Rezan Farqîn

Rezan Farqîn
@kitapsizadam
Yasaklanmış bir ülkedir gözlerin, Geçit vermez yerleşik sevdalara

Rezan Farqîn

, bir kitap okudu
10/10
·608 syf.··
2025 6. kitabı
Selahattin Demirtaş
9.7/10 · 133 okunma
Reklam

Rezan Farqîn

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
2025 5. kitabı
Mihemed Seid Temel
10/10 · 13 okunma
Sevgi, karşılıklı sorumlulukla güzelleşir
Sevgi, karşılıklı sorumlulukla güzelleşir; ama o sorumluluk, yalnızca gönlün bağlandığı kişiye karşı hissedilmeli. Bir insan seviyorsa, yüreğinin yükünü sadece sevdiğine taşır, ona karşı dürüst, ona karşı vefalı olur. Gerisi ne başkasının sözüne ne de insanların beklentisine bağlıdır. Çünkü hiç kimse kimsenin köpeği değildir; aşk, zincir değil, özgür iradeyle verilen bir emek ve kalpten akan bir sadakattir. Sevgi, mecburiyet değil, gönüllü bir sahipleniştir; işte bu yüzden değerli, işte bu yüzden gerçek kalır.
YILMAZ GÜNEY SÖZLERİ
Mezopotamya'nın ilk ışığında
Uykusuz geçen gecelerimin, darmadağın günlerimin katili sendin… Her defasında gözlerime dokunan o yanık hasretinle kalbimi yangın yerine çevirdin. Oysa ben, Mezopotamya’nın toprak kokan sabahlarında, ilk doğan güneşin kızıllığında senin gözlerini görmüştüm. Ne Fırat’ın serinliği ne Dicle’nin akışı, hiçbir şey senin bakışlarının yükünü taşıyamadı. Sen benim için bir efsanenin yarası, bir medeniyetin ilk duası, bin yıllık taşlara sinmiş bir sır oldun. Şimdi bil ki; ben seni sevdikçe zamanla kavga ettim, uykusuzluğun esiri oldum, ama yine de o gözlerdeki güneşi unutamadım. Çünkü sen, tarihin derinliğinde yankılanan bir ses, Mezopotamya’nın ilk ışığında doğan bir umuttun; ben ise o umudu kaybeden, ama her nefeste yeniden arayan bir yaralıydım.
YILMAZ GÜNEY SÖZLERİ
Cizre cemile hikayesi
Cizre’nin dar sokaklarında çocuk çığlıkları yankılanırdı bir zamanlar. Her köşe başında bir gülüş, her evin önünde bir umut vardı. Ama o günler çok geride kaldı. Çünkü şehir, ağır bir sessizliğin esiri oldu; sokakların taşına barut, evlerin duvarına acı sinmişti. Cemile, küçücük bir kız çocuğuydu. Gözleri, Dicle’nin en berrak suyunu andırır, gülüşü karanlığı yırtacak kadar güçlüydü. Henüz hayatın baharında, oyuncak bebeklerle oynaması gereken yaşında, gerçek dünyanın en ağır yüzüyle tanıştı. Bir gece, gökyüzünden yıldız değil, kurşunlar yağdı. Sokaklar bir anda savaş meydanına döndü. Çocuk kahkahaları yerini çığlıklara bıraktı. İşte o hengâmede Cemile, evinin önünde düşen kör bir kurşunun hedefi oldu. Küçücük bedeni yere düştüğünde, bütün Cizre’nin yüreği parçalandı. Ama acı bununla da bitmedi… Sokağa çıkma yasağı vardı, insanlar evlerinden çıkamıyordu. Cemile’nin cansız bedeni günlerce evin içinde beklemek zorunda kaldı. Ne bir kefen, ne bir dua, ne de bir mezar nasip oldu hemen. Annesi, yavrusunun bedenini kokmasın diye buz dolu bir derin dondurucuda sakladı. Bir annenin yaşayabileceği en ağır sınav buydu: Evladının soğuyan bedenine bakmak, ama onu toprağa verememek… Günler geçti, sonunda yasağın arasından bir yol açıldı. Cemile, gözyaşları içinde toprağa verildi. O küçücük mezar, bütün bir şehrin kanayan yarası oldu. Onun adı artık sadece bir çocuk değil, adaletin ve vicdanın sembolü haline geldi. Cizre sokakları hâlâ sessiz. Çocukların kahkahası eskisi kadar gür değil. Çünkü herkes biliyor ki, Cemile’nin düşen gülüşü hâlâ o sokaklarda dolaşıyor… Rezan Farqîn
Denge kurdî
Reklam