Puan

6.510 üzerinden
54 kişi
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2024 00:00
Almanca Dersi romanını bitirdikten sonra Utz’a başladım. Almanca Dersi’nde resimleri korumak için çalan bir karakter vardı. Utz romanında ise porselenleri koruduğunu düşünen Meissen porseleni koleksiyoncusu, kitaba adını veren bir karakter var; Utz. Almanca Dersi’nin resim hırsızlığından tutuklanan karakteri gibi Utz’da tutsak, yalnız onun tutsaklığı daha farklı. Koleksiyonun tutsağı o, neye değer veriyorsak onun esiriyiz aforizmalarına iyi bir örnek. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’dan kaçarak Çekoslovakya’ya yerleşir, burada da koleksiyonu müzelere aktarılmak istenir, bir şekilde ölümüne kadar koleksiyonunun kendisinde kalmasını sağlar ancak koleksiyonunu terk edemediği için ülkeden de kaçamaz, fırsatı olmasına rağmen. Utz apolitik bir karakter, koleksiyonu her şeyden önemli. Hatta savaşların, devrimlerin koleksiyoncular için mükemmel fırsatlar sunduğu görüşünde. Tuhaf bir tipleme, yaşadıkları da öyle. Bu yönüyle bana Giovanni Papini nin Gog karakterini anımsattı. Zenginliğiyle kendine tutku arayan Gog’un aksine Utz tutkusu için kullanıyor zenginliğini ve Çekoslavakya’da sınırlandırılmış bir yaşamı da tercih ediyor. Ancak tuhaflıkları, ilginç meraklarıyla birbirinin yansıması karakterler. Biçim olarak da benzettim, Gog çok daha dağınık olaylı olsa da tempoları yakın geldi (ifade edebildim mi emin değilim :)) Bir de biz kitapseverlerin kült karakteri Prof. Kien var; Elias Canetti nin Körleşme romanının kitap koleksiyoneri karakteri. Evinde dünyadan soyutlanmış, tutkusunun esiri Kien, Utz’un porselenlerini her şeyden önemli görmesi gibi o da kitaplarını önemser. Utz romanını okurken en çok düşündüğüm ise Milan Kundera ‘ydı.Onun Bohemyası anlatılıyordu; özlediği, yasını tuttuğu, Avrupa’dan koparıldığına öfkelendiği Bohemya (Bohemya demeyi tercih eder:) ). Şu satırlar biraz kalbimi kırdı
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024151 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 43. kitabı
Prag’dayım… O mistik, melankolik kaprisiyle beni büyüleyen, gerçekle hayal arasındaki puslu manzarasının içerisinde kollarını bana açmış şehrin tam ortasındayım… (Utz’u beğenmiş olmam için bir sebep daha.) İkinci Dünya Savaşı’nın yankısı bitmemişken ardından gelen Stalin dönemi Avrupa’yı kasıp kavurur. Ve benim yaşlı paranoyağım böyle bir ortamda büyük bir tutkuyla, taparcasına sevdiği Meissen porselenlerinin esiri olur. Onun gerçek dünyasını minik figürler oluşturur, onlarla dans eder, yani bağımlıdır ve hayatı bu minvalde ilerler. Utz, bir edebi şölen, mutlak doyumdur ben gibi usul usul akan metinleri sevenler için. Ancak kısa olmasına rağmen dikkat gerektirir. #tavsiye
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024151 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·152 syf.··
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2024 23:28
Kendi çapında bazı koleksiyonlara sahip bir okur olarak benim epey içselleştirebildiğim bir karaktere sahip eserimiz. Meissen porselenleri koleksiyoncusu Bay Utz. Bu bin parçadan geniş koleksiyonu yüzünden İkinci Dünya Savaşı sonrasında yer değiştirememiş, kitlelerin tersine doğru hareket etmiş, eninde sonunda koleksiyonunun tutsağı olmuş bir hayat Utz'unki. Oldukça trajik aslında. Elindeki her bir parça altın kadar değerli ama hiçbirini satmak gibi bir düşüncesi bile yok. Derdi para değil zaten. Soylu ve varlıklı bir aileden geliyor yoksa. İhtiyacı var da diyemeyiz. Tüm bu ikilemin içinde Utz'un yüreğinde sevgiye de yer var halâ. Tıpkı bir porselendeki sanatı görmekteki ustalığı gibi, insanların da değerini bilen biri bana göre. Gerçi kitabın sonunda bazı ilginç gerçeklerle karşılaşıyoruz ama o zamana kadar böyle bilsek de olur. :) Eserdeki en büyük eksik, Utz'u yeterince tanıyamamak bence. Böylesine ilginç bir karakter olmasına rağmen dikkat sürekli dağılıyor. Gerek anlatıcıların farklı kişiler olması, gerek onların da Utz hakkında bildiklerinin sınırlı olması sebebiyle Utz karakteri bence yeterince detaylandırılamamış. Kitabın en büyük eksiği de buydu bana göre. Can Yayınları bu gölgede kalmış esere yıllar sonra yeni kapakla ikinci baskı yaptı ve güzel iş oldu eyvallah da, tekrar basmadan bir okusa mıydık acaba, zira o kadar çok yazım hatası var ki, Can Yayınları gibi bir yayınevinin standartlarına bakacak olursam, hiç tekrar incelememiş gibiler diyebilirim.
Edebiyat
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024151 okunma
5/10
·152 syf.··
2025 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 14:22
Utz, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Prag’a kaçan bir Meissen koleksiyoncusudur. Devlet, bu kıymetli koleksiyonu müzesinde sergilenmek isterken Utz kabul etmeyerek ancak ölümünden sonra buna izin verebileceği konusunda yetkililerle anlaşır. Tüm hikayeyi bir araştırmacı tarafından aktarıldığı üzere okuyoruz ancak metin bana çok hitap etmedi açıkçası. Benim beklentim daha farklı olduğu için de olabilir bilmiyorum. Daha çok Utz ile ilgili doğrudan hissettiklerini, koleksiyonuyla ilgili detayları öğrenmek okumak isterdim ancak kitabın anlatımı bu yönde değildi o yüzden de ben umduğumu bulamadım kitapta. Önerebileceğim bir kitap olmadı ne yazık ki. “Eşya, diye düşündüm, insanlardan daha kalıcı. Eşya, bakıp da kendi eriyişimizi seyrettiğimiz değişmeyen bir ayna.”
Edebiyat
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024151 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:45
Kitap Adı: UTZ Yazar: Bruce Chatwin Çeviri: Çiğdem Erkal Sayfa Sayısı: 150 Tür: Roman Her yeni kitap, yeni bir hikâyeyi ziyaret etmek ve ona kısa bir süreliğine konuk olmak demek. İzninizle direkt kitaba dalıyorum. Nasıl güzel olurdu o orijinal porselenlerle dolu evi gerçekten gidip görmek... Ama okurken hayal etmek bile keyifliydi. Koleksiyon yapan insanlara her zaman gıptayla bakmışımdır. Çünkü bir şeye tutkuyla bağlanabilmek, onu korumak ve yıllarca emek vermek bana özel bir duygu gibi gelir. Her şey algı meselesi değildir; bazen olanı olduğu gibi görmek gerekir. Kitapta savaşlardan, toplama kamplarından ve soykırımlardan kurtulup başka ülkelere savrulan insanların hikâyeleri kadar, o karmaşanın içinden çıkıp hayatta kalabilen porselenlerin de ayrı bir hikâyesi var. Pazarda karşısına çıkan o parçaları evine götürmek, onları korumak ve yaşatmak çok derin bir anlam taşıyor. Sanki Utz, "Bari siz ziyan olmayın, bari sizi kurtarayım." der gibiydi. Belki hayatı porselenlerden ibaretti ama yine de içinde yarım kalmış bir şeyler hissediliyor. Devam etmek istemiş ama edememiş; hayat onu bir yerden alıp başka bir yere bırakmış ve "Buraya da uğraman gerek." demiş gibi. Bir yandan da Utz'un porselenlere duyduğu tutkunun yalnızca bir koleksiyon merakı olmadığını düşündüm. Sanki o porselenler, geçmişe, hatıralara ve kaybetmek istemediği şeylere tutunma biçimiydi. Bu yüzden kitap boyunca sadece nesneleri değil, insanın aidiyet duygusunu da okudum. Belki de kitabın bana bıraktığı en güçlü his buydu. İnsan bazen özgür olmakla sahip olmak arasında kalıyor. Utz'un hikâyesinde de bunu hissettim. Ben böyle bir kitaba konuk oldum. Daha fazla spoiler vermeden, altını çizdiğim birkaç cümleyi paylaşayım: - "Şiddetten nefret etse de pazara yeni sanat eserleri düşüren felaketlerden son
1000Kitap
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024151 okunma