O aşk, kalbime çöken ağır bir yüktü Rabbim O aşk, ruhumun bile belini büktü Rabbim ... Yarattığın kıvılcım her şeyi yaktı Rabbim Kaderim bana yalnız seni bıraktı Rabbim
"Dürüstlük ve samimiyet bende mevcut. Sadece bu özelliklerimi insanlarda uygulayamıyorum." "Nedenmiş?" Daisuke yanıt vermekte zorlandı. Ona göre dürüstlük de, samimiyet de yüreğinizde hazır tuttuğunuz şeyler değildi. Demirin taşa sürtündüğü zamanda kıvılcım çıkarması gibiydi. Karşıdaki kişiye bağlı olarak, ancak sağlıklı bir bağ kurulduğunda bu olgu oluşabilirdi iki kişi arasında. Kişinin kendisinde bulunması gereken bir özellik olduğu kadar, karşılıklı bir ruhsal ilişkinin de sonucuydu bu. Bu nedenle, karşınızdaki doğru kişi değilse, insanda bu hisler oluşamazdı.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Atış serbest- Talim
Ortalık cehenneme dönmüştü. Fakat topçuların ilk denemelerindeki uyuşukluğuna köpüren Süleyman Reis adeta barut kesilmişti; öyle ki, bir tek kıvılcım adamın patlamasına yetecek gibiydi. Talim sürerken, seğirdim halatlarına asılıp top salya etmekten en nasırlı eller bile su topladı. O ağır gülleleri kaldırıp namluya sürmekten topçuların kolları koptu. Uskuncacıların, tomarcıların ve aylakçıların anası ağladı. Serin havaya rağmen herkes ter içinde kalmış, barut isinden suratlar kapkara kesilmişti. Fakat öğle vaktine doğru beklenmedik bir şey oldu: Toplardan biri geri teperken halkasını bordaya bağlayan seğirdim halatı koptu ve bu ağır silâh geriye doğru savrularak topçubaşına çarpıp adamcağızın bacağı üzerine devrildi. Topçubaşı acıyla feryat etmeye başlayınca, o yoğun dumana rağmen mürettebattan durumu gören bazı kişiler yardım edip kurtarmak üzere adama doğru koşturmaya kalktıkları an, güvertenin ortasında bir kırbaç şakladı. Süleyman Reis, "Bre gavatlar! Muharebede olsaydık demek ki top başından ayrılacaktınız! Ateşkes emri verilmeden bu gemide merhamete yer olmaz! Haydi yerlerinize! Yisa!" diye bağırdı. Zavallı topçubaşı, kolombornenin altında acıyla feryat ediyordu. Tıpkı musluktan akar gibi adamcağızın bacağında kan fışkırmaktaydı. Daha şimdiden zeminde büyük bir kan gölü oluşmuştu. Aylakçılardan biri barut dolu kovasıyla koştura koştura gelirken bu kan gölünde ayağı kaydı ve yere yuvarlandı. Ardından, Kırbaç Süleyman'ın bir baş işaretiyle buraya bir kova talaş döküldü. Eğer bir tomarcı, Amat'ın hekimi İbrahim Bey'e haberi yetiştiremeseydi topçubaşı kan kaybından ruhunu teslim edecekti. Bîçarenin bacağına kemer bağlayıp sıkan hekim, Süleyman Reis ortalıkta kalabalık istemediği için tam dört saat yaralı zabitin başında bekledi. Ancak öğleden sonra talim bitince,
Sayfa 29·Kitabı okuyor
“Ama bu bütünlüğün içinde bile bir eksiklik hissediliyordu: Dokunma arzusu... İşte o anda Kaos'un kalbi çatladı. Işıktan bir kıvılcım, karanlıktan bir gölgeyle birleşti. Ve böylece ilk duygu dünyaya geldi: adına AŞK denecekti...”
Sayfa 12
... Ama bu bütünlüğün içinde bile bir eksik hissediliyordu: Dokunma arzusu... İşte o anda Kaos'un kalbi çatladı. Işıktan bir kıvılcım, karanlıktan bir gölge ile birleşti. Ve böylece ilk duygu dünyaya geldi: Adına AŞK denecekti.
Sayfa 12 - Destek Yayınları·Kitabı okuyor
Bütün sebepler yarattıkları sonuçtan üstündür; çakmak taşı çakmaktan, çakmak kıvılcımdan, kı­vılcım ateşten, ateş de tutuşturduğu şeyden. Kalübela'dan bu tarafa böyledir bu ve her varlığın varoluş hakkını bihak­kın yaşayacağı sonsuz Hurûc Günü Âlemi'ne kadar da böy­le olacaktır.
Sayfa 54 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı