Biz barışı bir lüks değil, mecburiyet olarak gördük.
Çünkü savaşın kazananı olmadığını en iyi mezarlıklar bilir.
Bir ülke düşünün; türküsü yasak, gülüşü şüpheli, hayali kelepçeli çocuklarla büyüyor.
Ve sonra o çocuklardan sessizlik bekleniyor.
Oysa insan bazen sadece yaşamak ister;
Bir dağın eteğinde korkmadan sevmek,
Kendi dilinde bir şarkı söylemek,
Gece kapısı çalınmadan uyumak ister.
Bu topraklar çok acı gördü.
Ama acının içinden hâlâ umut çıkaran insanlar var.
Çünkü zulüm ne kadar büyürse büyüsün,
Bir halkın hafızasından daha büyük değildir.
Biz kin değil adalet istiyoruz.
İntikam değil eşitlik istiyoruz.
Çünkü gerçek zafer,
Bir annenin daha ağlamadığı gün başlayacak.
Ve gün gelecek;
Korkunun yerine özgürlük konuşacak,
Suskunluğun yerine şarkılar yükselecek.
O zaman herkes anlayacak:
Bir halkı susturmak,
Onun hakikatini yok etmeye yetmez.”