Yok oluş da, kurtuluş da bizim elimizde. Seçim yapma zorunluluğu bize düşüyor. Tamaro, aslında genel olarak kendi ülkesi olan İtalya ve İtalyan toplumunda ki yozlaşmayı tarihe not etse de hemen her ülkede ortak yozlaşmayı buluyorsunuz bu eserde. Hani insan yalnızca kendi ülkesine ait sorunlar diye düşündüğünüz birçok unsurun aslında tüm dünyada var olan sorunlara değindiği bir kitap. Okumazsanız çok şey kaybedersiniz diyemem. Yine de ben keyifle okudum.
Var Olan AdaSusanna Tamaro · Can Yayınları · 201775 okunma
Susanna Tamaro okurlarını “karası” düşüncelerden, “denizi” kelimelerden oluşan adasına davet ediyor. Var Olan Ada, yazarın kimi gazetelerde yayınlanmış kimi bugüne kadar hiç gün yüzüne çıkmamış yazılarından oluşuyor. Tamaro tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi burada da yaşamı sorguluyor ve insanın iç huzuru, ölüm, yaşam, din ve daha birçok konu üzerine düşüncelerini paylaşıyor.
Kitap; Yaşadığımız Dönem, Evlatlarımız, Doğanın Dersleri ve Manevi Yaşam olmak üzere dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde yedi, ikinci bölümde yedi, üçüncü bölümde beş ve son bölümde beş olmak üzere toplam yirmi dört yazı yer alıyor. Yazılar bölümlerin başlığıyla ilintili olduğu kadar bütün yazıların kendi içlerinde kitabın genelinde konular birbiriyle bağlantılı.
Keyifli okumalar…
Deneme türünde bir eser, hayata dair güzellikler bakış açıları işlenmiş. Nasihatleri tatlı bir dille veriyor seviyorum yazarın naif tarzını okuduğum ikinci kitabı ve yine duygulu hisli
Var Olan AdaSusanna Tamaro · Can Yayınları · 201775 okunma
Susanna Tamaro, beni ergenliğimde en etkileyen yazarlardan biridir bir çok genç gibi. Yüreğimin Sesini Dinle ve Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitapları hâlâ etkilendiğim kitaplar olmaya devam etmekte. Bu kitabı da bir D&R indirimi sırasında almıştım yıllar önce fakat unutmuşum. Biraz umuda ihtiyacım olunca başlayayım dedim. İlk defa yazardan deneme okudum. Genel olarak beğendim fakat yazarın dili yıllar geçtiği için mi yoksa deneme türünde böyle yazdığı için mi bilemedim, Osho kitaplarını hatırlattı biraz. Rahatsızlık duydum bundan ve biraz uzadı bitmesi. Özellikle son denemeler bunaltıcıydı baya. Yoksa başta gayet güzel gidiyordu. Sanırım romanlardan devam ederim bundan sonra onu anladım. Elinizde varsa gençken okumak lazım derim. Susanna TamaroVar Olan Ada
Sayfamda başyapıtını yorumlayarak başlamak istemedim ona, aksine 2011 tarihli son eserinden tersine gitmek istedim. #yüreğiningötürdüğüyeregit efsanesiyle tüm dünya ve ben de bu kitaptaki görüşleriyle onu tanıdım.
Katolikliğe karşı mason bir aileden geldigini ve gençliğinde herkes gibi sosyalist olduğunu itirafla başlar bir yerde, ancak yaş ilerledikçe Tanrı ve yaşam sorgusu onu On Emir özelinde kendince Hristiyan inanca iter. İnsanın varoluş halinin kırılgan ve geçici olduğunu, ölüm korkusuna gömülen toplumun kadercilikle birlikte ölü sever bir hal aldığını, modern toplumda esnekliğin kaybolduğunu, israfın içler acısı sonucunu, vicdanın sesini, eğitimin eksik yönlerini, cinsellik özelinde anneliği ve donör babalık eleştirisini, doğadan kopuşu, günümüz kabile kültürü hayatını, hızlanan ve her şeyi elde edeceğine inanan ağaçlar gibi dik durmayıp teknolojiyle yatışa geçen insanın Tanrıyı yok saymasını sorguluyor.
Yaş ilerledikçe düşüncelerin değişmesi elbette olağandır ve Olgunlaşma olarak nitelenir. Kendini İtalya'daki çiftliğine kapatıp, günümüz dünyasına oradan farklı bakışlar fırlatarak hidayete ermiş bu ünlü yazar, kitabının başında bahsettiği Dijital Çağ'ın yeni kurgusu biyolojik silah naraları altında bitki ve hayvanları arasındaki doğasında ne düşünüyordur şimdi, kimbilir? Ara vererek ilk hikayesine ve başyapıtına geçeceğim.
Var Olan AdaSusanna Tamaro · Can Yayınları · 201275 okunma
Farklı kültür ve bakış açılarını okumayı severim.Ancak bu kitabı sevemedim. Misyoner bir ninenin din elden gidiyor diye sızlanmaları gibi geldi. Oflaya puflaya zorla bitirdim.
Var Olan AdaSusanna Tamaro · Can Yayınları · 201275 okunma
Roman, öykü, dergi makaleleri ve çocuk edebiyatı yazarıdır. Susanna Tamaro, İtalyan kent soylu bir ailenin kızı olarak Trieste'de 1957 yılında doğdu ve büyüdü. Anne ve babası boşanan Tamaro, babasını alkolik, annesini ise "soğuk ve zalim" olarak tanımlar. Anne ve babası ayrıldıktan sonra anneannesi tarafından büyütüldü.
Bir İtalyan sinema okulu olan Centro Sperimentale di Cinematografia'da okumak için burs kazandı ve 1977'de yönetmenlik diploması aldı ve yönetmen Salvatore Samperi ile çalışmaya başladı Birkaç yıl televizyon endüstrisinde yazar ve editör olarak çalıştı.
1978 yılında ilk öykülerini yazmaya başladı. İlk romanı Illmitz 1981'de tamamlandı, ancak ulaştığı tüm yayınevleri tarafından reddedildi ve ancak 2013'te yayınlandı.
1989'da "La testa fra le nuvole" (Aklı Bir Karış Havada) adlı romanı Marsilio tarafından yayımlandı. 1991'de yayınlanan İkinci kitabı "Per voce sola" (Tek Ses İçin) Uluslararası PEN ödülünü kazandı. 1991 yılında çocuklar için "Cuore di ciccia" (Tombul Yürek) adlı bir kitap yazdı.
1993 yılında yayımladığı "Va' dove ti porta il cuore" (Yüreğinin Götürdüğü Yere Git) adlı romanı ilk yayınlandığında eleştirmenlerden olumlu tepkiler almamasına rağmen en çok satanlar arasına girdi ve 2008 yılına kadar 15 milyon kopya sattı. 20. yüzyılda en çok satılan İtalyan kitabı olarak tanımlanan roman 2008 itibariyle Amerika Birleşik Devletleri'nde de yaklaşık 25.000 kopya satmıştı. Roman, 1994 yılında Premio Donna Citta di Roma ödülünü kazandı. 2002 yılına kadar 44 dile çevrildi ve 1996 yılında İtalyan yönetmen Cristina Comencini, romandan uyarlanan aynı adlı bir film çekildi.
1997'de "Anima Mundi" (Dünyanın Ruhu) adlı romanını yayınladı ve "hakaret, tehdit ve iftira" içeren "utanç verici bir kampanya" olarak nitelendirdiği Peder Walter'ı tasvir etmesi nedeniyle geniş çapta eleştirildi.
1998'de bir İtalyan dergisi olan Famiglia Cristiana için yazdığı "Dear Matildha - I can't wait for man to walk" (Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum) adlı makalelerden oluşan derlemesini yayınladı.
Rispondimi (Cevap Ver Bana) adlı kitabı Kirkus Reviews tarafından "seks ve şiddet yığınlarıyla aydınlatılan kutsal soyutlamalar" olarak tanımlandı. Kitap, bir fahişenin kızı, bir iş adamının karısı ve kıskanç bir kocanın yer aldığı üç hikayeden oluşuyordu.
2001'de "Raccontami" (Yanıtla Beni) adlı kitabını yazdı. 2002'de "Più fuoco, più vento" (Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar) ve 2003'de "Fuori" yayınlandı.
2005'te "Rispondimi"nin "Cehennem yok" başlıklı bir hikayesine dayanan "Nel mio amore" adlı filmini yönetti.
2006'da, "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" (Va' dove ti porta il cuore) adlı romanının devamı niteliğindeki "Ascolta la mia voce"u (Yüreğimin sesini dinle) yayınladı.
2008'de Luisito (Luisito - Bir Sevgi Öyküsü) adlı romanını yayınladı.
Eylül 2018'de bir sonraki kitabının çıkacağını duyurdu ve içinde yaşamın ilk yıllarından beri Asperger sendromundan etkilendiğini düşündüğünü ifade etti.
Genelde günlük ya da mektuplar şeklinde yazar. Olayları birinci ağızdan anlatır. Eserlerinde hep bir hüzün vardır. Kahramanları genellikle ölümün eşiğine gelmiş ama bu durumu kabullenmiş; hayatta aradığını bulamamış insanlardır.
2002'deki bir röportajda Tamaro, babasının Taoizm'e ve Yahudi annesine olan ilgisi de dahil olmak üzere ailesinin dini inançları nedeniyle kendisini çevreci ve vejetaryen hatta "Katolik'ten çok Hristiyan" olarak tanımladı. 2021 itibariyle yazar Roberta Mazzoni ile otuz yılı aşkın bir süredir birlikte yaşamaktadır.
Roman
- Büyülü Çember (1994)
- Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (1994)
- Aklı Bir Karış Havada (1989)
- Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgar (2002)
- Yüreğimin sesini dinle (2007)
- Anima Mundi (Dünyanın Ruhu) (1997)
- Sonsuza Kadar
- Luisito - Bir Sevgi Öyküsü (2008)
- Var Olan Ada (2012)
- Her Melek Korkunçtur (2013)
- Büyük Bir Aşk Hikayesi (2021)
Öykü
- Tek Ses İçin (1998)
- Yanıtla Beni (2001)
Çocuk kitabı
- Kitaplardan Korkan Çocuk (2000)
- Tobia ve Melek (2000)
- Tombul Yürek (1999)
Günlük - Söyleşi
- Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum (2000)
- Eve Doğru (2000)