Her yıl eserin geçtiği Dublin dahil pek çok kentte "Bloomsday" adıyla kutlanan ve temelinde kahramanların kentte geçirdiği 18 saati anlatan (16 Haziran 1904), roman sanatında 19yy'ı kapatıp modernizme geçişi başlatan Joyce'un bu kült kitabını, aralıklarla ve araya başka kitaplar da alıp çapraz okumayla 3 haftada bitirdim! Öncelikle; kitabın Yky'nın Nevzat Erkmen ilk çevrisinin inanılmaz zorluğu (bulmaca gibi numaralandılmış, çözüm için ayrı bir sözlük çıkarılmış, yazarın yaptığına benzer türetilmeye çalışılan kelimeler- çımkırılmak, tıpışlamak, keşkekaleyhisselam, ledünniyat, ötleğen, ezinç, meşugah, şikemperver, karıncaezmezgıcırtı, çakalavengaz, Havet evyır gibi) karşısında akademik inceleme yapmayacak okurlara kitap dostlarımın telkiniyle de başka çeviriden (ödüllü çevirmen #fuatsevimay ) okuma yapmalarını tavsiye ederim. Böyle zirve ve ağır bir esere hazırlık için; Homeros'un özellikle #odeyssia ile Sheakspeare'in #hamlet başta olmak üzere oyunlarını okumuş olmalarını da en azından salık veririm.
Eser, Odeyssia destanı'nın modern versiyonu gibi 18 bölüm ve benzer vurguları barındırıyor. Ulysses kelimesi de zaten destanın Latince karşılığı. Temel karakterler; Leopold Bloom (11 yaşındaki oğlunu kaybeden, 15 yaşında kızı ve soprano karısı olan, yahudilikten katolikliğe geçen, hayata bilimsel bakan 38 yaşında reklamcı) ile Stephen Dedalus (22 yaşında, yazar olma hayalleri olan artistik genç), tüm yaşanmışlığıyla Dublin kenti ve son bölümde soprano Molly Bloom'dur. Önsöz'de Enis Batur'un da dediği gibi, kendi Babil kulesini inşa etmek isteyen Joyce, bir destan formunda Dublin Martello kulesinde kurguyu başlatıp bitirir. Aslında basit konudaki bu eseri ölümsüz kılan; hemen tüm edebi sanat (makale,destan, şiir, öykü, tiyatro...) ve tekniklerin (pastiş, kolaj,