Recep Tayyip Erdoğan, 8 Ocak 2011' de Sarıkamış şehitleri için yapılan kardan heykellerin açılışını gerçekleştirdikten sonraki
konuşmasında "Dedem Kemal Mutlu burada şehit düştü" dedi!
"Büyük dedem, Rize Güneysulu Kemal Mutlu, burada,
Sarıkamış'ta şehit d üşerek Ha kk'ın rahmetiyle kuca klaştı. Derlerd
i ki: Tüfeği ne sarılarak, donara k şehit olduğu n u görd ü k ve
adeta gözlerindeki soğuğu n verd iği gözyaşları buz damlacıkları
gibi, damlamış halde şehit olm uş." (9 Mayıs 2008, Sabah)
Kemal Mutlu, Erdoğan'ın annesi Tenzile tarafından büyük
dedesi.
Şehit miydi? ... Kaynaklara bakalım ...
Milli Savunma Bakanlığı'nın Şehitlerimiz adlı beş ciltlik yayınında,
Sarıkamış Şehitleri'nin yer aldığı 1. Dünya Savaşı kategorisinde
276 Rizeli şehidin ismi var. Sarıkamış Harekatı'nda şehit
olan Rizeliler arasında "Kemal Mutlu" diye bir isim yok.
2008 yılında bazı işadamlarının Rize' nin Güneysu ilçesinde
yaptırdığı okulun adı; "Şehit Kemal Mutlu Anadolu Öğretmen
Lisesi" oldu! Açılışı Başbakan Erdoğan gerçekleştirdi.
2009' da ise Sarıkamış ilçesinin "Belediye Caddesi" nin ismi,
"Şehit Kemal Mutlu Caddesi" olarak değiştirildi.
Bu arada:
1914 yılının son günlerinde gerçekleşen Sarıkamış Harekatı
sırasında Soyadı Kanunu henüz çıkmamıştı. Yani, o yıllarda
"Mutlu" diye bir soyadının olması mümkün değil. İlgili kanun
tam 20 yıl sonra, 1934 yılında yürürlüğe girdi.
Karışık bir konu ...
Arabalarla insanlar arasında hem tarım, hem erkeğe kaynağı ürünler için rekabet başladı mücadeleden arabalar Galip çıktı arabalar artıyor, insanlar azalıyordu hava kirliliği de hat safayı bulduğundan insanların bir kısmı solunum hastalıklarına gidiyor ama bu kirliliğe en büyük katkının arabalardan geldiği kamuoyundan gizleniyordu.
K.K,ler arabaları , arabalarda insanları güzel oldular ağır tarım ve sanayi işlerinde ırgat olarak kullanılmak üzere yeterli sayıda insanın yaşamasına müsaade edildi.
Arabalar, tam denete girmemiş bölgeleri hastanın büyük arazilerini fethetmek için genleri ona göre ayarlanmış belli sayıda insan askerlerde ürettiler.
Ama ne kadar yayılsalar, arzın derinliklerine değinseler, göklere doğru uzansalar bir gün dünya yetmedi KK'lerin uzun vadeli planları sökmez oldu yani evdeki hesap sonunda çarşıya uymadı.
Evrenin Irak bir köşesindeki Üstün yaratıkların gökbilimcileri bir gün kudretli uzak görüşleri teleskopları ile dünya denen minik gezegeni gözlerken hayretle irkildiler.
Birden soluk, kirli sarı bir ışıltı verirdi ama çok sürmedi dünyanın bulunduğu nokta ebediyen karanlıklara gömüldü.
Sıra, arabalara daha fazla yer bulmaya geldi. Caddelerin, binaların özellikle tarihi eserlerin Kendi kendilerine yıkılırlar ümidiyle altlarına oydular. Kat kat köstebek yuvaları derinlere inip giden çok katlı otoparklar ama -40 kattan aşağı sıcaklık arttı, bunaltıcı.
Araba çıktı, gazları da çabası; nefes alınmıyor.
Ne yapmalı?
Havalandırma tesisatını büyüttüler ve bir gürültü bir gürültü yer üstünde bacalar.
Aşağıda iş zorlaşınca yer üstünde çok katlı otoparklar 80-100 katlı bir o kadar da enine boyuna küp biçiminde devasa tıknaz gökdelenlere dönüştürüldü.
Tabii bu sefer ev yazıhane fiyatları muazzam arttı.
Evlere gökdelen apartman binalarına bile yer kalmadı ki. İnsanlar nerede yatıp kalkacak? Neyse ki K.K belediye bir tahmin yayınladı"bundan böyle kişilerin arabalarında yatıp kalkmaları, iş yapmaları yasağı kaldırılmıştır. Nasıl olsa arabayla bir yere gitmek imkansızlaşmıştı. Geçecek yer yok ki. Geceleri artık yer üstündeki zabıta görünceye kadar kaldırıma çıkıp tünemiş arabalardan kebap kokuları geliyor, bazı arabaların üstünde arabanın kendinden büyük çanak antenler göze çarpıyor, kimi defa iki arabanın arasında çekilmiş ipleri serilmiş çamaşırlar kentin görünümünü bozuyordu bizim mahallede Abdurrahman Johnny water bream isimleri artık her yerde kırmaydı moda bu kimliksizlik yarışı efendimin arabasında güvercin beslediği bile rivayet edilmişti.
Kimse duymasın köpek beslemek çağdaşlık hicabidir ama güvercin beslemek hala yasak.
Çocuklar dev binaların çok katlı otoparkların aralarında kalmış daracık yerlerde çöplerin içinde oynuyorlardı.
Benzeri soluk sıhhatleri bozuk binaların arasına güneş ışınları hiç sızmıyor balta girmemiş ormaların güneş görmeyen diplerindeki gibi bir çürümüş yaprak bir küf kokusu asfalt çatlaklarından başlarını uzatmış zehirli boz mantarlar
16 Mart 1920
İstanbul işgal edildi.
20 Mart 1920
Ermeniler Çıldır ve civarında 28 köyü yaktı, 2.000 kadar Müslümanı öldürdü.
22 Mart 1920
Bu gün için Karabekir Paşa şunları yazıyor: "Ermeniler İstanbul'un işgaliyle birlikte cür'etlerini, daha ziyade artırdılar. İngilizler de işgale takaddüm eden günlerde 'Her tarafta Ermeniler katliam olunuyor' diye her vasıta ile cihamna propagandaya başlamışlardır. Bunu güzel bir perde sayarak İslamlara katliam başladı..." (KK, 523)
28 Mart 1920
Kazım Karabekir Paşa, Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak ama-cıyla askeri harekâta geçilmesi için Ankara'dan izin istedi. Geç ka-hnırsa Brest-Litovsk Antlaşması'yla belirlenen sınırı işgal fırsatının elden kaçabileceğini belirtti. (ZS 2, 455) (Bkz. 29 Mart)
29 Mart 1920
Heyeti Temsiliye, Karabekir Paşa'nın Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak için harekete geçme önerisini uygun gördü ve hazırlıl yapılmasını istedi. (ZS 2, 457)
Sevgisi bir tür tapınmayı andırıyordu; sağır, dilsiz, sessiz ve çılgınca bir hayranlıktı. Aşkını sadece gözlerinin sabitlenmiş bakışlarıyla, tanrısının her hareketini durmaksızın izleyen gözleriyle ifade ediyordu.
..
"Aşk ki , O 'nu sevmenin, sevdiğini O'nun için için sevmenin, sevildiğini O'nun rızası bilmenin adıdır..
Değil mi kk O vardır, o vakit âşık yalnızca O'nunla olanıdır.."