Bir canavar avcısı olan Dymitr'e kutsal konseyi tarafından en bilinen cadı ve tehlikeli canavar olan Baba Yaga'yı öldürme görevi verilir. Görevi yerine getirmek için lanetlenmiş bir yaratığa (bir zmora'ya) kutsal çiçeği vermek karşılığında onu Baba Yaga'ya götürmesini talep eder. Ala korku yiyerek beslenen bir Zmora'dır ve tüm soyu bir kan büyüsü ile lanetlenmiştir. Bu defa sıra ondandır ve bu lanetten kurtulmak için yapmayacağı çok az şey vardır. Bir akşam yolu kendisine büyüyü bozacak güçte bir nesneyi teklif birisiyle karşılaşır ancak karşılığında bir talebi vardır. When Among Crows, Veronica Roth'un yüz küsür sayfada kısacık ama oldukça çekici ve harika bir fantastik evrenine adım atmanızı sağlıyor. Slav mitolojisinden esinlenilerek oluşturduğu bu evrende çok kısa sürede geçse de harika bir iş çıkarmış. Bayılarak okuduğum bir hikaye oldu. Sanki çok sevdiğiniz bir serinin yıllar sonra bir parçasını okuyormuşsunuz hissi veriyor. Hikayenin klasik örneklerinden farklı olarak yaptığı ters köşeler çok hoşuma gitti. Fantastik okumayı seven ama kısa da olsun diyen herkesin okuması gereken harika bir seri.
Mükemmel konusu, karakterleri, dünyası var ama gel gör ki yazar 100 sayfa yazmak istemiş. Başkası olsaydı 5 kitaplık seri yapardı. Sırf bu yüzden sinirliyim.
Kitapta bir çok ırk, onlar hakkında bir cümle var. Bu yüzden karmakarışık. Çorba kazanı gibi. Yani tavsiyede edemiyorum. Ne okuycan ki. Bu kadar mitoloji anlatmayıp da ana hikaye olsaydı daha anlaşılır olurdu bence.
Niko, Ala'ı sevdim. Son kısımda Kılınç sahnesi var. unuta bileceğimi düşünmüyorum .
Son olarak queer edebiyyatı arkadaşlar ona göre okuyun.
KARGALAR ARASINDA
Selam
Çok şeyi barındıran ama sizi sıkmadan hemen okuyup bitireyim dediğiniz bir fantastik olsun mu diyorsunuz.?
Iste size o kitabi söylüyorum. Kargalar Arasında..
Fantastik ögeleri ve karakterlerin bolca verildiği ilk başta masalsı ve mitoloji özellikle slow mitolojisi ile hikayeye giriş yaptığımız cadılar, vampirler, zmoralar, Canavarlar, lanetler ve daha nicesi. Evet hepsi sayfa sayısı küçük ama içeriği büyük bu kitapta toplanmış durumda.
Ve hikayemiz bir anlaşma ile başlıyor. Nasıl mı?
Dymitr'in soyu canavarları öldüren ve ruhlarını feda eden avcilardan geliyordu. Ve önünde onu bekleyen zorlu bir görevi vardı. Baba Jaga'yi bulmak. Bunun için de öldürmek için yemin ettiği kişilerle anlaşmak zorunda kalir. Ama bu da kolay değildir. Onlar için elinden güçlü bir şeyin olması gerekir ki Dymitr'in daha hikayenin başında girdiği tehlikenin nedenini burada anlıyoruz..
Dymitr ihtiyacı olan kişi ise bir zmora'dır. İnsanları kabuslariyla etkilemeye çalışan Ala.
Ala ise lanetin pençesine düşmüş yavaş yavaş sonunu beklemektedir. Ancak bir gün karşına çıkan Dymitr yardımı karşısında lanetini kaldırmayi teklif eder. Ve ikilinin anlaşma gereği birlikte çıktıkları bu yolculukta yanlarına biri daha katılır. Ve yeraltı dünyasına girmeleriyle heyecanlı sayfalar akıp gider...
Kendisi kısa ama etkisinin büyük olduğu güzel ve dolu dolu bir slow mitolojisini tek oturuşta okumak güzeldi. Yazarın daha önce de kitpalari çıkmış ama ben kalemini ilk kez okudum. Kesinlikle keyif veren bir kalem... Bu türü seviyorsaniz tavsiyemdir..
Yunan, slav, avrupa mitlerini içeren insan dışı varlıkların hayatlarını günümüz dünyasına empoze etmiş sürükleyici bir kurgu. Bir ölümlü insan ve iki canavarın bir lanet nedeniyle bir araya geldiği sürükleyici hikayesinin içindeyiz. Gayet akıcı kısa ve hızlı ilerleyen sıkmayan bir kitap. Mitoloji seviyorsanız öneririrm . :)
Kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle mitolojik tarafı oldu. Gerçek dünyayı Slav folklorundan gelen yaratıklarla, canavarlarla birleştirmesini gerçekten çok sevdim. Özellikle Rus folklorundan
Benim için çok farklı bir okuma deneyimiydi. Çok kısa bir kitap kitap oldu bitti gibi düşünülmede olayların yoğunlu için de anlamlandırmaya çalışıp sonunda vaybe dediğiniz türden di benim için
Hikâye kısa ama sanki arkasında çok daha büyük bir dünya varmış gibi hissettiriyor. Heyecan var, karanlık var, mitoloji kokusu var… hepsi dengeli ve akıcı
Dymitr’le Ala’nın hikâyesi özellikle ilgimi çekti Dymitr’in kaderi, eski aile gelenekleri ve efsanevi Baba Jaga’yı arayışı hem merak uyandırıyor hem de sayfaları hızlı çevirmene sebep oluyor. Ala’nın lanetiyle yaşamaya çalışması ise hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor
Atmosfer ise bence kitabın en güçlü tarafı Chicago’nun yeraltı dünyasıyla mitolojik öğeler birleşince, hikâye hem modern hem masalsı bir doku kazanıyor. Canavarlar, cadılar, karanlık ara sokaklar… hepsi merak duygusunu canlı tutuyor
Çevirisi de çok akıcı; okurken “bir bölüm daha” dedirtiyor Kısa ama etkili, keyifli bir fantastik deneyim
Arka kapak yazısı çok fazla spoiler veriyormuş (kitabı okuduktan sonra baktım). Allahtan kitabın arkasında ne yazdığını unutarak okudum da ters köşelerden keyif aldım.
Kitabın daha uzun olmasını isterdim!! Bir çırpıda okunuyor. Karakterlere hemen ısınıyorsunuz. Her karakteri daha çok DAHA ÇOK okumak isterdim ya! Hiç doyamadım! Hikayenin sonunun neye çıkacağını tahmin edememek çok keyifliydi. Tadı damağımda kaldı resmen. Şimdi bu kadar çabucak bitmiş hikayeyle dımdızlak ortada kalmışım gibi hissediyorum. Neyse her türlü çok keyifliydi ve akıcıydı
Kitabın konusu: Dymitr sadece ölümlülerin koparabildiği eğreltiotunu koparır ve eğreltiotu karşılığında herhangi bir zmoranın onu Baba Jaga'ya götürmesini ister.
Ben kitabın içine bir türlü giremedim. Zaten kısacık bir kitap 143 sayfa, yani en azından 50-60 sayfadan sonra o evrenin içinde olmayı isterdim. Artı kurgunun potansiyeli vardı. Neden bu kadar kısa tutulmuş bu kitap, anlayamadım. Bol bol mitolojik varlıklar vardı ve bir süre sonra en önemlilerine de alışmıştım aslında, ben alıştım ve kitap bitti. Artı bi şeyler yazılmıştı ama bilmiyorum bana çok boş hissettirdi, odağımı çok fazla kez kaybettim. Sanırım devamı varmış ama çevrilse de alır mıyım, bilmiyorum. Puanımı fantastiklik yönüne verdim sadece. Kitap bence +15 olarak okunabilir.
Spoi olabilecek yorumuma gelirsek aslında çoğu şeyi asıl kısımda söyledim. Kurgu olarak potansiyeli vardı ve pat diye bir giriştense yavaş yavaş ilerleyebilirdi. Bazı yerleri tekrardan okudum mesela. Her şey hubalahop diye oldu. Kitap iki günden falan oluşuyor resmen. Daha fazlası yok yani. Karakterler iki günde birbirine aşık oldu mesela, iki günde çok yakın oldular? Bunları da anlayamadım. Ayrıca sevmeyen varsa diye söyleyeyim lgbt durumu da vardı. Onlar da nasıl oldu anlayamadım zaten, iki günde neyinden etkilendin yani. Neyse, sakin.
Kısacası ben ortalama buldum kitabı. Belki rsden kurtulmak için sarabilir çünkü oldukça kısa bir kitap. Bugünlük yorumum bu kadar, kendinize iyi bakın!
Kargalar Arasında ~ Veronica Roth
.
Dymitr’in ailesi canavarları öldürmek uğruna ruhlarını feda eden avcı soyundan geliyordu. Şimdi ise Dymitr’e ölümcül bir görev verilmişti: Efsanevi cadı Baba
Veronica Roth (19 Ağustos 1988) New York Time'ın en çok satanlarından Uyumsuz üçlemesi ile tanınan Amerikalı yazar ayrıca Goodreads 2011 Choice Awards'ın sahibi.Roth film haklarını Summit Entertainment'e sattı.Uyumsuz serisinin ilk kitabının çekimlerine başlandı.
Roth,Şikago Barrington kasabasında bir kenar mahallede büyüdü ve Northwestern Üniversitesin'de ödevini yapıyor olması gerekirken ilk kitabı Uyumsuz'u yazdı.
2011 yılında fotoğrafçı Nelson Fitch ile evlendi.Roth'un bir abisi var,müzisyen Karl Vincent Roth.
Northwestern Üniversitesi'nde yaratıcı yazar derecesine sahip ve şuanda Şikago'da bulunmakta.