki fazlasıyla güncel.” —Kirkus, starred review

“Damızlık Kızın Öyküsü'nü seviyorsanız, bu kitap tam size göre.” —Red Carpet Crash

“Kadınların gücünü yok sayan mizojinist bir dünyanın bedeline dair gerilim dolu bir roman, hatta bir direniş manifestosu.” —Libba Bray

“Kadınlar arasındaki güçlü bağa, bu bağları koparmanın bedeline ve dişil gücü yıkmak isteyen ataerkil arzuya karşı koymaya dair dikkate değer ve oldukça güncel bir hikâye.” —Sabaa Tahir

“Erdem Yılı, ciğerleri patlayacak kadar bağırmasına rağmen sesini kimseye duyuramayan tüm kadınlar için. Oturup susması ve her şeye katlanması gerektiği söylenen hepimiz için. Tierney'nin büyüleyici hikâyesi, bazen sadece var olmanın bile cesaret gerektirdiğini hatırlatıyor. Herkes bu kitabı okumalı!” —Jasmine Warga
408 syf.
·1 günde·8/10 puan
#kitapyorumu
4/5 ️️️️
8/10 ️️️️
Herkese merhaba arkadaşlar. Dün 4, 4,5 saat hiç ara vermeden Erdem Yılı kitabını bir çırpıda okuyup bitirdim. Kitabı sevdim ama favorim olamadı diyerek sözü almak isterim. Ama kitabın inanılmaz akıcı olduğunu düşünüyorum. Su gibi akıyor ve sayfaların nasıl ilerlediğini dahi anlamıyorsunuz. Ben yarısına geldiğimde şoka uğramıştım. Derin bir konuya parmak basan bu kitabın bu derece akıcı olması bence büyük bir artı. Ama kitabın işleyişindeki o durağanlık kitap ile alakalı sizi çok heyecanlandırmıyor. Merak içerisinde okusanız bile favorim olan kitaplarda duyduğum o deli dehşet heyecanı bu kitapta bulamadım. Gerçi böyle bir heyecan aramam gerekiyor mu aslında o bile tartışılır. Konu olarak kadınların sihri olduğu ve bunun erkekler için bir afrodizyak olduğu düşünülen bir kasaba hayal edin. Sihirleriyle kadınların onları etkilediğini düşünüyorlar ve buna engel olmak için on altı yaşına gelince evlenme çağındaki kızları kasabadan sürüp vahşi hayatta bir sene geçirmeleri için bırakıyorlar. Geri döndüklerinde sihirlerinden arınmış olmaları gerekiyor. Gittikleri yer vücutlarını parçalara ayırıp onu karaborsada satan kaçakçılarla bilr mücadele edecekleri bir yer. Kadın karakterimiz Tierney başından beri evliliğe uygun biri olmadığını düşünüyor ve tamamen farklı hayalleri var. Rüyalarında gördüğü kızın geleceğiyle ilgili ona ipucu verip vermediğini merak ediyor. Ve rüyalarının sihir olup olmadığını. Tierney’in erdem yılını nasıl geçirdiğini ve başına gelenleri okuyoruz bizde. Konu olarak tamamen klişelikten uzak ve merak uyandırıcı bir havaya sahip. Şu dakika sadece konuyu yazarken bile yazara saygı duydum. Ama çok fazla benlik değil bu tarz kurgular. O yüzden bu tarz konuları seven ve okuyan kesime gönül rahatlığı ile önerebilirim. Güçlü bir kalem ve yazar okuyacaksınız.
Benim gibi mutlu son aşığı bir insansanız ki kitabın mutlu sonla bittiği yada bitmediğiyle ilgili spoiler vermiyorum asla. Demek istediğim, olayların gidişatının toz pembe geçmesini istiyor ve seviyorsanız eğer kitabı alırken bir düşünmenizi öneririm.
Sizi seviyorum! Bir sonraki yorumlarımda görüşmek üzere. <3
#book #bookstagram #bookshelf #booklover #kitap
408 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
*Spoiler YOK, rahatça okuyabilirsiniz.*

Ya bu nasıl bir kitaptı böyle? Nasıl bir yorum yapacağımı şaşırdım gerçekten. Yorum yapmaya hakkım yok sanki. O derece mükemmel bir distopyaydı.
Ve bu arada belirtmeliyim ki, asla içine düşmek istemeyeceğim bir distopyaydı... Açlık Oyunları'na gönüllü giderim daha iyi. En azından hayatta kalırsan ödüllendiriliyorsun skfjf
*Öhöm* konuya dönüyorum. Kitabın kendisinden biraz bahsedeyim ki nasıl bir beklentiyle okumaya başlamalısınız onu bilin. Kitap ağır bir kitap. Diğer yandan, fazlasıyla sürükleyici. Baş kısımları gerçekten Açlık Oyunları'nı andırıyor. Sonlara yaklaştıkça iyice derinleşiyor. Yer yer şaşırtmayı da başarıyor.
İnsan psikolojisini mükemmel biçimde yansıtıyor. Bir kişi güçlü olduğunu hissettiğinde ne kadar acımasızlaşabilir veya sürüye uyum sağlamadan durmak ne kadar büyük bir kararlılık gerektirir..?
Açıkçası ben kendimi de sorguladım. Bu kadar dayanıklı olabilir miydim diye. Kendimi sorgulamamın sonucunda, bu distopyada ilk ölen gerizekalı olacağıma karar verdim. Neyssse...
Kitabı okumadan önce duyduğum tek eleştiri, kitabın sonu hakkındaydı. Yani daha farklı bir bitiş bekleyen birkaç kişi olmuş. Ben de ilk başta böyle düşünmüştüm fakat başka türlü bir son da olmazdı ya. Biraz üstünde durup düşününce böyle olması gerektiğine karar verdim. Bence en uygun şekilde bitti.
Okuyun okutun diyeceğim de, haberiniz olsun, bu kitap fazla hassas olan kalplere ve kadın-erkek eşitliğini savunmayan geri kafalılara göre bir kitap değil, biraz ağır gelebilir...
Sevgiyle kalın kitap kurtları!

Not: Kitap bir seriye ait değil. Tek başına okunabilecek bir kitap :)

Erdem Yılı
Kim Liggett
408 syf.
·9 günde·8/10 puan
Kadınların sihrinin olduğuna, bu sihirle erkekleri baştan çıkarıp diğer kadınları birbirine düşüreceğine inanılan bir kasabada 16 yaşında bir kızın diğer her kız gibi ‘Erdem Yılını’ ormanda geçirip sihrinden arınma hikayesini okuyoruz. Konusu bu şekilde tanıtılsa da bu aslında bir başkaldırı öyküsü. Erkeklerin baskın olduğu bir toplumda kadınların gelenek ve ahlak kuralları adı altında nasıl ezildiğini, susturulduğunu, yeri geldiğinde parçalanıp yeri geldiğinde öldürüldüğünü çok çarpıcı bir şekilde anlatan bir öykü. Bu açıdan oldukça anlamlı ve eleştirel gözle okuyan herkesin çok güzel dersler çıkarabileceği güzel bir kitap.
Konusunun çok güzel olması bir yana, bana kalırsa kurgu daha gelişmiş olabilirdi. Temeli yeterli olmadan, daha doğrusu detaylı sebebi verilmeden oluşturulmaya çalışılan vahşet havası benim o hisse kapılmama engel oldu. Okuduklarım karşısında dehşete düşmem gerekirken anca bir çocuğa korkutucu gelebilecek hayalet hikayesi okur gibi hissettim. Yine de umut verici ve bir o kadar da şaşırtıcı sonunun da katkısıyla kitabı sevdiğimi söyleyebilirim. Okumak isteyenlere tavsiyem, kurgudan ziyade anlatılmaya çalışılan öze odaklanmaları olur zira bu türde bir okuma kitabı daha anlamlı kılacaktır.
408 syf.
·10/10 puan
Erdem yılı, hakkında konuşulması yasak olan bir yıl. Garner kasabasında her 16 yaşına basan genç kız erdem yılını geçirmek için yaban hayata gönderiliyorlar. Bir kamp alanı, ıssız bir orman. Bunun sebebi ne peki? Erkekler kadınların bir çeşit sihri olduğuna inanıyorlar. Onları büyüsü altına alabilecek bir sihir ve bu sihirlerinden kurtulmaları için 1 yıl boyunca o yaban hayatta yaşamak, hayatta kalmak ve eve dönmek zorundalar. Düşünsenize, oraya gitmeden önce damızlık hayvan gibi sahipleniliyorsunuz bir de. Kızların bir kısmı erkeklerden duvak alıyorlar ve saçlarına bağlanan kırmızı kurdelelerle damgalanıyorlar. Kısacası kitap size diyor ki, erkekler altında ezilen ve düşüncelerini açıkça belirtmekten, hayatta istediğini almaktan men edilen kadınlar var.
Baş karakterimiz Tierney, yabana o kabus dolu hayata adım attığında inandığı şeyi başarmak için ayakta kalmak istiyor. Zira ona göre ortada bir sihir yok. Ona göre kadınlar bu duruma artık bir baş kaldırmalı. Zekalarını ve yeteneklerini saklamamalı. Erkeklerin sadece yatak malzemesi ya da ev işine koşturdukları kuklaları olmamalı. Elbette bu durum kolay değil. Çoğunluk tierney’e zaten inanmıyor. O yaban hayata gönderilen kızlar zaten güdülmeye hazır.
O kadar aksiyon dolu, o kadar sürprizli ve o kadar sağlam bir distopyaydı ki, ben etkisinden hala çıkamadım. Sinirlendiğim, üzüldüğüm ağladığım karakterler oldu. Zira kitapta ne kadar bağnaz erkek varsa onlara inat kendini gösteren birkaç fedakar adam da vardı. Tierney’e ve değişimin gücüne inanan erkekler. Sona yaklaştıkça nefesler tutuluyor ve kitabı kapattıktan sonra hisleriniz duman! Ah kadın olmak. Günümüze öyle güzel değiniyor, öyle eleştirel yaklaşıyor ki sizi tokatlıyor bu durum. Herkes, kadın-erkek, herkes okumalı, okutmalı.
408 syf.
·6 günde·9/10 puan
Distopya okumayı severim. Uzun zamandır okumuyordum ve ne kadar özlediğimi fark ettim Erdem Yılı ile. Aynı zamanda da kitapta geçen olaylar beni korkuttu. Çünkü çok yaşanabilir gibi geldi bana. Erdem Yılı'nda kadınların bie çeşit sihri olduğuna inanılıyor ve evlenmeden önce duvak alan ve almayan kızların bir yıllığına bir kamp alanında yaşaması isteniyor. Sihirlerinden arınmaları için.

Bu konu bana çok yaşanabilir göründü. Kadınların zorlandığı şeyler, erkeklerin tavırları, düşünceleri, toplum yapısı, bu duruma göz yuman kadınlar... Yine böyle hassas bir dönemde okuduğum için daha fazla etkilendim.

Konu muazzam, yazarın yazım tarzı muazzam. Beni rahatsız eden tek şey araya giren romantizm oldu. Tamam, Ryker çekici biri olabilir, küçücük bir yerde aylarca beraber kalan çoğu erkek ve kadının arasında bir çekim olur ama distopik eserlerde aşk okumak istemiyorum, konudan çok sapıyorlar gibi geliyor. "Hani kimseyi sevmeyecektin?" oluyorum. Yine de Ryker'dan etkilenmedim değil, orası ayrı.

Bu kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum. Sonu çok iyiydi. Her ne kadar "Don't make me an optimist, you'll ruin my life." şeklinde düşünmüş olsam da o umut kırıntısına ihtiyacımız vardı. Ayrıca çiçeklere anlam yüklemeleri ve her çiçeğin bir söze ait olması çok ilgimi çekti, hoşuma gitti.

Çeviri iyi ama düzelti yok gibiydi, bu da benim takılacağım bir şey zaten.
408 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Selam️ Kim Liggett “Erdem Yılı”..

Alıntı: “Durgun sular derin olur.” Sayfa 76

Kitabın başlangıcında iki alıntı mevcut, biri Margaret Atwood’un “Damızlık Kızın Öyküsü” isimli eserinden, diğeri William Golding’in “Sineklerin Tanrısı”ndan. Kitaba başlarken bu iki eserin referans oluşturup oluşturmayacağını bilmiyorsunuz elbette, sayfalar ilerleyip konu oturdukça anlıyorsunuz. Kadınlar gününe yakın bir zamanda raflarda yerini bulan eser, ataerkil bir topluluğun dişil gücü öğütme hikâyesi..

Baş karakterimiz Tierney perspektifinden okuduğumuz, totaliter rejim baskısındaki kadınların yaşadıkları “distopik ya da anti-ütopik” kategorisinde. Fakat, sistem ve getirileri haricinde bir distopyada bulmayı umduğum “neden, niçin, nasıl, niye” gibi bir çok soruma mesnet oluşturup, hikâyenin ayaklarını bir nebze yere değdiren o sebeplendiren durum yok. Buna ilaveten zaman ve mekanın da ayağı boşta.. Beslendiği, ilham aldığı eserlere dönüp baktığımızda bu çok da şaşırtıcı değil aslında. Benzersiz olmamasına rağmen kitabı tavsiye listeme aldım, bu türde kitap okumayanların da çok beğeneceğini düşünüyorum.

Belirleyici bir ölçüye sahip olmadığımız “herhangi bir zamanda”, ormanın içlerinde çitlerle çevrilmiş izole bir kasabada, genç kızlar 16 yaşlarına geldiklerinde, önce evlenmeye müsait bekar erkeklerce seçilip (evlilik için, ki tüm kızlara yetecek eş adayı yok) sonra da bir yılı yani “Erdem yılını” geçirmek için, kasabadan ve ailelerinden uzakta vahşi doğanın ortasında bir kampa gönderilirler. Maksat, kızların o yaşta içlerinden tenlerinden fışkırdığına inanılan sihirlerinden kurtulmaktır.

Her anne ve büyük yaşta kızkardeşin bu süreçten geçmiş olmasına rağmen, o bir yıldan bahsetmeleri yasaktır. Giden kızların hepsi sağ ya da tüm uzuvları tam dönemeyebilir. En ufak itaatsizlikte sert cezaların uygulandığı toplulukta, kadınların rüya görmesi bile yasaktır.

Eril gücün istekleri doğrultusunda şekillenen kadın, saçındaki kurdelenin rengiyle dahi kategorize edilir, zevceler, genç kızlar, kız çocukları .. farklı renklerde kurdele takmak zorundadır. (Damızlık kızın kıyafetlerini hatırlatırım.)Kasaba ve çevresinde olduğu gibi, gittikleri kampın çevresinde, yine sürgün edilmiş ve hayatlarını daha, çok daha zor idame ettiren ve bu uğurda her şeyi yapabilecek “kaçakçılar” vardır.

Farklı bir izole ortamda birlikte kalan kızlar, kendi kurallarını belirler. (Burada sineklerin tanrısı).. Cinsiyetinden azade insan kalma çabasına sığınan baş karakterle, okuyanı çok rahatsız edecek bir dünyaya merhaba diyeceksiniz. Saygılarımla
408 syf.
Güzeldin, zariftin, hırçın ama özgür değildin Tierney, özgürlük istesende olmayacağın bir devirde açtın gözlerini...

Burada çocuk olmak güzel ama genç kız olmak zordur. Belli bir yaşa geldiğinde seninde annen, ablan ya da tanıdığın her kadın gibi "Erdem Yılın" başlar.

Burada kurallar konuşur; kadınlar evleneceği adamı seçemez, istedikleri gibi haraket edemez, kendi sihirlerini kullanmak olasılık dışı, arkadaşlarıyla sohbet dahi etmek güçken rüya bile görmek büyük cezalara neden olur.

Aç gözlerini okur; burası kızların duvak giydiği giymeyenlerin bu şehirden sürüldüğü ya da evlere hizmetçilik yapmak için gönderildiği bir yer. Burada kendi erdem yılında kaçarsan senden sonra ki kız kardeşlerin damgalanır.

İtaat etmek başlıca görevin, duvak almak en önemli gayen ama dikkat etmen gereken evlenmeden önce sen gibi sihrinden arınmak için gönderdikleri kamp!

Ne var orada? Kimseye güvenme, kimseye açık verme, hayatta kal ve inan bana yaşayacaklarını ölene kadar sır olarak sakla! Belki sakat kalabilir, belki bir parmağını kaybeder ya da belki de seni takip eden avcılar tarafından avlanabilirsin. O zaman iş işten geçmiş olur, geri dönmek imkansız hale gelir...

Bu hikayenin neresinde Tierney James? Tam olarak başlangıç okur, bu onun ve pek çok kayıp kadının hikayesi... Şimdi sıra babasından öğrendiği koruma tekniklerini uygulamakta, bir gözün açık uyuyarak 1 yıl tek parça kasabaya dönerse evliliği gerçek kılınacak.

Kapağa aldanma, bu kitap bir feminist distopyası! Belki bu türde okuyabileceğin ilk beş kitaptan biri bile olabilir. Tüm mesele hayatta kalmak, unutma güvenmemen gereken yanındakilerden ziyade bizzat kendinsin!

#erdemyılı #thegraceyear #kimliggett #yabanciyayinlari
408 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Okurken çok farklı duygulara büründüğüm bir kitaptı. Gerildim, üzüldüm, sevindim, korktum, kalbim kırıldı...Bazen her şeyi aynı anda hissettim. Kitap 16 yaşına giren kızların; erkekleri etkisi altına alan, onlara bir şeyler yaptıran "sihirlerinden" arınmak için bir kampa gitmelerini ele alıyor. Bu kampa gidenlerin bazıları geri dönemiyor, bazıları dönüyor, uzuvları eksilmiş oluyor ama hiç kimse asla eskisi gibi olmuyor, kampta yaşananlar sır gibi saklanıyor. Anlatılması yasak. 16 yaşına giren kızımız Tierney bu yılın 'erdem' kızlarından, onun diğer kızlardan farkı 'sihrinden' kurtulup bir erkeğe zevce olarak geri dönmek istememesi çünkü zaten sihrin varlığına inanmıyor, özgür olmak istiyor. Tabii ki kampa gittiğinde her şey değişiyor, yaşananlar onu çok farklı bir noktaya taşıyor, spoiler vermemek için değinmeyeceğim. Toplayacak olursam yazarın dili kesinlikle çok akıcıydı, başlayınca devamı geliyor; okuduğum en iyi distopya olmayabilir ama yazarın yazmaya başlarken düşündüğü şeyler çok değerli, anlatmaya çalıştığı şey açık açık verilen bir mesaj. Birçok kadın ve erkek kendi payına düşen dersi alabilir. Okunması gerek.
408 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Daha önce hiçbir kitaptan hem bu kadar rahatsız olup hem bu kadar sevmemiştim. Zevkle okudum diyemem asla her an gergin ve tetikte okudum kitabı. Zevkle okunabilecek bir kitap değil. Konusundan kısaca bahsedeyim ki niye zevk alamadığımı anlayın.

Tierney 16 yaşındaki bir genç kız, kadınların sihri olduğuna inanılan bir kasabada yaşıyor. Bu sihirle erkekleri etkileyebileceklerine lanetleyeceklerine vb inanılıyor ve iyi bir eş olarak erkeklere hizmet edebilmek amacıyla sihirlerinden arınmak üzere 16 yaşlarında Erdem Yılı adını verdikleri bir sürgüne gidiyorlar. Ancak Erdem Yılı'ndan tüm kızlar dönemiyor, en azından tek parça değil.
Rahatsız edici cinsiyet temelli bir distopya var elimizde.
Okurken sinir krizleri geçirip günümüzle bağdaşan kısımlarda mide bulantısı çektim.
Ama bu kitaba bayıldım.
Kitabı okumadan bir yorum okumuştum. Yorumda kitabın konusu "Kadın kadının kurdudur." tarzı bir ifadeyle karşılaşıp çok şaşırmıştım. Bence bu kitabın konusunun bununla alakası yok. Hatta böyle düşünmek bile korkunç geliyor bana. Ben bu kitabı okurken hem bireysel bir direnişin parça parça minik minik çoğalışını gördüm hem de korkunun insanlara neler yaptırabileceğini okudum. Sineklerin Tanrısı hissi yaşadım tüm roman boyunca. İnsanın korku dolu bir ortamda gerçek düşmanın farkına varamamasını okudum. Aynı zamanda sevgi, fedakarlık ve güç.
Kitap öylesine akıcıydı ki elimden bırakamadım. Neredeyse bir günde bitirdim. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Tierney'in annesinin de dediği gibi, gözlerin açık ama hiçbir şey görmüyorsun demişti, gözlerimizi açmaya başlayıp etrafımızdaki desteği, gücü ve çoğulluğu görmeliyiz. Gerçekten çok etkilendim. Spoiler olmasın derseniz bu son cümlemi okumayın. Beni en çok etkileyen şey Tierney'nin hayallerindeki kıza an sonda söylediği sey oldu. İsteniyorsun, seviliyorsun. Çünkü o kadar önemli ki. Hayata başladığımız anda biri tarafından istendiğimizi bilmek. İnsanın kendi varlığını olduğu gibi kabul etmesini sağlıyor. Umarım bir gün her kız çocuğu sevilerek ve istenerek gelir bu dünyaya. Kadın olmakla gurur duyabileceklerini bildikleri bir yaşamları olur. Erdem Yılı Kim Liggett
408 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Gerçekten nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Bir başkaldırı okumayı bekliyordum, bunun olacağının da farkındaydım. Ama beni bu kadar etkileyeceğini, tüylerimi diken diken edeceğini gerçekten öngörememiştim.

Sessizce oluyor. Yavaşça. Her ayrıntıda bir çığlık, her eylemde bir korku seziyorsunuz. Zaten içine girdiğimiz dünya Distopya olduğu için bu başkadırının hızlıca olmasını asla bekleyemeyiz. Kitapta kadınlar tam anlamıyla günahkar olarak görülüyor. Onlardan korkuyorlar, ve bu korku dizinleme dürtüsünü ortaya çıkarıyor. Okurken kasabadaki çoğu kişiden teker teker nefret edeceğinizin garantisini veriyorum.
Bu şekilde anlatınca kitap çok ağır gibi gelebilir ama asla değil, ilk sayfadan itibaren içine çekiliyorsunuz. Zaten ana karakterimiz 16 yaşında, çevresindeki kızlar da. Ah Tierney, benim güzel kızım... Hep çevresindeki kadınlara yardım etmeye çalıştı. Hepsinin gözünü açmaya, onları kendilerini birer eşya olarak gördürmemeye çalıştı. Başka türlü bir ama karakter bu kitaba yakışmazdı, Tierney çok özel bir kadındı. Ayrıca kitap damızlık kızın öyküsüne çok benzetiliyor. O kitabı henüz okumadım ama bana çok yoğun bir Açlık oyunları hissi verdi. Bu kitapta da tıpkı oradaki gibi mücadele okuyoruz. İkisinin türü de Distopya olduğu için zaten benzediklerini düşünüyorum. Kadınların haklarının bu kadar ayak altına alındığı bu dönemde okuduğum için gerçekten dibine kadar hissettim her duyguyu. Aslında biz bir Distopya içinde yaşamıyoruz, hatta karşılaştırdığımızda oradaki şartlar çok daha ağır gözüküyor. Fakat ne gariptir ki, kadınlarımızın sonları aynı.
Kitabın kapağını gözlerimden yaşlar gelerek kapattım. Hayır, dünya tamamen değişmiyor, her şey günlük güneşlik olmuyor, lütfen kitaba bu beklentiyle başlamayın. Hem Erdem kızları, hem de biz büyüyoruz bu kitapta. Sanki hepimiz aslında ortada olan bir şeyi aynı anda fark ediyoruz. Lütfen bir şans verin, asla pişman olacağınızı düşünmüyorum. Sevgiyle kalın
408 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Garner kasabası sakinleri kadınların bir sihre sahip olduğuna ve 16 yaşına basan her kadında bu sihrin ortaya çıktığına inanıyor. İnanışa göre kadınların sahip olduğu bu sihir  afrodizyak etkisine sahip, erkekleri etkisi altına alabilecek kadar güçlü ve tehlikeli. Garner kasabası konseyi, kadınları bu sihirden kurtarmak için 16 yaşına basan her kadını bir yıl boyunca yaşaması için yaban hayata bırakıyor. Ormanın içinde, yüksek çitlerle çevrili bir kamp alanına bırakılan kızlar, çitler sayesinde kendilerini öldürüp, parçalarını karaborsada satacak kaçakçılardan korunabiliyor ama asıl zararı kaçakçılardan değil birbirlerinden göreceklerini anlamaları çok uzun sürmeyecek.

Hislerim karmakarışık bir halde yazıyorum bu yorumu. Kitaba karşı felaket bir önyargı ile başladım ama kapağını kapatırken ne okudum ben dedim.

Öncelikle şunu söylemeliyim; şahane bir kurgu!! Başta doğal olarak yavaş başlıyor ama sonrasında her saniyesi aksiyon dolu.

Kitabımızın ana karakteri Tierney'in erdem yılına gitme hazırlığıyla başlıyor her şey. Kitapta bir duvak mevzusu var ama bundan bahsedersem biraz spoiler yemiş olursunuz. Okuyacağınız şeyin büyüsü bozulur o yüzden söylemeyeceğim.

Türü fark etmeksizin her kitapta bir Love Story vardır. Elbette bu kitapta da var ama kitapta karşıma çıkan love story hiç beklemediğim bir love story oldu ne oluyoruz arkadaş dedim.

Kızların bırakıldıkları o kampta yaşadıkları şeyler, konuşulanlar, hissedilenler dehşet vericiydi. Bir ara artık kafayı yiyeceğim sandım. Yeter söyleyin artık bu kızlar neden hu hale geliyor diye söylenmeye başladım. Sebebin ne olduğunu öğrendiğimde ise... Ne düşündüğümü söyleyemem kusura bakmayın spoiler olur

Ve asıl en çok hoşuma giden kısım ise kadınların, erkek hegemonyası altında bu kadar ezilmeleri ve hor görülmelerine hatta neredeyse lanetli ilan edilmelerine rağmen güçlü kalmaları.

Kitabı inanılmaz beğendim arkadaşlar. İnanın alıp okursanız asla pişman olmazsınız.
408 syf.
·4 günde·10/10 puan
Ah Tierney benim güçlü kızım
Kahraman bakış açısıyla yazılan eser yayınevinin bize yapmış olduğu bir iyilik bence. Mutlaka okuyun.
Bir genç kızın toplum içindeki yerini, insanların zihinlerinde onu nasıl gördüklerini anlatan bir kitap.
Toplumun kadın üzerindeki o iğrenç algısını yıkmaya çalışan, gerçekleri görmek için gözlerini açmaya hazır olan bir kız Tierney. Ve bu gerçekleri herkese göstermek istiyor.
Geçmişten günümüze kadınlar hep ötekileştirildiğinin farkında ve buna son vermeye çalışan bir yazar var karşımızda.
Bağnaz halkın arasında gizlenebilmek kendilerini ve tüm kadınları koruyabilmek için çiçeklere yükledikleri anlamlarla birbirleri ile iletişime geçiyorlar.
Şu dönemde yazılan en değerli kitaplardan biri Erdem Yılı.
Kitabın kapağını kapatırken derin duygular içerisindeydim. Hem ona veda ettiğim için üzgün hem de hayatıma dokunduğu için mutlu.
Erdem Yılı müthiş bir eserdi. Okurken asla sıkılmadım ve kısacık bir sürede bitirdim. Okumak için geç kalmayın.
“Benden korkuyor musun?” diye fısıldadım. “Sihrimden.”
“Senden korkmuyorum,” dedi dudaklarıma bakarak. “Bana hissettirdiklerinden korkuyorum.”
Kim Liggett
Sayfa 259 - Yabancı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erdem Yılı
Baskı tarihi:
Şubat 2021
Sayfa sayısı:
408
Format:
Ciltli
ISBN:
9786257973731
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grace Year
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Baskılar:
Erdem Yılı
Erdem Yılı
Hiç Kimse Erdem Yılı Hakkında Konuşmuyor. Yasak.

Kadınların sihri olduğu öğretildi bize. Erkekleri baştan çıkarabilecek, diğer kadınları kıskançlıktan delirtecek gücümüz olduğu. Kadınlığın eşiğindeyken tenimizin en güçlü afrodizyak olduğu. Bu yüzden on altı yaşımıza geldiğimizde bizi kasabadan sürüyorlar. Tekrar arınıp evliliğe hazır hâle gelene kadar yaban hayatta bir yıl geçirmemiz gerekiyor. Fakat her kız eve dönmeyi başaramıyor, tek parça olarak değil.

On altı yaşındaki Tierney James daha iyi bir dünya düşlüyordu: Arkadaşı arkadaşa, kadını kadına düşürmedikleri bir dünya. Kendi erdem yılı yaklaştıkça, asıl korkmaları gerekenin içlerindeki sihir olmadığını anladı. Hatta onları öldürüp parçalarını karaborsada satmak için ağaçların arasında gizlenen kaçakçılar da değildi gerçek düşman. Asıl tehdit unsuru birbirleriydi, tüm erdem kızları.

Keskin anlatısı ve çarpıcı gerçekçiliğiyle Erdem Yılı, kabullenilmiş çaresizliğin ve geleneklerin altında ezilen kızlarla kadınlar arasındaki karmaşık ilişkiye ve bu süreçte almak zorunda oldukları zor kararlara dair cesur bir distopya.

“Yaşadığımız çağı anlatan karanlık bir peri masalı.” —Kelly Link, Belaya Bulaş'ın yazarı

“Erdem Yılı, kendi sesini bulmanın ve doğruları korkmadan söylemenin ne kadar güçlü olduğunun bir kanıtı. Umut ve direnişin bu hikâyesi, erk sahiplerinin tarih boyunca en çok korktukları şeyi hatırlatıyor – karanlıkta parlayan ve diğerlerini cesaretlendiren tek bir ışık, herkesin bir ağızdan haykırmasına öncülük eden tek bir fısıltı.” —Samira Ahmed

“Korku öğeleri, yürek burkan bir hayatta kalma hikâyesiyle iç içe geçiyor. Tüyler ürpertici, dokunaklı, rahatsız edici ve ne yazık ki fazlasıyla güncel.” —Kirkus, starred review

“Damızlık Kızın Öyküsü'nü seviyorsanız, bu kitap tam size göre.” —Red Carpet Crash

“Kadınların gücünü yok sayan mizojinist bir dünyanın bedeline dair gerilim dolu bir roman, hatta bir direniş manifestosu.” —Libba Bray

“Kadınlar arasındaki güçlü bağa, bu bağları koparmanın bedeline ve dişil gücü yıkmak isteyen ataerkil arzuya karşı koymaya dair dikkate değer ve oldukça güncel bir hikâye.” —Sabaa Tahir

“Erdem Yılı, ciğerleri patlayacak kadar bağırmasına rağmen sesini kimseye duyuramayan tüm kadınlar için. Oturup susması ve her şeye katlanması gerektiği söylenen hepimiz için. Tierney'nin büyüleyici hikâyesi, bazen sadece var olmanın bile cesaret gerektirdiğini hatırlatıyor. Herkes bu kitabı okumalı!” —Jasmine Warga

Kitabı okuyanlar 45 okur

  • Beste
  • Zeynep karadeniz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (1)
9
%2.9 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0