Söyleyememenin o dayanılmaz ağırlığı. Bir süredir üzerimde hissettiğim baskının nedeni bu olmalı.
Her şey de söylenmez ki ama.Öyle değil mi?Bazen hissedilir.
Kimi zaman hissedilmez.Geçer gider.
O arada dünya yıkılır, yeniden kurulur ama bütün olup bitenler sizin gözünüze gündelik hayatın küçücük koşturmacalarıymış gibi görünür.Şu aralar benim için tam öyle.Gürültünün ortasında, büyük bir sessizlik!
Bir erkekle para karşılığı birlikte olan kadın, aslında seçilmemiş kadındır. Sözü parasına geçen adam, bütçesinin elverdiğince mevcut olanlardan birine razı olmak durumdadır. Seçmemiştir yani.
Türkiye hakikaten zor günlerden geçiyordu.Kimilerinin zerre kadar umurunda olmasa da ülke gerçekten dar bir dönemece takılıp kalmıştı.Her olay bir yenisini tetikliyor, her ölümün karşılığı yeni bir ölüm oluyordu.Özellikle de üniversitelerde durum ölüm, cenaze, intikam yemini, yeniden ölüm sarmalına girmişti.
Osmanlıdan itibaren, Türklerin mama lafını biraz üzerine konuştukları kadını, biraz da genelev patronlarını aşağılamak için kullandıklarından, acaba anadili Türkçe olanların kaçta kaçı haberdar?