Şiirlerin çoğu bilinçakışı yöntemiyle yazılmışa benziyor. Şair anlatmıyor, en azından açık biçimde anlatmıyor, da sezdiriyor daha ziyade. Bu sebeple anlamsızca bir acı çekiş içinde bulabilirsiniz kendinizi okurken. Ama kitabın ruhunu keşfettikçe bu acı anlam kazanacak.
En önemlisi de bu kitapta savaş var. Kadının kendi ile savaşı. Kadının toplum ile savaşı. Kadının kadın ol(ama)mak ile savaşı.
Yazar bu savaşı tekrarlar vasıtasıyla yansıtmış. Bazı kelimeler sürekli tekrar ediyor, bu tekrarlarla birlik oluyor, toplanıp gidiyorlar o savaşa, yanlarına bizi de katarak.
Devamlı bir infilak. Bir haykırış, imdat çığlığı.
Kadınca bir haykırış: kızdık , kızılca kanadık kız kıza kızgındı babamız.
Sürekli sorgulanan bir kadının konumu var. Bunun yanında kendini konumlandıramamış ve bunun derinden sarsıntılarını hala hissettiğimiz bir kadın var. Şiirler boyu bir yer edinme çabası. Toplumda yer edinme hatta kendi zihninde kendine yer bulma.
Bu yer edinme çabasının yanı sıra da kendine verilmeyeni almak için çırpınan, hakkını arayan bir ses var şiirlerde.
Boyun eğişe bir isyan:
be hey ben sevdalanıp ordu kuracağım
kız gibi bir ordu vahşi değişken
Özgürlüğüne sahip çıkış:
biter tiranlar yerini kekremsi bir tat alır
adetten kesilmiş kadın gibi gevşer ipler
o an dudağıma sigara, gözüme deniz
ya da
yüreğime azgın bir özgürlük yaraşır
Özgürlük nedir bir kadın için? Ne zaman özgürdür ruhun? Ya bedenin? Kimin boyunduruğu altındasın? Babanın? Kocanın? Abinin? Kendi inandıklarının? Ya da başkasının inandıklarının mı? Fark etmiyor. Nerede olduğun, ne şekilde olduğu hiç fark etmiyor. Orta Doğu'da da olsan, Avrupa'da da kadınlık hep bir sorun.
Ama bazı yerlerde çok daha fazlası. Kadınlık ölmek demek, boyun eğmeye mecbur olmak, her an bir savaş içinde olmak demek.
Özellikle Reyhane* için
TürbülansNaile Dire · İthaki Yayınları · 2020136 okunma
Kısa olması üzdü biraz, tek solukta okudum, keşke daha uzun olsa idi. Kitabın giriş kısmında yazan kelimede biraz durakladım şahsen her şeye rağmen başarılı bir eser olmuş...
"kızdık, kızılca kanadık kız kıza kızgındı babamız
kızgındı ademoğulları hepsini yanılttım
beni oyalayan dünyanın mihenk taşını
fırlattım bir yere, uzadı saçım"
İlk kez okuduğum şairlerden. İthaki Poetik serisi ile tanıştım. Yer yer tekrar eden imgeler olduğu doğru ama bunu bilinçli ve aslında biraz da gerçekçi bir tekrar olarak hissettim.
Şairi araştırırken bir röportajında bu konuya kendisinin de değindiğini gördüm: "Şair elbette en iyisini işleyene dek aynı imgeler etrafında dönebilir. Demek ki önceki yazdıklarına ikna olmamıştır. Tuttuğunu ikna olana dek işlemelidir de. Bir şaire yöneltilen hep aynı imgelerde dönüp duruyorsun itirazı bu yüzden biraz haksız. Yazıp bırakmak mı gerekiyor? Bu kadar emin miyiz işlediklerimizin tek şiirde harika durduğuna? Evet, şair kendini yenilemek zorunda, bu kesin. Fakat aynı zamanda en iyisini yaratana dek onu işlemeli de. En iyiyi yaratana dek şair dönüp duracaktır. Bu iyiye de yine şairin kendisi karar verecektir…"
Kitapta bir isyan var, bir kadının gerçekçi bir isyanı. Dili kuvvetli kullanan genç bir şair. 2021 yılı Attila İlhan İlk Şiir Kitabı Ödülü'nü de almış bu kitabıyla. Yeni şairleri,
özellikle günümüz genç şairlerini tanımayı, takip etmeyi çok seviyorum. Naile Dire, bundan sonra da takip etmeye devam edeceğim şairlerden oldu.
Bir hafta beklettim bu gönderiyi. Şimdi size, bütün acabalardan arınmış birkaç şey söyleyeceğim.
Denizin havasını içime alarak tekrar tamamlandım az evvel.
Duygu geçişlerimdeki keskinliğine rağmen asla yorulmadığım, ağzımdaki kuruluğa vay be nidalarını ekleyebildiğim cümlelerle tanıştığım için şanslı adlediyorum kendimi.
Şair kıymetli bir yol seçmiş birçok açıdan.
Örtülü betimlemeleri hayli şaşırtıyor. Okurun sezgilerini özgürleştirmek, şiirde önemli bir başarı. Adeta kendi hikayenizi kendiniz yazıyorsunuz yani.
Arayıp bulamayanlara benden bir kıyak.
Görüşmek üzere.
"besmele çekince durmuyor kan
içim aşk, dışım savaş, elim bağ
nere gitsem hiç. varım yoğum bir benim
dudağımı ikiye bölerek öcünü al
herkesin çırılçıplak faşizminden
ör kendini saçıma
yanım omzunun düştüğü
izim ayak sürüdüğün yer
ve dipçik şiddeti devlette, iyi
bizi göçe heveslendirir
gözüme acıdan vazgeçmiş allah gibi bak
sonumuzu bilmezmiş gibi
geçelim sistemsiz bir boyuta"
Türbülans/Syf. 42
#nailedire #ithaki #poetika
Birhan Keskin’in önerisi üzerine merak ettiğim bir şiir kitabı kendisi. Yazarın bazı şiirleri gayet güze ve anlaşılır. Üslubu hem net hem de zaman zaman tezat.
1994 doğumlu Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu ve yine bu okulda yüksek lisans öğrencisi bir şair. Şiirleri daha önce Varlık, Sözcükler, Yasakmeyve, Çevrimdışı İstanbul gibi dergilerde yayımlandı. İlk şiir kitabı Türbülans Eylül ayında İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Öfkeli ve cesur bir kadının sesi ile oluşturulmuş dişli şiirler yer alıyor kitapta.