Böl, parçala ve yut!!
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:41
Geçen yıl Masonluğun Gizli Dili kitabını okumuştum yazardan, o zaman acaba bunlar komplo teorisi mi?..demiştim. Ama bu sefer okuduklarımdan sonra yazdıklarının hepsi gerçek geldi bana. Malum Eppstein denen mahlukun yaptıklarından sonra, hiçbir şey beni şaşırtmaz oldu. Keşke bu okuduklarım gerçek olmasaydı, keşke dünya benim çocukluğumdan beri zannettigim o masum dünya olarak kalsaydı. Sapkınlar ve şeytana taparların, o malum lanetli ırkın bunları neden yaptığını bu kitapta ayrıntıları ile okuyacaksınız. Ve bilimum dünyanın bütün zenginlerinin gerçek yüzünü, o bayıla bayıla izlediğiniz starların ve masum görünen filmlerin gerçek yüzünü göreceksiniz. Nasıl da fark ettirmeden bizi içten zehirliyorlar. Tam da burada bir alıntı ile bağlayayım; "Aile bağlarını önce çözer daha sonra dağıtarak aile bireylerini bencilleştirerek kendisine bağlar. Aslında bu formül "Böl, Parçala ve Yut" şeklinde açıklanabilir çünkü günümüzde aynı formül ile devletler parçalanıyor kardeş kardeşe düşman ediliyor..." Ve yaşadığımız şu günlerde de bunları birebir görüyoruz.. Bitirmeden, her daim "müzik ruhun gıdası" deyip, ayıla bayıla dinlediğimiz müziklerin ruh dünyamızı ne hallere getirdiğini, bizi delirttigini de okuduktan sonra yazara daha da çok hak vereceksiniz.. Kısacası etrafımızı öyle bir kuşatmışlar ki içtiğimiz suya kadar onların kölesi olmuşuz adeta.. Bazen iş hayatından sıkıldığım zamanlarda "işte biz de gönüllü köleyiz" der dertlenirdim. Hakikaten gönüllü köleyiz! Bakınca insanoğlunun hırsından nasibini almış adaletsiz bir dünyada yaşamaya çalışıyoruz. Ve maalesef bu adaletsizliği giderebilmek için hiçbirimiz kılımızı bile kıpırdatmıyoruz:( Sadece seyrediyoruz(!) Son söz olarak diyorum ki, "Gelecek de pek iyi gelmeyecek!" Ilgi ile okudum.Yazara Hakan Yılmaz Çebi selam olsun Keyifli okumalar
İnsan ve Toplum
Siyonizm ve Masonluk - Satanist KuşatmaHakan Yılmaz Çebi · Çınaraltı Yayıncılık · 20215 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
B. Traven… Edebiyat dünyasının en büyük gizemlerinden biri. Gerçek kimliği hakkında hâlâ çok az şey bildiğimiz yazar sanki kendi yaşamını kahramanlarına miras bırakmış gibi. Ölüm Gemisi, bu gizemin tam anlamıyla bir yansıması. Kimliksiz bir denizcinin hayatta kalma mücadelesini anlatan roman aslında modern dünyanın soğuk yüzüne tutulmuş bir aynadır: bürokrasi, kapitalizm, insanın ruhunu öğüten dişliler, göçmenlik, aidiyet duygusu…. Romanın ilk bölümlerinde kimliksiz bir denizcinin dünya üzerindeki varlığını kanıtlama çabasını izliyoruz. Bürokratik engeller karşısında kapıların bir bir yüzüne kapanışı bana Aziz Nesin’in Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ındaki Yaşar’ı hatırlattı. Kimliksizliğin ağır yükü, var ile yok arasında sıkışmış bir hayat… Traven, bu çaresizliği ironik ama bir o kadar da sert bir dille anlatıyor; okuyucuyu, kapitalist düzenin bireyi nasıl yok ettiğini düşünmeye davet ediyor. Ve sonra Yorikke… Bu hurda gemi sadece kahramanını değil aynı zamanda sistemin trajedisini de taşıyan bir sahneye dönüşüyor. Yorikke’nin karanlık güvertesinde insan hayatının ne kadar kolay değersizleştirildiğine tanık oluyoruz. Traven’in karakterleri birer birey olmaktan öte sistemin çarkları arasında sıkışmış simgeler haline geliyor. Romanın Türkçe çevirisi ise Adalet Cimcoz’un incelikli ve yetkin dokunuşuyla bir kez daha hayat buluyor. Ölüm Gemisi, yalnızca bir macera romanı değil; aynı zamanda insanlık için yazılmış bir ağıt, modern dünyanın acımasız yüzüne bir başkaldırı! Müthişti #alıntılarım “Haklı ya da haksız, benim ülkem! Haklı ya da haksız, bu benim vatanım! diye bağırıyorsa, benim de, lanet olsun, hak ve görev bilinciyle “Haklı ya da haksız, benim işçi arkadaşım! Haklı ya da haksız, benim proleter yoldaşım!” diye bağırmaya hakkım var.” “Severiz köleliği,
Ölüm GemisiBerick Traven · Sel Yayıncılık · 202478 okunma
Reklam
Filistin İslami diriliş
Puan vermedi·160 syf.··
2025 1. kitabı
Zillet içinde uzundur uyuduğumuz nerde aslanca haykırışlar azgınlar çetesi kartal kesildi. Bizse, zincirlere vurulmuş köleyiz. Kölenin zincire boyun bükmesidir, hor,hakir, Yoksa demirin ona vurulması değildir. Ne zaman bu zincirlere kıyam edeceğiz? Ne zaman kıyam edeceğiz bu zincirlere?
Alıntı
HamasAbdullah Azzam · Ravza Yayınları · 2023205 okunma
8/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2024 94. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 21:58
Yıl 1928... Çin’in Kanton Bölgesi’nde kolera yüzünden annesini kaybeden ve kendisi de ölümden dönen Robin, İngiliz dilbilim profesörü Lovell’ın himayesinde yaşamaya başlamıstı. Profesör, Robin’i diller ve edebiyat konusunda eğiterek Babil için hazırlıyordu. Egitimle geçen yıllar, ilişkilerinde bir ilerleme sağlamasa da Robin’in yeteneklerini istenen seviyeye ulaştırmada başarılı olmuştu. Ve Robin, Babil’e kabul edilmişti. Babil... Oxford’un dünyanın her yerinden gelen ve diller konusunda üstün yetenekli öğrencileri kabul ettiği çeviri enstitüsüne verilen isimdi. Fakat, burada yapılan çeviriler sadece dil araştırmalarında ya da kitap basımında kullanılmıyordu. Çünkü, Babil’de yapılan çalışmalar, sadece çeviri değil, büyü, teknoloji, endüstri ve sanatın birleşimiydi. Yaşamın tüm alanları bu calısmalardan nasibini alıyordu. Ve her şeyin temeli dil ve gümüş odaklıydı. Robin, Hintli Ramiz Rafi Mirza(Rami), Haiti kökenli Victorie Desgraves ve saf kan soylu bir İngiliz amiralinin kızı Letitia Price(Letty) ile Babil’deki ilk yılında tanışmıştı. Yabancı oldukları, ten renklerinin farkı ve cinsiyetlerinden dolayı dışlanan bu grubun mecburiyetle başlayan arkadaşlıkları, yıllar içinde gerçeğe dönüşmüştü. Dil konusundaki üstün yetenekleriyle başarılı oldukları için titizlikle secilerek okula kabul edilmiş olmaları ve büyük bir ülkeye geldikleri için duydukları heyecan, daha ilk günlerden başlayan bu ayrımla yerini tedirginlik ve şaşkınlığa bıraktı. Süreklilik arz eden bu zorbalıklar karşısında zamanla, hayatta kalabilmek için yapabilecekleri tek şeyi yaptılar ve kabul ettiler bu durumu. Derslerine odaklandılar. Kendilerince oluşturdukları düzen tıkır tıkır işliyordu görünüste. Ama, kendilerine odaklandıkları için göremedikleri sistemsel aksaklık ve haksızlıkları fark
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,935 okunma
9/10
·312 syf.··
2024 11. kitabı
Kitabın sayfa dizilimi sondan başlayıp 1.sayfada bitiyor. Beğendim. Sürekli kaç sayfam kaldı diye hesap yapan bana iyi geldi Yeraltı edebiyatı diyince benim aklıma ilk Hakan günday geliyor. Hakan günday kitapları gerçekten çok karanlık ve çok rahatsız edici. Bu kitap daha rahat okunuyor ona göre. Ama güzel. Öncelikle dini bir tarikatta doğup, misyoner gibi halka salınıyorlar. Ama görevleri evlerde temizlik işi yapmak. Doğduklarından beri en iyi temizliği yapmak için eğitiliyorlar. Kitapta buna beyaz köle ticareti deniliyor. Peki biz neyiz? Doğduğumuzdan beri bir şeyler yapmamız, faydalı olmamız için, ya dini ya milli duygularla beslenen bizler de bir yerde köleyiz. Beni asıl vuran yer ünlü olduktan sonra kuklaya dönüşmesi. İnfluencerlara bakalım. Ajans şu ürünü övün diyor, övüyorlar. Bunu diyin diyorlar, hiç kullanmadıkları kremlerin içini boşaltıp bunu kullandım bitirdim çok memnun kaldım diyip reklamını yapıyorlar. Her hafta cilt bakımına giden, full estetikli insanların önerdiği kremle güzelleşmeyi umut ediyoruz. Spot ışıkları azaldığında hemen bir evlilik organize ediyorlar. Kiminle evlendiği önemli değil. Tanımıyor bile. Ben bazı influencerların çocuk doğurup onları medya malzemesi yaparak çocukları üzerinden biberon bez bebek arabası gibi malzemeler satmasını da ticari bulmaya başladım. Kitaptaki ana karakterin ‘istisr’ edildiğini görüyoruz. Peki kapitalist düzen bizi nasıl bir istisrcı haline getiriyor, o insanları alkışlayıp duruyoruz. Bir de cinselliği tükaka göstererek soğutma meselesi var. Cins*lliğin konuşulmadığı, tvde öpüşme sahnesi çıktığında değiştirilen, mastür**syonun gizli bir günah haline geldiği toplumlarda vajinismus olma oranı daha fazla. Karakter erkek ama o da bir nevi vajinismus yaşıyor. Bir orta olmalı. Çuvaldızı kendimize, iğneyi chuck
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 21. kitabı
Karar verdiğini zanneden, irade sahibi, kendinin kölesi insana yazılmış kitap. Dijital panoptikon, sakinlerinin kendini sergilemesinden faydalanır ve her seferinde özgürlük sömürülür. Big Brother yoktur artık, biz kendimizi sergiler, çıplaklaştırır, suni ihtiyaçlar üretiriz. Çünkü köleyiz kendimize, çağımızın özgürlüğü bu.
PsikopolitikaByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20191,046 okunma
Reklam
Reklam